Güney Sudan Devlet Başkanı Kovid-19'a yakalandığı iddiasını yalanladı

Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit (Reuters)
Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit (Reuters)
TT

Güney Sudan Devlet Başkanı Kovid-19'a yakalandığı iddiasını yalanladı

Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit (Reuters)
Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit (Reuters)

Güney Sudan Cumhurbaşkanı Salva Kiir Mayardit’in geçtiğimiz hafta yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalandığına ilişkin haberlerin yayınlanması üzerine Salva Kiir'den ilk görüntü ve açıklama sonunda geldi. Çıkan bu söylentilerin ardından Cumhurbaşkanı, sağlık durumunun gayet iyi olduğunu belirterek halkının yalan yanlış haberler üzerine yapılan propagandalara inanmaması ve Kovid-19 salgını ile mücadele etme çağrısında bulundu.
Salva Kiir'in halka seslenişinin ardından, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi  (IGAD) Temsilcisi, Güney Sudan'a, kabile şiddeti de dahil olmak üzere ülkede yaşanan tüm şiddet içerikli eylemlerin derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunurken insanların güvenli ve engelsiz bir şekilde sağlık hizmetinden yararlanması için hükümetin harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Salva Kiir Mayardit’in hakkında çıkan haberlerden sonra ilk görüntüleri yayınlandı. Güney Sudan devlet televizyonunda Mayardit’in halka hitaben yaptığı konuşmaya yer verildi. Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Kiir’in, koronavirüse yakalandığı ve tedavi görmek üzere Mısır’ın başkenti  Kahire'ye gittiğine ilişkin haberler çıkmıştı. Hakkında çıkan bu söylentilerden sonra sağlık durumunun son derece iyi olduğunu belirten Kiir; “Hakkımda öldüğüme dair söylenti yayanlar, ben ölmeden önce kendileri bu dünyadan ayrılacaklar. Kuşkusuz, ölüm vakti geldiğinde kimsenin ondan kaçması söz konusu değildir” ifadesini kullandı. Aynı zamanda Kiir, tedavi için asla ülkesini terk etmeyeceğinin bir kez daha altını çizerek sözlerine şu ifadelerle devam etti:
“Eğer halkımın tamamı koronavirüs sebebiyle hayatını kaybedecek olursa ben hayatta kalan en son kişiyle son nefesimi vereceğim. Asla ülkemi bırakmayacağım. Taşıdığım bu beden kendi ülkemde gömülecek”.
Kiir, ülkesinden ayrılmayacağını ve koronavirüs salgını sebebiyle vatanından  kaçmayacağını defalarca tekrarlarken kendisinin başka bir ülkeye sığınmayı sevmediğini, çocukluk döneminin  en zor şartlarında bile ülkesini terk etmediğini ve kendi  öz vatanında öleceğini vurguladı. Kiir, bu açıklamayla  kalmayıp kendisini,   bedeninin  Güney Sudan'da gömülmesini isteyen kişilerden biri olarak niteledi.
Sudan halkını salgının yayılmasını önlemeye ve yalan yanlış söylentiler çıkarmaktan kaçınmaya çağıran Kiir, “Koronavirüse yakalandığına dair söylentiler yayınlamak düpedüz propagandadır. Halkımın bu tür söylentilere karşı kendisini inanmamasını ve  enerjisini boşa harcamamasını tavsiye ediyorum" açıklamasında  bulundu.
Öte yandan IGAD Güney Sudan Özel Temsilcisi İsmail Weis, ülkedeki her türlü şiddetin sona erdirilmesi çağrısında bulunurken, geçtiğimiz Ocak ayından bu yana 900 kişinin hayatını kaybettiği kabile çatışmasına da değinmeden geçmedi. Weis, şu anda gösterilmesi gereken çabaların, salgınının yayılmasını önlemekten, güvenli sağlık hizmeti sunmaktan ve hükümetin siviller ve insanı yardım çalışanları için  yeterli koruma ekipmanı sağlamasına yönelik teşvik edilmesinden ibaret  olduğunu belirtti. İnsani yardım çalışanların ölümüne sebep olan şiddet olaylarını kınadığını söyleyen Weis, bu insanların halkına yardım etmek için ön saflarda koştururken hayatlarını kaybettiğini belirtti.

İsmail Weis açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kovid-19 virüsü bütün  bölgeyi etkisi altına aldı. Dünyada ki tüm devletlerin birinci önceliği, ekonomide büyük karışıklığa yol açan salgının etkilerini aza indirmek adına alınan önlemler oldu. Silahların susturulması, salgının yayılmasını önlemek üzere herkesin bu mücadeleye dahil edilmesi ve salgının seyrini etkilemede  her  bir bireyin oynadığı rol üzere bilinçlendirilmesi alınan bu önceliklerin başında geliyor.”
IGAD Elçisi, Birleşmiş Milletler ve aralarında ABD, İngiltere ve Norveç'in de bulunduğu TROİKA ülkelerini salgının üstesinden gelmek ve etkilerini hafifletmek için Güney Sudan'ı desteklemeye devam etmeye çağırırken ancak hep birlikte bu salgının üstesinden gelinebileceğini belirtti.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.