Salgın nedeniyle mahalleler karantina altına alınırken, Sana’ya korku hakim

Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
TT

Salgın nedeniyle mahalleler karantina altına alınırken, Sana’ya korku hakim

Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)
Sana bir sokakta yürüyen kız çocuğu (EPA)

Yemen’de Husilerin denetim altındaki bölgelerde koranavirüs kaynaklı ölümlerin artması Husi makamlarını endişelendiriyor. Kovid-19 ölümlerine  tanık olan vatandaşların yaşadığı korku atmosferi ortasında, Sana’daki 3 mahalleyi giriş çıkışlara kapatıldı.  Husi yetkililer, İran’da koronavirüse yakalanmış onlarca unsurun Yemen’e getirmekle suçlanıyor.
Bağımsız en-Nida gazetesi genel yayın yönetmeni, İran’dan gelen onlarca milisin, Umman Sultanlığı ile olan sınır aracılığıyla ülkeye girmesi sonrasında geçen Mart ayının son günlerinde işgal altındaki başkent Sana’da koronavirüsün kaydedildiğini açıkladı. Yetkili, milis liderliğin bu vakaları tespit ettiğini, ancak gizlediklerini, bunlara ilişkin herhangi bir sağlık tedbiri uygulamadığını ve kısıtlama olmaksızın faaliyetlerine izin verdiğini vurguladı.
Yemen hükümetinden bir yetkili de Şarku’l Avsat’a benzer bir açıklamada bulundu. Hükümetin, sınır kapılarının kapatılmasından günler önce milisilerin İran’dan gelen 20 unsuru gizledikleri hususunda uyarı yaptığını hatırlatan yetkili, bunların Husilerin yandaşlarından birinin sahibi olduğu, Sana’daki el-Mutavakel Hastanesi’ne giriş yaptıklarını belirtti.
Yemenli yetkili, İran’dan gelen Husi unsurların koronavirüse yakalandığı gerçeğinin gizlenmesi nedeniyle ülkenin gerçek bir felaketle karşı karşıya kaldığı uyarısı yapan hükümetin açıklamalarını hatırlatarak, “Durum, dünyanın ciddiye almadığı hükümetin tavrının doğruluğunu gösteriyor. Husi kontrolü altındaki bölgelerden yapılan haberleri doğrulamak zor. Ancak Yemenliler, Husi hükümetindeki sağlık bakanı Taha el-Mutavakel’in, bazı sektörlerden yetkililer de dahil yaklaşık 20 bakanın virüse yakalandığını belirtti” dedi. Sana’da Husi karşıtı kaynaklar da Şarku’l Avsat’a, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin de evinin bulunduğu el-Senine mahallesindeki sağlık kompleksinin direktörü Munir el-Kaiş’in de koronavirüs nedeniyle geçen çarşamba gecesi hayatını kaybettiğini ifade etti. Kaynaklar ayrıca, 5 kadın öğretmenin, Sevra Hastanesi’nden 3 doktorun ve çok sayıda sağlık çalışanının da öldüğünü belirtti.
Husiler, gerçek vaka ve ölü sayını gizlemekte ısrarlarını sürdürürken, darbeci makamlar salgının yayılması ve günlük ölü sayısının artış göstermesinden sonra Sana’daki 3 mahallenin giriş çıkışlarını kapattı. Bu çerçevede vatandaşlara, koronavirüs dolayısıyla bir hafta boyunca evlerinden dışarı çıkmama uyarıları da yapıldı. Sana’nın batısındaki ez-Zibe mahallesinde de benzer uygulamalar ortaya koyuldu.
Bir bölge sakini olan Ali Abdurrahman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, durumun korkutucu olduğunu söyledi. Abdurrahman, cenazelerin bitmediğini, vatandaşların çoğunun koronavirüsün semptomlarına benzer rahatsızlıklardan şikayetçi olduğunu söylerken, “Kırk yıldır Sana’da yaşıyorum. Uzun süredir bu kadar ölü görmedim. Bu felaketin yok olması için Allah’tan başka umudumuz yok” dedi.
Ali Abdurrahman’a göre araçlar, Husi milisler eşliğinde insanlara evlerinde kalmalarını isteyen uyarılar yaparak sokakları dolaştı.
Öte yandan bazı camilerin imamları, vatandaşlara koronavirüs salgını dolayısıyla namazlarını evlerinde kılma çağrısı yaptı.
Başbakanlık binasının yakınlarındaki 45’inci bölgenin giriş çıkışları da Husiler tarafından tamamen kapatıldı. Milisler, virüsün kaydedilmesi sonrasında bölge sakinlerini evlerinde kalmaya zorladı.
Kovid-19 önlemleri, ed-Dali vilayetine bağlı Damt şehrine kadar uzanırken, tıbbi kaynaklar da Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, milislerin şehrin sokaklarına silahlılar ve güvenlik personelleri konuşlandırdıklarını belirtti. Bölgedeki şehir hastanesinde çalışan 2 doktorun ölmesinin ardından şehirde kapsamlı bir hareket yasağı getirildi.
Bu felaketin ortasında milisler, askeri tırmanışını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in ‘on binlerce Yemenlinin ölmesine ve en az 16 milyon vatandaşın virüse yakalanma riski altında oluğunu belirterek, salgınla mücadele etmek için savaşı durdurma ve çabaları birleştirme’ planını milisler engellemeye devam ediyor.
Husiler, Suudi Arabistan topraklarını insansız hava araçlarıyla hedef almaya, cephelere takviyelerde bulunmaya, el-Cevf, Nihm, Hudeyde, ed-Dali ve el-Beyda’da Yemen ordusunun pozisyonlarına saldırmaya yeniden başladı.
Yemenliler, Husi liderliğinden BM Temsilcisinin önerilerine ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun ateşkes çağrılarına olumlu bir yanıt vermesini beklerken, Husi milisler ise Suudi Arabistan’ın güneyindeki Necran şehrine saldırıda bulundu. Saldırının, koalisyon güçlerinin mevziilerine ulaşmadan geri püskürtüldüğü belirtildi.
Koalisyon tarafından yayınlanan bildiriye göre koalisyon güçleri sözcüsü Albay Turki el-Maliki, saldırıda sivillerin hedef alınmak istendiğini söylerken, “Koalisyon, Husi milislerin yeteneklerini etkisiz hale getirmek için caydırıcı önlemler almaya devam edecek” dedi. Maliki ayrıca, koalisyon tarafından bir buçuk ay önce ilan edilen tek taraflı ateşkesten bu yana milislerin 4 bin 400’ten fazla saldırı gerçekleştirdiğini ifade etti.
Öte yandan hükümet, Aden’de Acil Durum Komitesi’nin koronavirüs salgınıyla mücadele çabalarını desteklemek amacıyla bölgesel ve uluslararası desteği seferber etmeye çalışıyor.
Acil Durum Komitesi sözcüsü Dr. İşrak es-Sabei, acil sağlık hizmetleri alanında faaliyet gösteren Aspen Medical şirketinden bir heyetle bir araya gelerek, yoğun bakım ünitesi de dahil olmak üzere koronavirüs vakalarının tedavisi için entegre tıbbi üniteyi başlatmak üzere sözleşme imzaladı. Sabei, Yemen Sağlık Bakanlığı’nın sağlık ekibine görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli tüm imkânları sağlayacağını söylerken, “Bakanlık, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara koronavirüsle mücadelede kapsamında Yemen’deki programlarını ve faaliyetlerini uygulamak için destek sağlama taahhüdünde bulundu” dedi. Sözcü ayrıca, özellikle de bazı vilayetlerde koronavirüsün yayılması nedeniyle oluşan mevcut istisnai koşullar ortasında Sağlık Bakanlığı, bağışçılar ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonun, sağlık hizmetlerinin sunulmasına destek sağlayacağını söyledi.
Ekibin, ‘korona’ salgınıyla mücadele için Aden şehrinde 100 yatak kapasiteli entegre bir tıbbi birim kurmak amacıyla Yemen sağlık yetkilileri ile işbirliği dahilinde çalışacağı belirtildi.



Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
TT

Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)

Sudan’ın başkenti Hartum’da, 70 yaşındaki yaşlı adam Muhammed el-Hassan, bacağı kesilmiş ve bastonuna dayanarak, uzun bir aradan sonra yaşlılar bakım evine geri döndü. Yorgun ve bitkin görünmesine rağmen, mutluluğu yüzünden okunuyordu. el-Hassan, “Sonunda evimize döndük… Çok özlemiştik” ifadelerini kullandı.

Sudan yetkilileri, kısa süre önce 21 yaşlıyı Hartum’un Bahri şehrindeki “El-Du Hacuc” bakım evine geri gönderdi. Bu yaşlılar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çıkan savaşın ardından yaklaşık iki ay önce bakım evini terk etmiş ve Kuzey Nil eyaletindeki Şendi şehrine taşınmıştı.

Göç sırasında el-Hassan, sağ ayağından aldığı yara nedeniyle ameliyat oldu ve ayağı kesildi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Hassan, bakım evinde çalışan personelin yıllardır gösterdiği saygı ve özenin, hayatının geri kalanını burada geçirme kararını vermesinde etkili olduğunu söyledi.

El-Hassan, savaş sırasında bakım evinin duvarlarının bile mermilerden zarar gördüğünü, çevredeki binaların ise büyük ölçüde yıkıldığını belirtti. Savaş öncesi bakım evinde 26 yaşlı bulunurken, Şendi’de geçici bakım evinde kaldıkları sırada dördü hayatını kaybetti.

Coşkulu Karşılama

 Hartum Kuzey'deki "Al-Daw Hajjaj" evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')Hartum Kuzey'deki “El-Du Hacuc” bakım evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')

Yaşlıların geri dönüşü, bölge halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Hartum Eyaleti Sosyal Kalkınma Bakanı Sadık Firini, “Tüm yaşlılar sağlıklı bir şekilde bakım evine ulaştı” dedi. Firini, bazı yaşlıların on yıllardır burada yaşadığını, çocuklarının veya yakınlarının çoğunlukla ilgilenmediğini belirtti. “Bazen sağlık durumlarını bildirmek için aileleri arıyoruz, ancak cevap vermiyorlar. Bazı yaşlılar çocuklarıyla konuşmak istiyor ama sonuç alamıyor” ifadelerini kullandı.

Ailelerini Kaybedenler

Bakım evinde uzun süre kalan birçok yaşlı, aileleri tarafından terk edilmiş ve iletişim tamamen kesilmiş durumda. Bazıları yürüyemez hale gelirken, bazıları ciddi sağlık sorunları ve kronik hastalıklarla mücadele ediyor.

Yaşlı Selman Süleyman, bakım evine dönmesini olağanüstü bir deneyim olarak nitelendirerek gözyaşlarına hakim olamadı. Kuzey Atbara’da göç sırasında akut böbrek yetmezliği tedavisi gördüğünü belirten Süleyman, “Tek dileğim, savaş öncesi terk ettiğim evime geri dönmek” dedi.

Yaşlıların yüzlerindeki mutluluk kısa süreli olsa da ailelerinden ayrı kalmanın yarattığı acı hatırlanmaya devam ediyor. Bazıları, “Bu dünyadan gitmeden önce çocuklarımı görmek istiyorum” derken, diğerleri geçmiş acılara rağmen affedici bir tutum sergiliyor.

Alternatif Aile Modelleri

Huzurevine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')Bakım evine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')

Bakan Firini, bakım evinde bir yaşlının vefatı durumunda, polise haber verildikten sonra cenaze işlemlerinin gerçekleştirildiğini belirtti. Ayrıca yaşlıların alternatif ailelerde bakılmasının, daha istikrarlı bir sosyal ortam sağladığı için önemli bir çözüm olduğu ifade edildi.

“El-Du Hacuc” bakım evi, 1928 yılında Hartum Bahri’de kurulmuş olup, kabul edilenlerin en az 65 yaşında olması şartı var. Kayıt için sıkı prosedürler uygulanıyor; nadir durumlarda, yaşlılar yakınlarıyla birlikte kabul ediliyor veya aileleriyle yaşamayı reddediyor. Bakım evinin kapasitesi 70 kişi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Sudan’daki yaşlı nüfus, toplam nüfusun yaklaşık %4’ünü oluşturuyor.


İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.


Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.