George Floyd’un kardeşi: Trump, telefonda konuşmama fırsat vermedi

Philonise Floyd (CNN)
Philonise Floyd (CNN)
TT

George Floyd’un kardeşi: Trump, telefonda konuşmama fırsat vermedi

Philonise Floyd (CNN)
Philonise Floyd (CNN)

ABD’nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde polis tarafından gözaltına alınırken öldürülen ve ülke genelinde kitlesel protestoların patlak vermesine neden olan siyahi Amerikalı George Floyd’un erkek kardeşi Philonise Floyd, Başkan Donald Trump'ın Floyd ailesiyle yaptığı telefon görüşmesi sırasında kendisine konuşma fırsatı vermediğini söyledi.
ABD Başkanı Trump, Cuma günü, Minneapolis'te bir polis memuru tarafından gözaltına alınırken öldürülen George Floyd’un ailesiyle konuştuğunu belirterek olayı ‘korkunç, mazereti yok’ olarak niteledi.
Ancak İngiltere merkezli The Guardian gazetesi, Trump ile Floyd'un erkek kardeşi arasındaki telefon görüşmesinin pek iyi bir görüşme olmadığını, çünkü Trump’ın Floyd'un kardeşine görüşlerini ifade etmesi için çok az fırsat verdiğini ve söylemeye çalıştıklarını dinlemediğini öne sürdü.
Floyd Cumartesi günü ABD merkezli MSNBC kanalına yaptığı açıklamada, “Başkan konuşmama bile fırsat tanımadı. Onunla konuşmaya çalışırken sözlerimi kesiyordu. Söylemek istediklerimi dinlemek istemiyor gibiydi. Adalet istediğimi söyledim. Polislerin güpegündüz bir insanı infaz etmesine inanamıyorum” ifadelerini kullandı.
The Guardian'a göre Trump veya Beyaz Saray, Floyd'un açıklamalarına dair herhangi bir yorumda bulunmadı.
Öte yandan gazete, başkanlık seçiminde Trump'ın Demokrat rakibi Joe Biden'ın Floyd ailesiyle konuştuğunu ve bir video kaydı ile protestocular sakinleşmeleri çağırısında bulunduğunu aktardı.
Eski Başkan Yardımcısı Biden ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak ise Floyd daha önce hiç kimseye yalvarmadığını vurgulayarak, “Başkan Yardımcısı Biden'dan adalet istedim. Daha önce hiç kimseye yalvarmamıştım ama ona yalvardım. Kardeşim için adalet istedim. Onun da diğer adamlar gibi olduğunu görmek istemiyorum. Kimse bunu hak etmiyor, siyah insanlar bunu hak etmiyor, çünkü onların hayatları da önemli” dedi.



Amerika: İçinde 8 kişi bulunan özel uçak düştü ve alev aldı

Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
TT

Amerika: İçinde 8 kişi bulunan özel uçak düştü ve alev aldı

Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
Olayla ilgili videodan (ABD medyası)

ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Maine'deki bir havalimanından kalkan ve içinde sekiz kişi bulunan özel bir uçağın düştüğünü ve alev aldığını, ancak yolcuların durumlarının ve kimliklerinin henüz bilinmediğini açıkladı.

FAA, yaptığı açıklamada, çift motorlu Bombardier Challenger 600 uçak kazasının dün saat 19:45 civarında Bangor Uluslararası Havaalanında meydana geldiğini belirtti.

Ayrıntılar resmi olarak açıklanmadı, ancak konuyla ilgili bir hükümet yetkilisi Reuters'e, kazadan sonra büyük bir yangın çıktığını söyledi. Hükümet yetkilisi, uçağın Teksas'tan Maine'e uçtuğunu belirtti.

Federal Havacılık İdaresi kayıtlarına göre, uçak Nisan 2020'de hizmete girmişti.

FAA, Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu ile iş birliği içinde kazayı soruşturacağını duyurdu.


Minneapolis'teki olay, yeni bir hükümet kapanması olasılığını artırıyor

New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
TT

Minneapolis'teki olay, yeni bir hükümet kapanması olasılığını artırıyor

New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)

Minneapolis sokaklarında ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileri tarafından ikinci bir Amerikan vatandaşının öldürülmesi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi ve sosyal gerilimleri daha da artırdı.

Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer önderliğindeki Demokrat milletvekilleri, İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) teşkilatının sistematik suistimallerini gerekçe göstererek, 2026 bütçe tasarısında bu kurumlara ayrılan fonları kesme tehdidinde bulundular. Milletvekilleri ayrıca, yargı denetimini güçlendirmek ve ICE'nin yetkilerini kısıtlamak da dahil olmak üzere önemli reformlar yaparak, 1,2 trilyon dolarlık hükümet fonlama tasarısının oylanması ve kısmi hükümet kapanmasının önlenmesi için ön koşullar oluşturdular.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, şiddetli bir kış fırtınasının ülkeyi yoğun kar yağışıyla felç etme tehdidi oluşturmasından saatler önce, birçok eyalette olağanüstü hal ilan etti.


ABD'nin Refah sınır kapısının açılması yönündeki baskısı

Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
TT

ABD'nin Refah sınır kapısının açılması yönündeki baskısı

Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)

Amerikalı yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'deki savaşı sona erdirme planının "ikinci aşamasını" ilerletmek ve Filistin toprakları ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını her iki yönde de açmaya yönelik adımlar atmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdılar.

Resmi düzeyde, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin açıklamalarında ABD elçileri Steve Wittkoff, Jared Kushner ve Josh Greenbaum'ın Netanyahu ile yaptığı görüşmeler "olumlu" ve "yapıcı" olarak nitelendirildi. Ancak Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, bunun "iki taraf arasındaki vizyon farklılığını gidermediğini" ortaya koydu.

Wittkoff, Başkan Trump'ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik "barış planının" "ikinci aşaması" ile ilgili olarak Netanyahu ile yaptığı görüşmelerin "yapıcı" geçtiğini söyledi. Netanyahu hükümeti, Wittkoff ve Kushner aleyhinde resmi olmayan düşmanca açıklamalar sızdırarak ziyaretin etkisini önledi; "üst düzey bir yetkiliye" atfedilen alıntılar İbranice medyada yayınlandı ve onlara yönelik sert kişisel saldırılar içeriyordu.