Hindistan’da 24 saatte Kovid-19 vaka sayısında rekor artış

Hindistan’da 24 saatte Kovid-19 vaka sayısında rekor artış
TT

Hindistan’da 24 saatte Kovid-19 vaka sayısında rekor artış

Hindistan’da 24 saatte Kovid-19 vaka sayısında rekor artış

Nüfusu 1.3 milyar olan Hindistan’da son 24 saat içerisinde 6 bin kişide koronavirüs (Kovid-19) tespit edildi. Bu sayı, ülkede bir günde tespit edilen en yüksek vaka sayısında rekor oldu.
Dünya genelinde etkili olan korona virüs nedeniyle vaka ve can kaybı sayıları artıyor. Hindistan’da salgının başladığı günden bu yana bir günde tespit edilen en yüksek koronavirüs vaka sayısı açıklandı. Ülkede son 24 saat içerisinde 6 bin yeni vaka tespit edildi. Düne göre vaka sayısının yüzde 5 arttığı belirtilirken ülkede virüs kaynaklı vaka sayısının 118 bin 501’e ulaştığı açıklandı. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 3 bin 585’e yükseldi.
Hindistan’da korona virüsün yayılma hızında etkili olan yerler arasında başkent Yeni Delhi, finans merkezi Mumbai, Gucarat ve Tamil Nadu eyaletleri bulunuyor. Hindistan’ın Mumbai şehrinde bulunan P. D. Hinduja Hastanesi’nde çalışan Dr. Lancelot Pinto, Kovid-19 servislerinin geçtiğimiz hafta dolduğunu ve daha fazla hastayı kabul edemediklerini belirtti. Kapasiteyi artırmaya çalıştıklarını aktara Pinto, vaka sayılarının değişilik göstermesinden endişe ediyor.



Tahran Trump'a yanıt verdi: Başarısız denemeleri tekrarlamak sonucu değiştirmez

ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
TT

Tahran Trump'a yanıt verdi: Başarısız denemeleri tekrarlamak sonucu değiştirmez

ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı
ABD’li Senatör Lindsey Graham dün, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte “İran'ı Yeniden Büyük Yap” yazılı bir şapkayı tutarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı

İran, ABD ve İsrail, İran'da protesto gösterileri devam ederken dün tüm taraflar birbirlerine gergin mesajlar gönderdi. Tahran, ABD Başkanı Donald Trump'ın uyarılarını ‘psikolojik savaş’ olarak nitelendirirken Tel Aviv, İran'ın füze programına ilişkin tehditlerinin dozunu artırdı. Bu durum, üç başkent arasındaki siyasi anlaşmazlığın daha yoğun bir aşamaya tırmandığını yansıttı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı yetkililerin ülkede ikinci haftasına giren protesto gösterilerini ele alma biçimine ilişkin bir kez daha yaptığı tehditlere doğrudan verdiği yanıtta, “Başarısız olduğu kanıtlanmış herhangi bir denemeyi tekrarlamak, sadece yeniden başarısızlığa yol açar” ifadelerini kullandı.

Araqchi, İran parlamentosunun internet sitesinde yer alan açıklamalarında, “İran'a karşı daha önce denenmiş politikalar hedeflerine ulaşamamıştır ve bunlara geri dönmek gerçeklerin dengesini değiştirmeyecek, aksine başarısızlığı tekrarlayacaktır” dedi.

Arakçi, bu açıklamayı, Trump'ın başkanlık uçağı Air Force One’da gazetecilere, daha fazla protestocu öldürülürse İran'ın ABD'den ‘çok güçlü bir tepki’ ile karşılaşacağı uyarısında bulunmasından birkaç saat sonra yaptı. Washington’ın ‘durumu yakından izlediğini’ söyleyen, ancak olası adımların niteliği hakkında ayrıntı vermeyen Trump, “Durumu yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, ABD'nin onlara çok sert bir şekilde karşılık vereceğini düşünüyorum” dedi.

Trump, bu tepkinin niteliği veya zamanlaması hakkında ayrıntılı bilgi vermezken bunu doğrudan İranlı yetkililerin protestoculara karşı tutumuyla ilişkilendirdi. Tahran, bu tutumu iç işlerine açık bir müdahale olarak değerlendirdi.

Arakçi, Trump'a verdiği yanıtla birlikte, İran Şura Meclisi’nin Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'ne, Venezuela'ya atıfla, ABD'nin diğer ülkelere yönelik ‘yasadışı ve gayri meşru davranışlarından’ bahsederek, uluslararası gelişmelerin kapsamlı bir incelemesini sundu. Trump'ın ‘güç dilini kullanarak’ barıştan bahsetmesinin ‘orman kanunu’ mantığını yansıttığını söyleyen Arakçi, bu yaklaşımın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan uluslararası sistemin temellerini zayıflattığı uyarısında bulundu.

Gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda komşu ülkelerin imkanlarından yararlanma yollarının yanı sıra ekonomik diplomasi ve yaptırımların da ele alındığını belirtti. Hükümetin dış politikayı ulusal ekonomiyi desteklemek için kullanmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, İran'ın Venezuela büyükelçiliğinin faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. Oradaki İran vatandaşlarının durumunun ‘iyi’ olduğunu ve herhangi bir sorun bildirilmediğini doğruladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi daha önce yaptığı açıklamada, Trump'ın açıklamalarını ‘psikolojik savaş ve medya manipülasyonu’ olarak nitelendirmişti.

Bu tür açıklamaların İran'a baskı uygulamak için izlenen stratejinin bir parçası olduğunu iddia eden Bekayi, haftalık basın toplantısında, ABD ve İsrail'in açıklamalarının ‘şiddete teşvik’ olduğunu söyledi.

İsrail'in İran’daki protestolarla ilgili ‘herhangi bir fırsatı değerlendirmek için beklediğini’ ifade eden Bekayi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun protestolarla ilgili açıklamalarına yanıt olarak, İran halkının ‘medya ve sosyal alanda bu tutumlara yanıt verdiğini’ belirtti.

8ı9o0
Tahran'ın merkezindeki Filistin Meydanı'nda birbirine zıt iki reklam panosu, biri İsrail saldırılarında öldürülen İranlı liderlerin resimlerini, diğeri ise ABD ve İsrail bayraklarıyla örtülü tabutları gösteriyor. Panolarda, Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi sekreteri Ali Laricani'nin “Askerlerinize dikkat edin” mesajı yer alıyor (Reuters)

“Bizim için önemli olan, karşı tarafın davranışlarını yakından takip etmemizdir” diyen Bekayi, ‘bazı ABD’li yetkililer ve İsrail’in eylem ve açıklamalarının uluslararası normlara göre şiddet ve terörizmi teşvik ettiğini’ söyledi. İran'ın İsrail'in açıklamalarına güvenmediğini ve İsrail'in aldatmacasının Tahran tarafından kanıtlandığını vurgulayan Bekayi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin sınırları izlemeye ve savunmaya hazır olduğunun altını çizerek ‘İsrail'in İran halkına duyduğu sempati olarak nitelendirdiği şeyin, çok sayıda sivilin ölümüne yol açan 12 günlük savaş sırasında yaşananlarla çeliştiğini’ de sözlerine ekledi.

Bu açıklamalar, Netanyahu hükümetinin ‘İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olduğu’ açıklamasının ardından yapılırken Netanyahu, ülkenin İranlıların kendi kaderlerini belirleyebilecekleri bir döneme girmiş olabileceğini düşündüğünü açıkladı.

Trump, İran’ın ‘kötü davranışlar sergileyebileceğini’ ve geçtiğimiz haziran ayında İsrail ile 12 gün süren savaşın ardından askeri gücünü yeniden inşa etmeye çalıştığını söylemişti, ancak aynı zamanda Tahran'ın nükleer ve füze programları konusunda Washington ile bir anlaşmaya varmaya hala ilgi duyduğunu düşündüğünü belirtmişti. İran ise bu iddiayı reddediyor. Netanyahu, dün İsrail parlamentosu Knesset’te yaptığı konuşmada İsrail'in ‘İran'ın balistik füze programını yeniden kurmasına izin vermeyeceğini’ söyledi. Ayrıca, nükleer programının yeniden başlatılmasına da izin vermeyeceklerini ifade eden, İsrail'e saldırı olması halinde ‘ciddi sonuçlar’ olacağını vaat etti.

Son aylarda İsrailli yetkililer, 12 günlük savaş sırasında saldırıya uğradıktan sonra İran'ın balistik silahlarını yeniden inşa ettiği konusunda endişelerini dile getirdiler.

Bu tartışma, İran'da protestoların devam ettiği, krizin nasıl yönetileceği konusunda iç tartışmaların sürdüğü, güvenlik önlemlerinin ve dijital kısıtlamaların artırıldığı bir ortamda yaşanıyor.

Öte yandan Washington'da Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran'da değişim çağrısı yapan seslere katılarak 2026'nın ‘önemli bir yıl’ olmasını umduğunu ifade etti.

Graham, Fox News'e verdiği röportajda İran halkının protesto etmek için sokağa çıktığını ve artık bu şekilde yaşamaya razı olmadığını söyledi. İran rejimini ‘dünyanın en büyük devlet destekli terörizm kaynağı’ olarak nitelendiren Graham, Trump yönetiminin önceki yönetimlerin aksine İran halkına desteğini bırakmadığını da sözlerine ekledi.

Graham, sembolik bir jest olarak, ‘Make Iran Great Again' (İran'ı Yeniden Büyük Yap) sloganının yazılı olduğu bir şapka takarak, önümüzdeki yıl bir değişim olabileceğine dair iyimserliğini dile getirdi. Daha sonra Graham, aynı şapkayı elinde tutan ABD Başkanı Donald Trump’la çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı.


Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim
TT

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

ABD'nin askeri operasyonla New York'a götürdüğü Venezuela lideri Maduro ilk kez yargıç karşısına çıktı. Maduro hakkındaki suçlamaları reddederek "Ben hâlâ Venezuela'nın Devlet Başkanıyım" dedi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ise, geçici hükümetin ABD’nin taleplerine yanıt vermemesi durumunda yeni saldırı ile tehdit etti.

Maduro ve eşi, cumartesi günü ABD’ye getirilmelerinin ardından tutuldukları Brooklyn’deki cezaevinden pazartesi sabahı erken saatlerde silahlı güvenlik eşliğinde Manhattan’daki adliyeye nakledildi.

New York federal mahkemesinde, narkoterörizm, kokain ithalatı için kumpas, makineli silahlar ile tahrip edici cihazlara sahip olma şeklinde kendisine dört ayrı suçlama yöneltilen Maduro, suçlamaları reddetti.

Mahkemede tercüman aracılığıyla İspanyolca konuşan Maduro, sözlerine kaçırıldığını söyleyerek başladı. Sözü yargıç Alvin Hellerstein tarafından kesilen Maduro, yargıcın hakkındaki suçlamalarla ilgili sorusu üzerine "Masumum. Suçsuzum. Ben saygıdeğer bir adamım. Hâlâ ülkemin devlet başkanıyım" dedi.

Maduro’nun eşi Cilia Flores de hakkındaki suçlamaları reddetti. Bir sonraki duruşma tarihi 17 Mart olarak belirlendi.

Kendisi hakkındaki iddianameyi ilk kez gördüğünü, bizzat okumak istediğini belirten Maduro, hakları hakkında bilgisi olmadığını dile getirdi.

İddianamede Maduro, Meksika’nın Sinaloa ve Zetas kartelleri, Kolombiyalı FARC isyancıları ve Venezuela’nın Tren de Aragua çetesi de dahil olmak üzere şiddet yanlısı gruplarla ortaklık içinde bir kokain kaçakçılığı ağını yönetmekle suçlanıyor.


Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

İsrail ordusu, ekimde ABD'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşmasının son ihlalinde, Gazze'de doğrudan kontrol etmediği bölgelere yeni saldırılar düzenledi.

El Cezire'nin haberine göre, saldırılarda Han Yunus ve çevresinde aralarında 15 yaşında bir erkek çocuğun da bulunduğu en az üç Filistinli öldü ve Bureyc mülteci kampı yakınlarında çok daha fazla kişi yaralandı.

İsrail güçleri ayrıca, militanlara ait tesisleri hedef aldıklarını söyleyerek, Gazze Şehri mahalleleri de dahil Gazze'nin kuzey ve doğusundaki evleri ve altyapıyı yıkmaya devam etti.

Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, İsrail'in pazar günü Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında bir araca gerçekleştirdiği drone saldırısında iki kişi hayatını kaybetti.

Saldırının Ayn el-Mizrab bölgesinde gerçekleştiği, aracın imha edildiği ve yakındaki binalara hasar verildiği bildirildi.

İsrail ordusu, saldırının Hizbullah üyesini hedef aldığını ve Lübnanlı örgütün Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ettiğini söyledi.

İsrail, Hizbullah'la bir yıllık çatışmayı sona erdiren ateşkesin ardından Lübnan'da tekrarlanan saldırılar düzenleyerek 300'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.

İsrail güçleri ayrıca, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek sınırın Lübnan tarafındaki 5 noktadaki işgalini sürdürüyor.

İsrail ve ABD, Hizbullah'ın silahsızlanması için baskı yaptı, örgütse bu talebi reddediyor. Lübnan hükümetinin, başlangıçta 2025 yıl sonunu hedef olarak belirleyen bir planın parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki silahsızlanma konusunda ordunun ilerlemesini görüşmek üzere bu hafta toplanması bekleniyor.

Lübnan, İsrail, Fransa, ABD ve BM'nin katılımıyla bir ateşkes izleme komitesinin de toplanması planlanıyor.

Gazze'de, Gazze Şehri'nin Tuffah mahallesindeki evleri ve altyapıyı tahrip ettikten sonra İsrail ordusu "yer üstünde ve yer altında terörist altyapıyı" hedef aldığını öne sürdü ve Beyt Lahya'da daha fazla saldırı düzenlediğini doğruladı.

İsrail, Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlenen Filistinli militan saldırısında yaklaşık 1200 kişinin öldürülmesinin ardından Gazze'ye kanlı bir savaş başlattı.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail savaşı bugüne kadar en az 71 bin 386 Filistinlinin ölümüne yol açtı; bunların en az 420'si ateşkesin başlamasından bu yana hayatını kaybetti. İsrail güçleri ayrıca kuşatma altındaki bölgenin büyük bir kısmını yıkarak 2,2 milyonluk nüfusunun çoğunu yerinden etti.

İnsani yardım grupları, ateşkese rağmen Filistinlilere yardım erişiminin kısıtlı kaldığını, İsrail'in malzeme tedarikini engellediğini ve birçok uluslararası kuruluşun Gazze'de faaliyet göstermesini yasakladığını söylüyor.

Independent Türkçe