Dünya Sağlık Örgütü: Kovid-19, Afrika'da 200 milyondan fazla kişiyi etkileyebilir

Cape Town’da gıda yardımı bekleyen çocuklar (AFP)
Cape Town’da gıda yardımı bekleyen çocuklar (AFP)
TT

Dünya Sağlık Örgütü: Kovid-19, Afrika'da 200 milyondan fazla kişiyi etkileyebilir

Cape Town’da gıda yardımı bekleyen çocuklar (AFP)
Cape Town’da gıda yardımı bekleyen çocuklar (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hazırladığı bir raporda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Afrika’da 230 milyondan fazla insanı etkileyebileceği ve acil önlem alınmazsa bir yıl içinde Kıta’da 150 bin kişinin hayatına mal olabileceği belirtildi.
BMJ Global Health dergisi tarafından dün yayınlanan raporun araştırmacıları, Afrika’da Avrupa ve ABD gibi dünyanın diğer bölgelerine göre daha az ciddi vaka ve ölüm sayısı ile daha düşük bir enfeksiyon oranı tahmininde bulundular. Araştırmacılar, birçok Afrika ülkesinin karantina önlemlerini hızlıca benimsediğini belirtmesine rağmen sağlık sistemlerinin birden baskı altına girebileceği konusunda uyardılar. AFP’ye göre araştırmacılar raporda, “Modelimiz, koruma önlemleri başarısız olması halinde sağlık sistemlerinin karşılaşacağı sorunun boyutuna işaret ediyor” ifadelerine yer verdiler.
Çalışma, Kovid-19'un halihazırda zayıf olan sağlık sistemlerinin diğer birçok kronik hastalıkla mücadele ettiği gelişmekte olan ülkelerde acil bir sağlık sorununu tetiklediği yönünde açık uyarılarda bulunuyor. WHO’nun Afrika ofisindeki uzmanlar, Cibuti, Mısır, Libya, Fas, Somali, Sudan ve Tunus'un dışındaki bölgesel misyonu çerçevesinde 47 ülkede Kovid-19'un muhtemel etki oranları için bir model oluşturdu. Yaklaşık 231 milyon insanın, ya da bir diğer deyişle 12 aylık bir süre içinde bölgede yaşayanların yüzde 22'sinin (yüzde 16 ile 26 aralığında) Kovid-19'a yakalanacağı tahmin ediliyor. Bu vakaların büyük bir bölümünün çok az semptom göstermesi ya da hiç göstermemesi bekleniyor.
Bununla birlikte yaklaşık 4,6 milyon kişinin hastanede tedavi altına alınması gerekeceği, 140 bin kişinin virüse akut, 89 bin kişinin ise kritik bir durumda yakalanacağı düşünülüyor. Çalışma, Kovid-19'un Afrika’da 83 ila 190 bin kişinin ölümüne yol açacağını öngörüyor. Bilgisayar modelleri, bir yıl boyunca her ülkede neler olabileceğini tahmin edebiliyor.
Araştırmacılar ayrıca çok sayıda insanın hastaneye yatmasının sınırlı sayıda kaynağa sahip olan bölgedeki AIDS, tüberküloz, sıtma ve yetersiz beslenme gibi önemli sağlık sorunlarına yönelmesini engelleyebileceği ve bunun durumu daha da kötüleştireceği konusunda uyardılar. Araştırmacılar raporda her ne kadar bölgedeki ölüm oranlarının dünyanın geri kalanına kıyasla daha az olacağını belirtseler de Kovid-19'un daha önce teşhis edilmemiş bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle nispeten daha genç yaş grupları ve sağlıklı kabul edilen insanlar arasında daha sık olacağını öngörüyorlar. Çalışmada halihazırda bu eğilimlerin ortaya çıktığı da vurgulandı.
Araştırmacılar, koronavirüs salgınının Afrika’da muhtemelen diğer bölgelerden daha uzun bir süre, belki de birkaç yıl boyunca yayılmaya devam etmesini beklediklerini bildirdi. Koronavirüs salgınının küçük ülkelerde daha hızlı yayılacağı tahmininde bulunan araştırmacılar, salgının riskinin özellikle Mauritius'ta en yüksek seviyeye çıkacağı görüşündeler. Buna karşın salgının daha fazla etkilemesi beklenen Kıta’daki büyük ülkeler arasında Güney Afrika, Kamerun ve Cezayir ilk on içinde yer aldı.
Araştırmacılar bu riski her bir ülkedeki ‘havuz faktörüne’ (aile büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu), hareket kolaylığına, sağlık tesislerine ve hijyen kurallarına bakarak hesapladılar. Ayrıca hava faktörünü de dikkate aldılar. Ancak her ne kadar bazı araştırmalar yüksek hava sıcaklığının diğer virüsler üzerinde etkili olduğunu ileri sürse de aynı durumun Kovid-19 için de geçerli olup olmayacağı, salgını yavaşlatıp yavaşlatmayacağı bilinmiyor.
Araştırmacılar, her ülkenin salgına karşı aldığı tedbirler arasındaki farklılıkları da dikkate aldılar.
Ayrıca 65 yaş üstü nüfus oranı, AIDS (kronik bulaşıcı olan hastalıklara bir alternatif) ve diyabet (kronik bulaşıcı olmayan hastalıklara bir alternatif) gibi sağlık açısından risk faktörlerine de baktılar.
Raporda, insanların yaklaşık yüzde 88'inin hafif semptomları göstereceği ya da hiçbir belirti göstermeyeceği için virüse maruz kaldığını asla bilmeyeceğini, yüzde 4'ünün ise ciddi veya hayatı risk oluşturan semptomlar göstereceği tahmin ediliyor.
Araştırmacılar söz konusu ülkeleri öncelikle sağlık tesislerini ve tıbbi yeteneklerini hızlı bir biçimde geliştirmeye çağırdı.
Birleşmiş Milletler (BM) bu ay içinde yaptığı bir açıklamada, Sahra Altı Afrika ülkelerinde koronavirüs krizi sırasında AIDS ile ilgili hastalıkların tedavisi konusunda zayıflık gösterilmesi halinde bu hastalıklardan mustarip olanlar arasındaki ölümlerin iki katına çıkabileceği uyarısında bulundu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.