Suriye’yi ön plana çıkartan 7 gelişme ve sürpriz

Suriye’yi ön plana çıkartan 7 gelişme ve sürpriz
TT

Suriye’yi ön plana çıkartan 7 gelişme ve sürpriz

Suriye’yi ön plana çıkartan 7 gelişme ve sürpriz

Suriye dosyası, 2012’deki atmosfere göre nispeten hatırı sayılır ölçüde Batı ve Arap düşünce kuruluşlarının gündemine yeniden oturdu. Medya ve sosyal medya platformları, ülkenin geleceği hakkındaki siyasi ve askeri senaryolardan bahsetmeye başladı. Suriyeli mevcut ve eski yetkililer ile ekonomistler, çeşitli portallardan ‘güven mektuplarını’ sundu. Batılı yetkililer de ülkenin geleceği hakkındaki tutumlarını ve umutlarını belirttiler. Diğer yandan askerler de Suriye atmosferine, topraklarına ve üç nüfuz alanındaki jeopolitik konuşlanmaya odaklandı.
Yoğun olarak koronavirüsle meşgul olan dünyada Suriye dosyasının da ön plana çıkması 7 gelişmeden kaynaklanıyor:

1- Rami Mahluf
Rami Mahluf, 20 yıl boyunca Suriye'nin ekonomi cephesinde ana karar alıcı konumundaydı. Ancak 2019 yazının ardından işler aleyhine döndü. Kendisine ait tüm iktisadi kurumları, askeri, insani ve siyasi olarak dağıtmak üzere bir kampanya başlatıldı. Zirâ Mahluf, ‘Suriye lügatinde’ bulunmayan bir davranış sergiledi. Diplomatik bir dille meydan okuyarak sosyal medya platformlarında açıklamalar yapıp görüntüler paylaştı. Ardından d sahibi olduğu telekomünikasyon şirketi Syriatel’in hükümete 185 milyon dolar ödeme yapmayacağını söyledi.
Peki; Mahluf meselesinde Rusya ve İran’ın yeri ne? Rejim bünyesinde neler olup bitiyor? Tüm bunlar neden şimdi yaşanıyor? Arkasında dış ülkelerin parmağı olabilir mi? Yoksa Suriye’de de tüm iç savaşlarda yaşandığı gibi ‘savaş beylerinin’ eylemlerini meşru hale getirmek istediğinde gerçekleşen siyasi değişimler mi meydana geliyor?

2- Rus kampanyası
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu geçen mart ayında Şam’ı ziyaret etmiş, Devlet Başkanı Beşşar Esed’den Rusya ve Türkiye’nin İdlib ile ilgili imzaladığı anlaşmaya uymasını istemiş, aynı zamanda imar ile ilgili ekonomik dosyaları da gündeme getirmişti. Hemen ardından Kremlin yakınlarındaki araştırma ve medya platformlarından bir medya kampanyası patlak verdi. Öncelikle birkaç hafta sessiz kalan Moskova son günlerde karşı bir kampanya yürütmeye başladı. Nitekim bir Rus ordu yetkilisi, “Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Esed hakkındaki tutumunun değişmediğini” vurguladı. Rusya'nın Şam Büyükelçisi Aleksandr Yefimov dün bir Suriye gazetesine verdiği röportajda, “Moskova ile Şam arasındaki ilişkiler dostane ve stratejik niteliktedir. İş birliğini yalancı bir şekilde değerlendirmekte ısrar edenler, medya sabotajından başka bir şey yapmıyor” ifadelerini kullandı.
Moskova tutum değişikliğine gitti mi? Yoksa sessizlik kampanyası ile istediği mesajın Şam’a ulaştığına emin olduktan sonra geri adım mı attı? Peki, Moskova’daki değişimin sınırı nedir? Esed’i baskı altına almak ya da onu değiştirmek mi? Reforma gitmek mi? Rusya gerçekten de ekonomik olarak Suriye bataklığına batmak istemiyor mu? Yoksa Rusya nüfuzu çıkmaza girdi de artık sıçraması mı gerekiyor?

3- Rusya-ABD diyalogu
ABD’li yetkililer, Moskova’nın ikili diyalog sürdürme isteğinden söz ettiler. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte ülkesinin Rusya’nın askeri olarak Suriye’de kalmasına aldırmadığını ancak İran’ı buradan çıkarmak istediğini söylemişti. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen de BM Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) konuşmasında “Rusya-ABD diyalogunun önemli bir rolü olduğuna inanıyorum, bu yüzden iki tarafı da bu rolü sürdürmeye davet ediyorum” demişti.
Moskova’nın tam da şu anda diyalog istemesinin sebebi nedir? Tutumu ne kadar değişmiş olabilir? ABD seçimleri öncesinde bir anlaşmaya varılabilir mi? Gerçekten de ‘Putin, Esed’e öfkeli’ mi? Yoksa bu yeni bir ‘Çarlık’ manevrası mı?

4- İran’ın çekilmesi
ABD'li ve İsrailli yetkililer, İran'ın Suriye'den ‘taktiksel olarak çekildiğini’ doğruladı. Bu adım İsrail’in Şam, Halep ve Deyrizor’daki İran mevkilerine yoğun saldırılar düzenlemesinin ardından geldi. Ancak bu iki hususla eşzamanlıydı. İlki, İran Yüksek Rehberi Ali Hamaney ve diğer yetkililerin İran kuvvetlerinin Suriye’de kalacağını ve “Dr. Beşşar Esed’in meşru başkan olarak kalacağını” duyurmasıydı.
İkincisi de İran’ın sadık gruplarını Golan yakınlarındaki Güney Suriye’ye dönmekte acele etmeleri için teşvik etmesiydi. Diğer yandan 2018’in başlarında Rusya-ABD-Ürdün-İsrail anlaşmasında ise ‘Suriyeli olmayan kuvvetlerin’ sınır ve güney hatlarından en az 80 km uzaklaştırılması öngörülüyordu. Bu noktada Rusya, İranlıları Dera kırsalından uzaklaştırmak için son günlerde güçlerini göndermekte tereddüt etmedi. Burada dikkat çeken ise İranlı bir yetkilinin Şam’ı desteklemek için 20 ila 30 milyar dolar ödediği, şimdi de o miktarı geri istediğini bildirmesiydi.
İran’ın geri çekilmek ve yeniden mevzilenmekteki amacı nedir? Yaptırımların, koronavirüsün ya da Rus İsrail’in taleplerini karşılamak üzere baskılarının neden olduğu ekonomik krizin bu konuyla bir bağlantısı var mı? Peki, verilen borçlar neden şimdi Şam’dan geri isteniyor?  Washington ve Tel Aviv niçin İran varlığına yeniden odaklandı?

5 - İdlib ateşkesi
5 Mart'ta başlatılan İdlib ateşkesindeki birçok ihlale rağmen Rusya ve Türkiye anlaşmaya bağlı kalmaya ve ortak devriyeler düzenlemeye devam ediyor. Devriyelerden biri Lazkiye yönünde İdlib derinliklerine kadar ulaştı. Türkiye, stratejik bir nokta olan Zaviye Dağı’nda. Ankara ve Moskova; Libya dosyasında farklı tarafları desteklemelerinden ve Suriye’de destekledikleri gruplardan kaynaklanan gerginliğe rağmen, İdlib ve Doğu Fırat’ta birlikte hareket ediyor.
Bu, İdlib ateşkesinin geleceği ve kalıcılığı, Libya meselesinin Suriye üzerindeki etkisi, İdlib'deki radikallerin kaderi ve Rusya’nın sabrının ne zaman tükeneceğine dair soruları gündeme getiriyor.

6- Suriye’deki seçimler
Parlamento seçimleri koronavirüs nedeniyle temmuz ayına ertelendi, Gözler ise gelecek senenin ortalarında yapılacak olan devlet başkanlığı seçimlerine çevrildi. Batılı yetkililer, muhalif bir adayın destekleneceğine işaret ediyor. Nitekim ABD, mali olarak muhalefeti desteklemeye başladı. Bazı muhalifler adaylığa soyunuyor. Pedersen duruma dair şunları söyledi:
“Bu seçimler, mevcut anayasal düzenlemelere göre yapılacaktır. BM’nin bu konuda bir yetkisi yoktur ve kendisinden bu seçimlere dahil olması istenmemiştir. Ben BM kararlarını uygulayarak, BM gözetiminde adil ve özgür seçimler düzenlenmesi için yürüttüğü görevime odaklanıyorum.”
Kasım ayında başkanlık seçimlerine gidecek olan ABD ile Rusya, Suriye seçimlerini yeniden yapılanma, yaptırımlar, İran’ın varlığı ve siyasi süreç hakkında anlayışlara varmak üzere değişime açılan bir kapı olarak görmede bölgesel bir fikir birliğine varacaklar mı? Bu, ‘rejimin değişikliğini’ reddeden Rusya için bir çıkış yolu olabilir mi?

7 - Yaptırım ve yardımlar
Yılın başında yardımlarla ilgili bir kararı kabul eden Rusya’nın Şam'dan yardım sağlama taahhüdünü yerine getirmediğini fark eden ABD, yardımlar için Irak ile Doğu Fırat arasındaki el-Yarubiye Sınır Kapısı dosyasını açtı. Nitekim bu bağlamda BMGK’da yeni bir Rus-Batı diplomatik çatışması gerçekleşmesi bekleniyor. Moskova, Şam’ın koronavirüsle mücadele edememesi ve geçim kaynakları sağlayamamasından ABD ve Avrupa yaptırımlarını sorumlu tutuyor. Bu konuda sessizliğini bozan Washington ve Brüksel ise yaptırımların Suriye'ye tıbbi veya insani yardım araçlarının gönderilmesini engellemediğine dair bir medya kampanyası başlattı. Peki, bu dosya adım üstüne adım atılacağı anlayışına doğru mu yoksa ayrılık sapağına doğru mu yeni bir kapı açıyor?
Suriye ve çevresindeki hareketliliğin hangi yöne doğru ilerleyeceğini söylemek kolay değil. Ancak herkesin arafta olduğu bir dönemde bu gelişmelerin hem iç hem de dış tarafların cevaplarını kendi lehine çevirmek istediği büyük soruları gündeme getirdiğine şüphe yok.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.