Riyad'daki Bağışçılar Konferansı’ndan Yemen’e en az 1,3 milyar dolar yardım

Suudi Arabistan'ın talebi üzerine Yemen'i desteklemek için düzenlenen Bağışçılar Konferansı. (SPA)
Suudi Arabistan'ın talebi üzerine Yemen'i desteklemek için düzenlenen Bağışçılar Konferansı. (SPA)
TT

Riyad'daki Bağışçılar Konferansı’ndan Yemen’e en az 1,3 milyar dolar yardım

Suudi Arabistan'ın talebi üzerine Yemen'i desteklemek için düzenlenen Bağışçılar Konferansı. (SPA)
Suudi Arabistan'ın talebi üzerine Yemen'i desteklemek için düzenlenen Bağışçılar Konferansı. (SPA)

Suudi Arabistan'ın talebi üzerine dün Riyad'da, Birleşmiş Milletler (BM) ile iş birliğinde sanal ortamda düzenlenen Bağışçılar Konferansı, en az 1,35 milyar dolar değerindeki insani yardımın açıklanması ile son buldu.
66 ülkeden 15 uluslararası kuruluş, 3 hükümet kuruluşu ve 39 sivil toplum kuruluşu dahil olmak üzere en az 126 tarafın katılım gösterdiği konferansa İslam Kalkınma Bankası (İKB), Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) katıldı.
Konferans çıktılarına göre Suudi Arabistan 500 milyon dolar, Norveç 195 milyon dolar, İngiltere 200 milyon dolar, İsveç 30 milyon dolar, Japonya Yemen yardım kurumlarına 41 milyon dolar, koronavirüsle mücadelede 7,3 ​​milyon dolar, Güney Kore 18,4 milyon dolar ve Kanada 40 milyon dolar, Avrupa Komisyonu 80 milyon dolar, Hollanda ise 16,7 milyon dolar yardım sağlama taahhüdünde bulundu.
Yemen’deki yardım çalışmalarının giderlerini karşılamayı amaçlayan konferans, son zamanlarda koronavirüs salgını ve diğer hastalıkların yayılmasıyla ciddi bir insani krizle karşı karşıya olan ülkedeki insani durumun iyileştirilmesine yönelik BM’nin yürüttüğü, uluslararası çabaların desteklenmesi ve koordine edilmesine odaklandı.
Suudi Arabistan: Siyasi çözümü destekliyoruz
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan bin Abdullah, konferansta yaptığı konuşmada Suudi Arabistan hükümetinin Yemen’i ve kardeş halkını destekleme konusundaki kararlı konumunu teyit etti. Hükümetin BM’nin bilhassa Yemen’de olmak üzere tüm dünyada faaliyet gösteren ajansları aracılığıyla sağlanan insani çalışmalar hakkındaki derin takdirini vurguladı. Ferhan, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Biz bugün bir araya gelirken Yemen halkı da bu konferansta verilecek taahhütleri dört gözle bekliyor. İnsani, siyasi, askeri, güvenlik, ekonomik ve kalkınma konularındaki zorluklarla yüzleşmelerine yardımcı olması için bu taahhütlerin acilen sunulmasını umuyor. Nitekim bu zorluklar, Husi milislerin insanlık dışı uygulamalarından insani yardımları hiç etmeleri, yağmalamaları ve vergi uyguladıkları bu yardımların tüm Yemen topraklarına erişimini engellemelerinden kaynaklanıyor. Bu tavırları, Körfez Girişimi ve uygulama mekanizmaları, Yemen Ulusal Diyalogu çıktıları, Güvenlik Konseyi (BMGK) 2216 sayılı kararı olmak üzere üç referansa, ilgili uluslararası kararlara ve 2018 Stockholm Anlaşması'nın uygulanmasına dayanan siyasi çözümü kabul etmeme, aynı zamanda Arap Koalisyonu’nun ilan ettiği ateşkese ya da BM Yemen Özel Temsilcisi’nin Yemen tarafları arasında doğrudan müzakere davetine cevap vermeme konusundaki inatçılıklarının devamı niteliğindedir.”
Bakan Ferhan, uluslararası toplumu BM Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) personelinin en az 1 milyon varil ham petrol yüklü Safir gemisine erişmesine izin vermek ve böylece petrol sızması durumunda Kızıldeniz’de kapsamlı bir çevresel felaketten kaçınmak için Husi milislere tam baskı uygulamaya çağırdı. Zirâ gemi, Hudeyde Limanı’nı ele geçirdikleri 2015’ten bu yana patlama tehdidi altında. Bakan, yardım taşıyan gemilerin varışını önleyen deniz mayınlarını etkisiz hale getirmenin, hem bunlara vergi dayatılmamasını hem de Hudeyde'deki Kızıldeniz değirmenlerini hedeflemeyi bırakmalarını sağlamanın gerekliliğini de vurguladı.
Bakan, ülkesinin BM’nin Yemen krizine sürdürülebilir bir siyasi çözüme ulaşmak için gösterdiği tüm çabaları desteklemeye ve Yemen halkının ülkenin güvenlik ve istikrarına da yansıyan insani, ekonomi, kalkınma konusunda çektiği acıları sonlandırmaya istekli olduğunu yineledi. Suudi Arabistan’ın Eylül 2014 krizinden bu yana Yemen'e toplamda en az 16 milyar 940 milyon dolar yardım sağladığını vurgulayan Ferhan, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’nin (KSRelief) 12 farklı gıda, yardım ve insani sektörde 453 proje yürüttüğünü, yeniden yapılanma yardımları kapsamında ise Yemen'in Geliştirilmesi ve Yeniden İnşa Edilmesi Suudi Programı dahilinde 7 farklı kalkınma sektöründe en az 150 milyon 520 bin dolar maliyetinde 175 projenin yürütüldüğünü hatırlattı. Ayrıca Suudi Arabistan'daki Yemenlilere yardım sağlandığını, ikili hükümet yardımlarının yapıldığını, yerel para birimi ve Yemen ekonomisini desteklemek için 3 milyar dolar değerinde güvence verildiğini, enerji santrallerinin işletilmesi için ayda 60 milyon dolar değerinde petrol türevleri sağlandığını, patlamamış mühimmat ve mayınların temizlenmesi için Mayın Temizleme Projesi’nin (MASAM) yürütüldüğünü de vurguladı.
Yemen'deki durumu ele alma ve halkının insani acılarını hafifletme çabalarına katılmanın önemine değinen Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah tüm ülkelere, uluslararası örgütlere ve sivil toplum örgütlerine, geçen yıl açıklandığı üzere yardım operasyonunu finanse etmek için 2 milyar 410 milyon dolar tutarındaki taahhütlerini yerine getirme çağrısında bulundu. Bu miktarın 180 milyon doları, Yemen'de koronavirüs salgınıyla mücadele etmek ve burada yaşanması mümkün olan insani felaketi önlemeye tahsis edilecek.
Bakan, açıklamalarına BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in Yemen'deki güvenlik ve istikrarı sağlayacak şekilde insani ve ekonomik zorluklarla mücadeledeki çabalarını, insani ve ekonomik güveni inşa etme adımları ya da ateşkes konusundaki, aynı zamanda üç referansa göre kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için siyasi istişarelerin sürdürülmesi hususundaki önerilerini desteklediğini yineleyerek devam etti.

Suudi Arabistan'dan 500 milyon dolar
KSRelief Genel Sekreteri ve Suudi Kraliyet Mahkemesi Genel Danışmanı Dr. Abdullah Rabia da yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Bugün dünyanın Kovid-19 salgını ile karşı karşıya olduğu zor koşullar altında buluşuyoruz. Aynı zamanda beraberinde getirdiği ekonomik, sağlık ve siyasi sıkıntılar, Yemen halkının karşılaştığı zorlu insani ve sağlık koşullar da gündemimizde. Nitekim bu sıkıntılara salgını ya da Yemen halkını tehdit eden insani koşulları dikkate almayan İran destekli Husi milisler neden oldu. Bu milisler, bağışçı ülkelerden gelen insani yardımları yağmalayıp çalmaya ve bunları kendi askeri amaçlarında kullanmaya çalıştı. Milisler, Yemen halkını bağışçıların taahhütlerini olumsuz yönde etkileyecek şekilde en temel haklarından mahrum bıraktı. Böylece BM ve insan hakları örgütlerinin omuzlarına bu ağır suiistimalleri azaltma yolunda ciddi bir sorumluluklar yükledi.”
Krallığın BM Yemen İnsani Müdahale Planı’na 500 milyon dolar katkıda bulunma taahhüdüne değinen Rabia, 300 milyon doların BM kurum ve kuruluşları aracılığıyla KSRelief’in mekanizmalarına göre koronavirüsle mücadeleye tahsis edileceğini, geri kalan 200 milyon doların da mekanizmalarına uygun olarak KSRelief aracılığıyla ulusal, yerel ve uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak sunulacağını belirtti. Bu kapsamda MASAM’ın üçüncü aşamasına 30 milyon dolar ayrılacağını, böylece üç aşamaya toplamda 100 milyon dolar tahsis edilmiş olacağını kaydetti.

Guterres: Zor bir dönemle karşı karşıyayız
Hayati önemdeki söz konusu konferansa ve Yemen'e sağlanan kalıcı yardımlara sponsor olduğu için Suudi Arabistan'a teşekkür eden BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Yemen’in hem kurumsal hem de bireysel düzeyde, özellikle koronavirüs salgınının patlak vermesiyle, zorlu ekonomik ve insani koşullarla karşı karşıya olduğunun altını çizdi.
Yemen’in bu insani kriz sırasında yardıma ihtiyacının olduğunu hatırlatan Guterres, açlık ve yetersiz beslenmenin Yemen’de en az 4 milyon insanın yerinden edilmesiyle birlikte çocukların hayatının tehlike altında olduğunu, salgının ise en az 10 milyon insanın hayatını tehdit ettiğini vurguladı. Aynı zamanda “Zor bir dönemle karşı karşıyayız. Acilen bir şeyler yapmazsak yüksek ölüm oranlarıyla karşılaşabiliriz” ifadelerini kullandı.
Yemen'deki sağlık tesislerinin salgın krizini şiddetlendirecek şekilde başta solunum cihazları ve ambulanslar olmak üzere tıbbi cihaz sıkıntısı çektiğini açıklayan Guterres, hastanelerin enerji kaynaklarından yoksun olduğunu, nüfusun yarısının ise temiz suya erişiminin bulunmadığını vurguladı.
BM’nin Yemen'de yürüttüğü en az 30 insani programın fon yetersizliği nedeniyle önümüzdeki yıl sona erdirilmesi konusunda uyarıda bulunan Guterres, bağışçıları Yemen'deki acil insani yardım programlarına cömertçe destek vermeye ve finanse etmeye çağırdı.

Sağlık sektörünün çöküşü
İnsani ve Acil Durum Yardımlarından Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, sağlık sektörünün çöküşü, yaşam koşullarının bozulması, kıtlık, yerinden edilme, başta koronavirüs olmak üzere hastalıkların yayılması nedeniyle Yemen'deki insani durumun son derece zor olduğunu bildirdi.
Tüm dünyanın Yemen ve halkının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bağışlarda bulunacağı ümidini dile getiren Lowcock, BM’nin Yemen'deki 10 milyondan fazla insana yardım sağlayan ve buradaki vaziyetin nispeten normale dönmesine yardımcı olacak, eyleme geçirilebilir bir plana sahip olduğunun altını çizdi. “Yemenli ailelere yardımcı olabilmemiz ve koronavirüsle mücadelede temel ihtiyaçları elde edebilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yemen hükümetini risklerden kaçınmak için çalışmaya ve gelişmeye devam etmeye çağıran Lowcock, en ciddi zorluğun finansman olduğunu belirterek yeterli finansman sağlanmadığı taktirde 41'den fazla yardım programının yıl içerisinde kapatılacağını söyledi. Ayrıca koronavirüs müdahale ekiplerinin temmuz ayı sonuna kadar ülkedeki kalacağını ve gelecek ay bütçenin azaltılacağını kaydetti.

BAE yardıma devam ediyor
Son birkaç yıl içerisinde BM Yemen İnsani Müdahale Planı ve BM ajansları girişimlerine en az 6 milyar dolar destekte bulunan Birleşik Arap Emirlikleri de yardımları sürdüreceğini açıkladı.
Uluslararası toplumun barışçıl bir çözüm bulma çabalarını söz konusu üç referansa dayanarak desteklemenin önemini vurgulayan BAE’nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Mart-Haziran döneminde 100 milyon dolar değerinde 107 ton insani yardıma başladık. Bunlardan 7 tonu, uçaklar aracılığıyla haftalar önce Yemen’e vardı. Dolayısıyla durum önemli ölçüde değişti. İnsani yardımlara yönelik acil bir değişim gerekiyor. Dünyadaki krize etkili yanıt verebilmek için yeni mekanizmalara ve yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç duyuyoruz.”



İsrail ve Suriye arasındaki görüşmeler ABD'nin arabuluculuğunda Paris'te yeniden başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
TT

İsrail ve Suriye arasındaki görüşmeler ABD'nin arabuluculuğunda Paris'te yeniden başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)

Axios'a konuşan bir İsrailli yetkili ve başka bir bilgili kaynağa göre üst düzey Suriyeli ve İsrailli yetkililer bugün Paris'te bir araya gelerek yeni bir güvenlik anlaşması için müzakereleri yeniden başlatacaklar.

Bu çabalar, yeni müzakere turunda arabuluculuk yapacak olan Başkan Trump'ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack tarafından yönetiliyor. Toplantılar, Suriye'nin güneyinde silahsızlanma ve Esed rejiminin düşüşünden sonra İsrail'in işgal ettiği Suriye bölgelerinden çekilmesini içeren bir güvenlik anlaşmasına varılmasını amaçlıyor.

 Eş-Şeybani (sağda) ve ABD elçisi Tom Barrack, geçen temmuz ayında Paris'te Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile birlikte (SANA)Eş-Şeybani (sağda) ve ABD elçisi Tom Barrack, geçen temmuz ayında Paris'te Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile birlikte (SANA)

Görüşmelerin iki gün sürmesi bekleniyor ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, yeni bir İsrail müzakereci grubuyla görüşmelere katılacak.

Bu, yaklaşık iki ay sonra yapılacak beşinci tur görüşmeler olacak. Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığına göre bu haberin önemi, Trump yönetiminin hem İsrail'e hem de Suriye'ye, sınırlarındaki güvenlik durumunu istikrara kavuşturacak ve gelecekte diplomatik ilişkilerin normalleşmesi yolunda ilk adım olabilecek bir anlaşmaya varmaları için baskı uygulamasında yatıyor.

Kaynağa göre Trump, Netanyahu'dan görüşmeleri yeniden başlatmasını ve mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak için ciddi müzakereler yürütmesini istedi. Üst düzey bir İsrailli yetkiliye göre Netanyahu bunu kabul etti, ancak herhangi bir anlaşmanın İsrail'in kırmızı çizgilerine uyması gerektiğini vurguladı.

 İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (Getty)İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (Getty)

İki taraf arasındaki büyük anlaşmazlıklar ve İsrail'in baş müzakerecisi Ron Dermer'in istifası nedeniyle görüşmeler çıkmaza girmişti.

Amerikan internet sitesi, Netanyahu'nun Paris'teki toplantı öncesinde, yakın arkadaşlarından biri olan İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'ın başkanlığında yeni bir müzakere ekibi atadığını bildirdi. Netanyahu'nun askeri danışmanı, Mossad başkanlığı adayı General Roman Gofman ve Netanyahu'nun ulusal güvenlik danışmanı Gil Reich'ın da toplantıya katılması bekleniyor.

İsrail'in Washington Büyükelçiliği konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.


Kuzey Darfur eyaletinde hastane ve pazarda bombalı saldırı sonucu en az 64 kişi öldü

30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
TT

Kuzey Darfur eyaletinde hastane ve pazarda bombalı saldırı sonucu en az 64 kişi öldü

30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)

Çeşitli kaynaklar, cumartesi günü Kuzey Darfur eyaletinin Zerk ve Ghurair bölgelerinde bir hastane ve bir pazarı hedef alan bombalı saldırıda 64'ten fazla sivilin öldürüldüğünü doğrularken, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) dün Sudan ordusunu saldırının arkasında olmakla suçladı ve saldırının bir insansız hava aracı (İHA) tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Sivil koalisyon Sumud, el-Zerk Hastanesi ve Ghurair pazarının bombalanmasını kınadı ve bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısında bulunarak, acil insani ateşkes çağrısını yineledi.

Öte yandan, Sudan Elektrik Şirketi, Kuzey Kordofan Eyaleti'nin başkenti el Ubeyd'deki termik santralin dün sabah erken saatlerde İHA’larla saldırıya uğradığını, yangın çıktığını ve elektrik kesintisine yol açtığını doğruladı. Görgü tanıkları, HDK’ne ait İHA’ların, termik santralin yanı sıra el Ubeyd'deki el Emel Hastanesi ve el Ubeyd Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere diğer yerleri de hedef aldığını ve santralin binalarında yangın çıktığını belirtti. Sivil Savunma güçleri yangına müdahale etti.


Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.