Bakan Varank: 11 Mayıs itibarıyla tüm otomotiv ana fabrikaları faaliyetlerine başlamış olacak

Bakan Varank: 11 Mayıs itibarıyla tüm otomotiv ana fabrikaları faaliyetlerine başlamış olacak
TT

Bakan Varank: 11 Mayıs itibarıyla tüm otomotiv ana fabrikaları faaliyetlerine başlamış olacak

Bakan Varank: 11 Mayıs itibarıyla tüm otomotiv ana fabrikaları faaliyetlerine başlamış olacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "11 Mayıs itibarıyla ülkemizde tüm otomotiv ana fabrikaları tekrar faaliyetlerine başlamış olacak" dedi. Varank, Gebze'den sonra günlük 4 binin üzerinde test kapasitesine sahip bir laboratuvarın da Ankara'da kurulacağını açıkladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ankara Sanayi Odası'nın gerçekleştirdiği ortak video konferans toplantısına katıldı. Küresel krizin tüm dünyada arz ve talep şokları yaşanmasına yol açtığını belirten Bakan Varank, "Uluslararası ticarette sınır ötesi sermaye hareketlerinde ve emtia piyasalarında sert dalgalanmalar var. Geleceğe ilişkin belirsizlikler arttıkça üreticilerin ve tüketicilerin davranış kalıpları da değişiyor. Tabii şunun da altını çizmemiz gerek. Yaşadığımız bu dönem küresel ekonomi açısından geçici bir şok olabileceği gibi, kalıcı hasarlar bırakan uzun vadeli bir duruma da dönüşebilir. Şu anda kimse ne olacağıyla ilgili sağlıklı bir öngörüde bulunamıyor. Ancak bu iki senaryodan hangisi geçerli olursa olsun güçlü kalabilmemiz, bu dönemin bize sunduğu ya da sunacağı fırsatlara odaklanmamız gerekiyor" dedi.

"Asla geç kalmadık, enine boyuna düşünmeden panikle de hareket etmedik"
Virüsün ekonomik etkisinin Nisan ayında hissedilmeye başlandığını kaydeden Varank, "Üretim, yatırım ve ihracat verilerimiz oldukça iyi performans gösteriyordu. Salgınla birlikte önce dış ticaret, sonra da üretim cephesinde daralmalar başladı. Dış konjonktürü yönlendirmek elbette bizim elimizde değil. Sonuçta tüm ülkeler içe kapandı, dış talepte kayda değer bir daralma var. İç talep de insanlarımızın sağlığını korumak için aldığımız tedbirler sebebiyle doğal olarak etkilendi. Şunu açık yüreklilikle söylemek istiyorum. Bu süreci en doğru şekilde yürütmeye azami özen gösteriyoruz. Türkiye, bu küresel şokta başarılı bir sınav verdi, vermeye de devam ediyor. Salgında yayılımın ve hasta sayısının düzenli olarak azaldığı bir döneme girdik. Hiç şüphesiz bu başarı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, eşgüdüm içinde attığımız adımlar sayesinde oldu. Sağlıktan eğitime, güvenlikten ulaştırmaya kadar her alanda somut ve dinamik politikalar uyguladık. Asla geç kalmadık. Enine boyuna düşünmeden panikle de hareket etmedik. Böylesine zorlu bir dönemde kimse işinden, ekmeğinden olmasın. Sanayicilerimiz, salgın bittiğinde işlerine kaldıkları yerden daha güçlü devam edebilsin diye istihdam alanında benzersiz bir yaklaşımla kararlı adımlar attık" diye konuştu.

"Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde 16 bin 900 firma üretimi sürdürdü"
Sanayicilerle dirsek temasında olmaya önem verdiklerini bildiren Bakan Varank, "Salgının başından itibaren her türlü talep ve öneriyi titizlikle dikkate aldık. KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansları kanalıyla özel destek programları açıkladık. Teknoparklar ve Ar-Ge merkezlerinde uzaktan çalışmayı mümkün hale getirdik. Biliyorsunuz, fabrikaların temelli kapanması gibi bir yaklaşımımız asla olmadı. Bu kararı da salgının ülkemizdeki seyri kadar, sizlerin talepleri doğrultusunda aldık. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde bile ihracat taahhüdü olan ya da faaliyetlerine ara vermesi durumunda büyük zararla karşılaşabilecek üreticilerin çalışmaya devam etmesini sağladık. Böylece kısıtlama boyunca İçişleri Bakanlığı genelgesinde olan sektörlere ilave olarak il müdürlüklerimiz ve sanayi odalarıyla koordineli bir biçimde 16 bin 900 firma daha üretimlerini sürdürdü. Bu yaklaşımı bundan sonra da devam ettireceğiz" şeklinde konuştu.

"Bugün yoğun bakım solunum cihazımız her yerde bir numaralı gündem"
Türkiye'nin temel gıda maddelerinden sağlık ekipmanlarına varıncaya kadar hiçbir konuda arz sıkıntısı çekmediğini ifade eden Varank, "Yerli yoğun bakım solunum cihazımızı bile sadece iki haftada seri üretim bandından indirdik. Bunlar elbette tesadüf değil. 18 yılda adeta sıfırdan inşa ettiğimiz Ar-Ge ekosistemi bu başarının en önemli mimarı oldu. Bu ekosistemde yetişen ve Bakanlığımızın desteklerinden faydalanan gencecik bir start up sadece Türkiye'ye değil, tüm dünyaya umut oldu. Onların pilot ürününü Baykar, Aselsan ve Arçelik işbirliği bir üst basamağa taşıdı. Böylece büyük bir özveri ve adanmışlıkla dünya standartlarında bir cihazı 14 günlük rekor sürede üretebildik. Bu cihazlar Türkiye'ye nefes olmanın yanında, Somali'ye de nefes oldu. İhtiyacı olan başka ülkelere de nefes olacak. Daha dün İHA ve SİHA'larımızın başarısını konuşuyorduk. Bugün yoğun bakım solunum cihazımız her yerde bir numaralı gündem. Yarın kim bilir neleri konuşacağız" dedi.

"11 Mayıs itibarıyla ülkemizde tüm ana otomotiv fabrikaları tekrar faaliyetlerine başlamış olacak"
Otomotiv fabrikalarının büyük bölümünün yeniden üretime geçtiğini aktaran Bakan Varank, "11 Mayıs itibarıyla ülkemizde tüm ana otomotiv fabrikaları tekrar faaliyetlerine başlamış olacak. Bazı tekstil firmalarının da açılmaya başladığını biliyoruz. AVM'lerin ve ihracat kanallarının normalleşmesiyle sektör hızlıca toparlanacak. Başta da ifade ettiğim gibi evet zor bir dönemden geçiyoruz. Ama bu dönemin risklerine hazırlıklı olmak kadar, fırsatlarını da değerlendirmek gerekiyor. Burada da en büyük görev üreticilerimize düşüyor. Yeni normale hazırlıklı olmak diyoruz. Ama bence asıl başarı, şimdiden bu yeni normali şekillendirmekten geçiyor" dedi.

"Günlük 4 binin üzerinde test kapasitesine sahip bir laboratuvar da Ankara için kuruluyor"
Gebze Teknik Üniversitesinde sadece sanayiye hizmet vermek üzere günlük 5 bin test kapasiteli bir laboratuvar kurulduğunu hatırlatan Varank, "Ankara için de benzer bir proje yakında devreye girecek. Sanayi Odamız, OSB yönetimleri, Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız işbirliğinde hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Günlük 4 binin üzerinde test kapasitesine sahip bir laboratuvar da Ankara için kuruluyor. Önümüzdeki dönemde İstanbul, Bursa ve Tekirdağ'da da tarama testleri yapmayı başlatacağız. Mayıs sonuna kadar artık tüm OSB'lerde bu sistemi devreye almak istiyoruz. Böylece emekçilerimizin sağlığını çok daha yakından takip etmiş olacağız. Tedarik zincirlerindeki konumunuzu güçlendirin. Salgın sona erdiğinde Türkiye ekonomisi inşallah daha güçlü bir şekilde kaldığı yerden yoluna devam edecek" ifadelerini kullandı.
Bakan Varank, toplantıda sanayicilerin taleplerini de dinledi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.