İç hat uçuşları 1 Haziran'da başlayacak

İç hat uçuşları 1 Haziran'da başlayacak
TT

İç hat uçuşları 1 Haziran'da başlayacak

İç hat uçuşları 1 Haziran'da başlayacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle Mart ayında durdurulan uçak seferlerinin 1 Haziran’da yeniden başlayacağını bildirdi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle Mart ayında durdurulan uçak seferlerinin 1 Haziran itibariyle başlayacağını açıkladı. Karaismailoğlu, “Kovid-19'a karşı hazırlıklarını yaparak sertifikalarını alan havalimanlarımızda uçuşları başlatıyoruz.
Şu ana kadar 6 havalimanımız sertifikasını aldı. 2 ay aradan sonra ilk seferimizi de 1 Haziran günü saat 10.00'da İstanbul Havalimanından Esenboğa Havalimanına yapıyoruz. Ülkemiz gibi havayollarımız da kalkış yapacak. Tedbirlerimizi alacağız ancak normalleşme adımlarımızı da atacağız. 1 Haziran'da İstanbul'dan Ankara'nın yanı sıra İzmir'e, Antalya'ya ve Trabzon'a da uçuş seferleri gerçekleştirilecek. 1 Haziran sonrası bütün havalimanlarımızda da uçuşlarımız kademeli olarak başlayacak" ifadelerini kullandı.
Bakan Karaismailoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle Mart ayında durdurulan uçak seferlerinin 1 Haziran'da yeniden başlatılacağını açıkladı. Konuyla ilgili Karaismailoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle 28 Mart'tan bu yana havalimanlarında uçuşların durdurduğunu anımsatarak, salgınla mücadelede alınan tedbirler sayesinde önemli mesafe kat edildiğini ve bu kapsamda ulaşım altyapısında normalleşme sürecine başladıklarını söyledi.
Yayılma hızındaki düşüş sayesinde yeni bir döneme girmiş bulunulduğunu vurgulayan Bakan Karaismailoğlu, bu kapsamda havayolunda ilk seferin 1 Haziran günü saat 10.00'da TK2150 sefer sayılı İstanbul Havalimanı - Ankara Esenboğa Havalimanı uçuşu olacağını söyledi.

İstanbul Havalimanına sertifikası 1 Haziran'da verilecek
Karaismailoğlu, Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında tüm havalimanlarında başarıyla alınan önlemlere ek olarak normalleşme sürecinde yeni uygulamaların hayata geçirileceğini kaydetti.
Havalimanlarında tedbir çerçevesinde Kovid-19'a karşı sertifikasyon programı yaptıklarına dikkati çeken Bakan Karaismailoğlu, söz konusu sertifikasyon programı ile tüm havalimanlarının tekrar düzenlenmeye başlandığının altını çizdi.
Salgın sertifikasının sadece havalimanı işletmecileri, terminal işletmecileri, yer hizmetleri kuruluşlarını değil aynı zamanda havalimanına yolcu getiren ulaşım araçları ile yolcular da dahil olmak üzere, her bir kurum ve kuruluşun kendi bünyesinde alması gerekli tedbirleri de içermesi nedeniyle önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sertifikasyon genelgemizin yayımlamamızın ardından Bakanlığımız tarafından eğitim, bilgilendirme, denetim ve inceleme çalışmaları gerçekleştirilmeye başlandı.
Bu süreçte havayolu taşımacılığı ile seyahat edecek vatandaşlarımız ile sektörde hizmet veren tüm çalışanların sağlıklarının korunmasına yönelik tedbirler detaylıca belirledik. Salgına karşı havalimanlarında dört ana unsur üzerinde durduk. Bunlar; herkesin maske takma mecburiyeti, sosyal mesafeye tam uyum, kişisel ve kurumsal hijyen tedbirlerinin alınması, çalışanlarca riske uygun koruyucu teçhizat kullanılmasıdır.”

"Şartları karşılayan havalimanına sertifika verdik"
Karaismailoğlu, tüm şartları karşılayan havalimanlarına Bakanlık olarak sertifika verilmeye başlandığını bildirdi. Bakan Karaismailoğlu, bu kapsamda İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Esenboğa Havalimanı, İzmir Adnan Menderes, Antalya ve Trabzon Havalimanlarının sertifika almaya hak kazandığını açıklayarak, 1 Haziran'da ilk sefer öncesinde İstanbul Havalimanının sertifikasının İGA yönetimine verileceğini söyledi.

“İlk uçuşlar İstanbul'dan Ankara, İzmir, Antalya ve Trabzon'a yapılacak”
Karaismailoğlu, havalimanlarına girişten, varış noktalarındaki havalimanlarından çıkışa kadar tüm süreçlerde izolasyona önem verileceğini dile getirdi.
Sertifika programı doğrultusunda fiziki şartların sosyal mesafe kuralına göre yeniden düzenlendiğini vurgulayan Bakan Karaismailoğlu, salgına karşı özellikle havalimanlarında bütüncül tedbirleri almaya özen gösterdiklerinin altını çizdi. Karaismailoğlu, 1 Haziran'da İstanbul Havalimanından saat 10.00'da yapılacak seferin yanı sıra saat 14.10'da İzmir'e, 11.15'de Antalya'ya ve 13.00'de Trabzon'a da sefer yapılacağını bildirdi. Bakan Karaismailoğlu, 1 Haziran sonrasında bütün havalimanlarında da uçuşların kademeli olarak başlayacağını kaydetti.
Bakan Karaismailoğlu, “Havalimanlarında belirlenecek trafik sayısı kapsamında slot planlamalarını da yaparak havalimanlarında ve uçaklarda sosyal mesafe şartlarını sağlayacağız. Yolcu sirkülasyonunu en uygun düzeyde tutacağız. Tedbiri elden bırakmadan havayolu ulaşımını vatandaşlarımızın hizmetine açıyoruz” diye konuştu.
Vatandaşların sağlığı için tüm önlemleri aldıklarını ve uçuş sırasında uçuş ekibinin yanı sıra uçan hijyen uzmanlarının da görev alacağını kaydeden Bakan Karaismailoğlu, “Uzmanlar, uçuş sırasında tüm önlemleri alarak seyahat sağlığı için gerekliliklerin yerine getirildiğinden emin olacak. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Hayat Eve Sığar projesine uygun olarak yolcuların iç hat uçuşlarına kabulü, kişiye özel üretilen Hayat Eve Sığar (HES) kodu ile sağlanacak.
Yolcuların ilgili uygulamaya girerek kayıt oluşturmaları gerekiyor. Biletlerini online satış kanalları, bilet satış ofisleri ve acenteler üzerinden temin eden yolcular sağlık durumlarını HES kodu üzerinden uçuşa 24 saat kala kontrol edecekler. Biletleme esnasında ve havalimanlarında yapılacak HES kodu sorgulamalarında, uçuşa elverişli olmadığı tespit edilen yolcularımız uçuşa kabul edilmeyecek. Ayrıca uçağa biniş ve inişler sıralı şekilde olup uçak içerisine el çantası dışında bagaj alınmayacak” dedi.
Karaismailoğlu, havalimanları içerisinde alınacak önlemlere ilişkin olaraksa, “Havalimanına gelmek için özel toplu taşıma servislerini kullanan yolcular, sosyal mesafe kuralına göre oturma düzenine göre seyahat ederken, maskesiz araçlara binişlere izin verilmeyecek. Toplu taşıma araçları sürekli takip edilecek. Yurt içi veya yurt dışından gelen ve giden yolcuların terminale girişlerinde termal kamera veya temassız ısıölçerler ile ateşleri ölçülecek.
Refakatçi zorunluluğu olan yolcuların refakatçilerinin dışında terminal binasına karşılama ve uğurlamaya gelen vatandaşların girişlerine izin verilmeyecek. Yolcular maske takarak terminal binasına giriş yapabilecek. Hava yolunu kullanacak yolculardan uçuşları öncesinde hava yolu şirketlerine Türkiye sınırları içerisinde ikamet edecekleri adres ve bilgiler de istenecek” ifadelerini kullandı.

"Vatandaşımız gönül rahatlığı ile uçsun"
Bakan Karaismailoğlu, bakanlık ve ilgili kurumlarının tüm tedbirleri alacağını ve titizlikle uygulayacağına işaret ederek, "Çıkış noktasından varış noktasına kadar her şeyi hassasiyetle takip edeceğiz. Vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile havayolunu kullansınlar" ifadelerine yer verdi.
Karaismailoğlu sözlerini, “Türkiye küresel salgına karşı milli mücadele verdi. Bu süreçte her zaman olduğu gibi ihtiyacı olan ülkelere yardım elini uzattı. Dünyaya örnek olan ülkemiz normalleşme süreciyle Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gücüne güç katarak yoluna devam edecek” ifadeleri ile tamamladı.



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe