Rami Mahluf’un açıklamaları sonrasında Suriye para birimi değer kaybetti

Şam'ın merkezindeki bir ana cadde. (AFP)
Şam'ın merkezindeki bir ana cadde. (AFP)
TT

Rami Mahluf’un açıklamaları sonrasında Suriye para birimi değer kaybetti

Şam'ın merkezindeki bir ana cadde. (AFP)
Şam'ın merkezindeki bir ana cadde. (AFP)

Şam’daki analistler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in kuzeni Rami Mahluf'un açıklamalarının, Suriye hükümetinin acil para ihtiyacının, ekonomik çöküşün boyutunun ve hükümetin buna çözüm bulamadığının göstergesi olduğu görüşünde. Yapılan değerlendirmelerde Suriye lirasının ABD doları karşısında hızla değer kaybettiğine ve gıda ürünlerinde yüzde 200’lere varan ciddi fiyat artışları olduğuna işaret edildi.

Dolar düğümü daha da ciddileşti
Suriye’nin onlarca yıldır en önde gelen iş adamlarından olan ve ülke ekonomisinin sütunlarından biri olarak kabul edilen 51 yaşındaki Mahluf  ile hükümet arasındaki anlaşmazlık mayıs ayı başlarında gün yüzüne çıktı, ardından ülkeye endişeli bir atmosfer hakim oldu. Mahluf, Facbook üzerinden yayınladığı bir video ile Suriye hükümetinin 180 milyon dolarlık vergi ödemesini istediğini söyledi.  Mahluf daha sonra gönderdiği bir diğer videoda da hükümetin talebini reddetti. Ülkede ‘adaletsizliğin ayyuka çıktığını’ belirten Mahluf’un açıklamalarının ardından Suriye lirası yaklaşık yüzde 35 oranında değer kaybetti. Artık 10’uncu yılına giren savaş öncesinde 45-50 liradan işlem gören dolar Mart 2011’den sonra bin 200 ila bin 600 lira arasında işleme tutuldu.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan ekonomi uzmanları, hükümet ile Mahluf arasındaki krizin uzun yıllar saklı kaldığını ancak şimdi gün yüzüne çıkmasıyla ‘hükümetin acil dolar ihtiyacını ve liranın kararlılığının bozulduğunu ortaya koyduğunu’ belirtti. Bu durumun nedeni ise savaş yıllarında uygulanan yaptırımlar sebebiyle Suriye Merkez Bankası’nın 20 milyar dolar olan döviz rezervlerinin sıfırlanması ve ekonomik sektörlerin büyük bölümünün zarar görmesi sonucu hükümet gelirlerindeki önemli düşüş olarak gösterildi. Uzmanlara göre ‘Şam’ın müttefiki İran’ın Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımlar ve ardından gelen koronavirüs salgını baskısı altında karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar yüzünden mali desteklerini durdurması’ da mevcut durumun nedenlerinden biri.
Mahluf'un, Şam ile arasındaki kriz henüz ortaya çıkmamışken, 2019'un başlarından bu yana Suriye’den büyük miktarlarda dolar çıkarmaya çalıştığını söyleyen bir uzman “Birçok iş adamı son zamanlarda benzer şekilde hareket etti. Bu da İçeride dolar talebini artırırken değerini de yükseltti” diye konuştu.
Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan bir diğer uzman da şunları söyledi:
“Lira dolar karşısında tıpkı ekonomistlerin ve iş adamlarının 2019 yılı sonlarından bu yana beklediği gibi düşüş gösterdi ve 850 liradan işlem gören dolar şubat ayı başlarında bin 500 liraya yükseldi. Sadece hükümetin döviz kurunu kontrol etme sürecinde dolarla yapılan işlemlerle ilgili kontrolleri sıkılaştırması ve güvenlik çözümünü takip etmesi kaçınılmaz sonu biraz erteledi o kadar.”
Uzman, Mahluf ve hükümet arasındaki krizin patlak vermesinin yanı sıra komşu ülke Lübnan'daki ekonomik krizin Suriye’yi etkilemesi nedeniyle döviz kurundaki dalgalanmanın daha yakın bir zamanda arttığına işaret etti. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan ilgili tedbirler kapsamında iki ülke arasındaki sınırların kapanmasına ve Lübnan'ın Suriye pazarından çekilmesine rağmen iki ülke arasındaki hareketliliğin bu durumdan etkilenmeyen Hizbullah unsurları aracılığıyla devam ettiğini belirten söz konusu uzman ancak 17 Ekim'den sonra Lübnan rezervlerindeki doların Şam pazarından çekilmesinin Suriye lirasına baskı yapan ana faktör olduğunun altını çizdi.

Halkın alım gücü zayıfladı
Dünya Bankası’nın tahminlerine göre hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan halkın yüzde 87’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve Kovid-19 salgını nedeniyle hükümet tarafından alınan tedbirlerin tetiklediği yüksek fiyatlarla boğuşuyor. Hükümet ile Mahluf arasındaki anlaşmazlığın gün yüzüne çıkması da liranın daha önce eşi benzeri görülmemiş şekilde değer kaybetmesine neden oldu.
Dünya Gıda Programı (WFP), Suriye’de gıda fiyatlarının bir yılda yüzde 107 oranında artacağı tahmininde bulunurken vatandaşlar ve perakendeciler de Kovid-19 salgınının patlak vermesiyle önceleyici tedbirlerin uygulanması öncesinde de mevcut fiyatların eskisinden yüzde 100'ü aşkın bir oranda arttığını belirttiler. Hükümet ve Mahluf arasındaki anlaşmazlığın ortaya çıkışının salgın krizine eşlik etmesiyle fiyatlardaki artış yüzde 200’e çıktı.
Bugün halkın çoğu çarşı-pazarda yiyecek ve sebze fiyatları karşısında adeta dehşete düşmüş durumda. Kovid-19 krizinden önce yaklaşık 650 lira olan bir litre bitkisel yağın fiyatı yaklaşık bin 200 liraya yükseldi. Şu an ise hükümet ve Mahluf arasındaki krizin patlak vermesiyle yaklaşık 2 bin liraya kadar çıktı. Bununla birlikte 600 lira olan bir kilogram humusun fiyatı ikinci kriz sonrasında dükkan sahiplerinin ruh haline göre bin 400 ile bin 800 lira arasında değişiyor.
Şam'ın merkezindeki bir halk pazarında alışveriş yapan bir müşteri, satıcılardan birinin müşterilerini çekmek için ardı ardına yüksek sesle ‘bir kilo çilek 800 lira’ seslenişlerini duyduğunda şaşırdığını ifade etti. Satıcıya “Neden böyle bağırıyorsun?” diye soran müşteri, “Bu ucuz olduğu anlamına mı geliyor?” diye serzenişte bulundu. Müşteri, çileğin kilosunun 200 liraya satılsa dahi vatandaşlar için uygun bir fiyat olmadığına inandığını kaydetti.
Etrafındaki diğer insanlarla konuşan müşteri, duyduğu büyük sıkıntıyı ve üzüntüyü dile getirdi. Hayat şartlarının artık kendisini de zorladığını belirten müşteri, “Bir aile aylık 30 bin lirayla onurlu bir hayat sürebiliyordu. Şimdi ise bunun olması için ancak 500 bin lira gerekiyor. Fakat aldığım maaş 50 bin lira!” dedi.

Akaryakıt
Tüm bunlarla birlikte Petrol ve Maden Kaynakları Bakanlığı pazar günü, krizlerin üst üste geldiğini ve Şam'ın petrol ve türevleriyle ilgili harcamaları kısıtlamak zorunda kaldığını yansıtan yeni bir kemer sıkma önlemi duyurdu. Daha fazla yakıt tüketen araçlara sübvansiyonlu benzin vermeyi bıraktığını açıkladı. Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Ali Ganem, ayrıntı vermediği ‘hizmet ve kalkınma projelerine’ fon sağlamak amacıyla ‘2000 cc’ ve üzeri motor kapasitesine sahip özel araçlar ile ister şahıs ister şirket olsun birden fazla araca sahip olanlara sübvansiyonlu akaryakıt tedarikinin bırakıldığını belirtti. Daha önce sübvansiyonlu olarak 20 litre benzini 5 bin liradan alanların artık söz konusu karar kapsamında araçları için akaryakıtlarını normal fiyattan, yani 20 litresi 9 bin liradan alması gerekiyor. Karar, hem sosyal medyada hem de sokakta eleştirilere yol açarken hükümet yetkilileri de bunun nedenini birkaç Arap ve Batı ülkesinin uyguladığı, petrol tankerlerinin gelişini engelleyen ekonomik yaptırımlara bağlıyorlar.
ABD’nin Şam'ın önde gelen destekçisi Tahran'a uyguladığı yaptırımlar, Suriye'deki yakıt krizini daha da derinleştirdi. Bakan Ganem birkaç gün önce ülkesinin günlük 146 bin varil ham petrole ihtiyaç duyduğunu ancak şu anda günlük olarak sadece 24 bin varil üretildiğini, yani günlük olarak 122 bin varillik açık olduğunu söyledi.
Suriye'nin 2011 yılında, savaşın patlak vermesinden önceki petrol üretimi günlük yaklaşık 380 bin varildi. Ancak savaş nedeniyle petrol sektörü büyük zarara uğradı. Petrol ve doğal gaz alanlarının çoğu halen ülkenin kuzeyinde ve doğusunda ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altında bulunuyor.
Hükümetin kararı hem rejimin destekçileri hem de muhalifleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi.

Hükümet ve Merkez Bankası seyirci kalıyor
Hükümetin ekonomik krize çözüm bulamadığını ve liradaki değer kaybını kontrol edemediğinin tartışmasız bir şekilde gözler önüne serildiği bir ortamda hükümet ve Merkez Bankası, liranın değerindeki en son, en büyük ve en hızlı bozulma dalgası sırasında herhangi bir şey yapmadan sadece seyretmekle yetiniyorlar.
Bir ekonomi uzmanı, bu tür krizler sırasında piyasaya dolar pompalanması gerektiğini ancak hükümetin böyle bir imkana sahip olmadığını, sadece zar zor bir şekilde buğday, şeker ve pirinç getirmekle ilgilendiğini söyledi. Uzman açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“ABD’nin Suriye ile diğer ülkelere ve yapılara uyguladığı yaptırımlar bağlamında, bölgede kökünü kurutmayı planladığı dolarla piyasaları nasıl dolduracaksınız? Eğer hükümet Suriye çatışması dosyasında uluslararası alanda büyük bir esneklik göstermezse ülkedeki ekonomik durum, özellikle ABD'nin ‘Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası’nı önümüzdeki ay yürürlüğe koymasıyla birlikte daha da kötüleşecek.”
Ancak hükümetin gıda fiyatlarındaki artış konusundaki tutumu, liranın değer kaybetmesine ilişkin tutumundan biraz farklı olsa da bu durum rejimin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan halka yansımadı. Satıcıların ürünlere fahiş fiyatlar uygulaması veya son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satmaları nedeniyle kasıtlı olarak çok sayıda ihlal yaşanıyor. Yükselmeye devam eden fiyatlar nedeniyle birçok dükkan kepenk kapatmak zorunda kaldı.
Uzmanlara göre hükümetin yıllarca süren savaş ve kötü yönetim nedeniyle büyük bir gerileme yaşayan ve Kovid-19 salgınıyla mücadele için uygulanan kapatma tedbirleri nedeniyle yeni bir şoka daha maruz kalan ekonomiyi canlandırması gerekiyor.
Uzmanlardan biri, tüccarların ve iş adamlarının iş dünyası üzerindeki sıkı tutumlarını gevşetmeleri gerektiğini, aksi takdirde bu durumun feci bir savaşın ardından dayanılmaz bir ekonomik bunalıma yol açacağını söyledi. Uzmana göre buna Rusya ve İran'ın Şam'a verdiği desteğin gerilemesi, başta Suriye'nin ekonomik ciğerleri olan ve dolar cinsinden finansmanının kaynaklarını oluşturan Irak ve Lübnan olmak üzere bölge ülkelerinin ekonomilerinde artan sıkıntılar ve Batı’nın yaptırımlarını artırması eşlik edecek.



Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.