​Hizbullah tarafından kontrol edilen bir hükümete yardımı yasaklayan ABD yasa tasarısı

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab (AFP)
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab (AFP)
TT

​Hizbullah tarafından kontrol edilen bir hükümete yardımı yasaklayan ABD yasa tasarısı

Lübnan Başbakanı Hassan Diyab (AFP)
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab (AFP)

Denise Rahme Fahri
ABD'de Cumhuriyetçi Partili Teksas Senatörü Ted Cruz, Washington yönetimine, Hizbullah’ın etkisinde veya kontrolünde olan herhangi bir hükümete yardım sağlamasını yasaklayan bir yasa tasarısı sundu. Lübnan’ın Washington Büyükelçiliği'ndeki konunun takibinden sorumlu bir kaynağa göre ‘S.3691’ olarak bilinen tasarı henüz netlik kazanmış değil ve içeriği bilinmiyor. Çünkü henüz senatörlerin çoğuna dağıtılmış değil. Kaynak, ABD Kongresi'nin resmi sayfasında bile tasarıya ait başlıkta tam metinin bulunmadığını ifade etti.
Peki, bu tasarı, ABD’nin Hizbullah’a ve Hizbullah üzerinden de İran’a yönelik baskıyla bağlantılı, Lübnan hükümetinin performansına göre gelecekte oluşacak koşullar çerçevesinde daha da genişleyebilecek ve şimdiden yapılmış bir uyarı mı?
Tasarı hazırlayan ve ABD Başkanı Donald Trump'a yakınlığıyla bilinen Senatör Cruz, İsrail'e de yakın olan ve ABD’deki İsrail lobisi etrafında dönen Hizbullah'a yönelik katı ve kararlı tutumlarıyla biliniyor. Cruz, ABD'nin Lübnan'a yardım konusunu ilk kez gündeme getirmiyor. Daha önce de ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'ndeki tartışmalar sırasında, Lübnan ordusuna yapılan, ancak Hizbullah’ın yararlandığını düşündüğü yardımların durdurulması çağrısında bulundu.
Lübnan asıllı ABD vatandaşı Amer el-Fahuri’nin İsrail adına ajanlık yapma suçlamasıyla başkent Beyrut’taki Uluslararası Refik Hariri Havalimanı’nda tutuklanmasının ardından, Ekim ayında Cruz, Lübnan asıllı meslektaşı Senatör Jeanne Shaheen ile birlikte Kongre’ye ABD vatandaşlarını gözaltına alan Lübnanlı yetkilileri cezalandıracak, ‘Global Hostage Act’ olarak bilinen bir yasa tasarısı sundu. Cumhurbaşkanı’nı ve Hizbullah’ı zaman aşımı nedeniyle suçlamanın düştüğünü öne sürerek Fahuri’nin serbest bırakılmasına ikna etmeye çalışan eski Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in de aralarında bulunduğu Lübnanlı yetkililerin, Fahuri’nin tutuklanması halinde kendilerini de etkileyebilecek yaptırımların uygulanmasından çekinmesinin ardından tasarı geri çekildi. Ancak Fahuri’nin serbest bırakılmasını ve ABD’ye geri dönmesini sağlamak olan asıl amacına da ulaştı.
Lübnanlı bir diplomat kaynağa göre Cruz’un yeni yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi'nde benzer tasarıya paralel olarak senatörlerden geniş destek alabilir ve yeterli oyu toplayabilir.  Böylece iki yasa tasarısı da ABD Başkanı tarafından imzalanıp yürürlüğe konabilir. Ancak Lübnan’a yardımı durdurma tasarısının, ABD vatandaşlığı olan Lübnanlıları cezalandırmaya yönelik bir yasa tasarısı olarak kabul edilip desteklenmeme ihtimali de söz konusu. Ancak kesin olan bir şey var ki tasarı, sonunun ne olacağı netleşene kadar Amerikalıların elinde Lübnan hükümetinin başta Hizbullah'ın resmi kurumlardaki rolünün sınırlandırması olmak üzere yerine getirmesi gereken ekonomik ve siyasi reformlar konusunda baskı yapacakları bir kılıç olacaktır.

Manidar zamanlama
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, ABD’li Senatörün tasarısı, tamamı ABD’nin Hizbullah’a yönelik baskısı kategorisine giren bir dizi olay, tutum ve gelişmeden ayrı tutulamaz. Cruz’un tasarısı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Lübnan hükümetine ve ordusuna Hizbullah'ı silahsızlandırmaya’ ve ‘Hizbullah ile diğer silahlı grupların silah satın almasını ve devlet idaresi dışında paramiliter imkanlar kazanmasını engellemek için gerekli tüm önlemleri almasını’ çağrısında bulunduğu bir zamana denk geldi.
Cruz tasarısı ile ilgili söylemler, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle seyahat ve diplomatik ziyaretleri askıya alma kararını ihlal ederek İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaretle de çakıştı. ABD’deki bu yasa tasarısı aynı zamanda Almanya'nın Hizbullah’ı askeri ve siyasi kanatları dahil olmak üzere bir terör örgütü olarak sınıflandırmalarının Avrupa, Batı ve Arap ülkelerini üzerindeki etkisiyle birlikte ortaya çıktı.
Peki bu, ABD’nin nasıl hareket edeceğine karar vermesi için kendisine fırsat tanınan Hassan Diyab hükümeti üzerindeki tutumunda bir değişiklik anlamına mı geliyor?
ABD Dışişleri Bakanı'nın Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı David Schenker birkaç gün önce yaptığı açıklamada, ‘Washington yönetiminin Lübnan hükümetinin ekonomik planıyla ilgilendiğini, ancak Lübnan hükümetinin yardım almak için gerekli adımları atmaya istekli olması gerektiğini’ söyledi.
Daha da önemlisi Schenker, “Sınırların kontrolü, yasadışı geçişlerin engellenmesi ve gümrük kaçakçılığıyla mücadele, uluslararası toplumun talep ettiği ve Hizbullah'ın nüfuzunu zayıflatabilecek reformların bir parçasıdır” diyerek, ABD şartları için bir yol haritasını belirledi.
Aynı tutum, 4 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlenen Lübnan İçin Uluslararası Destek Grubu toplantısında ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea tarafından Cumhurbaşkanı Mişel Avn'a da iletildi. Büyükelçi Shea, Lübnan halkının taleplerini karşılayan gerçek reformlar gerçekleşmedikçe ve özellikle Hizbullah veya müttefiki (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareketi’nin (ÖYH) elinde bulunan Suriye ile liman, hava ve kara geçişleri ve elektrik sektöründe gerçek icraatlar yapılmadıkça ABD yardımının yardımını alamayacaklarını söyledi.

ABD tutumunda kararlı
Independent Arabia’ya konuşan Washington yönetiminden diplomatik kaynaklar göre ABD’nin Lübnan’a yönelik tutumunda herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Washington yönetimi, Cruz'un özellikle Lübnan ordusuna yardımın durdurulması önerisine katılmıyor. Bu nedenle ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde konuya ilişkin net bir karar alınamıyor.
Ancak aynı kaynaklar ABD yönetiminin Cumhuriyetçi Senatörün tasarısından yararlanabileceğini ve Lübnan hükümetini reformları uygulamaya ve Hizbullah’ın limanlar ve sınır geçişleri üzerindeki hakimiyetinden kurtulmaya teşvik etmek için tasarıya sıcak bakabileceğini vurguladılar. Bu durum, başta (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LK) olmak üzere yasadışı geçişlerin ve kaçakçılığın durdurulmasını isteyen siyasi bir ekip ile Hizbullah Genel Sekreteri Hassan Nasrallah arasındaki mevcut çatışmada yansıtılıyor. Nasrallah son olarak kaçakçılık konusunda Suriye rejimi ile koordinasyon çağrısında bulunmuş, Suriye'den Irak'a ve ardından da İran'a güvenli bir geçiş sağlayan geçişleri kapatmayı reddetmişti.
Öte yandan Beyaz Saray koridorlarında, Başkan Trump'ın koronavirüs salgını bittikten sonra, başta Hizbullah dosyası olmak üzere siyasi meselelere geri döneceği konuşuluyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.