Sina'da terör ne zaman bitecek?

Sina'daki Mısır askeri kuvvetleri (Reuters)
Sina'daki Mısır askeri kuvvetleri (Reuters)
TT

Sina'da terör ne zaman bitecek?

Sina'daki Mısır askeri kuvvetleri (Reuters)
Sina'daki Mısır askeri kuvvetleri (Reuters)

Mısırlıların Albay Ahmed Mansi'nin kahramanlığını ve Mısır ordusunun Sina'da terörle mücadele çabalarını ele alan ‘el-İhtiyar’ dizisini ekranları başında takip ettiği bir dönemde Sina'nın kuzeyinde yer alan Bir’u el-Abid bölgesinde zırhlı bir araca yönelik gerçekleştirilen saldırıda 10 asker hayatını kaybetti ve yaralandı.
Diğer taraftan güvenlik güçleri ile Sina'da bulunan terörist unsurlar arasındaki çatışmalarda yeni bir dizi gelişme yaşandı. DEAŞ’a bağlı Sina Vilayeti örgütü, 9 Nisan'da yaptığı açıklamasında, düzenlediği çeşitli saldırıların sorumluluğunu üstlendi. Kasravit ve Tuffah’ın yanı sıra kentin güneyindeki bir dizi bölgede konuşlanan örgüt, buradaki operasyonlarını ‘Bir’u el-Abid Askeri Araçları Yutuyor’ başlığıyla yayınladı.
Zamanlama
Bu terör saldırısı birkaç önemli gelişmenin yaşandığı bir zamanda gerçekleştirildi. Saldırı, geçen yılın ortasından bu yana Bir el-Abed ve çevresinde artan operasyonlar kapsamında düzenlendi. Son yıllarda Refah, Şeyh Züveyd ve Ariş operasyon üçgeninin dışında yer alan şehir, silahlı kuvvetler ile DEAŞ-Sina Vilayeti olarak isimlendirilen örgütün çatışma alanlarına dahil oldu.
Ayrıca yeni terör saldırısı, ‘el-İhtiyar’ dizisinin vizyona girmesiyle aynı zamana denk geldi. Bu durum, saldırının faillerinin Mısır kamuoyuna, ‘terör unsurlarının gerektiği ve istedikleri zaman zarar verecek stratejik ve güvenlik gücüne sahip oldukları’ yönünde bir mesaj göndermeye çalıştıklarını gösteriyor. Diğer taraftan bu saldırı, terör eylemi gerçekleştikten hemen sonra karşılık veren güvenlik güçlerine bu bağlamda aldıkları bazı önlemleri gözden geçirmeleri için de bir mesaj taşıyor.
Güvenlik güçleri, gerçekleştirdikleri 22 baskın ve 16 özel operasyonla bir dizi teröristi etkisiz bir duruma getirdiler ve aranan yahut şüpheli olan 266 suçluyu tutukladılar. Ayrıca güvenlik güçleri, Mansi dizisinin yayınlanmasının ardından terör örgütleri tarafından buna tepki gösterileceği beklentisi içerisindeydi. Bu bağlamda sahip olunan ve sürekli bir şekilde geliştirilen veri tabanının güncellenmesi doğrultusunda ve politik ve stratejik tutumun da takdiriyle iyi bir hesap yapıldığı söylenebilir.
Daha önceki terör operasyonları Ramazan ayında gerçekleştirilmişti ve en ünlüsü Refah’taki saldırılardı. Dolayısıyla yine bu tür operasyonların düzenleneceği bekleniyordu. Bazılarının düşündüğü gibi sürpriz olmadı. Bununla birlikte zaten mutlak bir güvenlik durumundan söz edilemez. ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler başta olmak üzere büyük ülkelerin bile tam bir güvenlik durumu oluşturabilmeleri mümkün değil.
Kuzey Sina'da ve Mısır'ın genelindeki terör saldırılarında bir düşüş gözlendi. Ancak bu güvenlik güçleri liderlerinin peşin hüküm vermelerine yol açmadı. Nitekim terör örgütleri ortadan kalkmadılar, yalnızca gizlendiler ve hedeflerine ulaşmak için ellerine uygun bir fırsatın geçmesini beklediler. Silahlı güçlerin geniş kapsamlı operasyonları devam ediyor. Zira henüz görevlerini tamamlamadılar. Bu operasyonların devam etmesi, ordunun Sina'daki faaliyetlerini ne zaman sona erdireceğini soranlara bir yanıttı.
Mısır da dahil olmak üzere bir dizi arabulucu, Hamas ve İsrail arasında esir mübadelesi anlaşmasının tamamlanması, ateşkesin kararlı bir şekilde devam etmesi ve uzun süreli bir sakinliği sağlanmasına dair temaslarını sürdürüyor. Uluslararası bilgi servisleri tarafından, el-Kaide ve DEAŞ başta olmak üzere bir dizi terör örgütünün korona krizinin sonuçlarından faydalanacaklarına dair yapılan değerlendirmelerin doğru çıkmaması, bir sonraki aşamada bu servislerin görevlerinde ve rollerinde değişiklikler olacağını gösteriyor.

Sina'daki istikrarsızlık veya buranın yeniden imar edilmesi yönündeki çabalar İsrail'in yararınadır (AFP)
Bir’u el-Abid’in Kuzey Sina'daki DEAŞ terör örgütü unsurlarıyla yapılan çatışmaların dairesine girmesi ile birlikte operasyonlar, şehrin doğusunda yer alan et-Telul ve Sadat köyleri ile güneydeki Tuffah köyü çevresinde yoğunlaştı. Sina'daki son operasyondan sonra tekfirci örgütlerin silahlı güçleri ağır kayıplar verdiler. Refah, Şeyh Züveyd ve Bir el-Abed gibi terör örgütlerinin kaleleri mesabesinde olan şehirlerde birçok terör unsuru etkisiz hale getirildi. Hava kuvvetleri, terör örgütlerine ait olan sığınakların yanı sıra saklanma yerlerini, barınakları, depoları ve araçları imha etti.

Çatışmanın tarafları
Sina'daki güvenlik denklemindeki bazı tarafların rolü şu şekilde ifade edilebilir:

1) Ensar Beyt el-Makdis ya da Sina Eyaleti
Bu örgüt, Sina'daki son operasyonda ana şüpheli olmaya devam ediyor. Nitekim örgütün dağılması ve Sina'daki büyük etkisinin sona ermesi başta olmak üzere çeşitli gelişmelerin yanı sıra bazı unsurların yeniden örgütlenmesi, örgütü yeniden kurmaya çalışması ve büyük bir medya kampanyası başlatması dikkate alındığında böyle bir kanıya varabiliriz. Ancak farklı bölgelerdeki alt örgütlenmeler düzeyinde Irak ve Suriye'de son günlerde operasyonların yoğunlaştığı görülüyor.
Diğer taraftan örgüt, unsurlarının bölgedeki bazı kabilelerle ve aşiretlerle olan irtibatı aracılığıyla burada kendisi için elverişli bir ortam oluşturmuştur. Bu çerçevede izleme, bilgi edinme ve lojistik bakımdan destek almaktadır. Bir’u El-Abid ve çevresindeki köyler terör unsurlarının operasyonlarının hedefi olarak görülüyor. Bunun sebeplerinden biri güvenlik güçlerinin Sina’daki kapsamlı operasyonu sırasında Ariş bölgesinde sıkı güvenlik önlemleri uygulamış olmasıdır.

2) Müslüman Kardeşler (İhvan)
Örgüt, ‘hükümetin gerçek başarıların altına imza attığı, halkın devlet kurumlarından ve ülkedeki durumu idare etmekte gösterilen performansa yönelik memnuniyetinin arttığı ve mali kurumların ülkede büyük bir mali ve güvenlik istikrarı sağlandığına tanıklık ettiği bir dönemde’ siyasi istikrarsızlıkta ısrar ediyor. Bu durum, örgüt unsurlarını harekete geçmeye ve medyada boy göstermeye sevk etti. Örgüt gençlerinin bazılarının sosyal medyadaki tepkilerinde bu açıkça görünüyor. Bunların muhtemel sonuçları karşısında uyanık olmak gerekiyor.
Müslüman Kardeşler’in (İhvan) uluslararası örgütlenmesi, terör operasyonlarına yeniden dönmeyi istiyor ve bu doğrultuda dünyanın önünde Sina'da terörizmin hala var olduğuna dair bir resim çiziyor. Oysa terörün yüzde 90'dan fazla bir oranda ortadan kaldırıldığı bölge için böyle bir değerlendirme doğru değil. Diğer taraftan Sina'da da bir uzantısı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın seçkin komutanları artık mevcut değiller.

3) Gazze Şeridi’nden gelen örgütler
Hamas, bir yandan İzzeddin el-Kassam Tugayları ile siyasi büro arasında, diğer yandan hareketin yurtiçi ve yurtdışındaki kurumları arasında yaşanan bölünmelerle bağlantılı bir krizle karşı karşıya bulunuyor. Burada başıboş olan taraf veya taraflar ile Mısır’daki DEAŞ unsurları arasında bir koordinasyon olması muhtemeldi. Nitekim örgütteki güvenlik biriminin yetkilisi olduğu düşünülen Ebu Menna’nın bir diğer tarafla gözlenen temaslar mevcut.

4) Kabileler içindeki unsurlar
Bazı kabilelere yönelik suçlamalar ve bu kabilelerden bazılarının terör unsurlarıyla olan ilişkileri dikkate alınmaksızın, ‘Sina'daki sosyal haritanın içerisinden bazı teröristlere destek verilmesi’ esas sorunu teşkil ediyor. Bununla birlikte bedevi bölgeler, yöneltilen bazı suçlamalara rağmen Mısır için güvenli bir sırtı temsil ediyor. Bundan dolayı örgütün unsurları ile Tarabin kabilesi üyeleri tarafından DEAŞ yanlısı bir örgütlenmeye karşı kurulmuş olan Sina Kabileler Birliği arasında izleme faaliyetleri devam ediyor. Bazı örgüt unsurları, birliğin Tarabin kabilesinin önde gelen üyelerini hedef alan bir dizi saldırı düzenlediler. 
Diğer yandan DEAŞ ile İsrail arasındaki ilişki, dünyanın en gizemli ve belirsiz ilişkilerinden biridir. Her iki taraf bir dizi eksende kesişmektedir. Bazıları, DEAŞ örgütünün işlediği  suçlara rağmen İsrail'e henüz saldırmamış olmasını göz önünde bulundurarak taraflar arasında bir tür anlaşma olduğunu düşünüyor. Diğer bazı kimseler, örgütün sergilediği zayıflık durumunun İsrail ordusunun gücünden kaynaklandığını ifade ediyor.

5) Bölgesel taraflar
Sina'daki istikrarsızlık veya yeni Refah'ta birçok projeyi tamamlayan devlet planı doğrultusunda buranın yeniden imar edilmesi yönündeki çabalar İsrail'in çıkarınadır. Bu nedenle İsrail Başbakanı Netanyahu, Mısır ordusunun İsrail ile olan sınırlar boyunca konuşlandığı yönünde suçlamada bulundu. Geçtiğimiz aylar içinde binlerce terör unsuru Suriye ve Irak'tan, Libya'ya ve Sahra'nın güneyinde uzanan bölgelere geçti. Bu, Katar'ın oynadığı rolün aynısıdır. Çünkü Katar, Boko Haram ve diğer Afrika örgütlerinin yeni unsurlarını Libya'ya sevk ederek Libya'daki önceliklerini yeniden düzenliyor. Bundan amaç, Mısır'ı muhasara altına almak ve güvenlik ve stratejik çabalarını dağıtmaktır.
İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet, başlıca görevi Sina'da İsrail'e yönelik terör saldırılarını önlemek olan bir tugay oluşturdu. Bu tugayın büyüklüğü, Batı Şeria'daki Filistinlilere karşı faaliyet gösteren Şin-Bet tugayının büyüklüğüyle hemen hemen aynıdır.
Mossad Direktörü Yossi Kohen ve İsrail Ordusu Güney Bölgesi Komutanı Orgeneral Herzl Halevi, 8 Mart 2020'de iki taraf arasındaki koordinasyonu sağlamak ve bilgi alışverişinde bulunmak için Katar'ı ziyaret ettiler. Bu ziyaretin amacı, Gazze'yi Yeniden İmar Komitesi Başkanı Muhammed el-İmadi’nin siyasi düzeyde sorumluluğunu üstlendiği ortak işbirliği mekanizmaları geliştirmekti. Mossad Direktörü Kohen’in vizyonuna göre Hamas ve Gazze Şeridi’ndeki diğer bazı organizasyonlarda neler olup bittiğini izlemek için Katar ve İsrail arasındaki ilişkileri geliştirmek adına bir plan bulunuyor. Bu, İsrail ve Katar istihbarat unsurları için oldukça önemli bir husus olmakla birlikte bu operasyonun Mısır, İsrail ve Ürdün yönünde genişleyebileceği ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Terörist unsurlar geçtiğimiz aylarda Sina'ya sızdılar. Bunun yanı sıra Suriye’nin Rakka kentinden kaçan DEAŞ liderlerinin Sina’da oldukları görüldü.

Özel koşullar
Sina'da terör olgusunun önüne geçmek için odaklanabilecek bazı seçenekler var:

1) Askeri seçenek
Bu, yüksek maliyetine rağmen sürecek olan güvenlik seçeneğidir. Bu seçenek, bölgesel ve uluslararası bir planla mücadelenin esasını oluşturuyor. İsrail ve ABD'deki tanınmış çevrelerin bu şeytani planlarının arkasında, Sina'daki hareket alanlarını genişletmek ve güvenlik hedeflerini gerçekleştirmek arzusu var.

2) Ateşkes seçeneği
Bunun diğer anlamı, Sina'daki durumu belirli siyasi ve sosyal fikir birliği ile yönetmeye devam etmektir. Bu hususta silahların teslim edilmesi yönünde bir öneri bulunuyor. Mısır, Sina'da kapsamlı operasyonu gerçekleştirdikten sonra bu hususu dile getirdi. Müslüman Kardeşler başta olmak üzere terör örgütlerinin bir vizyonlarının bulunmaması dolayısıyla bu doğrultuda buluşulabilecek gerçek bir zemin yok. Nitekim Bir’u el-Abid bölgesindeki son operasyonun ardından Mısır devletinin kendi gücünü ve kapasitesini ispat etmesi ışığında halihazırda mevcut olan durum budur.

Sina'daki teröre, ancak kapsamlı askeri harekatla son verilecek (Mısır askeri sözcüsünün resmi sayfası)

3) Geçiş seçeneği
Bu, Mısır devleti tarafından benimsenen geniş bir strateji ile birlikte durumu olduğu haliyle korumak ve tırmandırmamaktır. Bu maliyetli olmakla birlikte söz konusu olmayacak bir seçenektir. Çünkü böylece örgüt bu süreçte kapasitesini artırabilir ve herhangi bir güvenlik açığı durumunda bunu kullanabilir.
Sonuç
Her halükarda, Sina'da terörizme son verilmesinin ancak kapsamlı askeri harekâtla sağlanacağı gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle Gazze Şeridi ile tampon bölge oluşturma çalışmaları devam ederken ve son zamanlarda alınan güvenlik önlemleri göz önünde bulundurulduğunda geniş kapsamlı askeri harekâtın maliyetli olacağı söylenebilir.

Asıl soru şudur: Sina'da tam güvenlik için gerekli koşullar nelerdir?
- Sınırları tamamen güvenceye almak için mevcut plana göre hareket edilmesi gerekiyor. Bu, Hamas’tan gelen unsurların, Gazze Şeridi'ndeki bazı terör örgütlerinin ve onların Sina'daki uzantılarının yarattığı tehditle yüzleşmek de dahil olmak üzere bu bağlamdaki mekanizmaların etkinleştirilmesini gerektiriyor. Ayrıca Müslüman Kardeşler'in uluslararası örgütlenmesi karşısında teyakkuzda olmak gerekiyor. Zira örgüt, Mısır güvenlik güçlerinin Sina'nın içindeki ölümcül üçgende teröre son vermesinden sonra silahlı cihat fikrini yeniden canlandırmaya çalışıyor.
- Mısır, İsrail ile olan güvenlik koordinasyonu ile barış antlaşması çerçevesinde Gazze Şeridi'nde neler olup bittiğine ve bunun Sina'daki uzantılarına ilişkin güncel verileri paylaşması için İsrail'i zorlamalıdır. Çünkü ancak bu şekilde güvenlik politikalarını ve prosedürlerini sürekli bir şekilde gözden geçirebilir.
- Sina içinde birden fazla ve çeşitli politikalar benimsemek faydalı olabilir. Bu bağlamda sadece kabile sistemi değil, aynı zamanda İsrail ile etkileşim ağları da göz önünde bulundurulabilir. Bu sistem, büyük Mısır devletinin bu konudaki kapasitesine bağlı olarak yeni temellere ve verilere ihtiyaç duyuyor.
 
*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan özetlenerek tercüme edilmiştir.



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.