AB, koronavirüs aşısı için 7 milyar 400 milyon Euro bağış topladı

Fransız kadın Paris meydanında iki çocuğuyla futbol oynuyor (AFP)
Fransız kadın Paris meydanında iki çocuğuyla futbol oynuyor (AFP)
TT

AB, koronavirüs aşısı için 7 milyar 400 milyon Euro bağış topladı

Fransız kadın Paris meydanında iki çocuğuyla futbol oynuyor (AFP)
Fransız kadın Paris meydanında iki çocuğuyla futbol oynuyor (AFP)

Avrupa Birliği (AB), uluslararası kuruluşlar ve çeşitli ülkelerin destekleriyle korona virüs aşısının bulunması, üretilmesi ve dünya ülkelerine dağıtılması için 7 milyar 400 milyon Euroluk bağış topladı.
Korona virüs salgını ile zor günler geçiren dünya ülkeleri salgınla mücadelede birlik olmaya devam ediyor. Avrupa Birliği'nin (AB) önderliğinde Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), G20 ülkeleri ve bazı AB üyesi ülkelerin katılımıyla video konferans yoluyla bağış etkinliği gerçekleştirilirken, etkinliğe Türkiye adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı.
Düzenlene bağış etkinliğine “Korona virüs Küresel Mukabele Uluslararası Taahhüt Etkinliği”adı verilirken, etkinliğin moderatörlüğünü AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen üstlendi. Leyen etkinliğin açılışında “4 Mayıs 2020'nin korona virüs ile mücadelemizde bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Çünkü bugün dünya bir araya geliyor. Her kıtadan hükümetler el ele verecek ve küresel sağlık örgütleri ve diğer deneyimli ortaklarla birlikte çalışacaklar. Ortaklarımız çok, amacımız bir o da bu virüsü yenmek” dedi.
Etkinlik kapsamında AB Konseyi Başkanı Charles Michel, yaptığı konuşmada “Kovid-19 krizini ancak ortak bir küresel dayanışma ve sorumluluk ruhu yenecek. Bu ortak ruh, dünyanın her köşesinde yaşamları ve toplulukları harap eden bir virüse karşı en iyi savunmamızdır. İnsanlar her kıtada virüsle savaşıyor. Farklı ülkeler farklı tedbirlerle karşılık verdiler. Ama hepimizin ortak bir noktası var. Sadece aşıların ve tedavilerin geliştirilmesi, üretimi ve yerleştirilmesi virüsü tarihe gömebilecektir. Bunlar olmadan, vatandaşlarımızdan en sert fedakarlıkları talep edebilir veya en iddialı kurtarma planlarını tasarlayabiliriz, tehdit her zaman orada olacaktır” ifadelerini kullandı.
Etkinliğe video konferans yoluyla katılan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, AB'ye etkinlik için teşekkür etti.
WHO Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı açıklamada “Bu görülmedik krize karşı küresel dayanışma hareketine giriştik. Birkaç aşı test edilmeye başlandı bile. Virüsün tespiti konusunda da gelişmeler elde ediyoruz. Ama asıl başarı ortak düşmana karşı ortak bir geleceği kurmaktır. Herkesin erişebildiği bir sağlık sistemini kurmalıyız. Umarım 8 milyar Dolar hedefine ulaşırız” dedi.
Etkinliğe katılan AB ülkeleri ve diğer katılımcıların tamamı Kovid-19 aşısının bulunması ve üretilmesinin ardından tüm dünya ülkelerine dağıtılması amacıyla 7 milyar 400 milyon Euro tutarında bağış sözü verdi.
Toplantı sonunda video ile katılımcılara teşekkür eden Leyen, ”Çok gurur duyuyorum. Bu önemli proje başladığı ve başarılı olduğu için rahatladım. Dünya kamu yararı için olağanüstü bir birlik sergiledi. Avrupa önemli katkılarda bulundu. Bugün 7 milyar 400 milyon Euro topladık ve bu miktar 8 milyar Dolardan fazla ediyor” dedi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.