Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
TT

Antifa, anarşistler ve kışkırtıcılar kimler? ABD’deki rolleri neler?

Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)
Göstericiler, George Floyd'un öldürüldüğü yere akın ediyorlar (AP)

Tarık eş-Şami
ABD’nin Minneapolis şehrinde George Floyd’un bir polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından ülkenin dört bir yanında protesto gösterilerinin yanı sıra şiddet ve yağma olayları devam ederken  Başkan Donald Trump'ın ABD’nin anti faşist hareketi Antifa’yı terör örgütü ilan edeceklerini duyurması, Başkan’ın Antifa ya da diğer grupları terör örgütü olarak sınıflandırmaya fiili olarak gücü olup olmadığına dair soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu soru işaretlerine, şiddet ve yağma eylemlerine katılan göstericilerle ilişkilendirilen bu hareketin doğasıyla ilgili soruların yanı sıra dünyanın en güçlü ve önemli ülkesini tehdit eden tarihi şiddet olaylarına dahil oldukları rapor edilen anarşistlerin ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlardan (White Supremacists)  kışkırtıcıların rolüyle ilgili bir takım sorular da eşlik ediyor.
Başkan Trump’ın açıklamasının, bu gruplara dikkat çekme, muhafazakar tabanı tatmin etme ve sandık başına gitmekte isteksiz beyaz seçmenleri, Kasım 2020’deki başkanlık seçimlerinde desteklerini kazanma çabalarının ötesinde bir anlam içerip içermediği ise net değildi. Başkan’ı eleştirenler, ABD’de yurtiçi terör yasasın yokluğunun yanı sıra kelime kökeni itibariyle ‘anti faşist’ ifadesinin kısaltılmış hali olan Antifa hareketi üyelerinin, belirli bir yapısı olan bir örgütün mensubu veya açık rolleri ya da liderleri olmadığını söylüyorlar.
Bu arada, Antifa hareketinin eylemlerine kınayan Demokratlar, Başkan’ın onları ve aşırı sağcı grupları, gerçekten terörist gruplar arasına dahil etmek isteyip istemediğini merak ediyorlar.
Fakat ABD’li tarih ve siyaset bilimi profesörlerine göre Antifa; aktivistlerin felsefi bir fikri paylaştığı ve ABD'nin son yıllarda şahit olduğu protestolar sırasında Amerikalıların onları tanımasını sağlayan taktikleri kullanan bir hareketten daha fazlasıdır. Söz konusu protestolara 2017 yılında Virginia eyaletinin Charlottesville kentinde gerçekleşen ve iki taraf arasında çatışmaların yaşandığı ‘Unite right’ (beyaz ırkın üstünlüğünü savunanların planladıkları) yürüyüşü de dahil.

Kim bu Antifa üyeleri?
Kaç kişinin kendilerini Antifa üyesi olarak gördüğünü bilmenin imkansız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hareketin gizli olduğunu, resmi liderleri olmadığını ve örgütlerinin işleyişinin bağımsız yerel hücrelere dayandığını söylüyorlar. Antifa, aşırı sağcıların eylemlerine karşı son birkaç yıldır ortaya çıkan birkaç aktif hareketten sadece bir tanesidir.
Antifa üyeleri despotik ya da yabancı düşmanlığı, ırkçı ya da homofobik olarak gördükleri eylemlere karşı kampanyalar yürütüyorlar. Antifa hareketinin diğer solcu hareketlerle herhangi bir ilişkisi bulunmuyor. Hatta solcu örgütlerin üyelerinin dikkatleri sorunlarından uzaklaştırmaya çalıştıklarını düşünüyorlar. Antifa üyeleri, Occupy Wall Street (Wall Street'i İşgal Et - OWS) hareketi ve Black Lives Matter (Siyahilerin hayatları önemlidir - BLM) hareketi gibi aynı konularda hemfikir olan grupların aktivistlerden oluşan yerel ağlarla çalışıyorlar.

Antifa’nın hedefleri neler?
Antifa hareketinin destekçileri, genellikle faşist, ırkçı ve aşırı sağcı olduğunu düşündükleri grupların ötekileştirilenlerin, etnik azınlıkların, kadınların ve LGBT üyelerinin hedef alınmasına neden olan fikirlerini yaymalarını engellemeye çalışırlar.
Rutgers Üniversitesi'nde tarih profesörü ve ‘Antifa: The Anti-Fascist Handbook’ (Antifa: Anti-Faşist El Kitabı) adlı kitabın yazarı Mark Bray, “Hareket, faşizme karşı mücadeledeki katılığının, özellikle faşistlerin toplumdaki uç gruplara karşı tarihte belgelenmiş şiddeti nedeniyle doğal bir kendini savunma hali olduğunu savunuyor” yorumunda bulundu.
Dartmouth Üniversitesi'nde öğretim görevlisi iken Antifa’yı savunduğu için eleştiri oklarının hedefi olan Prof. Bray, “Hareketin birçok üyesi toplumdaki barışçıl faaliyetlere katılıyor. Ancak ırkçı ve faşist grupların faaliyetlerini organize etmelerine ve faaliyetlerini serbestçe gerçekleştirmelerine izin verildiği düşündükleri için şiddet kullanmaya hakları olduğuna inanıyorlar.  Bu da kaçınılmaz olarak toplumdaki marjinal gruplara karşı şiddete yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Hareket ne zaman ortaya çıktı?
Merriam-Webster sözlüğüne göre Antifa kelimesi ilk kez 1946 yılında Nazi Almanyası'nda Nazi karşıtları için kullanıldı. Ancak Antifa’nın bazı üyeleri, hareketin, 1920'lerde ve 1930'larda Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra zamanın yükselen Avrupa faşizmine karşı çıktığı ortaya çıktığını söylüyorlar. Ancak hareket, ABD’de ilk kez 1980'lerde Ortabatı eyaletilerinde neo-nazi dazlaklarına karşı ortaya çıkan ‘Irkçılığa Karşı Eylem Grubu’ adıyla doğdu. Hareket yaklaşık 25 yıllık sessizliğin ardından 2016 yılında Trump'ın seçilmesinden sonra ülkedeki aşırı sağcıların yükselişine karşı aniden bir kez daha ortaya çıktı.
ABD’de Antifa adını kullanan ilk gruplardan biri, 2007 yılında Oregon eyaletinin Portland şehrinde kurulan ‘Rose City Antifa’ (Gül Şehri Antifa - RCA) hareketiydi. RCA’nın şu anda sosyal medyada çok sayıda takipçisi bulunuyor. Çünkü hareket, konuyla ilgili haberler paylaşırken bazen aşırı sağcı eğilimli önde gelen liderlerin kimliklerini ve kişisel bilgilerini, görüşlerini ve tutumlarını belgelemeye çalışıyorlar.
 Ancak, hareketin yıldızı 2017 yılında, anti-faşist göstericilerin ortaya çıktığı bir dizi eylemden sonra parladı. Bu eylemler arasında aşırı sağın önde gelen üyelerinin bastırılması, Berkeley'deki California Üniversitesi'nde aşırı sağcı bir yazarın konferans vermesinin engellenmesi, Virginia'nın Charlottesville, şehrinde beyaz ırkın üstünlüğünü savunan protestocuların karşısına çıkmak gibi olaylar yer alıyor. Ancak Charlottesville’daki şiddet olaylarında hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu.

Antifa ile diğerleri arasındaki fark ne?
Antifa grupları, tamamen siyah kıyafetler giymek, rakiplerinden ve polisten gizlenmek için maske takmak ve kask giymek gibi anarşistlere benzer taktikler kullanıyorlar ve anaşistlerinkiyle örtüşen ideolojileri var.   Her ikisi de sıklıkla kapitalizmi eleştiriyor ve polis de dahil olmak üzere güç yapılarını lağvetmeye çalışıyorlar.
Antifa üyeleri silah kullanımını ve doğrudan şiddeti kınayan söylemlerde bulunsalar da, şiddeti kullanmaları onları diğer solcu eylemcilerden açıkça ayırmaktadır. Bununla birlikte ‘Alman Nazi Partisi’nin muhalifleri Nazilerden daha güçlü olsalardı dünya İkinci Dünya Savaşı'nın kurbanlarına tanık olmazdı’ şeklindeki gerekçelerine rağmen aşırı sağa karşı şiddet kullanmaları, çoğu siyasi güç tarafından eleştirilmelerine ve reddedilmelerine neden oldu.

Politikacıların harekete karşı tutumları
Hareket, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Ağustos 2017'de Berkeley’de yaşanan protestolardan sonra, mevcut Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, kendilerine ‘Antifa’ diyen kişilerin şiddet eylemlerini kınadı ve onların tutuklanmalarını talep etti. Cumhuriyetçi Parti ve muhafazakârların siyasi liderleri konuşmalarında ve yayınlarında Antifa taraftarlarının Amerikan toplumundaki muhafazakar kesimin barışçıl söylemlerini ortadan kaldırmak istediklerini söylüyorlar. Burada, Trump taraftarlarının Antifa hareketinin üyeleri tarafından maruz kaldıkları şiddetin yansıdığı görüntülere atıfta bulunuyorlar.
New York Üniversitesi'nde tarih profesörü olan ve faşizm uzmanı Ruth Ben-Ghiat yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Antifa’nın, tıpkı Charlottesville'de beyaz ırkın üstünlüğü gösterilerine karşı düzenlenen protestoda bir aracın protestocuların arasında daldığı ve bir kişiyi öldürdüğü olaydaki gibi aşırı sağcıların uyguladığı şiddeti solcu akımların uyguladığı şiddetle karşılaştırmaya çalışmak olarak tanımladığı yöntemleri kullanıyor.”
Bir kişinin üzerine milkshake sıçratmakla bir kişiyi öldürmenin hiçbir şekilde aynı olmadığını vurgulayan Ben-Ghiat, “Ancak iktidardakiler sağcılarla müttefik oldukları için, sağcıların uyguladığı şiddete karşı herhangi bir provokasyon veya itiraz geri teper” şeklinde konuştu.
Maryland Üniversitesi tarafından 2010-2016 yılları arasında ABD’de terörist saldırılar üzerine yapılan bir araştırmaya göre dini grupların saldırı oranı yüzde 53, aşırı sağcıların yüzde 35 ve solcu aşırılık yanlılarının yüzde 12 olarak kaydedildi.

Peki, kim bu anarşistler?
Anarşistler bir takım kavramlar ve taktiklerde Antifa üyelerine benzeseler de her birinin temel felsefesi farklıdır. Anarşizm bir felsefe ve siyasi bir harekettir. Yönetim hiyerarşisini tüm biçimleriyle reddeder ve otoritenin, zararlı ve gereksiz gördüğü devletin ortadan kalmasını ister. Bu durum, anarşizmi eleştirenlerin onu, hükümetsiz bir uyum toplumuna yönelik algılarının yanı sıra özgürlük, demokrasi ve eşitlik olan gönüllü bir öz-örgütlenme kurulmasını istemeleri nedeniyle büyük bir nezaketle idealizme bandırılmış siyasi bir kavram olarak tanımlamalarına yol açmıştır.
Anarşizmin ortaya çıkışı tarih öncesi dönemlere kadar uzanıyor. İnsanlar, örgütlü hiyerarşik yapılar olarak ortaya çıkan resmi devletlerin, krallıkların ve imparatorlukların kuruluşundan çok önce anarşist toplumlarda yaşıyorlardı. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ve yirminci yüzyılın ilk yıllarında, anarşist hareket, dünyanın birçok yerinde güçlendi ve uyguladığı şiddet nedeniyle sahip olduğu kötü şöhrete rağmen ABD’de bile işçi haklarının savunulmasında büyük rol oynadı. Bununla birlikte yeni Amerikan solu ve barışçıl anarşi ABD'de varlığını İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar devam ettirdi.
Yirminci yüzyılın son yıllarında anarşizm, dünyanın tüm ülkelerinin belirli bir çerçevede özelliklerini ve ilişkilerini tanımlayan küresel anlaşmalar kurmaya çalışan küreselleşmeye karşı dünyanın dört bir yanında yeniden ortaya çıktı. Ancak anarşistler ABD’de devrimci taktikler geliştirdiler. Destekçileri yirmi birinci yüzyılın başlarında New York'ta bir koordinasyon konferansı düzenledi.
Anarşizm Başkan Trump iktidara gelinceye kadar ışıltısını kaybetmişti. Ancak Trump’ın başkan olmasının ardından, sert tutumları ve yeni ortaya çıkan ırkçılar nedeniyle pek çok anarşist örgütün öfkesi ve anarşist söylemler de yoğunlaştı.
Trump yönetiminin ve ülkedeki bazı polis memurlarının anarşistleri şiddet ve yağma olaylarına karışmakla suçlamasına rağmen aşırı sağcılara karşı yıkıcı faaliyetlerde bulundukları şeklinde çok sayıda suçlamada söz konusu.

Kışkırtıcılar ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunanlar
Sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın sözcüsü tarafından yapılan bir açıklamada, Antifa hareketine bağlı olduğu belirtilen, ancak sahte olduğu vurgulanan bir Twitter hesabından ABD'de devam eden protestolarla ilgili olarak şiddet çağrısı yapıldığı ve hesabından  ‘Evropa’ olarak adlandırılan bir grup beyaz milliyetçi tarafından yönetildiği belirtildi.
Bununla birlikte Minnesota Valisi, eyaletteki iki şehirde yağma eylemlerine karışan ve mülklere zarar verenlerin söz konusu şehirlerin dışından geldiği iddialarından bahsederken Paul şehrindeki görgü tanıkları, polisin ırkçı gerginliklerin körüklenmesine katkıda bulunduğunu ve polis şiddetine karşı gösterilerin meşruiyetini zayıflatmak için mülklerin kundaklanmasını teşvik ettiklerini söylediler.
Aynı şekilde bazı medya kuruluşlarında yağmalama ve kundaklama olaylarında beyaz ırkçıların rolü olduğuna dair birçok haberde henüz teyit edilmezse, aşırı sağcı gruplardan ‘Kışkırtıcılar’ olarak adlandırılan unsurular ön plana çıktı. Bu adı ilk kez duyanlar için söz konusu unsurların, hedefi, kışkırtma ilkesini benimseyen bir doktrine dayanan kaos ve yıkım yaratmak olan beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırılık yanlısı bir alt grup olduklarını söyleyebiliriz. Onların görüşüne göre Batı hükümetleri doğal olarak artık yozlaşmıştır. Bu nedenle, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin elindeki tek seçenek, kaosu yayarak ve politik gerginlikleri artırarak toplumun sonunu hızlandırmaktır.
Beyaz ırkın üstülüğünün savunanların internetteki sohbet odalarındaki yazılar, 2019 yılında Yeni Zelanda'daki iki camide ibadet eden Müslümanları katleden katilin yayınladığı manifestodaki ‘kışkırtma’ fikirleri ile doludur.
ABD'deki bir dizi neo-nazi liderinin ve teorisyeninin yazılarına göre Kışkırtıcılar’ın amacı, her şeyi yakmak, düşmanlarına karşı şiddet uygulamak ve hükümetin açıktan ve aşırı tepkiler vermesi için olayları körüklemektir.
 Bu teori, Gustavo Goretti'nin aşırılık yanlısı ‘Aydınlık Yol’ grubu hakkındaki yazılarında da yer aldı. Goretti, hareketin amacını ‘devleti gözü kapalı bir şekilde aşırı tepkiler vermeye kışkırtmak’ olduğunu söylüyor.
Aynı şekilde, Kışkırtıcılar, beyazlar tarafından kontrol edilen bir gelecek kurup aralarında duran devlet aygıtını yok etmeyi umuyorlar. Just Security adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğü teorisinin farklı açılardan temsil edilebileceğini, daha fazla siyasi değişim konusunda açık veya kasıtlı görüşlere sahip olmayan göstericileri itibarsızlaştırmak için örgütlendiklerini öne sürdü.
Billengcat adlı internet sitesi, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırı sağcı Boogaloo hareketin unsurlarının protestocuların arasına karıştığını belgeledi. Site, Boogaloo üyeleri, kolluk kuvvetleri ile silahlı çatışmaların yaşanmasını ya da ABD’de ikinci bir iç savaş çıkmasını umduklarını belirtti.
Tess Owen, VICE News internet sitesinde kaleme aldığı makalede şunları yazdı:
“Hükümet karşıtı Boogaloo hareketine mensup aşırılık yanlıları protestolara katılmaktan hoşnut değiller. Daha çok sosyal medyada şiddete çağıran ‘hashtag’ (etiket) ile etkileşimleri çerçevesinde protestolara katılıyorlar ve iç savaşı nasıl başlatabileceklerini konuşuyorlar.”



Trump’ın sinyalini beklerken savaş bulutları toplanıyor

ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
TT

Trump’ın sinyalini beklerken savaş bulutları toplanıyor

ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)
ABD uçak gemisi Abraham Lincoln ve ona bağlı taarruz grubu Arap Denizi'nde (Reuters)

Bölgede askeri yığılma devam ederken, ABD'nin İran'a karşı bir saldırı başlatıp başlatmayacağı beklentisiyle savaş havası hakim.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Tahran ile ciddi bir anlaşmaya varılması gerektiğini belirterek, görüşmelerin iyi ilerlediğini kaydetti. Ancak "başarısızlık durumunda ciddi sonuçlar doğuracağı" uyarısında bulundu ve durumun önümüzdeki 10 gün içinde netleşmesini beklediğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın sahadan aldığı bilgilere göre, ABD kaynakları ordunun cumartesi gününden itibaren olası saldırılara hazır olduğunu, ancak nihai kararın ABD medyasına göre "Beyaz Saray içinde siyasi ve askeri inceleme altında" olduğunu bildirdi.

Bu arada Tahran, uranyum zenginleştirme hakkının olduğunu vurgulayarak savaş istemediğini, ancak aşağılanmayı da kabul etmeyeceğini belirtti ve Hürmüz Boğazı'ndaki gücünü sergiledi.

İsrail ise İran destekli grupların, örneğin Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husi milislerinin, herhangi bir çatışmaya karışmaları durumunda, onlara karşı saldırılar düzenlemeyi planlıyor. Tel Aviv, bu grupları herhangi bir saldırıya karşı uyardı ve "büyük ve benzeri görülmemiş bir yanıt" vereceğini belirtti. İsrail Başbakanı Biyamin Netanyahu, ülkesinin "İran'a hayal edilemeyecek bir yanıt vereceğini" ifade etti.


Barış Konseyi, Gazze için milyarlarca dolarlık taahhütlerle kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
TT

Barış Konseyi, Gazze için milyarlarca dolarlık taahhütlerle kuruldu

ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın, dün Washington'da düzenlenen "Barış Konseyi"nin açılış toplantısına katılan ülkelerin liderleri ve temsilcileriyle birlikte, (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Washington'da 40'tan fazla ülkenin temsilcileri ve 12 ülkenin gözlemcilerinin katılımıyla "Barış Konseyi"ni kurdu. Konseyin odak noktası, İsrail savaşıyla harap olan Gazze Şeridi'nin yeniden inşası ve orada uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.

Trump, ABD'nin Konseye 10 milyar dolar bağışlayacağını açıkladı, ancak fonların nasıl harcanacağına dair bir açıklama yapmadı. Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu, bunun Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için gereken tahmini 70 milyar doların küçük bir kısmı olduğunu ifade etti.

Trump, Hamas'ın silahsızlandırılmasının önemini vurgulayarak, hareketin söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini, aksi takdirde "şiddetli bir karşılık" verileceği uyarısında bulundu. "Dünya şu anda Hamas'ı bekliyor ve şu anda önümüzdeki tek engel o" dedi.

Yeni kurulan Uluslararası İstikrar Gücü'nün komutanı General Jasper Jeffers ise Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk'un bu çabaya katılmak üzere asker gönderme sözü verdiğini açıkladı. Ayrıca, Gazze Şeridi'ne komşu olan Mısır ve Ürdün de polis ve güvenlik güçlerini eğitmeyi kabul etti.


Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.