Filistin Otoritesi, ilhakı durdurma yolundaki girişim için kapıyı açık tutuyor

İsrail çarşamba günü, Batı Şeria’da inşaat halinde olan bir binayı yıktı. (WAFA)
İsrail çarşamba günü, Batı Şeria’da inşaat halinde olan bir binayı yıktı. (WAFA)
TT

Filistin Otoritesi, ilhakı durdurma yolundaki girişim için kapıyı açık tutuyor

İsrail çarşamba günü, Batı Şeria’da inşaat halinde olan bir binayı yıktı. (WAFA)
İsrail çarşamba günü, Batı Şeria’da inşaat halinde olan bir binayı yıktı. (WAFA)

Filistinli yetkililer, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın İsrail ile yapılan tüm anlaşmalardan ayrılma kararına rağmen Filistin Otoritesi’nin barış sürecini kurtaracak bir girişime açık kapı tuttuğunu aktardı.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Avrupa Parlamentosu üyeleriyle video konferans üzerinden gerçekleştirdiği toplantıda şu açıklamalarda bulundu:
“Ortadoğu Dörtlüsü liderliğindeki çok taraflı uluslararası gözetimde barış sürecini canlandırmayı amaçlayan her türlü ciddi girişime açık kapı bıraktık. Zirâ barış sürecinin başarısı; dürüst bir aracı, üzerinde anlaşılan net ilkeler, ciddi bir ortak ve belirli bir zaman çerçevesine bağlıdır. Nitekim İsrail, onunla imzalanan tüm anlaşmaları ihlal etmiş ve çiğnemiştir. Biz de artık bu anlaşmalara tek taraflı olarak uymaya devam edemeyiz.”
Filistin Otoritesi, İsrail'in Batı Şeria'nın bazı bölgelerini ilhak etme planını uygulamasını engelleyebilecek bir tutum sergilemede destek toplamak amacıyla tüm ülkelerle yakın temas halinde. Zira bu plan, otoritenin geleceğini ve siyasi süreci bütünüyle tehdit ediyor.
Filistin Otoritesi’nin bu amaç uğruna ciddi şekilde çalıştığını söyleyen Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, “İlhakın ilan edileceği resmi tarih olan 1 Temmuz'a kadar zamanımız var” dedi.
Nitekim Otorite, kararlarını fiile dökmesi gerekeceği ancak çöküş olasılığını da taşıyan ilhak senaryosuyla yüzleşmekten kaçınmayı umuyor.
Filistin Otoritesi, Oslo Anlaşması ve eklerini uygularken İsrail ise Filistinlilerin hayatlarını her yönüyle kontrol ediyor.
Çarşamba günü bir toplantı düzenleyen Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Kurulu; Filistin Ulusal Konseyinin ve FKÖ merkez konseyleri ile yürütme kurulu kararlarına geri dönerek İsrail Devleti ve ABD ile yapılan tüm anlaşma ve mutabakatların feshini doğruladı. Aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkiye dayanarak İsrail ile ilişkilerin yeniden kurulmasıyla ilgili kararların uygulanması konusunda uygun mekanizmaların belirlendiğini teyit etti. Bu minvalde tüm siyasi, idari, güvenlik ve ekonomik düzeylerdeki bağlantının koparılması ve 1967 Birleşmiş Milletler (BM) kararına uygun olarak, Filistin Devleti egemenliğini işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde somutlaştırmak için pratik adımlar atmaya başlanması gerektiği vurgulandı.
Aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri de dahil olmak üzere Ortadoğu Dörtlüsü gözetiminde tam yetkilerle barış için uluslararası bir konferans çağrısında bulundu. Otorite, şimdiye kadar İsrail ile güvenlik koordinasyonunu askıya almış ancak İsrail’in tanınmasını geri çekme, otoriteyi devlete çevirme, sivil koordinasyonu durdurma, ekonomik sorunlarla nasıl başa çıkılacağı ve diğer yasal konuları ele almamıştı.
Otorite, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (UCM) Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın İsrail ile anlaşmaların sona ermesi yönündeki açıklamalarına ilişkin açıklama ve ek bilgi talebinde bulundu. Bu talep, Filistin topraklarında İsrail ve Hamas'a atfedilen ‘savaş suçları’ hakkında bir soruşturma dosyasının açılması öncesinde geldi. UCM hakimleri, İsrail'in tepkisinin Filistin Otoritesi’nin bir ‘devleti’ temsil etmediğini kanıtlayan Oslo Anlaşmaları’na dayandırılıyor olması ışığında, anlaşmaların kaderini açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. Bu nedenle İsrail, UCM’nin kuruluşunu teşkil eden ve tüm bu prosedürleri geçersiz kılan Roma Antlaşması'na üye olamıyor.
Filistin’in tepkisi ise anlaşmaların sona ermesi teyit edilirse İsrail'i başka bir pozisyon oluşturmaya, diğer yandan UCM Başsavcısı Fatou Bensouda'yı Oslo anlaşmalarına dayanan iddialarını değiştirmeye zorlayacak.
İsrail, 2019’da Başsavcı Avichai Mandelblit aracılığıyla UCM’ye bir mektup göndermiş ve şu başlıklara değinmişti:
“İsrailliler ile Filistinliler arasındaki mevcut anlaşmalar, adli ve fiili vaziyeti açıklığa kavuşturuyor. Filistinliler, İsrail'in güvenlik ve idari kontrolüne tabi olan C bölgesinde ceza yargısı yetkisine sahip değildir. Aynı şey Kudüs ve İsrail vatandaşları konusunda da geçerli. Dolayısıyla, Filistinlilerin böyle bir yetkiyi benimseme hakları yok. Yargının temel ilkesi budur: Bir kişi veya kuruluş, sahip olmadığı bir şeyi başka bir cihete devretme hakkına sahip değildir. Bu nedenle, iki taraf arasında imzalanan anlaşmalara göre Filistinlilerin İsrail vatandaşları hakkındaki cezai muhakeme haklarını UCM’ye devredeceği konusundaki haksız iddia ortadan kaldırılmalıdır.”
Filistin Dışişleri Bakanlığı BM Dairesi Müdürü Ömer Avadallah; FKÖ ve Filistin Devleti’nin İsrail ve ABD hükümetleri ile yapılan tüm anlaşmaların feshini açıklamalarının ardından Filistin'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kanuni yetkisinin değişmeyeceğini bildirdi. Avadallah açıklamasında şunları söyledi:
“Mahkeme, Filistin'deki suçlar hakkında uzman taraf olması nedeniyle sorumluluklarını üstlenecek. Açıklama, Doğu Kudüs'ü başkent alan 1967 sınırlarındaki Filistin'in yerini ve 2012’de BM’de elde ettiği üye olmayan gözlemci devlet statüsünü etkilemeyecek.”
Avadallah, 1969 Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) uyarınca, uluslararası tüzel kişilerin anlaşmaları feshetme veya buna göre muamele etmeyi sona erdirme hakkına sahip olduğunu vurguladı. Aynı zamanda mahkeme prosedürlerine dayanarak Filistinlilerin mahkemenin talebine en geç 10 Haziran'da yanıt vereceğine, Devlet Başkanı’nın konuşmasında belirtilenleri temel alacağına ve destekleyeceğine dikkat çekti.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.