Tunus’un Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Kabtani: Eğer uzlaşıda başarısız olursak BMGK koronadan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılacak

Tunus’un Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Kabtani: Eğer uzlaşıda başarısız olursak BMGK koronadan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılacak
TT

Tunus’un Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Kabtani: Eğer uzlaşıda başarısız olursak BMGK koronadan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılacak

Tunus’un Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Kabtani: Eğer uzlaşıda başarısız olursak BMGK koronadan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılacak

Tunus’un Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Kays Kabtani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ülkesinin ‘küresel ateşkes talebinde bulunmak ve Kovid-19 ile mücadelede iş birliğini güçlendirmek için’ Fransa’yla ortaklaşa hazırladığı karar taslağının Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) tek karar olduğunu söyledi. Kabtani, diplomatik çabaların sürdüğünü ve Cumhurbaşkanı Kays Said’in söz konusu çabalara ‘kişisel ve günlük olarak’ dahil olduğunu belirtti. Daimi Temsilci, ülkesinin Arap gruplarıyla ve Suudi Arabistan ile ‘kalıcı şekilde’ koordinasyon sağladığını belirtti. Tüm tarafları Körfez girişimi de dahil olmak üzere uluslararası kararlara ve Yemen’deki siyasi çözüm kriterlerine uymaya çağıran yetkili, İran’ın Arap ülkelerinin iç işlerine yönelik her türlü müdahalesine karşı olduklarını vurguladı.
Kabtani, Şarku’l Avsat’ın ülkesinin ‘küresel bir ateşkes çağrısı yapmak ve pandemi karşısında uluslararası çabaları koordine etmek için’ yaklaşık yedi hafta önce Fransa ile sunduğu ve son günlerde Almanya ile Estonya’nın da üzerinde çalıştığı karar taslağı hakkındaki sorusuna ‘şu anda masadaki tek projenin Tunus projesi olduğu ve bir başka projenin mevcut olmadığı’ cevabını verdi. Estonya’nın ve Almanya’nın ‘ateşkes çağrısıyla ve sadece insani yardım sağlanmasıyla’ sınırlı, Tunus projesini 2- 3 paragrafla özetleyen iki yolda ilerlediği biliniyor. Bu çerçevede “Bu rakip ya da benzer bir proje değil” diyen Kays Kabtani şu ifadeleri kullandı:
“Üye ülkeler, ABD, Çin, Rusya ve diğerleriyle istişarelerimizi resmi olarak sürdürüyoruz. Yeni uzlaşılar için fikir alışverişi yaptığımız bazı fikirleri sunma sürecindeyiz.”
Kabtani, Almanya ve Estonya ile koordinasyona ilişkin de şunları söyledi:
“Mesele uzun. Ama sadece birkaç saatle sınırlı kaldığı için neredeyse ölü olarak doğdu. Bu öneriye bir yanıt yok. Herkes Tunus metni üzerinde çalışmayı sürdürmemizi ve uzlaşıya açık olmamızı istiyor.”
Kabtani açıklamalarında başlıca anlaşmazlık noktaları hakkında da bilgi verdi:
“Mesele, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) rolüyle ilgilidir. WHO sorununun, Kovid-19’un dünya güvenliği ve barışı üzerindeki etkilerine ilişkin kararın merkezinde olmadığını söyleyenler var. Sağlık konusu, Dünya Sağlık Örgütü’nde ve Genel Kurul’da görülmektedir. Metodolojik ve ilkeli bir bakış açısıyla, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en zoru olan bu tarihi karara BMGK ve BM’nin genel olarak karşı karşıya kaldığı en büyük ve en zor kriz çerçevesinde itimat göstermeyeceğimizi söyleyen bir diğer kesim daha var.”
Kabtani, iki taraf arasında ortak bir zemin bulmanın mümkün olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu şey o kadar tehlikeli ki hepimizin bu anlaşmazlıkları aşmamızı gerektiriyor. Bu proje, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in kararıdır. Meseleyi kişisel olarak ve günlük şekilde büyük bir istekle takip ediyor. Çünkü mevcut durumun tutarlı, güçlü ve sağlam bir tepki gerektirdiğine inanıyor. Bizler bu tür pazarlıklara izin verecek normal bir konumda değiliz. BMGK, tam sorumluluğunu üstlenmelidir. Bu kriz, insanlığın vicdanının ve mevcut uluslararası sistemin bir yansımasıdır. Yeniden düşünmemiz, kolektif çalışmalarla yeni mekanizmalar ortaya koymamız ve böylece şu veya bunun arzusuna hapsolmamamız gerekiyor.”
Daimi Temsilci, bir fikir birliğine ulaşmak için Tunus tarafından belirlenen zaman sınırına ilişkin de şunları söyledi:
 “Mesele, uyum ve uyumsuzluk sorunları olan tarafların isteğine bağlı. Kimseyi bir köşeye koymak istemiyoruz. BMGK birlik olmalı. Bazı şeyleri beklememizin bir zararı olmaz. Eğer uzlaşıda başarısız olursak BMGK koronadan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılacak. Cumhurbaşkanı Kays Said, günlük olarak temaslarını sürdürüyor. Aynı şekilde Dışişleri Bakanı, uluslararası taraflar ve BMGK üyeleriyle anlaşmaya varmaya çalışıyor.”
BMGK’nın 5 daimi üyesinin liderleri arasında Kovid-19 hakkındaki karar taslağı da dahil olmak üzere dünyanın karşılaştığı sorunlara çözüm bulmak amacıyla bir zirve düzenlenmesi gerektiğini belirten temsilci, “Her türlü çaba, övgüye değer olacaktır. Bu meselede kalem sahipleri olarak uzlaşı sağlamamıza yardımcı olabilecek her türlü çabayı memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.
Tunus’un Arap ve Afrika birlikleriyle koordinasyonu hakkında da konuşan Kays Kabtani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tunus, seçimlerden bu yana BMGK’da Arap ve Afrika’nın sesi olacağını belirtiyor. Bunu gurur ve coşku ile yapıyoruz. Tunus, hepimizi ya da bazı bireyleri ilgilendiren konularda olsun tüm Arap gruplarıyla tam ve sürekli şekilde temas halindedir. Başta Filistin meselesinin çözümü olmak üzere tüm Arap meselelerinde onlarla sürekli olarak koordinasyon sağlıyoruz.”
İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak adımının tehlikesine ilişkin de uyarıda bulunan Kabtani “Arap girişiminin derinliğine ve iki devletli çözüme darbe indiriyor ve uluslararası yasalara açık bir ihlal teşkil ediyor” değrlendirmesinde bulundu.
Kays Kabtani, Yemen gibi meselelerde Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap Birliği’yle yürütülen koordinasyona da dikkat çekti. “Tabii ki Yemen meselesinde kardeşlerimizle kalıcı bir koordinasyon halindeyiz. Konumumuz herkes tarafından biliniyor” ifadesini kullandı. Tunus’un ‘Yemen’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma’ çağrısı yaptığını hatırlatan temsilci, “BM tarafından denetlenen bir diyalog aracılığıyla Yemen’deki siyasi çözüm yolunu ilerletmek için sarf edilen tüm bölgesel ve uluslararası çabaları destekliyoruz” diyerek herkese ‘başta BMGK kararları ve Körfez girişimi olmak üzere uzlaşı sağlanmış kriterlere uyma’ çağrısında bulundu. Kays Kabtani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yemen’in birliğini korumak ve güvenliğini sağlamak için meşruiyetin yeniden sağlanması ve devlet kurumlarının korunması çabalarını destekliyoruz. Tabii ki Yemen’deki durumu takip ediyoruz ve oradaki trajik insani durumdan çok rahatsızız.”
Suriye meselesine dair de değerlendirmelerde bulunan Kabtani, “10 Temmuz tarihinde sona eren insani mekanizma da dahil olmak üzere geçişler ve anlaşmazlıklar konusunda, insani yardım sağlanmasıyla ilgili BMGK’ya sunulan meseleler var” dedi. Yetkili, kuzeybatısındaki 2,7 milyon kişi de dahil 4 milyon kişinin bulunduğu Suriye’nin kuzeyinde gerçek bir krizin yaşandığını belirterek ülkesinin yardımları belirli bir taraf veya ülkeyle sınırlı tutmadığını vurguladı. Daimi Temsilci, sınır ötesi yardım faaliyetlerinin sonlandırılmasının da aşamalı ve sorunsuz bir yaklaşım gerektirdiğinin altını çizdi.
Kays Kabtani, İran meselesi ve ABD’nin silah ambargosunu genişletme çabaları hakkında da “Silahların yayılması konusundaki tavrımız herkes tarafından biliniyor. Balistik ve geleneksel olmayan silahların yayılmasına yol açan koşulları kabul etmiyoruz. Bu ilkeli bir konumdur. Tunus, dış politikası temelinde İran ile ilişkili” değerlendirmesinde bulundu.
Tunus’un Arap ülkelerinin içişlerine her türlü dış müdahaleyi reddettiğini hatırlatan Kabtani, Körfez ülkelerinin ve genel olarak bölgenin güvenliğini ve istikrarını desteklediklerini söyledi. Temsilci konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Ülkeler arasında iyi komşuluk ve bir arada yaşama ilkesinin benimsenmesi, askıdaki meseleleri çözmek için diyalog ve anlayışa ulaşılması çağrısı yapıyoruz.”



Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu, stratejik Kadugli kentindeki kuşatmayı kırdı

Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusuna bağlı unsurlar (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu bugün (Salı), Güney Kordofan Eyaleti’nin başkenti olan stratejik Kadugli kentinde, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından uygulanan kuşatmayı kırmayı başardığını açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir kaynak, “Güçlerimiz Kadugli’ye girdi ve kuşatmayı kaldırdı” dedi.

İnsani koşulların ağırlaştığı ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıya bulunan Kadugli, Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaş kapsamında, HDK ve yerel müttefikleri tarafından uzun süredir kuşatma altında tutuluyordu.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.