Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
TT

Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)

Tarık eş-Şami
ABD’nin Minneapolis şehrinde George Floyd’un bir polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından ülkenin dört bir yanında protesto gösterilerinin yanı sıra şiddet ve yağma olayları devam ederken  Başkan Donald Trump'ın ABD’nin anti faşist hareketi Antifa’yı terör örgütü ilan edeceklerini duyurması, Başkan’ın Antifa ya da diğer grupları terör örgütü olarak sınıflandırmaya fiili olarak gücü olup olmadığına dair soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu soru işaretlerine, şiddet ve yağma eylemlerine katılan göstericilerle ilişkilendirilen bu hareketin doğasıyla ilgili soruların yanı sıra dünyanın en güçlü ve önemli ülkesini tehdit eden tarihi şiddet olaylarına dahil oldukları rapor edilen anarşistlerin ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlardan (White Supremacists)  kışkırtıcıların rolüyle ilgili bir takım sorular da eşlik ediyor.
Başkan Trump’ın açıklamasının, bu gruplara dikkat çekme, muhafazakar tabanı tatmin etme ve sandık başına gitmekte isteksiz beyaz seçmenleri, Kasım 2020’deki başkanlık seçimlerinde desteklerini kazanma çabalarının ötesinde bir anlam içerip içermediği ise net değildi. Başkan’ı eleştirenler, ABD’de yurtiçi terör yasasın yokluğunun yanı sıra kelime kökeni itibariyle ‘anti faşist’ ifadesinin kısaltılmış hali olan Antifa hareketi üyelerinin, belirli bir yapısı olan bir örgütün mensubu veya açık rolleri ya da liderleri olmadığını söylüyorlar.
Bu arada, Antifa hareketinin eylemlerine kınayan Demokratlar, Başkan’ın onları ve aşırı sağcı grupları, gerçekten terörist gruplar arasına dahil etmek isteyip istemediğini merak ediyorlar.
Fakat ABD’li tarih ve siyaset bilimi profesörlerine göre Antifa; aktivistlerin felsefi bir fikri paylaştığı ve ABD'nin son yıllarda şahit olduğu protestolar sırasında Amerikalıların onları tanımasını sağlayan taktikleri kullanan bir hareketten daha fazlasıdır. Söz konusu protestolara 2017 yılında Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde gerçekleşen ve iki taraf arasında çatışmaların yaşandığı ‘Unite right’ (beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların planladıkları) yürüyüşü de dahil.

Kim bu Antifa üyeleri?
Kaç kişinin kendilerini Antifa üyesi olarak gördüğünü bilmenin imkansız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hareketin gizli olduğunu, resmi liderleri olmadığını ve örgütlerinin işleyişinin bağımsız yerel hücrelere dayandığını söylüyorlar. Antifa, aşırı sağcıların eylemlerine karşı son birkaç yıldır ortaya çıkan birkaç aktif hareketten sadece bir tanesidir.
Antifa üyeleri despotik ya da yabancı düşmanlığı, ırkçı ya da homofobik olarak gördükleri eylemlere karşı kampanyalar yürütüyorlar. Antifa hareketinin diğer solcu hareketlerle herhangi bir ilişkisi bulunmuyor. Hatta solcu örgütlerin üyelerinin dikkatleri sorunlarından uzaklaştırmaya çalıştıklarını düşünüyorlar. Antifa üyeleri, Occupy Wall Street (Wall Street'i İşgal Et - OWS) hareketi ve Black Lives Matter (Siyahilerin hayatları önemlidir - BLM) hareketi gibi aynı konularda hemfikir olan grupların aktivistlerden oluşan yerel ağlarla çalışıyorlar.

Antifa’nın hedefleri neler?
Antifa hareketinin destekçileri, genellikle faşist, ırkçı ve aşırı sağcı olduğunu düşündükleri grupların ötekileştirilenlerin, etnik azınlıkların, kadınların ve LGBT üyelerinin hedef alınmasına neden olan fikirlerini yaymalarını engellemeye çalışırlar.
Rutgers Üniversitesi'nde tarih profesörü ve ‘Antifa: The Anti-Fascist Handbook’ (Antifa: Anti-Faşist El Kitabı) adlı kitabın yazarı Mark Bray, “Hareket, faşizme karşı mücadeledeki katılığının, özellikle faşistlerin toplumdaki uç gruplara karşı tarihte belgelenmiş şiddeti nedeniyle doğal bir kendini savunma hali olduğunu savunuyor” yorumunda bulundu.
Dartmouth Üniversitesi'nde öğretim görevlisi iken Antifa’yı savunduğu için eleştiri oklarının hedefi olan Prof. Bray, “Hareketin birçok üyesi toplumdaki barışçıl faaliyetlere katılıyor. Ancak ırkçı ve faşist grupların faaliyetlerini organize etmelerine ve faaliyetlerini serbestçe gerçekleştirmelerine izin verildiği düşündükleri için şiddet kullanmaya hakları olduğuna inanıyorlar.  Bu da kaçınılmaz olarak toplumdaki marjinal gruplara karşı şiddete yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Hareket ne zaman ortaya çıktı?
Merriam-Webster sözlüğüne göre Antifa kelimesi ilk kez 1946 yılında Nazi Almanyası'nda Nazi karşıtları için kullanıldı. Ancak Antifa’nın bazı üyeleri, hareketin, 1920'lerde ve 1930'larda Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra zamanın yükselen Avrupa faşizmine karşı çıktığı ortaya çıktığını söylüyorlar. Ancak hareket, ABD’de ilk kez 1980'lerde Ortabatı eyaletilerinde neo-nazi dazlaklarına karşı ortaya çıkan ‘Irkçılığa Karşı Eylem Grubu’ adıyla doğdu. Hareket yaklaşık 25 yıllık sessizliğin ardından 2016 yılında Trump'ın seçilmesinden sonra ülkedeki aşırı sağcıların yükselişine karşı aniden bir kez daha ortaya çıktı.
ABD’de Antifa adını kullanan ilk gruplardan biri, 2007 yılında Oregon eyaletinin Portland şehrinde kurulan ‘Rose City Antifa’ (Gül Şehri Antifa - RCA) hareketiydi. RCA’nın şu anda sosyal medyada çok sayıda takipçisi bulunuyor. Çünkü hareket, konuyla ilgili haberler paylaşırken bazen aşırı sağcı eğilimli önde gelen liderlerin kimliklerini ve kişisel bilgilerini, görüşlerini ve tutumlarını belgelemeye çalışıyorlar.
 Ancak, hareketin yıldızı 2017 yılında, anti-faşist göstericilerin ortaya çıktığı bir dizi eylemden sonra parladı. Bu eylemler arasında aşırı sağın önde gelen üyelerinin bastırılması, Berkeley'deki California Üniversitesi'nde aşırı sağcı bir yazarın konferans vermesinin engellenmesi, Virginia'nın Charlottesville, şehrinde beyaz ırkın üstünlüğünü savunan protestocuların karşısına çıkmak gibi olaylar yer alıyor. Ancak Charlottesville’daki şiddet olaylarında hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu.

Antifa ile diğerleri arasındaki fark ne?
Antifa grupları, tamamen siyah kıyafetler giymek, rakiplerinden ve polisten gizlenmek için maske takmak ve kask giymek gibi anarşistlere benzer taktikler kullanıyorlar ve anaşistlerinkiyle örtüşen ideolojileri var.   Her ikisi de sıklıkla kapitalizmi eleştiriyor ve polis de dahil olmak üzere güç yapılarını lağvetmeye çalışıyorlar.
Antifa üyeleri silah kullanımını ve doğrudan şiddeti kınayan söylemlerde bulunsalar da, şiddeti kullanmaları onları diğer solcu eylemcilerden açıkça ayırmaktadır. Bununla birlikte ‘Alman Nazi Partisi’nin muhalifleri Nazilerden daha güçlü olsalardı dünya İkinci Dünya Savaşı'nın kurbanlarına tanık olmazdı’ şeklindeki gerekçelerine rağmen aşırı sağa karşı şiddet kullanmaları, çoğu siyasi güç tarafından eleştirilmelerine ve reddedilmelerine neden oldu.

Politikacıların harekete karşı tutumları
Hareket, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Ağustos 2017'de Berkeley’de yaşanan protestolardan sonra, mevcut Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, kendilerine ‘Antifa’ diyen kişilerin şiddet eylemlerini kınadı ve onların tutuklanmalarını talep etti. Cumhuriyetçi Parti ve muhafazakârların siyasi liderleri konuşmalarında ve yayınlarında Antifa taraftarlarının Amerikan toplumundaki muhafazakar kesimin barışçıl söylemlerini ortadan kaldırmak istediklerini söylüyorlar. Burada, Trump taraftarlarının Antifa hareketinin üyeleri tarafından maruz kaldıkları şiddetin yansıdığı görüntülere atıfta bulunuyorlar.
New York Üniversitesi'nde tarih profesörü olan ve faşizm uzmanı Ruth Ben-Ghiat yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Antifa’nın, tıpkı Charlottesville'de beyaz ırkın üstünlüğü gösterilerine karşı düzenlenen protestoda bir aracın protestocuların arasında daldığı ve bir kişiyi öldürdüğü olaydaki gibi aşırı sağcıların uyguladığı şiddeti solcu akımların uyguladığı şiddetle karşılaştırmaya çalışmak olarak tanımladığı yöntemleri kullanıyor.”
Bir kişinin üzerine milkshake sıçratmakla bir kişiyi öldürmenin hiçbir şekilde aynı olmadığını vurgulayan Ben-Ghiat, “Ancak iktidardakiler sağcılarla müttefik oldukları için, sağcıların uyguladığı şiddete karşı herhangi bir provokasyon veya itiraz geri teper” şeklinde konuştu.
Maryland Üniversitesi tarafından 2010-2016 yılları arasında ABD’de terörist saldırılar üzerine yapılan bir araştırmaya göre dini grupların saldırı oranı yüzde 53, aşırı sağcıların yüzde 35 ve solcu aşırılık yanlılarının yüzde 12 olarak kaydedildi.

Peki, kim bu anarşistler?
Anarşistler bir takım kavramlar ve taktiklerde Antifa üyelerine benzeseler de her birinin temel felsefesi farklıdır. Anarşizm bir felsefe ve siyasi bir harekettir. Yönetim hiyerarşisini tüm biçimleriyle reddeder ve otoritenin, zararlı ve gereksiz gördüğü devletin ortadan kalmasını ister. Bu durum, anarşizmi eleştirenlerin onu, hükümetsiz bir uyum toplumuna yönelik algılarının yanı sıra özgürlük, demokrasi ve eşitlik olan gönüllü bir öz-örgütlenme kurulmasını istemeleri nedeniyle büyük bir nezaketle idealizme bandırılmış siyasi bir kavram olarak tanımlamalarına yol açmıştır.
Anarşizmin ortaya çıkışı tarih öncesi dönemlere kadar uzanıyor. İnsanlar, örgütlü hiyerarşik yapılar olarak ortaya çıkan resmi devletlerin, krallıkların ve imparatorlukların kuruluşundan çok önce anarşist toplumlarda yaşıyorlardı. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ve yirminci yüzyılın ilk yıllarında, anarşist hareket, dünyanın birçok yerinde güçlendi ve uyguladığı şiddet nedeniyle sahip olduğu kötü şöhrete rağmen ABD’de bile işçi haklarının savunulmasında büyük rol oynadı. Bununla birlikte yeni Amerikan solu ve barışçıl anarşi ABD'de varlığını İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar devam ettirdi.
Yirminci yüzyılın son yıllarında anarşizm, dünyanın tüm ülkelerinin belirli bir çerçevede özelliklerini ve ilişkilerini tanımlayan küresel anlaşmalar kurmaya çalışan küreselleşmeye karşı dünyanın dört bir yanında yeniden ortaya çıktı. Ancak anarşistler ABD’de devrimci taktikler geliştirdiler. Destekçileri yirmi birinci yüzyılın başlarında New York'ta bir koordinasyon konferansı düzenledi.
Anarşizm Başkan Trump iktidara gelinceye kadar ışıltısını kaybetmişti. Ancak Trump’ın başkan olmasının ardından, sert tutumları ve yeni ortaya çıkan ırkçılar nedeniyle pek çok anarşist örgütün öfkesi ve anarşist söylemler de yoğunlaştı.
Trump yönetiminin ve ülkedeki bazı polis memurlarının anarşistleri şiddet ve yağma olaylarına karışmakla suçlamasına rağmen aşırı sağcılara karşı yıkıcı faaliyetlerde bulundukları şeklinde çok sayıda suçlamada söz konusu.

Kışkırtıcılar ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlar
Sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın sözcüsü tarafından yapılan bir açıklamada, Antifa hareketine bağlı olduğu belirtilen, ancak sahte olduğu vurgulanan bir Twitter hesabından ABD'de devam eden protestolarla ilgili olarak şiddet çağrısı yapıldığı ve hesabından  ‘Evropa’ olarak adlandırılan bir grup beyaz milliyetçi tarafından yönetildiği belirtildi.
Bununla birlikte Minnesota Valisi, eyaletteki iki şehirde yağma eylemlerine karışan ve mülklere zarar verenlerin söz konusu şehirlerin dışından geldiği iddialarından bahsederken Paul şehrindeki görgü tanıkları, polisin ırkçı gerginliklerin körüklenmesine katkıda bulunduğunu ve polis şiddetine karşı gösterilerin meşruiyetini zayıflatmak için mülklerin kundaklanmasını teşvik ettiklerini söylediler.
Aynı şekilde bazı medya kuruluşlarında yağmalama ve kundaklama olaylarında beyaz ırkçıların rolü olduğuna dair birçok haberde henüz teyit edilmezse, aşırı sağcı gruplardan ‘Kışkırtıcılar’ olarak adlandırılan unsurular ön plana çıktı. Bu adı ilk kez duyanlar için söz konusu unsurların, hedefi, kışkırtma ilkesini benimseyen bir doktrine dayanan kaos ve yıkım yaratmak olan beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırılık yanlısı bir alt grup olduklarını söyleyebiliriz. Onların görüşüne göre Batı hükümetleri doğal olarak artık yozlaşmıştır. Bu nedenle, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin elindeki tek seçenek, kaosu yayarak ve politik gerginlikleri artırarak toplumun sonunu hızlandırmaktır.
Beyaz ırkın üstülüğünün savunanların internetteki sohbet odalarındaki yazılar, 2019 yılında Yeni Zelanda'daki iki camide ibadet eden Müslümanları katleden katilin yayınladığı manifestodaki ‘kışkırtma’ fikirleri ile doludur.
ABD'deki bir dizi neo-nazi liderinin ve teorisyeninin yazılarına göre Kışkırtıcılar’ın amacı, her şeyi yakmak, düşmanlarına karşı şiddet uygulamak ve hükümetin açıktan ve aşırı tepkiler vermesi için olayları körüklemektir.
 Bu teori, Gustavo Goretti'nin aşırılık yanlısı ‘Aydınlık Yol’ grubu hakkındaki yazılarında da yer aldı. Goretti, hareketin amacını ‘devleti gözü kapalı bir şekilde aşırı tepkiler vermeye kışkırtmak’ olduğunu söylüyor.
Aynı şekilde, Kışkırtıcılar, beyazlar tarafından kontrol edilen bir gelecek kurup aralarında duran devlet aygıtını yok etmeyi umuyorlar. Just Security adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin farklı açılardan temsil edilebileceğini, daha fazla siyasi değişim konusunda açık veya kasıtlı görüşlere sahip olmayan göstericileri itibarsızlaştırmak için örgütlendiklerini öne sürdü.
Billengcat adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırı sağcı Boogaloo hareketin unsurlarının protestocuların arasına karıştığını belgeledi. Site, Boogaloo üyeleri, kolluk kuvvetleri ile silahlı çatışmaların yaşanmasını ya da ABD’de ikinci bir iç savaş çıkmasını umduklarını belirtti.
Tess Owen, VICE News internet sitesinde kaleme aldığı makalede şunları yazdı:
“Hükümet karşıtı Boogaloo hareketine mensup aşırılık yanlıları protestolara katılmaktan hoşnut değiller. Daha çok sosyal medyada şiddete çağıran ‘hashtag’ (etiket) ile etkileşimleri çerçevesinde protestolara katılıyorlar ve iç savaşı nasıl başlatabileceklerini konuşuyorlar.”



Barış Kurulu alay konusu oldu: Neredeyse yarısı ABD'ye giremiyor

Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
TT

Barış Kurulu alay konusu oldu: Neredeyse yarısı ABD'ye giremiyor

Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)
Birleşmiş Milletler'e alternatif oluşturmayı amaçlayan Barış Kurulu'nun açılışında en az 18 ülke sahnede temsil edildi (Reuters)

Maira Butt 

ABD Başkanı Donald Trump'ın "Barış Kurulu"ndaki ülkelerin neredeyse yarısının, Trump'ın seyahat yasağı kapsamında ABD'ye girişinin yasaklandığı ortaya çıktıktan sonra kurul yine alay konusu oldu.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda perşembe günü düzenlenen büyük bir törenle Birleşmiş Milletler alternatifini açıklamıştı.

Çeşitli ülkelerin temsilcilerini sahneye davet ederek hepsiyle "arkadaş" olduğunu söylemişti.

Bu ülkeler arasında Arjantin, Ermenistan, Azerbaycan, Bahreyn, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kosova, Moğolistan, Fas, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan vardı.

Hiçbir Avrupa ülkesinin yer almaması dikkat çekerken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in davet edildiği haberleri dolaşıyordu.

Diğer yandan Amerikalı lider göçü ve ABD'ye girişi kısıtlamak için bu yılın başlarında daha da sıkı bir seyahat yasağı getirmişti. Yönetim, 75 ülkeden gelen kişiler için göçmen vizesi işlemlerini süresiz askıya almıştı ve bunların çoğu Barış Kurulu'nda.

Ermenistan, Azerbaycan, Ürdün, Kosova, Moğolistan, Fas, Pakistan ve Özbekistan'ın göçmen vizelerine ilişkin kısıtlamalara tabi tutulması, Trump'ın "şimdiye kadar oluşturulmuş en önemli organlardan biri olma şansına sahip" dediği girişimin etkinliği hakkında soru işaretleri doğuruyor.

Trump'ın, ABD arabuluculuğunda İsrail'le Hamas arasında yapılan ateşkes anlaşmasına dahil olmasıyla ortaya çıkan kurulun müstakbel üyelerinin, katılmak için 1 milyar dolar katkı sunması bekleniyor.

Damat Jared Kushner, Yeni Gazze'nin veri merkezi, lüks daireler ve "kıyı turizmi" içeren tuhaf yeni resimlerini kurulun açılış töreninde gözler önüne sermişti.

Sunumda, lüks daireler ve veri merkezlerinin CGI'yla oluşturulmuş görüntüleri ve 100 binden fazla konut ve 75 tıbbi tesis inşa etme planları vardı.

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'in, Trump'ın başkanlık edeceği kurulun üyesi olması tartışmalara yol açtı.

ABD Başkanı toplantıda "Amerika büyüdüğünde, tüm dünya büyür" demişti. 

Bu kurul, şimdiye kadar oluşturulmuş en önemli organlardan biri olma şansına sahip ve onun başkanlığını yapmak benim için büyük bir onur.

(AFP)(AFP)

Trump şöyle açıklamıştı: 

Barış kurulu aslında dünyanın en üst düzey liderlerinden oluşuyor. Geçen ekimde Gazze'deki çatışmanın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik bir plan yayımladık ve vizyonumuzun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından oybirliğiyle kabul edildiğini memnuniyetle belirtmek isterim.

Amerikalı lider, barış kurulunun Gazze'nin askerden arındırılmasını sağlayacağını söylemişti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bunun aynı zamanda bir "eylem kurulu" olacağını eklemişti.

Yeni planlar, savaşla harap olan bölgenin bir "riviera"ya dönüştürüldüğünü gösteren, Trump ve Tesla milyarderi Elon Musk'ın da yer aldığı ve yapay zekayla üretilerek geçen yıl yayımlanan videoyu yansıtıyor gibi görünüyordu.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Venezuela'da Maduro'nun serbest bırakılması çağrısında bulunan büyük bir gösteri düzenlendi

Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
TT

Venezuela'da Maduro'nun serbest bırakılması çağrısında bulunan büyük bir gösteri düzenlendi

Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)
Devrik Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, Maduro'nun fotoğraflarını ve serbest bırakılmasını talep eden pankartlar taşıdı (AFP)

Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun binlerce destekçisi, 1958'deki askeri diktatörlüğün yıkılışının yıldönümü olan dün, ABD askeri operasyonu sonucu 3 Ocak'ta Karakas'ta tutuklanmasının ardından serbest bırakılmasını talep eden gösteri düzenledi.

Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, serbest bırakılmasını talep etmek için gösteri düzenledi (AFP)Venezuela’nın devrik Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun destekçileri, serbest bırakılmasını talep etmek için gösteri düzenledi (AFP)

Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanı, eski başkan yardımcısı Delcy Rodríguez, Washington ile yakınlaşma arayışında iken, hükümet 2013'ten beri ülkeyi yöneten Maduro'nun geri dönmesini talep etmeye devam ediyor.

Karakas şehir merkezindeki Ollier Meydanı yakınlarında, Maduro ve eşi Cilia Flores'i kastederek "Onları geri istiyoruz" yazılı büyük bir pankart asıldı.

Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello dün Karakas'taki gösteride konuşuyor (AFP)Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello dün Karakas'taki gösteride konuşuyor (AFP)

Gösteri sırasında İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, "Bugünlerdeki en büyük zaferimiz, Başkan Maduro ve Cilia'nın geri dönüşü olacaktır" ifadelerini kullandı.

Geçici cumhurbaşkanının "ilerlemeye devam etmek için iktidar partisinden tam destek aldığını" vurguladı.


NATO, doğu sınırlarına otomatik savunma sistemleri konuşlandırmayı planlıyor

ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
TT

NATO, doğu sınırlarına otomatik savunma sistemleri konuşlandırmayı planlıyor

ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)
ABD Deniz Piyadeleri Norveç'te NATO eğitim tatbikatına katılıyor (Reuters)

NATO'dan üst düzey bir yetkili, ittifakın doğu sınırları boyunca silah ve mühimmat stoklarını önemli ölçüde genişletmeyi ve otomatik teknoloji kullanarak yeni bir savunma bölgesi oluşturmayı planladığını söyledi.

General Thomas Lowen, yarın yayınlanacak olan Alman gazetesi Die Welt'e verdiği demeçte, bu önlemlerin Rusya'ya karşı caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığını söyledi.

Yeni bir "katmanlı" savunma konsepti kapsamında NATO, yüksek teknoloji sistemleri kullanarak saldırganı erken aşamada yavaşlatmayı veya durdurmayı hedefleyecek.

NATO'nun Rusya ve Belarus ile olan sınırlarında, düşmanın ilerlemeden önce aşması gereken uzaktan kumandalı veya yarı otomatik sistemler kullanılarak yoğun bir gözetim bölgesi kurulacak.

İzmir'deki NATO Müttefik Kara Komutanlığı Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Lowen, gazeteye verdiği demeçte, doğu sınırındaki gözetimin, karada, havada, uzayda ve dijital alanda veri toplayan sistemlere dayanacağını söyledi.

Lowen, bilgilerin NATO müttefiklerine gerçek zamanlı olarak sunulacağını ve radar, akustik ve optik sensörler gibi sabit ve mobil sistemlerin yanı sıra uydu, insansız hava araçları (İHA) ve keşif uçaklarından elde edilen verilerin de kullanılabileceğini ifade etti.

NATO, sınır boyunca Lowen'in "sıcak bölge" olarak adlandırdığı, saldırganları erken aşamada durdurmak veya yavaşlatmak için tasarlanmış bir bölge kurmayı planlıyor. Şarku’l Avsat2ın edindiği bilgiye göre bu bölge, silahlı insansız hava araçları (İHA), yarı otonom savaş araçları, otomatik sistemler ve otomatik hava savunma yeteneklerini içerebilir.