Trump - Twitter savaşının kazananı Facebook oldu

Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Facebook CEO’su Mark Zuckerberg
Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Facebook CEO’su Mark Zuckerberg
TT

Trump - Twitter savaşının kazananı Facebook oldu

Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Facebook CEO’su Mark Zuckerberg
Twitter CEO’su Jack Dorsey ve Facebook CEO’su Mark Zuckerberg

Twitter yetkilileri bu haftanın başlarında, ABD Devlet Başkanı Donald Trump ile doğrudan yüzleşirken Facebook CEO’su Mark Zuckerberg ise kendisini bu çatışmadan uzak tutarak tamamen farklı bir yol izledi.
Geçtiğimiz Salı günü Başkan Trump’ın posta yoluyla oy kullanımını eleştiren tweetlerine ‘bilgi doğrulama’ etiketi uygulayan Twitter, Trump’ın seçmenlerin seslerinin bastırılması hakkındaki kuralları ihlal ettiğini söylemişti. ABD Başkanı, aynı sözleri seçmenlerin bastırılması konusunda benzer kurallara sahip olan Facebook’ta da yayınlamış, ancak Facebook kılını dahi kıpırdatmamıştı. Twitter ile Trump arasındaki çatışmanın tansiyonu, şirketin Cuma sabahı, Trump’ın tweetlerinden birine bir bağlantı eklemesiyle yükseldi. Twitter, Başkan’ın söz konusu tweetinin Minneapolis’deki protestoları şiddete teşvik edebileceğini söylerken Facebook ise Trump’ın aynı paylaşımı burada da yayınlaması üzerine yine herhangi bir tepki vermedi.
Twitter CEO’su Jack Dorsey, hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, şirketinin geri adım atmayacağını söyledi. Nitekim bu durum, önceden Fox News ile yaptığı bir röportajda Facebook’un hükümlerini Başkan Donald Trump’ın paylaşımlarına dayatmayacağını söyleyen Mark Zuckerberg'in pozisyonuyla tam bir tezat oluşturuyor. Nitekim Zuckerberg, konuyla ilgili röportajında şöyle söylemişti:
“Şirketin politikaları hakkında çok nettik. Gerçekler hakkındaki denetimi politikacılar üzerinde uygulamanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Genel olarak, özel şirketlerin, bilhassa bu tür platformların, bu denetleyici rolü oynamaması gerektiğini düşünüyorum.”
Diğer bir deyişle Mark Zuckerberg, şirketinin diğer insanlara dayatılan kuralları ihlal etse dahi Başkan Trump’ın paylaşımlarına müdahale etmeyeceğini söylüyor. Kısmen bu, şirketinin siyasi tartışmalara girmekten tamamen kaçınması ve platformundaki üç milyar kullanıcının fikirlerini istedikleri gibi sunmalarına izin vermesi gerektiği inancından kaynaklanıyor.
Şirketinin siyasi tartışmalarda ‘gerçeğin hakemi’ olmayacağı iddiası, şirketin geçen yıl başkent Washington'daki Cumhuriyetçilere ve ABD’nin çeşitli medyalarındaki muhafazakar seslere sevgi gösterisi yapma çabalarının bir göstergesiydi. Bunun arkası yatan amaç ise, denetleme birimlerini kurumları mega şirketinden olabildiğince uzak tutmak.
Twitter ile Başkan Trump ve müttefikleri arasındaki şiddetli çatışma sırasında perde arkasında kalan Mark Zuckerberg, belki de bu şekilde Cumhuriyetçi çevre kazanacak ve denetleme birimlerinin müdahalesinden kaçınmış olacak. Zirâ tüm dünyadan milletvekilleri, bir yıldan uzun bir süredir şirketin eylemlerini tehdit ediyor.
Birçok endüstri uzmanı, ekonomik çöküşün ya da koronavirüs salgının değil de düzenleyicilerin Mark Zuckerberg'in eylemleri için gerçek bir risk taşıdığı düşüncesinde.
Federal İletişim Komisyonu'ndaki Cumhuriyetçi bir komisyon üyesi olan Brendan Carr, “Zuckerberg'in içgüdüleri, ‘İnsanların kendileri için verdikleri kararlara güveniyoruz’ dediği noktada çok doğruydu” ifadelerini kullandı.
Başkan Donald Trump'ın sosyal medya platformlarındaki düşmanca davranışından kendisini tamamen uzak tutan Zuckerberg, Facebook hükümlerinin bazı dünya liderleri de dahil olmak üzere tüm kullanıcılara eşit şekilde uygulanması gerektiğine inanan bazı kullanıcıları kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu tutumu, aynı zamanda, Facebook sayfalarındaki yanlış bilgilendirme kampanyalarına yeterince karşı koyulmadığına inanan bazı şirket çalışanlarını çileden çıkaracak.
Zuckerberg'in söz konusu tutumu, özellikle dünyanın dört bir yanındaki birçok haber ajansının çöküşü ile birlikte, şirketinin dünyaya bilgi yayma rolünü üstlenmeye istekli olmadığını ya da bunu başaramadığını söyleyen Facebook eleştirmenlerinin elini güçlendirebilir.
Sivil ve İnsan Hakları sivil haklar koalisyonu Liderlik Konferansı Başkanı Vanita Gupta, “Hem Twitter, hem de Facebook’un seçmenlerin bastırılması ya da nefret ve şiddet ile mücadeleye dair toplum standartları ve politikaları var. Twitter bu standartları ABD başkanına uygularken Facebook ise herhangi bir şey yapmıyor. Nitekim Facebook ,bu tutumuyla kitle karışıklığına, seçmenlerin bastırılmasına ve potansiyel şiddete neden oluyor” dedi.
Twitter, Beyaz Saray karşısındaki tutumunun yansımalarıyla yüz yüze gelmeye başladı. Birçok Cumhuriyetçi milletvekili ve kanun yapıcı, iki yüzlü davrandığını öne sürdükleri Twitter'ın, diğer dünya liderlerinin yalanlarını yaymasına izin verirken Trump'a odaklandığını vurguladı.
Federal İletişim Komisyonu (FCC) başkanı Ajit Pai, Twitter’ı şiddeti yüceltmeye karşı kurallarını diğer dünya liderlerine de eşit bir şekilde uygulamaya çağırdı. Bunun üzerine Twitter, İran lideri Ali Hamaney’in İsrail karşıtı tweetlerine de Trump’ınkilere eklediği bağlantıdan ekledi. 
Ajit Pai’nin söz konusu paylaşımını retweetleyen Cumhuriyetçi Teksas Senatörü Ted Cruz Twitter’a yönelik yasal işlem çağrısında bulundu. 
Bu tür bir çatışma, tam da Bay Zuckerberg’in tamamen kaçınmak isteyeceği bir durum. Mark Zuckerberg, Ekim 2019’da Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada, politikacılar tarafından yayılan yalanlar da dahil olmak üzere Facebook’taki siyasi konuşmaların korunacağını açıklamıştı.
*Şarku’l Avsat tarafından New York Times Gazetesinden tercüme edilmiştir.



Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
TT

Eleştirmenlerden Spielberg'e övgü: Sinemanın büyüsünü en iyi o anlıyor

İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)
İfşa Günü'nde bir hava durumu sunucusunu canlandıran 43 yaşındaki Britanyalı oyuncu Emily Blunt, Sessiz Bir Yer (A Quiet Place) ve Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) serilerinin yanı sıra Sicario gibi yapımlarla da tanınıyor (Universal)

Spielberg'den eski usul ama etkileyici bir bilimkurgu macerası!

Sinema eleştirmenleri, Steven Spielberg'ün son filmi İfşa Günü (Disclosure Day) hakkında işte bu yorumu yapıyor... 

Efsanevi yönetmen, yeni bilimkurgu filmiyle uzaylı yaşamı ve insanlığın evrendeki yeri üzerine felsefi sorulara geri dönüyor.

İfşa Günü, ABD hükümetinin akıllı yaşam formlarının varlığını gizlemek için yürüttüğü bir komployu konu alıyor. Savaşın ve yok oluşun eşiğindeki bir dünyaya gerçeği "ifşa etmeye" kararlı, küçük ama azimli bir grup, hükümetin bu gizli planlarını altüst ediyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Josh O'Connor, Emily Blunt, Colman Domingo, Colin Firth, Eve Hewson ve Wyatt Russell gibi güçlü isimler yer alıyor. 

Senaryosunu Spielberg'ün sık sık birlikte çalıştığı David Koepp'in kaleme aldığı yapımın mutfağında ise yine tanıdık isimler var: Görüntü yönetmeni Janusz Kaminski, kurgucu Sarah Broshar ve efsanevi besteci John Williams.

Universal Pictures imzalı film için ilk eleştiriler 9 Haziran itibarıyla internete düşmeye başladı. 

Dünya çapında yarın (12 Haziran) vizyona girecek İfşa Günü, halihazırda Rotten Tomatoes'da 174 inceleme sonucunda yüzde 83 beğeni oranına ulaştı.

Eleştirmenler ne diyor?

Hollywood Reporter'dan David Rooney, filme övgüler yağdırarak, "Yaşayan hiçbir yönetmen sinemanın büyüsünü ondan daha iyi anlayamaz" dedi. Filmin köklerinin Üçüncü Türden Yakınlaşmalar (Close Encounters of the Third Kind) ve E.T.'ye (E.T. The Extra-Terrestrial) dayandığını belirten eleştirmen, sözlerine şöyle devam etti:

Ancak 80 yaşına merdiven dayamış bir yönetmene yakışır şekilde, o hayranlık dolu çocuksu masumiyete artık daha olgun ve derin bir bakış eşlik ediyor. Bu olgunluk, özellikle hükümet gücünün getirdiği gizlilik, manipülasyon ve aldatmaca sahnelerinde kendini hissettiriyor. Film, beni Spielberg'ün eski bilimkurguları kadar, 2002 yapımı muhteşem Azınlık Raporu'nun (Minority Report) sorduğu ahlaki ve felsefi sorulara da götürdü.

Rooney ayrıca filmin derinliğinden etkilendiğini belirterek, bilinmeyenden korkmanın zalimliği ve sömürüyü nasıl beslediğine dair alegoriler içerse de yapımın her şeyden önce umut, dürüstlük, empati ve hatta maneviyatı barındıran sürükleyici bir macera olduğunu vurguladı.

Guardian'ın filme 4 yıldız veren deneyimli eleştirmeni Peter Bradshaw, "eğlenceli ve tamamen absürt bir uzaylı komplosu macerası" diye tanımladığı filmin "aynı ölçüde hem muzip hem de son derece ciddi" olduğunu yazdı. 

Bradshaw, "Dünyanın en bilinen iki efsanesini yani Roswell ve ekin çemberlerini ele alıp bunlara böylesine ciddi ve saygılı bir yaklaşım getirmeyi sadece Spielberg becerebilirdi. Yönetmen o içten idealizmiyle, nihai gerçek ortaya çıktığında tüm insanlığın, yakalanan uzaylılara yapılan kobay muamelesine derinden üzüleceğine inanmamızı istiyor" ifadelerini kullandı.

IndieWire yazarı David Ehrlich, Spielberg'ün temelde "eğlenceli bir ana akım sinema deneyimi" çekerken bile gösterdiği samimiyeti övdü. Yönetmenin ilerleyen yaşına ve filmin derin anlamına değinen Ehrlich şunları yazdı:

Modern sinemanın en sınır tanımayan hikaye anlatıcısı, 21. yüzyılda hayatın nasıl yalnızlaştığını ve insanların neden birbirinden uzaklaştığını anlamak için bu kez kendi içine dönmüş. Spielberg hayranları bu filme bayılacak. Yarım asır önce Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'ı çeken ve çocuksu merakını kaybetmeden ustalaşan bu ebedi hayalperest, sıradan insanların devasa olayların içinde kaybolmasını anlatmaktan hâlâ büyük keyif alıyor. Bu deneyimi seyircisine yaşatırken de ilk günkü kadar coşkulu.

Empire'dan Dan Jolin, İfşa Günü'ne 4 yıldız verirken Spielberg'ün imzasının her karede görüldüğünü belirtti:

Büyük oranda 35mm filmle çekilen ve John Williams'ın büyüleyici müzikleriyle desteklenen yapım, CGI çılgınlığının yaşandığı bu dönemde, özlediğimiz 'yetişkin sineması'na harika bir dönüş hissi veriyor.

Diğer eleştirmenler gibi İfşa Günü'nün Spielberg için çok kişisel olduğunu düşünen Vulture yazarı Bilge Ebiri ise şu yorumu yaptı:

Spielberg'ün bir ayağı her zaman korku türündedir. Jaws'tan beri doğrudan bir korku filmi yönetmemiş olsa da sinema dili korku ögelerinden, karanlıktaki görünmez figürlerden ve çocukluk travmalarından beslenir. Spielberg, birçok filminde aslında bilinemez ve ürkütücü olan şeyi kontrol etmeye ve yeniden tanımlamaya çalışır. Bu filmde de karakterlerin travmatik bir durumla yüzleştiğini ve çıkış yolu aradığını hissediyorsunuz. İfşa Günü zaman zaman dağınık bir yapıya bürünebiliyor ama güzelliği de zaten bu dağınıklığında yatıyor.

Olumsuz yorumlar da var

Çoğu eleştirmenin aksine filme mesafeli yaklaşan The AV Club yazarı Monica Castillo, İfşa Günü'nün Spielberg'ün alışıldık akıcı temposunu kaybettiğini savunarak şunları yazdı:

Bu iddialı film yan hikayeler, uzatılmış finaller ve havada kalan birkaç eksik nokta yüzünden ağırlaşmış. Ancak İfşa Günü, sadece Spielberg'ün kendi yüksek standartlarına göre vasat kalıyor. Onlarca yıllık düşünmeye sevk eden gişe canavarlarından, büyük destanlardan ve gerilim filmlerinden sonra Spielberg çıtayı öyle bir yere koydu ki, artık her projesinin bir başyapıt olması imkansız. İfşa Günü, yönetmenin yüksek standartlarına ulaşamasa da hâlâ heyecanlı bir macera sunuyor.

İfşa Günü'nü kesinlikle beğenmeyen BBC eleştirmeni Nicholas Barber, kaleme aldığı sert eleştiride yapımı "sıkıcı bir X-Files bölümüne ya da önemsemediğimiz insanların, yine önemsemediğimiz başka insanlar tarafından kovalandığı sıradan bir savaş filmine" benzetti. 

Colin Firth'ün canlandırdığı karakteri eleştiren Barber, Oscar ödüllü oyuncuya "basmakalıp bir kötü adam rolü ve klişe diyaloglar" verildiğini yazdı. İfşa Günü'ne sadece iki yıldız veren Barber yine de açık kapı bırakarak, "Eğer Spielberg'ün o saf ve umut dolu bakış açısını paylaşıyorsanız, film size o kadar da kötü gelmeyebilir" dedi.

Spielberg'den "devam filmi" iddialarına yanıt

Öte yandan İfşa Günü'nün, 1977 yapımı kült filmi Üçüncü Türden Yakınlaşmalar'la bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları yalanlayan Spielberg, filmin kesinlikle bir devam halkası olmadığını açıkladı.

Entertainment Weekly’ye konuşan efsanevi yönetmen, bu kez sırları saklayanın hükümet değil, anayasal sınırların ötesinde hareket eden "Wardex" adlı dev bir teknoloji şirketi olduğunu belirterek hikayenin tamamen bağımsız ve özgün olduğunu vurguladı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, BBC, The AV Club, Vulture, Empire, IndieWire, Guardian, Entertainment Weekly


Efsanevi filmin devamı 16 yıl sonra geliyor: Zuckerberg yeniden perdede

The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
TT

Efsanevi filmin devamı 16 yıl sonra geliyor: Zuckerberg yeniden perdede

The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)
The Social Reckoning'in 47 yaşındaki Emmy ve Altın Küre ödüllü yıldızı Jeremy Strong, özellikle Succession'da uyguladığı metot oyunculuğuyla tanınıyor (Sony Pictures)

Facebook'un yükseliş hikayesini anlatan Sosyal Ağ'ın (The Social Network) izleyiciyle buluşmasının üzerinden tam 16 yıl geçti. Şimdiyse sinemaseverler, uzun süredir konuşulan devam filmiyle yeniden o dünyanın kapılarını aralamaya hazırlanıyor.

Sony Pictures, 2010 yapımı Oscar ödüllü dramanın devamı niteliğindeki The Social Reckoning'in ilk fragmanını yayımladı. 

Odak noktasına yeniden sosyal medya devini alan film, platformun küresel bir güce dönüşme sürecinde ortaya çıkan ifşaatları ve köstebek krizlerini mercek altına alıyor.

Zuckerberg rolü el değiştirdi

Filmin oyuncu kadrosunda Jeremy Strong, Mikey Madison, Jeremy Allen White ve Bill Burr yer alıyor. İlk filmde Jesse Eisenberg'ün canlandırdığı Facebook kurucusu Mark Zuckerberg'ü bu kez Strong canlandırıyor. Sosyal Ağ'la En İyi Uyarlama Senaryo Oscar'ını kazanan Aaron Sorkin, bu kez vites artırarak devam filminde hem senarist hem de yönetmen koltuğunda oturuyor.

Film, eski Facebook çalışanı Frances Haugen'la Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz'in yollarının kesişmesini ve bunun sonucunda ortaya çıkan ifşaları konu alıyor.

İkilinin ortak çalışması, şirketin iç araştırmalarını ve karar alma mekanizmalarını ifşa etmişti. Bu habercilik başarısı, 2021'de The Facebook Files (Facebook Dosyaları) adlı araştırma serisine dönüşmüş; platformun gençler üzerindeki zararlı etkilerini ve siyasi şiddet olaylarıyla bağlantılı dezenformasyonun yayılmasındaki rolünü gözler önüne sermişti.

"Söylenecek daha çok şey var"

Fragmanın, sinema salonu sahiplerinin yıllık buluşması olan CinemaCon'daki ilk gösteriminde konuşan Sorkin, bu kurumsal dramaya neden bir devam projesi çekme ihtiyacı duyduğunu şu sözlerle açıklamıştı:

Facebook'un algoritmasının dokunmadığı tek bir hayat bile kalmadı ve bu etki dünyadaki her şeyi şekillendirdi. Dolayısıyla, artık söylenecek daha çok şey var.

2010 yapımı Sosyal Ağ, hem eleştirmenlerden tam not almış hem de gişede büyük bir başarı yakalayarak dünya çapında 226 milyon dolar hasılat elde etmişti. 

En İyi Film dahil 8 dalda Oscar'a aday gösterilen ve törenden üç heykelcikle dönen yapım, o günden beri Hollywood'un teknoloji dünyasını en etkileyici şekilde ele alan başyapıtlarından biri kabul ediliyor.

Yapımcılığını Aaron Sorkin'le birlikte Todd Black, Peter Rice ve Stuart Besser'ın üstlendiği The Social Reckoning, 9 Ekim'de sinemalarda gösterime girecek.
Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Netflix'in "Agatha Christie ruhlu" polisiyesi final yapıyor

24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
TT

Netflix'in "Agatha Christie ruhlu" polisiyesi final yapıyor

24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)
24 yaşındaki Amerikalı aktris Emma Myers, Britanya'da geçen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi için kariyerinde ilk kez İngiliz aksanı kullanıyor (Netflix)

İzleyiciler, son dönemde Netflix'in en çok konuşulan polisiye dizilerinden biri haline gelen ve "Agatha Christie'nin kaleminden çıkmış gibi" gelen İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi'ne (A Good Girl's Guide to Murder) övgüler yağdırıyor.

Holly Jackson'ın 2019 tarihli çok satan gizem romanından uyarlanan ve ilk sezonu 2024'te izleyiciyle buluşan dizi, başarısını geçen ay yayımlanan ikinci sezonuyla perçinledi. 

Rotten Tomatoes'ta ilk sezonuyla yüzde 83, ikinci sezonuyla ise yüzde 92 beğeni oranıyla etkileyici bir başarı grafiği yakalayan yapım, şimdilerde yeni sezon hem de veda haberiyle gündemde. 

Netflix, dizinin çekimleri çoktan tamamlanan üçüncü sezonla birlikte ekran yolculuğunu noktalayacağını, final bölümlerinin ise 2027'de tüm dünyada aynı anda yayınlanacağını duyurdu.

Kasabanın karanlık sırları

Dizi, zeki ve kararlı bir genç kız olan Pippa "Pip" Fitz-Amobi'nin (Emma Myers), sakin Britanya kasabasında popüler lise öğrencisi Andie Bell'in 5 yıl önce işlenen cinayetinin peşine düşmesini konu alıyor. 

Tüm kasaba, Andie'yi erkek arkadaşı Sal Singh'in öldürdüğüne ve ardından intihar ettiğine inansa da Pip, olayın göründüğünden çok daha karmaşık olduğuna inanıyor.

Serinin, yazarın As Good as Dead adlı üçüncü romanından uyarlanacak 4 bölümlük final sezonu, Pip'in eski vakaların yarattığı psikolojik travmalarla boğuşmasını ve üniversiteye gitmeden hemen önce peşine düşen gizemli bir sapıkla mücadelesini ekranlara taşıyacak.

Yazar ve başrolden hayranlara mesaj

Dizinin yazarı ve yürütücü yapımcısı Holly Jackson, final kararına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

Diziyi sonuna ulaştırabildiğimiz için çok mutluyum. As Good as Dead hem kitap serisinde en sevdiğim kitap hem de açık ara dizinin en favori sezonu olacak. Burada Pip'i hiç görmediğiniz bir halde izleyeceksiniz; karanlık, soluksuz, ürkütücü ama mizah duygusunu da tamamen kaybetmeyen bir sezon geliyor. Eğer cesaretiniz varsa, son kez Little Kilton kasabasına geri dönün.

Dizinin yıldızı Emma Myers ise hayranlarına şu sözlerle veda etti:

Dizimize başından beri sevgi ve destek veren herkese çok teşekkür ederim. Bu gerçekten inanılmaz bir deneyimdi ve Pip asla unutamayacağım bir karakter olacak. Üçüncü kitap tüm serideki favorimdi, bu yüzden ortaya koyduğumuz işi herkese göstermek için çok heyecanlıyım. Çılgın bir sezona hazır olun!

Eleştirmenler ve izleyiciler ne diyor?

Dizinin tonu ve türler arası geçişi hem övgü hem de ufak eleştiriler aldı.

Indian Express'ten Rohan Naahar, "Dizi, klasik İngiliz suç dramalarına nostaljik bir saygı duruşunda bulunmakla Euphoria tarzı sert gençlik dramalarına alışkın kitleye modern bir eğlence sunmak arasında net bir karar veremiyor" ifadelerini kullandı.

Sosyal medyada bir izleyici, "Diziyi izlemeye öylesine başladım ama karakterlerle çok güçlü bir duygusal bağ kurdum, bittiğinde canım çok yanacak" derken, bir diğeri ise "Kitapları okuyanlar gelecek sezona hazır değil" yorumunda bulundu.

Emma Myers, Wednesday setine dönüyor

İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi defterini kapatan Myers, Netflix ekranlarından uzaklaşmıyor. Oyuncu, dizinin final sezonu çekimlerini çoktan tamamladığı için vakit kaybetmeden Wednesday'in üçüncü sezon çekimleri için ekibe katıldı. 

Şu sıralar Dublin ve Paris yakınlarında çekimleri süren dizide Myers, Wednesday Addams'ın en yakın arkadaşı Enid Sinclair'e hayat veriyor.

Independent Türkçe, Mirror, Deadline, Indian Express