​Suriye’nin hamlesi rejimi eleştiren Rus medyasını kuşattı

Rus askerleri Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında yer alan Derbasiye’de devriye geziyor (AFP)
Rus askerleri Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında yer alan Derbasiye’de devriye geziyor (AFP)
TT

​Suriye’nin hamlesi rejimi eleştiren Rus medyasını kuşattı

Rus askerleri Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında yer alan Derbasiye’de devriye geziyor (AFP)
Rus askerleri Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında yer alan Derbasiye’de devriye geziyor (AFP)

Moskova ve Şam arasında medya üzerinde yaşanan gerilim devam ederken, Rusya’dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Rusya, Suriyeli milletvekilleri ve eski yetkililerin Devlet Başkanı Vladimir Putin’i doğrudan hedef alan sert eleştirilerine yorum yapmaktan kaçındı.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynağa göre Rusya’da, Ortadoğu özellikle de Suriye konusunda uzman olanlar bu yorumları büyük bir dikkatle takip ediyor.
Devlet destekli Russia Today (RT) televizyonu, Suriyeli muhalif Firas Tlass ve gazeteci Selam Musafir tarafından sunulan bir program kapsamında yapılan, Suriye’deki yolsuzluğun ayrıntılarını ortaya koyarak ülke liderliğini bunu örtbas etmekle suçlayan bir röportajı yayından kaldırdı.
RT televizyonunun internet sitesinde yapılan açıklamada, ‘kanalın ana kriterlerini ihlal etmesi ve teyit edilmiş gerçeklere dayanmayan bilgiler yer alması’ nedeniyle röportajı kaldırma kararı alındığı ifade edildi.
Aynı televizyon kanalı ve çok sayıda Rus medya kuruluşu, daha önce benzer ifadeler kullanan muhalifler veya Suriyeli kişilerle onlarca röportaj yapmıştı.
Ancak, RT’nin söz konusu röportajı silmesinin Şam ile Moskova arasında medya üzerinden yaşanan gerilim ile ilgili olduğunu düşündürdü.
Şarku’l Avsat’a bilgi veren bir kaynağın tahminlerine göre röportaj Suriye hükümetinin talebi üzerine silindi.
Kaynak, Rus yetkililerin daha önce bazı Rus medya kuruluşlarından rejimi eleştiren makalelerin yayınlanmasına izin verilmemesini talep ettiğini dile getirdi.
İronik olan ise Rus bakanlardan biri geçmişte bu konuya değinerek, Rusya’nın basındaki tüm bakış açılarını engellemesinin mümkün olmadığını ve basın özgürlüğüne saygı duyan açık bir ülkeleri olduğunu söylemişti.
Son olarak, Suriye Halk Meclisi üyesi Halid el-Abud, Facebook sayfasında ‘Esed Putin’e kızarsa ne olur?’ başlıklı bir makale yayınlamıştı.
Söz konusu makalede, Esed'in ana müttefiki olarak İran ve Hizbullah’a odaklanarak, Rusya’nın Suriye’ye girişinin ABD’lilerle yüzleşmede Suriye ve Rusya’ya karşılıklı çıkar sağladığına ve Moskova'nın Suriye rejiminin kurtarılmasında bir rol oynamadığına vurgu yapılmıştı.
Suriyeli Milletvekili Abud, ‘Esed kızarsa Kremlin Sarayı’ndaki halıyı Putin’in ayaklarının altından çekme gücü olduğunu’ ima ederek, Suriye’nin Lazkiye dağları, Horan Ovası veya Suriye çöllerindeki büyük bir ateşte ‘işgalci bir güç sıfatıyla’ Putin’i boğabileceği konusunda uyarmıştı.
Rusları tehdit eden birçok ifade barındıran makalenin sonunda ise, “Esed, Putin'in karşısında durmak isterse, Rusya Devlet Başkanı sadece Suriye’de bitmekle kalmaz, Rusya’nın dünyadaki gel gitleri biter ve Putin'in adı Rusya tarihinden sonsuza dek silinir!” ifadelerine yer verilmişti.
Sahadaki gelişmeler
Moskova, İdlib bölgesinde ateşkes kararlarının uygulanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ateşkesin sadece iki kez ihlal edildiğini bildirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, Türkiye’nin İdlib'deki militanların provokasyonlarına karşı koyma çabalarının Rusya tarafından not edildiğini söyleyerek,  bölgedeki sürdürülebilir istikrarın ancak ılımlı muhaliflerin teröristlerden ayrılmasından sonra mümkün olduğunu tekrarladı.
Bakanlık Sözcüsü, Suriye’nin güneyinde el-Tanf bölgesi ve Rukban mülteci kampının çevresindeki 55 kilometrelik alanda zor bir durum olduğunu dile getirerek, söz konusu bölgede sağlık durumunun kötüleştiğine ilişkin bilgiler olduğunu söyledi.
Suriye-Ürdün sınırının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasıyla mücadele tedbirleri bağlamında kapatılmasının ardından mülteciler nitelikli tıbbi bakım alma fırsatını kaybetti.
Aynı zamanda Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı insani yardım kurumları, güvenlik garantileri olmaması nedeniyle tıbbi yardım sağlamak için alternatif kanallar oluşturamıyor.
Diğer yandan, Suriye’deki Rus ordusu, Lazkiye’nin güneydoğusunda yer alan Hmeymim Hava Üssü’nde bir hava gösterisi düzenleyerek Nazilere karşı kazanılan zaferin 75. yılını kutladı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.