Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
TT

Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)

Tarık eş-Şami
ABD’nin Minneapolis şehrinde George Floyd’un bir polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından ülkenin dört bir yanında protesto gösterilerinin yanı sıra şiddet ve yağma olayları devam ederken  Başkan Donald Trump'ın ABD’nin anti faşist hareketi Antifa’yı terör örgütü ilan edeceklerini duyurması, Başkan’ın Antifa ya da diğer grupları terör örgütü olarak sınıflandırmaya fiili olarak gücü olup olmadığına dair soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu soru işaretlerine, şiddet ve yağma eylemlerine katılan göstericilerle ilişkilendirilen bu hareketin doğasıyla ilgili soruların yanı sıra dünyanın en güçlü ve önemli ülkesini tehdit eden tarihi şiddet olaylarına dahil oldukları rapor edilen anarşistlerin ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlardan (White Supremacists)  kışkırtıcıların rolüyle ilgili bir takım sorular da eşlik ediyor.
Başkan Trump’ın açıklamasının, bu gruplara dikkat çekme, muhafazakar tabanı tatmin etme ve sandık başına gitmekte isteksiz beyaz seçmenleri, Kasım 2020’deki başkanlık seçimlerinde desteklerini kazanma çabalarının ötesinde bir anlam içerip içermediği ise net değildi. Başkan’ı eleştirenler, ABD’de yurtiçi terör yasasın yokluğunun yanı sıra kelime kökeni itibariyle ‘anti faşist’ ifadesinin kısaltılmış hali olan Antifa hareketi üyelerinin, belirli bir yapısı olan bir örgütün mensubu veya açık rolleri ya da liderleri olmadığını söylüyorlar.
Bu arada, Antifa hareketinin eylemlerine kınayan Demokratlar, Başkan’ın onları ve aşırı sağcı grupları, gerçekten terörist gruplar arasına dahil etmek isteyip istemediğini merak ediyorlar.
Fakat ABD’li tarih ve siyaset bilimi profesörlerine göre Antifa; aktivistlerin felsefi bir fikri paylaştığı ve ABD'nin son yıllarda şahit olduğu protestolar sırasında Amerikalıların onları tanımasını sağlayan taktikleri kullanan bir hareketten daha fazlasıdır. Söz konusu protestolara 2017 yılında Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde gerçekleşen ve iki taraf arasında çatışmaların yaşandığı ‘Unite right’ (beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların planladıkları) yürüyüşü de dahil.

Kim bu Antifa üyeleri?
Kaç kişinin kendilerini Antifa üyesi olarak gördüğünü bilmenin imkansız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hareketin gizli olduğunu, resmi liderleri olmadığını ve örgütlerinin işleyişinin bağımsız yerel hücrelere dayandığını söylüyorlar. Antifa, aşırı sağcıların eylemlerine karşı son birkaç yıldır ortaya çıkan birkaç aktif hareketten sadece bir tanesidir.
Antifa üyeleri despotik ya da yabancı düşmanlığı, ırkçı ya da homofobik olarak gördükleri eylemlere karşı kampanyalar yürütüyorlar. Antifa hareketinin diğer solcu hareketlerle herhangi bir ilişkisi bulunmuyor. Hatta solcu örgütlerin üyelerinin dikkatleri sorunlarından uzaklaştırmaya çalıştıklarını düşünüyorlar. Antifa üyeleri, Occupy Wall Street (Wall Street'i İşgal Et - OWS) hareketi ve Black Lives Matter (Siyahilerin hayatları önemlidir - BLM) hareketi gibi aynı konularda hemfikir olan grupların aktivistlerden oluşan yerel ağlarla çalışıyorlar.

Antifa’nın hedefleri neler?
Antifa hareketinin destekçileri, genellikle faşist, ırkçı ve aşırı sağcı olduğunu düşündükleri grupların ötekileştirilenlerin, etnik azınlıkların, kadınların ve LGBT üyelerinin hedef alınmasına neden olan fikirlerini yaymalarını engellemeye çalışırlar.
Rutgers Üniversitesi'nde tarih profesörü ve ‘Antifa: The Anti-Fascist Handbook’ (Antifa: Anti-Faşist El Kitabı) adlı kitabın yazarı Mark Bray, “Hareket, faşizme karşı mücadeledeki katılığının, özellikle faşistlerin toplumdaki uç gruplara karşı tarihte belgelenmiş şiddeti nedeniyle doğal bir kendini savunma hali olduğunu savunuyor” yorumunda bulundu.
Dartmouth Üniversitesi'nde öğretim görevlisi iken Antifa’yı savunduğu için eleştiri oklarının hedefi olan Prof. Bray, “Hareketin birçok üyesi toplumdaki barışçıl faaliyetlere katılıyor. Ancak ırkçı ve faşist grupların faaliyetlerini organize etmelerine ve faaliyetlerini serbestçe gerçekleştirmelerine izin verildiği düşündükleri için şiddet kullanmaya hakları olduğuna inanıyorlar.  Bu da kaçınılmaz olarak toplumdaki marjinal gruplara karşı şiddete yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Hareket ne zaman ortaya çıktı?
Merriam-Webster sözlüğüne göre Antifa kelimesi ilk kez 1946 yılında Nazi Almanyası'nda Nazi karşıtları için kullanıldı. Ancak Antifa’nın bazı üyeleri, hareketin, 1920'lerde ve 1930'larda Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra zamanın yükselen Avrupa faşizmine karşı çıktığı ortaya çıktığını söylüyorlar. Ancak hareket, ABD’de ilk kez 1980'lerde Ortabatı eyaletilerinde neo-nazi dazlaklarına karşı ortaya çıkan ‘Irkçılığa Karşı Eylem Grubu’ adıyla doğdu. Hareket yaklaşık 25 yıllık sessizliğin ardından 2016 yılında Trump'ın seçilmesinden sonra ülkedeki aşırı sağcıların yükselişine karşı aniden bir kez daha ortaya çıktı.
ABD’de Antifa adını kullanan ilk gruplardan biri, 2007 yılında Oregon eyaletinin Portland şehrinde kurulan ‘Rose City Antifa’ (Gül Şehri Antifa - RCA) hareketiydi. RCA’nın şu anda sosyal medyada çok sayıda takipçisi bulunuyor. Çünkü hareket, konuyla ilgili haberler paylaşırken bazen aşırı sağcı eğilimli önde gelen liderlerin kimliklerini ve kişisel bilgilerini, görüşlerini ve tutumlarını belgelemeye çalışıyorlar.
 Ancak, hareketin yıldızı 2017 yılında, anti-faşist göstericilerin ortaya çıktığı bir dizi eylemden sonra parladı. Bu eylemler arasında aşırı sağın önde gelen üyelerinin bastırılması, Berkeley'deki California Üniversitesi'nde aşırı sağcı bir yazarın konferans vermesinin engellenmesi, Virginia'nın Charlottesville, şehrinde beyaz ırkın üstünlüğünü savunan protestocuların karşısına çıkmak gibi olaylar yer alıyor. Ancak Charlottesville’daki şiddet olaylarında hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu.

Antifa ile diğerleri arasındaki fark ne?
Antifa grupları, tamamen siyah kıyafetler giymek, rakiplerinden ve polisten gizlenmek için maske takmak ve kask giymek gibi anarşistlere benzer taktikler kullanıyorlar ve anaşistlerinkiyle örtüşen ideolojileri var.   Her ikisi de sıklıkla kapitalizmi eleştiriyor ve polis de dahil olmak üzere güç yapılarını lağvetmeye çalışıyorlar.
Antifa üyeleri silah kullanımını ve doğrudan şiddeti kınayan söylemlerde bulunsalar da, şiddeti kullanmaları onları diğer solcu eylemcilerden açıkça ayırmaktadır. Bununla birlikte ‘Alman Nazi Partisi’nin muhalifleri Nazilerden daha güçlü olsalardı dünya İkinci Dünya Savaşı'nın kurbanlarına tanık olmazdı’ şeklindeki gerekçelerine rağmen aşırı sağa karşı şiddet kullanmaları, çoğu siyasi güç tarafından eleştirilmelerine ve reddedilmelerine neden oldu.

Politikacıların harekete karşı tutumları
Hareket, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Ağustos 2017'de Berkeley’de yaşanan protestolardan sonra, mevcut Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, kendilerine ‘Antifa’ diyen kişilerin şiddet eylemlerini kınadı ve onların tutuklanmalarını talep etti. Cumhuriyetçi Parti ve muhafazakârların siyasi liderleri konuşmalarında ve yayınlarında Antifa taraftarlarının Amerikan toplumundaki muhafazakar kesimin barışçıl söylemlerini ortadan kaldırmak istediklerini söylüyorlar. Burada, Trump taraftarlarının Antifa hareketinin üyeleri tarafından maruz kaldıkları şiddetin yansıdığı görüntülere atıfta bulunuyorlar.
New York Üniversitesi'nde tarih profesörü olan ve faşizm uzmanı Ruth Ben-Ghiat yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Antifa’nın, tıpkı Charlottesville'de beyaz ırkın üstünlüğü gösterilerine karşı düzenlenen protestoda bir aracın protestocuların arasında daldığı ve bir kişiyi öldürdüğü olaydaki gibi aşırı sağcıların uyguladığı şiddeti solcu akımların uyguladığı şiddetle karşılaştırmaya çalışmak olarak tanımladığı yöntemleri kullanıyor.”
Bir kişinin üzerine milkshake sıçratmakla bir kişiyi öldürmenin hiçbir şekilde aynı olmadığını vurgulayan Ben-Ghiat, “Ancak iktidardakiler sağcılarla müttefik oldukları için, sağcıların uyguladığı şiddete karşı herhangi bir provokasyon veya itiraz geri teper” şeklinde konuştu.
Maryland Üniversitesi tarafından 2010-2016 yılları arasında ABD’de terörist saldırılar üzerine yapılan bir araştırmaya göre dini grupların saldırı oranı yüzde 53, aşırı sağcıların yüzde 35 ve solcu aşırılık yanlılarının yüzde 12 olarak kaydedildi.

Peki, kim bu anarşistler?
Anarşistler bir takım kavramlar ve taktiklerde Antifa üyelerine benzeseler de her birinin temel felsefesi farklıdır. Anarşizm bir felsefe ve siyasi bir harekettir. Yönetim hiyerarşisini tüm biçimleriyle reddeder ve otoritenin, zararlı ve gereksiz gördüğü devletin ortadan kalmasını ister. Bu durum, anarşizmi eleştirenlerin onu, hükümetsiz bir uyum toplumuna yönelik algılarının yanı sıra özgürlük, demokrasi ve eşitlik olan gönüllü bir öz-örgütlenme kurulmasını istemeleri nedeniyle büyük bir nezaketle idealizme bandırılmış siyasi bir kavram olarak tanımlamalarına yol açmıştır.
Anarşizmin ortaya çıkışı tarih öncesi dönemlere kadar uzanıyor. İnsanlar, örgütlü hiyerarşik yapılar olarak ortaya çıkan resmi devletlerin, krallıkların ve imparatorlukların kuruluşundan çok önce anarşist toplumlarda yaşıyorlardı. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ve yirminci yüzyılın ilk yıllarında, anarşist hareket, dünyanın birçok yerinde güçlendi ve uyguladığı şiddet nedeniyle sahip olduğu kötü şöhrete rağmen ABD’de bile işçi haklarının savunulmasında büyük rol oynadı. Bununla birlikte yeni Amerikan solu ve barışçıl anarşi ABD'de varlığını İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar devam ettirdi.
Yirminci yüzyılın son yıllarında anarşizm, dünyanın tüm ülkelerinin belirli bir çerçevede özelliklerini ve ilişkilerini tanımlayan küresel anlaşmalar kurmaya çalışan küreselleşmeye karşı dünyanın dört bir yanında yeniden ortaya çıktı. Ancak anarşistler ABD’de devrimci taktikler geliştirdiler. Destekçileri yirmi birinci yüzyılın başlarında New York'ta bir koordinasyon konferansı düzenledi.
Anarşizm Başkan Trump iktidara gelinceye kadar ışıltısını kaybetmişti. Ancak Trump’ın başkan olmasının ardından, sert tutumları ve yeni ortaya çıkan ırkçılar nedeniyle pek çok anarşist örgütün öfkesi ve anarşist söylemler de yoğunlaştı.
Trump yönetiminin ve ülkedeki bazı polis memurlarının anarşistleri şiddet ve yağma olaylarına karışmakla suçlamasına rağmen aşırı sağcılara karşı yıkıcı faaliyetlerde bulundukları şeklinde çok sayıda suçlamada söz konusu.

Kışkırtıcılar ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlar
Sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın sözcüsü tarafından yapılan bir açıklamada, Antifa hareketine bağlı olduğu belirtilen, ancak sahte olduğu vurgulanan bir Twitter hesabından ABD'de devam eden protestolarla ilgili olarak şiddet çağrısı yapıldığı ve hesabından  ‘Evropa’ olarak adlandırılan bir grup beyaz milliyetçi tarafından yönetildiği belirtildi.
Bununla birlikte Minnesota Valisi, eyaletteki iki şehirde yağma eylemlerine karışan ve mülklere zarar verenlerin söz konusu şehirlerin dışından geldiği iddialarından bahsederken Paul şehrindeki görgü tanıkları, polisin ırkçı gerginliklerin körüklenmesine katkıda bulunduğunu ve polis şiddetine karşı gösterilerin meşruiyetini zayıflatmak için mülklerin kundaklanmasını teşvik ettiklerini söylediler.
Aynı şekilde bazı medya kuruluşlarında yağmalama ve kundaklama olaylarında beyaz ırkçıların rolü olduğuna dair birçok haberde henüz teyit edilmezse, aşırı sağcı gruplardan ‘Kışkırtıcılar’ olarak adlandırılan unsurular ön plana çıktı. Bu adı ilk kez duyanlar için söz konusu unsurların, hedefi, kışkırtma ilkesini benimseyen bir doktrine dayanan kaos ve yıkım yaratmak olan beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırılık yanlısı bir alt grup olduklarını söyleyebiliriz. Onların görüşüne göre Batı hükümetleri doğal olarak artık yozlaşmıştır. Bu nedenle, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin elindeki tek seçenek, kaosu yayarak ve politik gerginlikleri artırarak toplumun sonunu hızlandırmaktır.
Beyaz ırkın üstülüğünün savunanların internetteki sohbet odalarındaki yazılar, 2019 yılında Yeni Zelanda'daki iki camide ibadet eden Müslümanları katleden katilin yayınladığı manifestodaki ‘kışkırtma’ fikirleri ile doludur.
ABD'deki bir dizi neo-nazi liderinin ve teorisyeninin yazılarına göre Kışkırtıcılar’ın amacı, her şeyi yakmak, düşmanlarına karşı şiddet uygulamak ve hükümetin açıktan ve aşırı tepkiler vermesi için olayları körüklemektir.
 Bu teori, Gustavo Goretti'nin aşırılık yanlısı ‘Aydınlık Yol’ grubu hakkındaki yazılarında da yer aldı. Goretti, hareketin amacını ‘devleti gözü kapalı bir şekilde aşırı tepkiler vermeye kışkırtmak’ olduğunu söylüyor.
Aynı şekilde, Kışkırtıcılar, beyazlar tarafından kontrol edilen bir gelecek kurup aralarında duran devlet aygıtını yok etmeyi umuyorlar. Just Security adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin farklı açılardan temsil edilebileceğini, daha fazla siyasi değişim konusunda açık veya kasıtlı görüşlere sahip olmayan göstericileri itibarsızlaştırmak için örgütlendiklerini öne sürdü.
Billengcat adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırı sağcı Boogaloo hareketin unsurlarının protestocuların arasına karıştığını belgeledi. Site, Boogaloo üyeleri, kolluk kuvvetleri ile silahlı çatışmaların yaşanmasını ya da ABD’de ikinci bir iç savaş çıkmasını umduklarını belirtti.
Tess Owen, VICE News internet sitesinde kaleme aldığı makalede şunları yazdı:
“Hükümet karşıtı Boogaloo hareketine mensup aşırılık yanlıları protestolara katılmaktan hoşnut değiller. Daha çok sosyal medyada şiddete çağıran ‘hashtag’ (etiket) ile etkileşimleri çerçevesinde protestolara katılıyorlar ve iç savaşı nasıl başlatabileceklerini konuşuyorlar.”



Hamaney, Amerika'nın İran'a saldırması halinde "bölgesel çatışma" çıkacağı konusunda uyardı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
TT

Hamaney, Amerika'nın İran'a saldırması halinde "bölgesel çatışma" çıkacağı konusunda uyardı

İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney (Reuters)

İran'ın dini lideri Ali Hamaney, bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin ülkesine saldırması durumunda bunun bölgesel bir çatışmaya dönüşeceğini söyledi.

İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Tesnim haber ajansına göre Hamaney sözlerine şöyle devam etti: "Biz hiçbir savaşın başlatıcısı değiliz, hiçbir ülkeye saldırmak da istemiyoruz, ancak İran halkı kendilerine saldıran herkese güçlü bir darbe indirecektir."

“Amerikalılar, savaş da dahil olmak üzere tüm seçeneklerin masada olduğunu iddia ediyorlar,” diye vurgulayan Hameney, “Bize karşı savaş ve askeri seferberlik söylemleri yeni bir şey değil ve İran tarihsel olarak bu tür olaylarla karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

Son haftalarda İran'da yaşanan protestolara da değinen Hameney, “Son ayaklanma askeri darbeye benziyordu, ancak kesinlikle bastırıldı” dedi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in "düşmanlığı ve gerilimi artırma ve savaş dayatma yolunda ilerlemeye devam ettiğini" iddia etti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'ın savaştan ziyade diplomatik çözümlere öncelik verdiğini belirterek, ülkesinin savaş istemediğini ve istemeyeceğini, çünkü bunun "İran'ın, Amerika'nın veya bölgenin çıkarına olmadığını" vurguladı.

Ancak İran Cumhurbaşkanı, Tahran'ın önceliğinin "sorunları diplomasi yoluyla çözmek" olduğunu göz önünde bulundurarak, Amerika Birleşik Devletleri ile görüşmelerin sakin bir ortamda yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Pezeşkiyan, “Umarız karşı taraf, Tahran'ın tehdit ve güç yoluyla müzakereye zorlanamayacağını ve İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırı veya girişimin kararlı ve güçlü bir şekilde karşılanacağını anlar” ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump ise dün, Tahran'ı askeri bir saldırıyla tehdit ettikten ve bölgedeki güçlerini takviye ettikten sonra, iki taraf arasında çeşitli ülkeler tarafından yürütülen yoğun diplomatik çabalar arasında İran'ın ABD ile “görüşmelerde” bulunduğunu söyledi.

 ABD Başkanı Fox News'e verdiği demeçte, Tahran'ın "bizimle görüşüyor, bir şeyler yapabilir miyiz bakacağız, aksi takdirde ne olacağını göreceğiz" diyerek, "oraya doğru giden büyük bir filomuz var" ifadesini yineledi.


Minnesota'da bir yargıç, göçmenlik uygulamalarına yönelik operasyonların askıya alınması talebini reddetti

Minneapolis'te meydana gelen silahlı saldırı olayının ardından, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gazın ortasında bekliyor (Arşiv- AP)
Minneapolis'te meydana gelen silahlı saldırı olayının ardından, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gazın ortasında bekliyor (Arşiv- AP)
TT

Minnesota'da bir yargıç, göçmenlik uygulamalarına yönelik operasyonların askıya alınması talebini reddetti

Minneapolis'te meydana gelen silahlı saldırı olayının ardından, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gazın ortasında bekliyor (Arşiv- AP)
Minneapolis'te meydana gelen silahlı saldırı olayının ardından, güvenlik güçleri göz yaşartıcı gazın ortasında bekliyor (Arşiv- AP)

Bir ABD yargıcı dün, Minnesota'nın Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nı (ICE) eyaletteki göçmenlerin gözaltına alınmasını ve sınır dışı edilmesini durdurmaya zorlama girişimini reddetti.

Bu arada başka bir yargıç, Minneapolis'te göçmenlik polisi tarafından gözaltına alınan ve mavi şapka takarken çekilmiş fotoğrafı viral olan bir çocuğun serbest bırakılması kararı verdi. Yargıç kararında, "mutlak iktidara duyulan kötü niyetli açlığı" kınadı.

Trump yönetimi, Minnesota'da yasadışı göçmenleri aramak için geniş çaplı bir kampanya başlattı ve görevlendirdiği federal güçler operasyonlar sırasında binlerce kişiyi gözaltına aldı ve iki Amerikan vatandaşı öldürüldü; bu durum kamuoyunda ve siyasi çevrelerde geniş çaplı öfkeye yol açtı.

Federal Yargıç Katherine Menendez, eyaletin geçici tedbir kararı talebine ilişkin kararında şunları belirtti: "Mahkeme, zararların dengesinin ihtiyati tedbiri ezici bir şekilde desteklemediğini tespit etmiştir."

Minnesota, bir ay süren federal güvenlik operasyonunun eyalet egemenliğini ihlal ettiğini savundu. Menendez, ihtiyati tedbir kararı vermeme kararının, eyaletin genel davası hakkında nihai bir karar olmadığını açıkladı. Ayrıca, Minnesota'nın yasadışı göçmenliğe karşı yürüttüğü operasyonun yasayı ihlal edip etmediği konusunda da bir karara varmadı. Bu karar, cuma günü on binlerce Minnesota sakininin operasyona karşı katıldığı büyük bir protestonun ardından geldi.

Minnesota'nın en büyük şehri ve güvenlik operasyonunun ana merkezi olan Minneapolis'in belediye başkanı, yargıcın kararına ilişkin yaptığı yorumda, "Elbette hayal kırıklığına uğradık" dedi. Jacob Frey açıklamasında, "Bu karar, buradaki insanların yaşadıklarını değiştirmiyor: korku, kargaşa ve Minneapolis'te yeri olmayan federal operasyonun neden olduğu zarar"ifadesini kullandı. Buna karşılık, Adalet Bakanı Pam Bondi kararı "muazzam" bir hukuki zafer olarak nitelendirdi.

Maskeli ve makineli tüfekli federal ajanlar tarafından Renee Goode ve Alex Peretti'nin öldürülmesi ülke çapında büyük bir öfkeye yol açtı ve Başkan Donald Trump'ı Minnesota'daki Gümrük ve Sınır Koruma operasyonlarının başkanı Gregory Bovino'yu görevden alıp yerine kendi yönetimindeki sınır güvenliği başkanı Tom Homan'ı atamaya sevk etti.

Trump dün, protestocuları "isyancı" olarak nitelendirerek, Truth Social platformu aracılığıyla federal güçlerin onlarla mücadelede polise yardımcı olmaya hazır olduğunu ifade etti.

Polis operasyonları, büyük kuzey şehri Minneapolis'te hayatı altüst etti; bazı sakinler tutuklanma korkusuyla evlerine hapsoldu. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen Ana, "Böyle yaşamak, kendi evinizde bir mahkum olmak insanlık dışı" dedi. Meksikalı ailesi iki aydır evlerine hapsedilmiş durumda.

Bir başka kararda ise Federal Yargıç Fred Bailey dün, yetkililerin 5 yaşındaki Liam Conejo Ramos ve babasını salı gününe kadar serbest bırakmasına hükmetti.

20 Ocak'ta Minneapolis'in karla kaplı sokaklarında gözaltına alınmaları, özellikle "ICE" çetesinin üyeleriyle çevrili, başında tavşan kulaklı şapka takmış ve korkmuş görünen çocuğun fotoğrafının yayılmasının ardından, Amerika Birleşik Devletleri dışında geniş çaplı bir öfkeye yol açtı.

O zamandan beri baba ve oğul, Teksas'taki göçmen aileler için kurulmuş bir gözaltı merkezinde tutuluyor. Yargıç Bailey kararında, "Bu davanın temelinde, hükümetin günlük sınır dışı etme kotalarını kötü planlayıp uygulaması yatıyor; bu durum çocukların travma geçirmesine yol açsa bile" ifadelerini kullandı.


Tehditler arasında İran'da gizemli olaylar...

Tehditler arasında İran'da gizemli olaylar...
TT

Tehditler arasında İran'da gizemli olaylar...

Tehditler arasında İran'da gizemli olaylar...

İran'ın orta ve güney bölgelerinde gizemli patlamalar meydana geldi. Türkiye savaşı önlemek için dolaylı arabuluculuk teklifinde bulunurken, Washington ve Tahran arasındaki karşılıklı tehdit devam etti.

Devlet televizyonuna göre Bender Abbas şehrinde sekiz katlı bir konutta meydana gelen patlama iki katın yıkılmasına neden oldu.

Ülkenin güneybatısındaki Ahvaz'da meydana gelen bir patlamada ise dört kişi hayatını kaybetti. Tahran'ın güneybatısındaki Parand kasabasında kuraklık nedeniyle bir nehrin kıyısında kuruyan sazların yanması sonucu yoğun dumanlar yükseldi. Kum şehrinde ise sosyal medya kullanıcıları, yükselen siyah duman bulutlarını ve patlama seslerini gösteren videolar paylaştı.

Olaylarla ilgili çeşitli söylentiler dolaşırken, Tesnim haber ajansı Devrim Muhafızları deniz kuvvetleri komutanı Ali Reza Tengsiri'nin suikasta uğradığı haberini hemen yalanladı. İki Amerikalı ve İsrailli yetkili de ülkelerinin patlamalarla bağlantısının olmadığını belirtti.

Patlamalar, ABD'nin İran'a karşı bölgede askeri yığınağını sürdürdüğü ve İran askeri yetkililerinin "Tel Aviv'in kalbinde" herhangi bir saldırıya karşılık verecekleri tehdidinde bulunduğu bir dönemde karşılıklı tehditlerin ortasında meydana geldi.

Ankara, bölgede savaşı önlemek ve yeni müzakere turlarını canlandırmak için bölgesel bir iletişim kanalı kurmaya çalışıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, resmi gazetesi aracılığıyla "teslimiyeti" reddettiğini açıklarken, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, Amerika Birleşik Devletleri ile müzakerelerde "ilerleme" kaydedildiğinden bahsetti.