Avrupa ülkeleri sınırlarını tamamen açmaya hazırlanıyor

İtalya'nın Napoli Körfezi'ne bakan Vico Equense kasabası  (AP)
İtalya'nın Napoli Körfezi'ne bakan Vico Equense kasabası (AP)
TT

Avrupa ülkeleri sınırlarını tamamen açmaya hazırlanıyor

İtalya'nın Napoli Körfezi'ne bakan Vico Equense kasabası  (AP)
İtalya'nın Napoli Körfezi'ne bakan Vico Equense kasabası (AP)

Dünyayı etkisi alan yeni tip korona virüs salgınında Avrupa ülkeleri tedbirlerini gevşetiyor. Avrupa Birliği üyesi bazı ülkeler ise sadece sınırları değil, turizm sezonunu da açmaya hazırlanıyor.
Avrupa ülkeleri yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınına yönelik aldığı tedbirleri kademeli olarak hafifletirken, bazı ülkeler sınırları ile birlikte turizm sezonunu da açmayı planlıyor. Avusturya kara sınırları, Almanya, İtalya, İsviçre, Lihtenştayn, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti'ne kapalı iken 15 Haziran'da Almanya sınırını tamamen yeniden açmayı planlıyor. Avusturya'ya hava yoluyla gelenlerin son 4 günde korona virüs taşımadığına dair sağlık raporu göstermesi gerekiyor. Schengen bölgesi dışındaki ülkelerden gelen vatandaşların ise ülkeye hava yoluyla giriş yapması yasak.
Belçika'nın sınırları şu anda kapalı ve hükümet yurt dışına zorunlu olmayan seyahatleri yasakladı. Bulgaristan bugünden itibaren Sırbistan ve Yunanistan ile sınırlarını yeniden açtı. Hırvatistan da sınırlarını Çekya, Macaristan, Avusturya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovenya, Almanya ve Slovakya'dan gelen ziyaretçilere yeniden açtı. Hırvatistan'a gelen ziyaretçilerin, korona virüs taşıyan biriyle temasa geçmeleri halinde 14 gün boyunca kendilerini karantinaya almaları isteniyor.
Çekya, 26 Mayıs'tan itibaren Almanya ve Avusturya ile sınırlarını yeniden açtı. Ayrıca, 27 Mayıs'tan itibaren Slovakya ve Macaristan sınırı da kısıtlamalarla birlikte yeniden açıldı. AB üye ülkelerinden Çekya'ya yalnızca iş ve akraba ziyareti amacıyla ve üniversite öğrencilerinin giriş yapabileceği kaydedildi.
Danimarka'ya Grönland veya Faroe Adaları vatandaşları giriş yapabilirken 25 Mayıs'tan itibaren Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç veya Almanya'da daimi ikametgahı olan kişilerin de ülkeye akraba ziyareti veya iş amaçlı giriş yapabilmesi izin verildi. Danimarka, 15 Haziran'dan itibaren ise sınırlarını Almanya, İzlanda ve Norveç'ten gelen turistlere açacak.
Estonya ise 15 Mayıs'ta komşularına sınırlarını açtı. AB ve İngiltere vatandaşları ise 1 Haziran'dan itibaren Estonya'ya giriş yapabilecek. Enfeksiyon oranı yüksek olan ülkelerden gelenlerin ise 2 hafta süreyle kendilerini izole etmeleri istendi.
Finlandiya'nın kara sınırları en az 14 Haziran'a kadar kapalı olurken, Mayıs ayı ortasında Schengen bölgesinde ülkeye işçilerin giriş yapabilmesine izin verildi.
Fransa Başbakanı Edouard Philippe, diğer AB ülkelerinin planlarının ardından Fransa'nın AB ülkelerine ve İngiltere sınırını 15 Haziran'dan itibaren yeniden açma planlarını açıkladı. Ülkeye girişler, daimi ikametgahı bulunmayan kişiler için sınırlandırıldı. İngiltere veya İspanya'dan gelenlerin gönüllü olarak karantinaya tabi tutulacağı ifade edildi. AB ülkeleri veya İngiltere vatandaşları hariç diğer ziyaretçilerin sınırlı durumlar dışında ülkeye girişi yasak.

Almanya'nın sınır kontrolleri 15 Haziran'a kadar geçerli
Almanya da sınırlarını tamamen yabancı ziyaretçilere açmayan ülkeler arasında yer alıyor. Almanya, Fransa, Avusturya, İsviçre, Danimarka ve Lüksemburg ile sınır kontrolleri gerçekleştiriyor. Kontroller, İspanya ve İtalya'dan hava yoluyla gelenler için de uygulanıyor. Sınır kontrolleri, 15 Haziran'a kadar yürürlükte bulunuyor. AB ve İngiltere, Lihtenştayn, İsviçre, Norveç, İzlanda vatandaşlarının kendi ülkelerine veya Avrupa'daki ikametlerine dönmelerine ve Almanya aktarmalı seyahatlerine ise izin verilmeye başlandı.

Yunanistan, 3 aşama uyguluyor
Yunanistan'da Dışişleri Bakanlığı dün üç aşamadan oluşan sınırları yeniden açma planını açıkladı. 15 Haziran'a kadar yalnızca sınırlı sayıda uluslararası uçuşun Atina'ya gerçekleştirilmesine izin verildi. Gelen tüm yolcuların testten geçirileceği ve belirlenen otelde bir gece konaklamaları gerektiği ifade edildi. Testi negatif çıkan yolcuların 7 gün boyunca karantinaya alınacağı, pozitif çıkanların ise 14 gün boyunca gözetim altında karantinada tutulacağı aktarıldı. 15 Haziran'dan itibaren uluslararası uçuşların yalnızca Atina'ya değil, Selanik'e de yapılacağı bildirildi. Ancak, bazı yolcuların zorunlu testlerden geçmek zorunda kalacaklar. Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı tarafından yayınlanan listede bulunan ülkelerin herhangi birinden gelenlerin Yunanistan'a girişlerinde teste tabi tutulacağı, testin negatif çıkması halinde 7 gün ve pozitif çıkması halinde ise 14 gün boyunca belirlenen bir otelde karantinaya alınacakları belirtildi. Ayrıca ülkeye Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Bulgaristan'dan kara sınırlarından giriş yapılabilecek. Yunanistan'da 1 Temmuz'dan itibaren ise tüm havaalanlarına uçuş gerçekleştirilebileceği ve tüm ülke vatandaşlarının Yunanistan'a giriş yapabilmesine izin verildi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Bazı ülkelerle ilgili ek kısıtlamalar ileri bir tarihte açıklanacak" ifadelerine yer verildi. Ülkeye 1 Temmuz'dan itibaren ayrıca deniz yoluyla giriş yapılabileceği bildirildi.
Macaristan sınırları Romanya, Slovakya, Çekya, Slovenya ve Sırbistan'a açık bulunuyor. Sınırlar ayrıca, tatil yapılabilmesi amacıyla Hırvatistan'a da açıkken, Avusturya sınırı ise kapalı durumda.
İzlanda 15 Haziran'da kapılarını yabancı turistlere açacak. İtalya ise 3 Haziran'da AB, İngiltere, Schengen bölgesi, Andorra ve Monako vatandaşlarına sınırlarını yeniden açmayı planlıyor. Ülkeye giriş yapan ziyaretçilere karantina uygulaması da 3 Haziran'da sona erecek. İtalyan yolcu gemilerinin seyahatleri ise askıya alınmış durumda.
Letonya, sınırlarını 15 Mayıs'ta Estonya ve Litvanya'ya açtı. 1 Haziran'dan itibaren de Litvanya ile sınır kontrolüne son verilecek. Litvanya'da sınırlarını 15 Mayıs'ta Estonya ve Letonya'ya açtı. 1 Haziran'dan itibaren Letonya ile sınır denetimi yapılmayacak. Litvanya ayrıca, iş ve eğitim amacıyla Polonya vatandaşlarına ülkeye giriş izni verdi. Lüksemburg, Almanya ile sınırı 15 Mayıs'ta yeniden açtı.
İspanya'da 16 Mart'ta sınırların kapatılması kararı alınmıştı. Ülkede sınırların 1 Temmuz'dan itibaren turistlere açılması planlanıyor. Ülkeye girenlere 14 gün karantina zorunluluğunun ise 1 Temmuz'dan itibaren yürürlükten kalkması bekleniyor. Şu anda yurt dışından ülkeye gelenler, 14 gün boyunca karantinada kalmak zorunda.
İngiltere'ye 8 Haziran'dan itibaren yurt dışından gelen ziyaretçilerin 14 gün boyunca karantinaya alınacağı kaydedildi. Hükümet, tedbirlerin 3 haftada bir gözden geçirileceğini ifade etti. Yurt dışından gelenlerin 14 gün boyunca karantinada kalmasını zorunlu kılan Başbakan Boris Johnson yönetimi, İrlanda ve Fransa vatandaşlarının bu kuralın dışında tutulacağını belirtti.
Hırvatistan, Slovenya sınırlarını Mayıs ortalarında açarken Avusturya, Çekya, Macaristan ve Slovakya sınırlarının ise 29 Mayıs'ta açılması planlanıyor.



Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
TT

İnfaz fotoğrafları gündem oldu: Yunanistan "ülke mirasını" satın alıyor

İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)
İnfazdan hemen önce 200 komünistin fotoğrafları çekilmiş (Ebay/Greece at WW2 archives)

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Naziler tarafından kurşuna dizilen 200 komünistin son anlarına ait olduğu belirtilen fotoğrafları bir Belçikalı koleksiyoncudan almak için ön anlaşma imzaladı.

Bu fotoğrafların ülke mirası olduğunu kabul eden Atina yönetimi, anlaşmanın detaylarını açıklamadı.

Anlaşma üzerine internetteki satış ilanı yayından kaldırıldı. 

Kültür Bakanı Lina Mendoni, koleksiyoncu Tim de Craene'nin yanına giden uzmanların, fotoğrafların gerçek olduğunu tespit ettiğini cuma günü duyurdu. 

200 komünistin, 1 Mayıs 1944'te Atina'nın banliyölerinden Kesariani'de infaz edilmeden önce çekildiği bildirilen 12 fotoğraf, geçen hafta eBay'de satışa çıkarılmıştı. 

Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın Belçika'ya gönderdiği uzmanlar, bunların 1943-1944'teki Nazi işgali sırasında Yunanistan'da görevlendirilen Alman komutanlarından Hermann Heuer'ın imzasını taşıyan 262 fotoğraflık koleksiyonun bir parçası olduğunu fark etti. 

Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)Ölüme yürüyen direnişçilerin marş söylediği görülüyor (Ebay/Greece at WW2 archives)

200 komünist siyasi mahkumun Naziler tarafından kurşuna dizilmesi, o dönemin en büyük katliamlarından biri olarak kabul ediliyor. Olaya dair fotoğraflar ilk kez gün yüzüne çıkarken açık artırma girişimi tepki çekti.

Teselya Üniversitesi'nde toplumsal tarih dersleri veren Polymeris Voglis, New York Times'a şu yorumu yaptı:

Kendi infazlarına yürüyen bu kişilerin yüzlerini 82 yıl sonra ilk kez görüyoruz. Boyun eğmeyen duruşları beni çok etkiledi.

Voglis bu fotoğrafların ders kitaplarına eklenmesi gerektiğini ifade etti. 

Kesariani'de Nazilerin öldürdüğü komünistler için yapılan bir anıt, fotoğrafların gündem olmasının ardından tahrip edildi. 

Anıtı onaracağını bildiren Kesariani Belediyesi, "Bazılarını ne kadar rahatsız ederse etsin tarihi hafıza silinemez" dedi.

II. Dünya Savaşı biterken Batı destekli yönetimle komünistler arasında patlak veren iç savaş 1949'a kadar sürmüştü. O dönemde yaşanan kutuplaşmaların etkileri, günümüzde de hissediliyor. 

Independent Türkçe, New York Times, France24, AP


Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
TT

Amerika ve Avrupa... Zorlu evlilik ve acı boşanmanın alternatifi olarak zorunlu birlikte yaşama

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)
Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen bir festivalde sergilenen heykelde, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir ineği yediği, ineğin üzerinde ise Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in oturduğu görülüyor. (AFP)

Antoine el-Hac

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’ın geçen yılki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Avrupa için adeta bir alarm zili oldu. Eleştirel ve suçlayıcı tonuyla dikkat çeken konuşma, Başkan Donald Trump’ın ikinci döneminin, Beyaz Saray’ın NATO ve Avrupa ile ilişkilerinde daha sert bir tutum benimseyeceğinin en açık işareti olarak değerlendirildi.

Bu yıl ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih’teki konuşmasında başkanına olan bağlılığı ile Avrupa ile derin ilişkiler arasında bir denge kurdu. Ülkesini Avrupa’nın ‘çocuğu’ olarak tanımlayan Rubio, eski kıta liderlerine, “Sevgili müttefiklerimiz ve eski dostlarımızla birlikte yeni bir küresel düzen inşa etmeye kararlıyız” mesajını verdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise bu açıklamalardan ‘çok memnun’ olduğunu belirtti.

Miami’de Kübalı ebeveynlerden doğan Rubio, ortak kültürel bağlara da dikkat çekti; Beethoven ve Mozart’ın yanı sıra The Beatles ve The Rolling Stones gibi grupları örnek gösterdi. Rubio, “Geleceğiniz ve geleceğimiz bizim için çok önemli. Bazen görüş ayrılıkları yaşayabiliriz, ancak bu farklılıklar, Avrupa’ya duyduğumuz derin kaygıdan kaynaklanıyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşma yapıyor. (AFP)

Ancak Foreign Policy dergisinde konferansın ardından yapılan değerlendirmede, “Birçok Avrupa lideri özel oturumlarda endişelerini dile getirdi; Trump’ın son dönemde Grönland’ı ele geçirme tehdidini kırmızı çizgiyi aşma olarak gördüler. Rubio’nun Hristiyanlık ve Batı uygarlığına yaptığı vurgular ise bazıları için etnik çağrışımlar içeriyormuş gibi göründü” ifadeleri yer aldı.

Batı dışından konferansa katılanlar, Rubio’nun Avrupa’yı ABD’nin yanında Batı’yı genişletme yoluna davet etmesini, yeni kıtalara yerleşme ve dünya çapında imparatorluklar kurma vurgusuyla birlikte, yeniden sömürgeleştirme mesajı olarak yorumladı.

Rubio, Trump’ın Avrupa’nın göç ve iklim değişikliği konularındaki yaklaşımına yönelik eleştirilerini de yineleyerek, ABD’nin gerekirse kendi yolunu tek başına açmaya hazır olduğunu belirtti. Rubio, ülkesinin NATO ittifakını canlandırmak istediğini vurgulasa da Avrupa’nın buna olan iradesi ve kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Konuşma, Rubio’nun Trump’ın politik önceliklerine uyum ile Avrupa ortaklarını güvence altına alma arasında dikkatle kurması gereken dengeyi ortaya koydu. Cumhuriyetçi yönetimdeki birçok kişiden farklı olarak Rubio, ABD’nin dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmesi için Avrupa ile ilişkilerde daha fazla diplomasiye ihtiyaç duyduğunu biliyor.

Rubio’nun görevi ve diplomasiye liderlik etmesi, tonunun göreceli olarak ılımlı olmasının nedeni olarak görülüyor. Rubio, güvenlik ve askeri kurumların varlığını -özellikle NATO’yu- her zaman desteklemişti. Örneğin 2019’da herhangi bir ABD başkanının NATO’dan çekilmesini engellemek için Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında yürütülen ortak çabanın parçası olmuştu. O dönemde, “Ulusal güvenliğimiz ve Avrupa’daki müttefiklerimizin güvenliği için ABD’nin NATO içinde etkin bir rol oynamaya devam etmesi hayati önemdedir” demişti.

Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk cephesinde top ateşleyen Ukraynalı bir asker (AFP)

Başka bir örnekte, Rubio’nun, ABD’nin taahhüdü konusunda Vladimir Zelenskiy’ye belirli güvence verdiği belirtiliyor. Aynı zamanda, savaşın sona ermesi için Ukrayna’nın zor tavizler kabul etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu yaklaşım, Vance’in daha önce ABD’nin ‘birkaç mil toprak için’ on milyonlarca dolar harcamasının gerekçelerine şüpheyle bakmasından farklı.

Rubio’nun Münih’teki konuşması, Vance’in bir yıl önceki konuşmasına göre daha az bölücü olsa da Trump döneminde ABD dış politikasında herhangi bir temel değişikliği yansıtmıyor. Yeni denklem şöyle özetlenebilir: ABD, bazı çıkarlarını Avrupa ile paylaşsa da değerlerini paylaşmıyor.

Büyük Atlantik mesafeleri

Konu sadece konuşmalar, anlatılar veya dil üslubu meselesi değil; dünya, ittifakların, çekişmelerin ve hatta düşmanlıkların değiştiği yeni bir gerçekliği yaşamaya başladı.

Özellikle Avrupa’da, yüzyıllar boyunca en yıkıcı savaşları yaşamış kıtada birçok kişi, kendilerini Rusya’nın yayılmacı eğilimleri ile Çin’in saldırgan ekonomik politikaları arasında ve hızla değişen eski yakın müttefik ABD’nin arasında açıkta ve tehlikeye maruz hissediyor.

Eurobarometer tarafından yapılan yakın tarihli bir ankete göre, Avrupalıların yüzde 68’i ülkelerinin  tehdit altında olduğunu düşünüyor.

Bugün Atlantik ötesi ilişkiler incelendiğinde, bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’nın manzarası, stratejik bir ‘bilişsel uyumsuzluk’ durumunu yansıtıyor. Psikolojide bilişsel uyumsuzluk, inançlar ile davranışlar arasında uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan zihinsel gerilimi ifade eder.  Antoine el-Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre Münih’te bu çelişki açıkça görüldü: dostluk açıklamaları, derin güvensizlik sinyalleriyle yan yana, stratejik güvence ise politik kararlarla çelişiyordu. Sonuç, biçimde birleşik ama özde sıkıntılı bir Avrupa-Amerika ittifakı oldu; bu durum, uygun önlem alınmazsa açık bir çatışma riski taşıyor.

Bu bağlamda Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Avrupa’yı sonsuza dek koruyamayacağını kabul etti, ancak bölgesel baskılara -özellikle Grönland konusuna- kesin bir şekilde karşı çıktı. Pistorius, “Barış ve güvenliği sağlamak için uluslararası kuruluşlara başvurulmalı” dedi ve Avrupa Birliği (AB) ile ABD’nin bunu ancak birlikte başarabileceğini vurguladı. Bu tutum, ABD’nin iş birliği ve kolektif disiplin çağrısını temel alan yaklaşımıyla çelişiyor; söz konusu yaklaşım, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçerli olan kurallara ters düşen yeni bir oyun kuralı öneriyor.

Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)Danimarka Kutup Komutanlığı tarafından Grönland’da düzenlenen bir eğitim tatbikatına katılan askerler (Reuters)

Ada ve buz

İstikrarı en çok sarsan anlaşmazlıklardan biri Grönland meselesi oldu. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konunun hâlâ açık bir yara olduğunu belirtti. Donald Trump, Danimarka ve Avrupa’nın tepkilerini dikkate almadan, Danimarka egemenliğine bağlı ada ile ilgili cesur pozisyonunu açıkladı.

Bazı gözlemciler ve analistler, Münih’te ve diğer duraklarda gözlemlenen tutumların, mevcut krizin yalnızca siyasi elitler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanmadığını, daha geniş bir uyumsuzluk olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Avrupa halkının kayda değer bir kısmı, ABD’nin kendilerini askeri saldırılara karşı korumayacağına inanıyor.

Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın caydırıcı şemsiyesini Avrupa’nın geri kalanını kapsayacak şekilde genişletme tartışmasını yeniden açtı. Ancak bu güç gösterisi sağlam temellere dayanmıyor; yaklaşık 300 Fransız nükleer başlığı, 4 bin 309 nükleer başlığa sahip Rus cephaneliği karşısında caydırıcı olamaz. Avrupa ortaklarıyla bütünleşik bir komuta, kontrol ve iletişim sistemi olmadan hiçbir savunma sistemi anlam ifade etmiyor.

Öte yandan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer Fransa ile iş birliğine hazır olduğunu ifade etse de Fransa’nın nükleer silahları yerel üretimken, İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı, İngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve Kraliyet Donanması’nın denizaltılarında konuşlandırılan ABD yapımı Trident 2 D5 füzelerine dayanıyor. Bu nedenle İngiliz caydırıcılığı bağımsız değil ve bu stratejik açıdan kritik bir gerçek.

Avrupa liderleri, ülkelerinin mali, sosyal ve yaşam koşullarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bilerek, ekonomik çıkar çatışmaları ve farklı söylemlere rağmen ‘Atlantik boşanmasının’ mümkün olmadığını anlıyor. Zor bir evliliğin maliyeti, acı bir boşanmadan daha azdır. Dolayısıyla zayıf taraf, ilişki sürekli gerilimli olsa da güçlü tarafla kalmak zorunda.

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in birleştirilmiş görüntüsü (Reuters)

Bu liderler, Donald Trump ve ekibinin söyleminin değişmeyeceğini ve mesajının AB’yi zayıf ve yönelimlerinde hatalı gösterme amacını sürdüreceğini de biliyor. Ancak AB’nin sosyal piyasa ekonomisi modeli ve açıklık taahhüdü hâlâ somut kazançlar sağlıyor. Tereddüt ve şüphe yerine, AB’nin güçlü yönlerine yatırımını artırması ve deneyimini, özellikle ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde, iş birliği ve entegrasyon modeli olarak öne çıkarması gerekiyor. Avrupa başarılı olursa, bu sürekli dengesi bozulan bir dünya için yararlı olur; başarısız olur ise kıta, yıkıcı çatışmaların sahnesi haline gelebilir.