Diyab: Boş bir hazineyi miras aldım, çok şey başardım

Lübnan Başbakanı Hasan Diyab, 21 Mayıs’taki konuşması sırasında. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Başbakanı Hasan Diyab, 21 Mayıs’taki konuşması sırasında. (Dalati ve Nahra)
TT

Diyab: Boş bir hazineyi miras aldım, çok şey başardım

Lübnan Başbakanı Hasan Diyab, 21 Mayıs’taki konuşması sırasında. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Başbakanı Hasan Diyab, 21 Mayıs’taki konuşması sırasında. (Dalati ve Nahra)

Lübnan Başbakanı Hasan Diyab, hükümetinin yükümlülüklerinin yüzde 97’sini tamamladığını belirttiği açıklamasında Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame’den ‘lirayı korumak ve yüksek döviz kurunu azaltmak için piyasaya müdahale etme sözü aldığını’ söyledi.
Diyab, hükümetinin güvenoyu almasının üzerinden 100 gün geçmiş olması vesilesiyle yaptığı açıklamada, zorluklarla mücadele etmek üzere bir plan ortaya koyulduğuna ancak devlet hazinesinin boş olduğuna da dikkat çekti.
İktidara gelmeden önce ülkenin rekor bir hızla battığını belirten Hasan Diyab, “Herhangi bir hükümet bu dramatik çöküşü durdurabilir mi?” diye sorduğu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Lübnanlılar 17 Ekim’de sokaklara döküldüğünde bu durum, Lübnan’da tarihi bir dönüşümün başlaması için bir fırsat oldu. Devrim isyan, mezhep ve siyasi çıkarlar duvarında büyük bir delik açtı. Nihayetinde durum zorlukları üstlenmeye, iddialı, gerçekçi ve nesnel bir çalışma programı belirlemeye ve kararlı bir hükümetin kurulmasına olanak tanıdı.”
Lübnan Başbakanı hükümetin güven kazanmasından 10 gün sonra ‘koronavirüs kasırgasına’ maruz kaldığını, geminin rotasını korumaya çalıştığını belirterek “Bunu bir öncelik olarak belirledik. Ancak durum bizi hayal kırıklığına uğratmadı, cesaretimizi kırmadı ve çalışma programımızı bozmadı” dedi. Diyab ayrıca salgınla mücadele ederek Lübnanlılar için maksimum koruma sağlamayı başardığını vurguladı.
Hükümetin ‘çok şey başardığına’ dikkat çeken Diyab sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümetin performansının değerlendirilmesi, vatandaşlara ve başardıklarımızı şaşkınlıkla izleyen dünyaya bağlıdır. Ancak ülkedeki sorunlar, herhangi bir hükümetin başa çıkma yeteneğinden daha büyüktür. Bu durum da hükümetin çeşitli şekillerde finansal destek almak ve bir kurtarma çalıştayı oluşturmak için uygulamayı planladığı planının bozulmasına neden olmuştur.”
Diyab açıklamasında hükümet tarafından verilen başlıca vaatlere de dikkat çekti:
“Lübnan’ın Sedir (CEDRE) Konferansı taahhütlerini uygulamak için bir çalıştay başlattık. Bugün Lübnan’a yardım etmek için Uluslararası Para Fonu (IMF) ile başlatılan müzakerelere paralel olarak hükümetin başlattığı finansal kurtarma çalıştayından hızla fayda sağlanacak kararların pratik şekilde uygulanması yolundayız. Hükümetin planı, Lübnan’ın mali ve ekonomik altyapısını inşa etmek ve yeniden yapılandırma sağlamak için sağlam bir platformdur. Lübnan için türünün ilk örneği olan plan günler içinde tamamlanacaktır. Özgür bir ekonomik sisteme bağlıyız ve ekonomimizi çalkantıdan üretkenliğe dönüştürmeye kararlıyız. Bugün hükümetin, yüz günlük bakanlık bildirisindeki taahhütlerinin yüzde 97’sini gerçekleştirdiğini ve yıllık çalışma programında 100 gün içerisinde belirlenmeyen yükümlülüklerinin yüzde 20’sini tamamladığını söyleyebilirim.”
Doların Lübnan lirası karşısındaki artışı ile gıda ve tüketim malları üzerindeki etkileri hakkında da açıklamalarda bulunan Hasan Diyab, Merkez Bankası Başkanı’ndan ‘bankanın bugünden (21 Mayıs Perşembe) itibaren lirayı korumak için piyasaya müdahale etme, temel gıda ürünlerinin ithalatını belirlenen programlara göre destekleme ve yakında fiyat indirimi gerçekleştirme’ sözü aldığı bilgisini verdi.
Diyab, bir başarı programına sahip olduklarını belirterek Lübnan tarihinde ilk kez Merkez Bankası’nın bütçe denetimine başlanacağını vurguladı. Ulusal çapta yolsuzlukla mücadele stratejisinin onaylanacağını, yolsuzlukla mücadele için derhal ve acil önlemler alınacağını, bu yolla elde edilen fonlara el koyulacağını ve 17 Ekim 2019’dan önce ve sonra yurt dışına aktarılan fonlarla ilgili soruşturma talep edileceğini belirtti.
Petrol meselesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Lübnan Başbakanı, doğalgaz sağlamaya yönelik müzakerelerin başladığına, Lübnan karasularında doğalgaz sondajının ilk aşamasının sonlandığına ve ikinci aşamaya geçildiğine dikkat çekti.
Diyab, talebin oldukça fazla olduğuna dikkat çektiği açıklamasında “Hükümetin önceliği, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkiyi yeniden sağlamaktır. Devlet alır ama vermezse güven sağlanamaz” ifadelerini kullandı.
Diyab’ın açıklamalarında siyasi ve kişisel çıkarları doğrultusunda hükümetin başarısızlığı için çalışmalar yürütenlere de mesajlar vardı. Bu çerçevede Lübnan Başbakanı, “Karşılaştığımız birçok zorluğa rağmen performans ve çalışma modeli sunmaya kararlıyız” dedi.
Lübnan Başbakanı Diyab konuşmasında Lübnanlıların açıklamalara inançlarını kaybettiğine dikkat çekti:
“Açıkçası birçok zorlukla karşılaştık ve kısır siyasi savaşlardan etkilenmek istemiyoruz. Zira Lübnanlıların açıklamalara olan inancını kaybettiklerinin farkındayız. Öfkeyi harekete geçirmeye, kişisel veya siyasi çıkarlara hizmet etmeye çalışan hayali söz savaşlarından sıkıldılar.”



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.