Suriye’de istatistikler ve adaletsizlik: Geçmiş, şimdi ve gelecek

Suriye’de istatistikler ve adaletsizlik: Geçmiş, şimdi ve gelecek
TT

Suriye’de istatistikler ve adaletsizlik: Geçmiş, şimdi ve gelecek

Suriye’de istatistikler ve adaletsizlik: Geçmiş, şimdi ve gelecek

Barışçıl protestoların 15 Mart 2011’de patlak vermesinin üzerinden geçen dokuz yılın ardından Suriye’deki çatışma 3 tür adaletsizlikle sonuçlandı:
Geçmişte kalan adaletsizlik
Mevcut adaletsizlik
Geleceğe dönük adaletsizlik
Bu adaletsizliklerin sonuçları arasında, Suriye'de 20 milyon civarında olan ve ülkenin yaklaşık olarak yüzde 86'sını oluşturan kesimin yoksulluk sınırının altına düşmesinin yanı sıra altyapının yaklaşık yüzde 40'ın zarar görmesi ve mali kayıpların yarım trilyon doların üzerine çıkması bulunuyor.
Bir diğer acı haber, yayınlanan yeni istatistiklere göre kurbanların sayının 700 bine yükselmiş olmasıdır. Geçmişe ilişkin bu rakamlarla birlikte 3 milyondan fazla Suriyeli çocuğun okula gitmediğinin tespiti de geleceğe ilişkin olarak ortaya çıkan bir diğer hususu teşkil ediyor. Bu sayı, okul çağındaki Suriyeli çocuk sayısının neredeyse yarısına eşittir. Bu çocukların yarısı aileleriyle birlikte, yaklaşık 13 milyon insanın yer aldığı mülteci kamplarında yaşamaktadır.
Uluslararası sınıflandırmaya göre Suriye, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ‘en büyük insani felaketi’ yaşıyor. İstatistiklerin bunu göstermesi şaşırtıcı değil. Çünkü Suriye İnsani Gelişme Endeksi’nde 189 ülke arasında 180’inci sırada, basın özgürlüğü alanında 180 ülke içinden 174’üncü sırada ve çocukların korunması konusunda ise en kötü durumda yer alıyor.
Bunlar Suriye Politika Araştırmaları Merkezi’ni (SCPR) tarafından hazırlanan ‘Çatışmanın Üstesinden Gelmek için Adalet- Suriye’deki Çatışmanın Etkileri’ başlıklı raporda kaydedilenlerin bir özetidir. Bu araştırma, çatışmanın 3 tür adaletsizliğe yol açtığını söylüyor:
- Birikmiş olan maddi ve manevi servetin yok edilmesini içeren geçmişe dönük adaletsizlik,
- Halihazırdaki adaletsizlik üretimini temsil eden mevcut adaletsizlik,
- Egemen güçlerin temel unsurlarını teşkil ettiği geleceğe dönük adaletsizlik.

Ekonomik adaletsizlik
Suriye’deki çatışma, parçalanmış devlet içinde farklı ve parçalanmış ekonomilerin ortaya çıkmasına yol açtı. Raporda kaydedildiğine göre ekonomik bileşenler devam eden şiddettin kaynaklarına dönüştürüldü ve bu bağlamda sermayenin büyük bir kısmı heder edilerek çatışmalara kanalize edildi.
Raporda 2019 yılının sonu itibariyle çatışma dolayısıyla yaşanan kayıpların 530,1 milyar dolara ulaştığı ifade ediliyor. Bu, 2010 yılında kaydedilen GSYİH'nın 9,7 katına denk geliyor. Aynı dönemde hükümet desteği 2011'de yüzde 20,2'den 2019'da yüzde 4,9'a geriledi. Rus yetkililer 3 yıl önce Suriye'yi yeniden inşa etmenin maliyetinin 400 milyar dolara ulaşabileceğini söylediler. Dünya Bankası ise 3 yıl önce bu tutarın yaklaşık 300 milyar dolar olacağını açıkladı. Ancak o zamandan bu yana -her ne kadar çatışmalar daha da kötüleşse de ve askeri operasyonlar devam ediyor olsa da- uluslararası ilgi azalmasıyla birlikte Suriye dosyasına ilişkin çalışmalar durdu.
Rus ordusunun 2015 yılı sonunda müdahalesinden bu yana hükümet güçleri, kontrol ettiği alanları yüzde 10'dan yüzde 64’e çıkardı. Geriye kalan yüzde 26’lık kısım, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon tarafından desteklenen Kürtlerin kontrolünde bulunuyor. Yüzde 10’luk kısım ise Türk destekli grupların kontrolü altında.
2011 yılında 1 dolar 46 Suriye lirası (SYP) değerinde iken, o zamandan bu yana ciddi bir değer kaybı yaşandı. Geçen eylül ayında yüzde 43 oranında bir düşüş yaşandı. Ekim 2019 ve Ocak 2020 arasındaki dönemde ise değer kaybının yüzde 96'ya ulaşmasıyla birlikte ABD doları (USD) için yaklaşık 1700 lira oldu.
Çatışmalarla birlikte istihdam sayısında ciddi bir düşüş yaşandı. İşçi sayısı 5 milyon 184 binden 3 milyon 58’e geriledi. İşsizlik oranı yüzde 14,9'dan yüzde 42,3'e yükseldi. İş piyasasında yaklaşık 3.,7 milyon iş kaybedildi.

İnsani sıkıntılar
Suriye içindeki nüfus 2018'de yüzde 0,9 ve 2019'da yüzde 1,1 artarak 19,584 milyona ulaştı. Çatışmalar dolayısıyla güvenli bir yer arayışına giren 5,6 milyondan fazla insan Lübnan, Türkiye, Ürdün ve diğer ev sahibi ülkelere göç etti. Ağustos ayına kadar ülke içinde yerinden olmuş insan sayısı 6,14 milyona ulaştı. Bu, dünya üzerinde çatışmalar nedeniyle ülke içinde yerinden olmuş en fazla kişi sayısını temsil etmektedir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Suriye'de 11,7 milyon insanın ‘insani yardıma ve korunmaya’ ihtiyacı olduğunu söylüyor.
İdlib'deki son askeri operasyonlar, bir milyondan fazla insanın Türkiye sınırlarına göç etmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'in (BM) raporuna göre ülkenin kuzeybatısında yarısı en az bir kez yerinden olmuş 3 milyon sivil bulunuyor. Diğer taraftan 3.6 milyondan fazla Suriyeli mülteci Türkiye'ye gitti. Bu kişilerin yarısı sadece İstanbul’da bulunuyor. Suriyeli mülteciler yaklaşık bir milyon kişiye mülteciye ev sahipliği yapan Lübnan gibi diğer ülkelerde ciddi sıkıntılar yaşıyorlar.
Bu sıkıntılardan ve acılardan ülke içindeki vatandaşlar da mustarip. Çünkü yoksulluk oranı 2016 yılının sonunda yüzde 89,4'e ulaştı, 2019'da yüzde 86'ya düştü. Lübnan'daki ekonomik kriz ekonomik durumu daha da kötüleştirdi. Korona salgını ailelerin yüklerini daha da ağırlaştırdı. 2019 yılına kıyasla yoksulluk ve işsizlik oranlarında önemli bir artışa yol açtı. Önümüzdeki haziran ayından itibaren uygulanacak olan Sezar Yasası’nın ve Avrupa yaptırımlarının uzatılmasının, hayat ve ekonomik standartları kötüleştirmesi bekleniyor.

Askeri harcamalar
Çatışmanın devam etmesinin hükümetin ekonomi politikaları üzerinde büyük etkisi oldu. Bu politikalar, askeri harcamalara öncelik veriyor. Dolayısıyla kaynaklar, kamu sektörü faaliyetleri ve hizmetlerinden ziyade bu alana kanalize ediliyor. Rapora göre hükümet, çeşitli ücretler ve vergiler uygulayarak gelirleri artırmaya çalıştı.
İran, 9 yıl içinde 20 ila 30 milyar dolar arasında rejime destekte bulunduğunu açıklamıştı. Rusya askeri katkıları dolayısıyla gerek egemenlik alanında gerekse de ekonomik olarak tazminat talep etti.
Kalkınma için yapılan kamu harcamaları yüzde 7,3'ten 2,9'a düştü. Çünkü kalkınma harcamalarının çoğu orduya tahsis edildi. Destek harcamaları 2011'de yüzde 20,2 iken 2019'da yüzde 4,9'a düştü. Toplam bütçe açığı 2018'de yüzde 33,5'e, 2019'da yüzde 26'ya ulaştı.

Dış borç
Mali politikalar, iç ve dış kamu borçlarındaki artışta kendini gösteren büyük bir ekonomik açığa sebep oldu. Bu, çatışmanın gelecek nesillere ağır bir yük bırakacağı ve zamanın geçmesiyle durumun daha da kötüleşeceği anlamına geliyor.
Kamu borcu 2010'da yüzde 30 iken 2019'da yüzde 208'e yükseldi. İç borç, 2010 yılında yüzde 17 iken 2019'da yüzde 93'e yükselmiş ve enflasyonda önemli bir artışa neden olmuştur.
Diğer taraftan ülkenin çatışma sonrası dönemde daha fazla krediye ihtiyacı olacak. Bu durum borçların daha da artmasına ve bu adaletsizliğin gelecek nesillere de uzamasına sebep olacak.

Kayıp bir nesil
Suriye’de milyonlarca çocuk eğitim öğretimden mahrum durumda. Okula gitmeyen 5-17 yaş arası çocuk sayısı 2019'da 2,4 milyona ulaştı. Araştırmada ifade edildiği kadarıyla halihazırdaki sonuç bir felaket. Çünkü milyonlarca çocuk, çatışmanın diğer etkilerine ek olarak beceri ve bilgi eksikliğinden mustarip olacak. Çatışmalar, Suriye genelinde müfredatta tutarlılık kaybına da neden oldu. Her bölgede farklı bir eğittim müfredatı uygulandı. Şu an ülkede okullarda takip edilen 6 farklı müfredat var.
BM Raporuna göre, geçen yıl ülkenin kuzeybatısında öldürülen 900 çocuk da dahil olmak üzere 5 bin 427 çocuk öldürüldü ve 3 bin 739 çocuk da yaralandı. Bununla birlikte 4 bin 619 silahlandırılarak savaşa sokuldu. UNICEF’e göre bir milyonu komşu ülkelerde olmak üzere Mart 2011'den bu yana yaklaşık 6 milyon Suriyeli çocuk doğdu. 7,5 milyon Suriyeli çocuğun yardıma ihtiyacı var ve bunların 5 milyonu Suriye içinde bulunuyor.
Bu nedenle Suriye'de ‘kayıp bir nesilden’ söz ediliyor.

700 bin kurban
Rapora göre 570 bin kişi doğrudan öldürülürken, 120 bin kişi ise ilaç sıkıntısı ve yetersiz yaşam şartları dolayısıyla hayatını kaybetti. Önceki istatistikler, 116 binden fazla sivil de dahil olmak üzere en az 384 bin kişinin öldürüldüğünü gösteriyor. Savaş, on binlerce tutuklu ve kayıp kimsenin yanı sıra çok sayıda kişiyi de yaralı ve sakat bıraktı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 10 yıldır devam eden bu savaşın ‘yıkım ve kaostan’ başka bir şey getirmediğini belirterek sivil anlamda en büyük kaybın yaşandığını dile getirdi.
2011'den bu yana on binlerce kişi gözaltına alındı ​​ya da saklandı. Ayrıca binlerce kişi işkence ve korkunç gözaltı koşulları nedeniyle hayatını kaybetti. 2019 yılında hükümet, kaybolduğu veya öldüğü düşünülen yüzlerce kişinin kayıtlarını güncelledi. Ancak ailelerinin hiçbiri sevdiklerinin cesetlerine ulaşamadı ve yetkililerden bilgi alamadı.

İnsani Gelişme Endeksi
Sağlık, eğitim ve gelir olmak üzere insani gelişmenin temel boyutları referans alınarak yapılan İnsani Gelişme Endeksi'ne göre 2010-2019 yılları arasında ülkedeki durum yüzde 42 oranında kötüleşti. Bunun sebeplerinden biri, yüzde 67’lık düşüş yaşanan kurumsal performansın çökmüş olmasıdır.
Çatışma sırasında karar alma süreçleri bozuldu ve uluslararası boyut kazandı. Birçok iç ve dış taraf, çıkarları ve birbiriyle çelişen öncelikleri doğrultusunda bu sürece katılmaya çalıştı. Çatışan kurumlar, insanlar, sosyal ilişkiler ve kaynaklar üzerinde olumsuz etkisi olan radikal stratejiler benimsediler. Her ne kadar 2017-2019 yılları arasındaki dönemde çatışmaların yoğunluğu azalsa da ‘hukukun üstünlüğü, katılım ve hesap verebilirlik’ konuları göz ardı edildi.
Raporda sivil toplum da dahil olmak üzere beş iç aktör arasındaki büyük çelişkilere dikkat çekiliyor ve adalet, özgürlük, şeffaflık, katılım ve demokrasi gibi değerlerin egemen güçlerin öncelikler listesinin en alt sırasında yer aldığı kaydediliyor.

Utanç verici uygulama
Diğer taraftan raporda küresel sistemin Suriye'deki sivilleri korumadaki başarısızlığına dikkat çekiliyor. Suriye’deki çatışmada uluslararası hukukun uygulanmasının utanç verici olduğunun belirtildiği raporda, bu durumun sivillerin çektiği acıların hafiflemesini engellediği ve savaşın uzaması için bir zemin teşkil ettiği kaydediliyor.
Dünya üzerindeki iktidar mücadelesinin Suriye’deki çatışmada doğrudan bir etkisinin olduğunun ifade edildiği raporun devamında şu değerlendirmeler yer alıyor:
“Bu çatışma, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin Suriye savaşı ve etkilerini ele almada takip etmiş oldukları yaklaşımlarını şekillendiriyor ve birbiriyle çelişkili olan politikalarına ve önceliklerine yansıyor. Bunlar arasında çıkarları çatışan bölgesel tarafların geniş bir katılımın yanı sıra siyasi ve askeri müdahaleler, yaptırımlar, ekonomik ve insani destekler de yer alıyor.”
Ayrıca Şarku’l Avsat’ın aktardığı raporda, ülke içerisindeki dinamiklerin ve ana aktörlerin politik ekonomisinin analiz edilmesine dayanılarak çatışmanın üstesinden gelme sürecini başlatmak için alternatif yaklaşımlar öneriliyor.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.