​Lübnan Başbakanının eşinin kadınlarla ilgili açıklamaları tartışma yarattı

Lübnan radyosunda Nevvar Mevlevi (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan radyosunda Nevvar Mevlevi (Ulusal Haber Ajansı)
TT

​Lübnan Başbakanının eşinin kadınlarla ilgili açıklamaları tartışma yarattı

Lübnan radyosunda Nevvar Mevlevi (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan radyosunda Nevvar Mevlevi (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab’ın eşi Nevvar Mevlevi, Lübnan Devlet Radyosu ile yaptığı röportaj ülke kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Mevlevi röportajda Lübnanlı kadınlara ev işlerinde çalışmaları çağrısında bulundu. Mevlevi, bu sözleri yüzünden sosyal medyada eleştiri oklarının hedefi haline geldi ve Başbakanın eşinin çağrısını destekleyenler ile buna karşı çıkanlar arasında tartışmalar yaşandı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre Mevlevi röportaj sırasında Lübnanlı kadınlara, ister bekçi isterse ev hizmetleri ve benzin istasyonu çalışanları olsun, yabancı işçilerin yerini alma çağrısında bulundu.
Başbakan’ın eşi röportaj sırasında “Yabancı çalışanlara muhtaç değiliz. Evlerinde oturan genç kadınlar başka evlerde çalışıp haklarını iş kanunu içerisinde alabilirler. Maaş aldıkları herhangi bir iş gibi sağlık sigortaları ve belirli çalışma saatleri olur ve çalıştıkları insanların yanında uyumak zorunda da değiller. Evde kalacak yer arayan yabancı hizmetlilere ödeyeceğiniz paranın dörtte birini ülke vatandaşlarına ödeme yaparsınız” ifadelerini kullandı.
Röportajın bu kesiti yayınlanır yayınlanmaz sosyal medya sayfaları yorumlarla doldu taştı. Bazıları ağır eleştirilerde bulunarak Başbakan Hassan Diyab’a eşini medya ve sosyal alanlardan çekmesi çağrısında bulundu.
 
Hüda Şahin Twitter üzerinden yayınladığı bir mesajında “Hassan Diyab'ın eşi dışında dünyadaki tüm hükümetler halklarının koşullarını iyileştirmeye çalışıyor. Onun ülkesinde genç kızlar ve kadınlar hizmetçi ve bekçi olarak çalışıyor” dedi.
Bazı yorumlar Lübnan’da yaşanan boğucu ekonomik krizi yansıtıyordu. Dolardaki ciddi sıkıntının yanı sıra yurt dışından gelen akışları yok eden ve ticari bankaların, Lübnanlıların sabit para birimindeki tasarruflarını dönüştürmesine sebep olan mali kriz ışığında Ekim ayından beri Lübnan lirası dolar karşısında yarıdan fazla bir düşüş yaşadı. Son haftalarda karaborsada bir dolar, dört bin liranın üzerinden işlem gördü.
Gazeteci Josephine Deeb Mevlevi’nin çağrısını eleştirerek “Üniversitedeyken bir kıyafet mağazasında çalıştım ve kimse bunun üstesinden gelmedi. Çalıştım ve alın terimle buraya geldim. Bu yüzden fedakarlıklarla geçen bir ömürden sonra fedakarlık yapmamı isteyen insanları duyamıyorum” dedi.
Eski Bakan Gassan Atallah bu öneriyi savunarak geçmişinden utanmadığını söyledi. Atallah Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Gençliğimin ilk yıllarında, masraflarımı karşılamak için boya badana işlerinde çalıştım. Şayet ailemi güvence altına almak zorunda kalırsam onurlu bir meslek peşinde koşmaktan utanmayacağım” dedi.
Diyab’ın eşinin sözlerine ilişkin yaşanan tartışmaların büyümesiyle Başbakan Diyab bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Başbakanlık Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada “Bazıları Mevlevi’nin Lübnan’daki işgücünün çeşitli işlerde ve mesleklerde yabancı işçiler yerine Lübnanlı kadınlara ve genç kızlara dayanması çağrısı yaptığı röportajın içeriğini çarpıtmaya çalışıyor” ifadeleri yer aldı.
Açıklamanın devamında “Mevlevi’nin kastettiği şey açık. Sözlerinin altında Lübnan’ın son zamanlarda içinden geçtiği zorlu ekonomik koşullar altında Lübnanlıların kendilerine bağlı olmaları endişesi yatıyor” ifadeleri geçti.
Göçmen ve Mülteciler Bakanı Gade Şureym hükümetin bu konudaki tutumunu destekledi ve Lübnanlı kadınlar için evden çalışmanın yasallaştırılmasına kapı açtı. Şureym Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Evet, gençliğimiz yarın daha iyisini hak ediyor, ancak bu Lübnanlı kadınların yararına ev işlerini yasalaştırmamıza (kanunlaştırmamıza) bir engel teşkil etmiyor. Yasalaştırma, tıpkı diğer tüm profesyonel alanlarda olduğu gibi hakları ve görevleri koruyan sigorta, belirli çalışma saatleri ve bir ofis anlamına geliyor. Çalışmak ayıp değil” ifadelerini kullandı.
Lübnanlılar, şu anki dolar ücretinin krizden önceki aylık istihdam ücretinin üç katı fazlasına denk gelmesinin ardından ve aynı şekilde karaborsa dışında dolar almanın zorlaşmasıyla ev hizmetinde çalışanlar başta olmak üzere yabancı işçilerin maaşlarını dolarla ödeme konusunda bir kriz yaşıyorlar.
Aktivistler bu çıkmazı dile getirdi ve Abbas Zuhri Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “Bize evde yardım eden kızın sözleşmesi 6 ay içerisinde sona erecek. İki sorunum var. İlki, 1500 liralık maaşının gecikmiş borçlarını nasıl ödeyeceğim? İkincisi ahlaki açıdan maaşına dolar olarak bağlı olduğu için onu ülkesine nasıl yollayabilirim? Artık takatim kalmadı” ifadelerini kullandı.
Çalışma Bakanlığı’nın 2019 yılının sonunda yaptığı sayıma göre, Lübnan’da çalışma izni alan ve çalışan toplam yabancı işçi sayısı 247 bin 88’i buluyor.
Bir ev işçisinin maaşı aylık 200 ila 500 dolar arasında değişiyor ve ev işçilerine maaşları verilemezse, yurt dışından işçi getiren şirketler ofislerini kapatmayı ciddi bir şekilde düşünüyor.
Ev İşçileri İşe Alım Ajansları Başkanı Ali el-Emin Reuters’a verdiği demeçte “sektörün sarsılmış” olduğunu belirterek “Mali krizin yabancı işçiler sektörü üzerindeki yansımaları zamanla büyümeye başladı. Ev işçileri ile Lübnan’a gelmeden önce yapılan anlaşma, maaşlarının dolar cinsinden olması ve bunun değişmeden kalmasını kapsıyor ve bu anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirmek de işverenlerin görevi” açıklamalarında bulundu.
Lübnan'da, yaklaşık 200 aile için gelir kapısı olan yaklaşık 600 yabancı işçi alım ajansı bulunuyor.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.