Tunuslu bazı milletvekilleri Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi için seferber oldular

Tunuslu bazı milletvekilleri Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi için seferber oldular
TT

Tunuslu bazı milletvekilleri Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi için seferber oldular

Tunuslu bazı milletvekilleri Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi için seferber oldular

Tunus’ta Özgür Anayasa Partisi Genel Başkanı Abir Musa, Tunus parlamentosundaki Ulusal Reform, Müstakbel, Yaşasın Tunus ve Tunus'un Kalbi partilerinin dahil olduğu bir güç dengesi oluşturarak Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi’nin hesap verebilirliği için bir girişim başlattı. Musa, 3 Haziran’da 109 milletvekilinin oyuyla Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesini hedefliyor.
Özgür Anayasa Partisi ile birlikte bu dört parlamento bloğu, mecliste yaklaşık 82 koltuğa (meclisteki koltukların üçte birinden fazlası) sahip. Sağlanan bu çoğunluk yasal olarak, Gannuşi’ye karşı bir iddianame için Meclis’te oylama yapılması talebinde bulunmaya ve bir sonraki aşama olan Gannuşi’den güvenoyunun çekilmesi adımına geçmeye zemin hazırlıyor.
Özgür Anayasa Partisi Genel Başkanı Musa düzenlediği bir basın toplantısında, söz konusu partilerle yapılan koordinasyon toplantısında iki ana konunun ele alındığını belirtti. Bu konulardan ilki, söz konusu partilerin milletvekillerinin Tunus'un Libya dosyasındaki politikasını reddeden listeye oy vermek için harekete geçirilmesiyle ilgili, ikincisi ise Meclis Başkanı'ndan güvenoyunun çekilmesi konusuyla. Musa, bu girişimin ‘Tunus'u kurtarmak için bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varan bir sivil parlamenter çoğunluk oluşturmak amacıyla Meclis’teki modernist sivil blokların tutumları arasında koordinasyon sağlanması ve birleştirilmesi gibi daha ileri adımlar gerektirdiğine’ de dikkati çekti.
Abir Musa bu bağlamda, Meclis Başkanı Gannuşi’nin yanı sıra partisinin de ‘Müslüman Kardeşler (İhvan) gibi siyasal İslamcıların temsilcileriyle ilişkilerini kesmedikçe ellerini herhangi bir siyasi güce uzatamayacağının’ da altını çizdi. Musa, “Meclis’teki güç dengesini değiştiren yeni bir ittifak kurulmasının nedeni, Meclis Başkanı’nın ve divanının değiştirilmesi, sivil ve modernist güçlerden yeni bir başkan seçilmesidir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Nahda Hareketi Lideri ve Meclis Başkanı Gannuşi’yi, Kartaca Sarayı’nda kabul etti. Görüşmede Said ve Gannuşi, kaos çağrılarına ve kamu güvenliğini tehdit eden girişimlere tepki gösterdiler. Ancak bazı gözlemciler, muhalefetteki Özgür Anayasa Partisi’nin ‘Nahda Hareketi’ni saf dışı bırakma girişiminin’ bir dizi anayasal ve siyasi engelle karşılaşabileceğini düşünüyorlar. Bu engellerden ilkinin de, Nahda Hareketi’nin saf dışı bırakılmasının Özgür Anayasa Partisi’nin kontrolü ele alması ve Meclis’teki partilerin çoğu tarafından kabul edilmeyen muhalefet iddiası ile ilişkilendirilmesi olduğuna inanıyorlar.
Nahda Hareketi büyük olasılıkla bu savaştan, başta siyasi ve parlamenter tecrite maruz kalma olasılığı olmak üzere ağır kayıplar vermeden atlatamayacak.
İkinci engel, Meclis’in bir sonraki dönemde de Gannuşi’nin başkanlığı için baskı yapmaya devam edecek olması. Tunus'un Kalbi Partisi yöneticilerinden ve Meclis Finans Komitesi Başkanı İyad el-Lumi, 3 Haziran’da yapılacak toplantıyla ilgili olarak “Bu bir hesap verebilirlik oturumu değil. Aksine, Meclis Başkanı'nın yetkileri ve (parlamenter diplomasi) uygulama sınırları hakkında bir müzakere oturumudur” şeklinde konuştu. Ancak gözlemcilere göre bu toplantı, Nahda Hareketi liderine karşı sağlam bir parlamento bloğunun varlığının halen devam ettiği ve hemen sonuçlarının görülmesinin zor olduğu anlamına geliyor.
Lumi düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Hesap verebilirlik meselesi sonuçlanmıştır. Çünkü Meclis’in iç sistemi, Meclis Başkanı da dahil olmak üzere herhangi bir milletvekilinin hesap verebilirliğine yetki vermez. Sadece hakkında karşı bir suçlama listesi sunulmasıyla veya soruşturma başlatılmasıyla yetinir.”
Siyasi açıdan hesap verebilirlik oturumunu, karşı taraf aleyhine siyasi bir zafer kazanmak için kullanmak isteyen bazı taraflar olduğuna dikkati çeken Lumi, bu konuyla ilgili Nahda Hareketi ve Özgür Anayasa Partisi arasındaki derin farklılıklara işaret etti.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.