​Afrikalı liderler: Zengin ülkeler kıtamızda başarısız oldu

Guterres, koronavirüsün Afrika’yı tehdit ettiğini düşünüyor (AFP)
Guterres, koronavirüsün Afrika’yı tehdit ettiğini düşünüyor (AFP)
TT

​Afrikalı liderler: Zengin ülkeler kıtamızda başarısız oldu

Guterres, koronavirüsün Afrika’yı tehdit ettiğini düşünüyor (AFP)
Guterres, koronavirüsün Afrika’yı tehdit ettiğini düşünüyor (AFP)

Afrikalı liderler, yeni tip koronavirüs sebebiyle ekonomilerine trilyonlarca dolar tahsis eden gelişmiş ülkelerin son aylardaki eğilimlerinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirdi.
Afrika’nın bu eleştirisi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Afrika ile uluslararası dayanışmayı arttırma çağrısı yaptığı bir zamana denk geldi.
Kenya, Fildişi Sahili, Sierra Leone, Senegal ve Nijer devlet başkanları, zengin ülkelerin Afrika’nın salgınla mücadelesi sırasında, kıtanın ihtiyaçlarını karşılamak adına mali destek ve borçların ödenmesi konusunda taahhütlerini yerine getiremedikleri için başarısız olduklarını ifade etti. Afrika ülkeleri, zengin ülkelerden 100 milyar dolarlık bir teşvik paketi, borçların muafiyeti ve özel borç hizmetlerinin askıya almalarını talep etti.
Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, New York Forum Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen sanal toplantı sırasında, “Şirketleri ve işleri koruyacak konumda değiliz. Yeni tip koronavirüse maruz kaldık” açıklamasında bulundu. Vakaların tespit edilmesinde sınırlı kapasiteye sahip olan Afrika’da dünyanın geri kalanına nazaran az sayıda vaka kaydedildi. Bununla birlikte kıta, küresel ticaret kargaşası, düşük petrol fiyatları ve salgına karşı koymak için uygulanan genel tecritten kaynaklanan ekonomik yansımalardan ciddi şekilde etkilenmiş durumda.
Fildişi Sahili Başbakanı Alassane Dramane Ouattara daha fazlasının yapılması gerektiğini söyleyerek, sanayileşmiş ülkelerin konumlarının bencilce olduğunu vurguladı. Zengin ekonomiye sahip ülkelerinden oluşan G20,  geçtiğimiz ay Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası tarafından dünyanın en yoksul ülkelerinde ikili borç servisini askıya alma çağrısında bulunmuştu. Borçlarını ödeyemeyen çok sayıda Afrika ülkesi, erteleme talep etmek zorunda kalmıştı. Çünkü bunun gelecekteki sermaye piyasalarına erişimini etkileyebileceğinden endişe duyuluyor. Ancak, borç verenler Afrika ülkelerindeki özel borç yükünün çoğunu hafifletmek için çok az istekte bulundu. Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, dünyanın Afrika’ya finansal alan sağlaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu bir hayır değil. Bu destek, Afrika kıtasında ortaya çıkmamış bir krizden kaynaklı” dedi.
Bu bağlamda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Afrika kıtasıyla ilgili tavsiyeleri de içeren BM çalışmasında, “Salgın Afrika’nın ilerlemesini tehdit ediyor. Uzun süredir devam eden eşitsizlikleri artıracak ve açlık, yetersiz beslenme ve hastalığa karşı savunmasızlığı büyütecek” dedi.
Guterres açıklamasında, “Afrika ülkeleri herhangi bir muhtemel aşı ve tedaviye hızlı, eşit ve uygun fiyatlı erişime sahip olmalı; bu, küresel kamu malı olarak görülmeli" ifadelerine yer verdi.
Afrika ile küresel bir dayanışmanın zorunlu olduğuna dikkati çeken Guterres, sağlık sisteminin geliştirilmesi, gıda yardımı sağlanması ve finansal bir krizden kaçınılması için uluslararası bir işbirliği yapılmasını önerdi.
Guterres, en az 200 milyar dolarlık ek mali yardım yapılması çağrısında bulunarak, “Afrika ülkeleri herhangi bir muhtemel aşı ve tedaviye hızlı, eşit ve uygun fiyatlı erişime sahip olmalı; bu, küresel kamu malı olarak görülmeli" ifadelerini kullandı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.