İran yeni parlamentosu, hükümete ekonomi konusunda baskı yapıyor

İran Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht, dün parlamentoda ekonomik durumdan bahsetti (Icana News Agency)
İran Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht, dün parlamentoda ekonomik durumdan bahsetti (Icana News Agency)
TT

İran yeni parlamentosu, hükümete ekonomi konusunda baskı yapıyor

İran Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht, dün parlamentoda ekonomik durumdan bahsetti (Icana News Agency)
İran Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht, dün parlamentoda ekonomik durumdan bahsetti (Icana News Agency)

İran Merkez Bankası Başkanı ve Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı’na seslenen İranlı muhafazakar milletvekilleri, ekonomi dosyası idaresi konusunda hükümete baskı yapmaya başladı. Bu, doların döviz piyasasında yükseldiği, bunun vatandaşların hayatlarına baskı oluşturacağından korkulduğu bir zamanda geldi.
Milletvekilleri, hükümetin ekonomiye yaklaşımını sert bir şekilde eleştirdi. Meclis Başkanı Muhammed Bekir Kalibaf, hükümetin İran lideri Ali Hamaney’in yaptırımlarla mücadelede uygulanması konusunda ısrar ettiği ‘direniş ekonomisi’ politikasını uygulama yönündeki hareketlerini eleştirdi. Ajanslar, Kalibaf’ın “Petrol, İran'a baskı yapma aracıdır. Yaptırımların varlığı ile beraber, ülkeyi petrol kaynakları olmadan yürütmeliyiz” dediğini aktardı.
Parlamento huzurunda performansını savunur şekilde konuşan İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ise ABD yaptırımları ve koronavirüs salgınının döviz piyasası üzerindeki olumsuz etkisinden ve piyasalar üzerindeki yeni baskı dalgasından bahsetti. “Yaptırımların ekonomik büyüme endeksleri üzerinde ciddi bir etkisi oldu” diyen Himmeti, geçen yıl, 2018’deki 107 milyar dolar petrol kaynağının yüzde 20’sine denk gelecek şekilde yalnızca 18 milyar dolar gerçekleştirildiğini söyledi.
Güney Kore ve Irak gibi İran ile dostane ilişkileri olan ülkelerin ABD baskısı nedeniyle finansal stoklarına İran tarafından erişime izin vermediğini söyleyen Himmeti, şöyle söyledi:
“Finansal stoklarımızı almak için görüşmelerde bulunuyoruz. Geçen yıl, 1979 devrimi sonrasındaki en zor yıllardan biriydi. Son iki yıldaki yaptırımlar, daha önce görülmemiş şekilde ve kurnazcaydı. İran'ı dış kaynaklardan korumak için her türlü aracı kullanan ABD, tüm bankacılık pencerelerini ve İran ihracatını engelledi.”
Himmeti’nin söyledikleri, İran Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht’ın ifadeleriyle çelişti. Nobaht, İran’ın petrol ve gaz kaynaklarından, 2011’de 119 milyar dolara kıyasla, 8,9 milyar dolar elde ettiğini söyledi. Bu yılın kayıplarının ise kapalı bir oturumda açıklanması gerektiğini vurguladı.
Muhafazakar milletvekilleri ise hükümeti suçladı. Icana News Agency’nin haberine göre “İki yıl içerisinde dolar dövizden yaklaşık 40 milyar dolar yağmalandı” ifadelerini kullanan Parlamento Sözcüsü Muhammed Alipour, bundan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin döviz yönetimi politikasını sorumlu tuttu. Alipour, bu politikanın İran ekonomisine zarar verdiğini söyledi.
Milletvekili Muhsin Zangana, hükümetten kayıt dışı döviz piyasalarının düzenlemesi talebinde bulunarak İranlıların Merkez Bankasına olan güvenlerini kaybedecekleri uyarısında bulundu.
Keşan Milletvekili Cevad Sadatinecad, “Ülke, döviz sağlama ve hammadde ithalatında sorun yaşıyor” ifadelerini kullanırken, Şahrud Temsilcisi Ali Asgar Hani ise döviz piyasasının hükümetin avcundan çıkışını eleştirdi. Fiyatların katlandığına, otomobil pazarı ve işgücü piyasasının kötüleştiğine dikkat çeken Hani, “Enflasyon sorunlarının çoğu, Merkez Bankasının yanlış politikalarından kaynaklanıyor” dedi.
Diğer yandan yargı ise, Ekonomik Yolsuzluk ve Piyasa Manipülasyonu Özel Mahkemesi çerçevesinde, döviz piyasasını ihlal etmekle suçlanan 21 kişiyi halka açık duruşmalarda yargıladı.
Donya-e-Eqtesad gazetesi, İran'ın para ve altın piyasasına çarpan yeni bir yüksek fiyat dalgasının üçüncü haftasında 1 ABD dolarının 17 bin 600 tümen sınırına ulaştığını söyledi.
Gazeteye göre, İran altın sikkesi 7 milyon 400 bin tümene ulaştı.
Doların önümüzdeki günlerde yükselişe devam edeceğini öne süren ekonomistler, 17 bin tümen üzerindeki doların istikrarı konusundaki endişelerini ve bunun temel fiyatlara etki edip hayat koşullarını zora sokabileceğini dile getirdi.



Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor
TT

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş beşinci gününe girerken, bugün (Çarşamba) İran’ın başkenti Tahran’da patlamalar meydana geldi. İsrail’in İran liderliği ve güvenlik güçlerini hedef aldığı, Tahran’ın ise İsrail’e ve Körfez bölgesine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını sürdürdüğü bildirildi.

İran devlet medyası, başkent Tahran’da şafak vakti patlamalar yaşandığını duyurdu. İsrail tarafı ise İran’ın ateşlediği füzeleri durdurmak amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye alındığını bildirdi. Kudüs çevresinde de patlamalar meydana geldiği belirtildi.

İran’ın, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin sevk edildiği Basra Körfezi’nin dar geçidi olan Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiği üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı 82 doların üzerine çıktı. Fiyatlar, çatışmanın başlamasından bu yana yüzde 13 artarak Temmuz 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Petrol fiyatlarındaki artışın küresel ekonomiyi yavaşlatabileceği ve şirket kârlarını azaltabileceği endişesiyle dünya borsalarında sert düşüşler yaşandı.

Salı günü ABD’nin Riyad Büyükelçiliği ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD Konsolosluğu İHA saldırılarının hedefi oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, acil olmayan hükümet personeline Suudi Arabistan’dan ayrılma izni verildiğini duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) başındaki ABD Donanması Amirali Brad Cooper, İran’ın şimdiye kadar 500’den fazla balistik füze ve 2 bin İHA fırlattığını söyledi. Cooper, kampanyanın ilk saatlerinde gerçekleştirilen Amerikan saldırılarının, 2003’te ABD öncülüğünde Irak’a düzenlenen işgalin başlangıcındaki ilk saldırılardan “neredeyse iki kat daha büyük ölçekte” olduğunu ifade etti.

Çarşamba günü çevrim içi paylaşılan önceden kaydedilmiş mesajında Cooper, “Şimdiye kadar yaklaşık 2 bin hedefi vurduk ve 2 binden fazla mühimmat kullandık. İran’ın hava savunmasını ciddi şekilde zayıflattık; yüzlerce balistik füze, fırlatıcı ve İHA’yı imha ettik” dedi. Cooper, “Basitçe söylemek gerekirse, bize ateş edebilecek her şeyi vurmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir ay ya da daha uzun sürebileceğini ima ettiği savaşın beşinci gününde, İran’da yaklaşık 800 kişi hayatını kaybetti. Trump, ölenler arasında gelecekte ülkeyi yönetebilecek isimler olarak değerlendirdiği bazı kişilerin de bulunduğunu söyledi.

İsrail, Çarşamba günü Tahran genelinde İran güvenlik güçlerini hedef alan bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. İsrail, bir gün önce de Kum kentinde İran’ın bir sonraki dini liderini belirleyecek olan Uzmanlar Meclisi ile bağlantılı bir binayı vurmuştu.

Bölgede patlamalar ve sirenler

ABD Donanması 5. Filosu’na ev sahipliği yapan Bahreyn’de sabah saatlerinde hava saldırısı sirenleri çaldı. Katar Savunma Bakanlığı, İran’ın ülkeye iki balistik füze fırlattığını, bunlardan birinin El-Udeyd Katar Üssü’ne isabet ettiğini ancak can kaybına yol açmadığını bildirdi.

İsrail’in, İran destekli Hizbullah’ın saldırılarına misilleme olarak Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi. Lübnan resmi haber ajansına göre, İsrail’in Baalbek kentindeki bir konut kompleksini hedef alan saldırısında en az beş kişi öldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ülkede 50’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 300’den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.

Hizbullah’ın yanı sıra Irak’taki İran bağlantılı milis gruplar da saldırılar düzenliyor. Saraya Awliya el-Dam (Seraya Evliya el-Dem)  adlı grup, Çarşamba günü Ürdün’e yönelik bir İHA saldırısının sorumluluğunu üstlendi. Ülke genelinde hava saldırısı sirenleri çaldı. Şii milis grup, son günlerde Bağdat ve Erbil’deki Amerikan hedeflerine yönelik saldırıları da üstlenmişti.

İran, İsrail’e düzenli aralıklarla füze ve İHA salvo atışları gerçekleştiriyor. Ancak gelen saldırıların büyük bölümü engelleniyor. Çatışmanın başlangıcından bu yana İsrail’de 11 kişi hayatını kaybetti.

Savaşın giderek tırmanması, çatışmanın ne zaman ve nasıl sona ereceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Trump yönetimi, İran’ın füze kapasitesini yok etmek, donanmasını etkisiz hale getirmek, nükleer silah edinmesini engellemek ve müttefik silahlı gruplara verdiği desteği kesmesini sağlamak gibi çeşitli hedefler ortaya koydu.

İsrail, İran liderliği ve güvenlik güçlerine baskıyı artırıyor

ABD-İsrail saldırılarının ilk aşamasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü belirtilmiş, Trump da İran halkına hükümeti devirmeleri çağrısında bulunmuştu. Ancak üst düzey ABD’li yetkililer daha sonra rejim değişikliğinin hedef olmadığını ifade etti.

Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD-İsrail kampanyası sona erdiğinde iktidarı devralacak en uygun kişinin “rejim içinden biri” olabileceğini belirterek savaşın İran’daki teokratik yönetimi sona erdirme ihtimalini küçümsedi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Çarşamba günü X platformunda yaptığı paylaşımda, İran’ın yeni dini lider olarak seçeceği kişinin “ortadan kaldırılacak bir hedef” olacağını söyledi.

Katz, “İran terör rejimi tarafından İsrail’i yok etme planını sürdürmek ve yönetmek, ABD’yi, özgür dünyayı ve bölge ülkelerini tehdit etmek ve İran halkını baskı altında tutmak üzere atanan her lider, ortadan kaldırılacak bir hedef olacaktır” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu ayrıca Tahran’da, Ocak ayında binlerce kişinin öldüğü ve on binlercesinin gözaltına alındığı protestolara yönelik kanlı baskıyı gerçekleştiren Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllü paramiliter güç Besic ile bağlantılı binaları vurduğunu açıkladı.

ABD ve İsrail, İran halkının teokratik yönetimi devirmesini görmek istediklerini belirtiyor.

37 yıldır ülkeyi yöneten Hamaney’in yerine geçecek ismin belirlenmesi için İranlı liderler yoğun çaba harcıyor. 1979 Devrimi’nden bu yana yalnızca ikinci kez yeni bir dini lider seçiliyor. Adaylar arasında Batı ile çatışmayı sürdürmeyi savunan muhafazakâr isimlerin yanı sıra diplomatik angajman arayışındaki reformistler de bulunuyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Effie Defrin, Salı günü Kum kentinde din adamlarının yeni dini liderin seçimini görüşmek üzere toplanmasının beklendiği bir binanın vurulduğunu açıkladı. Defrin, saldırıda herhangi bir isabet olup olmadığının değerlendirildiğini söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na yakın oldukları değerlendirilen yarı resmî Fars ve Tasnim haber ajansları, söz konusu binanın Uzmanlar Meclisi ile bağlantılı olduğunu aktardı. Çarşamba günü yapılan açıklamada saldırı sırasında binada herhangi bir toplantının yapılmadığı belirtildi. Fars, meclisin uzaktan toplandığını bildirdi ancak ayrıntı vermedi.

ABD-İsrail saldırılarında İran’da en az 787 kişi hayatını kaybettiği bildirildi.

Daha önce bir ölüm vakası açıklayan Kuveyt, Çarşamba günü 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, Kuveyt güçlerinin “düşmanca hava hedeflerini” engellemesi sırasında düşen şarapnel parçaları nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde üç, Bahreyn’de ise bir kişi yaşamını yitirdi.

Pazar günü Kuveyt’in Şuaybe Limanı’ndaki bir komuta merkezine düzenlenen İHA saldırısında ABD Kara Kuvvetleri Yedek Birliği’nden altı asker hayatını kaybetti.


Savaş beşinci gününe girdi... Yoğun bombardıman devam ediyor ve Hamaney’in veda töreni başlıyor

Savaş beşinci gününe girdi... Yoğun bombardıman devam ediyor ve Hamaney’in veda töreni başlıyor
TT

Savaş beşinci gününe girdi... Yoğun bombardıman devam ediyor ve Hamaney’in veda töreni başlıyor

Savaş beşinci gününe girdi... Yoğun bombardıman devam ediyor ve Hamaney’in veda töreni başlıyor

İran’a yönelik savaş bugün beşinci gününe girdi. Başkent Tahran’da patlamalar duyulurken, İsrail ordusu, başkentteki çeşitli noktalarda ‘onlarca’ güvenlik komuta merkezine hava saldırıları düzenlediğini açıkladı.

Buna karşılık, İran’ın İsrail’e füzelerle karşılık verdiği bildirildi. İsrail ordusu, ‘savunma sistemlerinin tehdidi engellemek için çalıştığını’ duyurdu.

Öte yandan, Tahran’da bulunan Humeyni Camii’nde İran Dini Lideri Ali Hamaney için cenaze törenlerinin yerel saatle bu akşam 22:00’de başlayıp üç gün süreceği belirtildi.

Lübnan cephesinde ise İsrail, Hizbullah’ı hedef almayı sürdürdü. İsrail ordusu, bugün Güney Lübnan’daki 16 köy ve kasaba sakinlerine bölgeyi boşaltmaları gerektiği uyarısında bulundu.


Çin neden İran'ın savaşına uzak duruyor?

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Çin neden İran'ın savaşına uzak duruyor?

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından Çin, ilk resmî açıklamasını yapmak için birkaç saat bekledi. Pekin yönetimi, “derin endişe” duyduğunu belirterek askerî operasyonların derhâl durdurulması ve yeniden diyaloğa dönülmesi çağrısında bulundu. Ertesi gün Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve daha fazla müzakere çağrısını yineledi.

Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), Çin’in krizdeki tutumunun dış politika yaklaşımını ortaya koyduğunu ve Pekin’in doğrudan müdahale edeceğine dair herhangi bir işaret bulunmadığı ve böyle bir beklentinin gerçekçi olmadığını yazdı.

AP, Çin’in son dönemdeki diğer çatışmalarda da benzer bir tutum izlediğine dikkat çekerek, güç kullanımını kınarken uzun vadeli çıkarlarını gözeterek tarafsız kalmayı tercih ettiğini ifade etti. Bu çıkarlar arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın nisan ayı başında gerçekleştirmesi beklenen Pekin ziyareti de yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl 30 Ekim'de Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde (DPA) ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl 30 Ekim'de Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde (DPA)

Çin neden temkinli davranıyor?

Ajans, Çin ordusunun son yıllarda hızla büyüdüğü, İran’la askerî tatbikatlar gerçekleştirdiği ve 2017’de Cibuti’de askerî üs kurduğunu belirtti.Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ancak Pekin’in önceliği, Tayvan’dan Güney Çin Denizi’ne kadar uzanan Asya’daki çıkarlarını korumak olmaya devam ediyor.

Uluslararası Kriz Grubu analisti William Yang, “Çin’in sınırları dışındaki bölgelerde askerî nüfuzunu genişletme konusunda isteksiz olduğunu ve Ortadoğu gibi istikrarsız bölgelerde güvenlik garantörü rolü üstlenmek istemediği” değerlendirmesinde bulundu.

Benzer şekilde Çin, Rusya ve Venezuela’ya diplomatik ve ekonomik destek sağlarken, Ukrayna veya Latin Amerika’da askerî bir askeri eylemden kaçındı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasi Savunma Vakfı’ndan Çin uzmanı Craig Singleton, Pekin’in temkinli tavrının, küresel jeopolitikteki etki sınırlarını gösterdiğini ifade etti.

Singleton şöyle devam etti: “Pekin’in tepkisi beklendiği gibi ölçülü oldu. Bu durum, askerî güç devreye girdiğinde Çin’in olayları etkileme kapasitesinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Pekin endişesini dile getirebilir, ancak ABD-İsrail askerî eylemini caydırma ya da etkili biçimde yönlendirme gücüne sahip değildir.”

ABD ile ilişkiler İran’dan daha önceliklidir

Analistler, Çin’in İran’a yönelik hava saldırılarından duyduğu rahatsızlığın ABD ile ilişkileri veya Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi arasında yaklaşık bir ay sonra Pekin'de yapılması planlanan görüşmesini ciddi biçimde etkilemesinin beklenmediğini belirtiyor.

Çinli liderler için, ticaret ve ekonomiden Tayvan'a kadar birçok alanda ABD ile olan ilişki, İran ile olan ilişkiden çok daha büyük önem taşıyor.

Asya Grubu araştırmacısı George Chen, Pekin’in İran konusunda Washington’la sözlü bir polemiğe girebileceğini ancak Trump’la yeni bir çatışma yaratmanın maliyetinin daha ağır basacağını söyledi. Chen, “ABD-Çin ilişkileri zaten Trump ve Şi için yeterince karmaşık. İran’ı bu dosyaya eklemek iki tarafın da isteyeceği bir durum değil” dedi. Bununla birlikte, Pekin’in Trump’ın ziyaretini erteleyebilme ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekti.

Enerji kaygıları İran petrolüyle sınırlı değil

Çin, İran’dan en fazla petrol ithal eden ülke konumunda, ancak Pekin yönetimi enerji güvenliğine büyük önem veriyor ve alternatif kaynaklar geliştirmiş durumda. Asıl endişe, fiyat artışı ve Ortadoğu genelindeki petrol ve doğal gaz arzına erişimin riske girmesi ihtimali olarak gösteriliyor.

Veri ve analiz firması Kpler'e göre Çin, geçen yıl İran'dan günde yaklaşık 1,4 milyon varil petrol ithal etti; bu ise toplam deniz yoluyla petrol ithalatının yüzde 13'üne tekabül ediyor.

Şirket, hâlihazırda yolda bulunan sevkiyatların dört ila beş ay yetecek düzeyde olduğu tahmininde bulunuyor.

Kpler Kıdemli Analisti Muyu Şu, bunun Çin’deki bağımsız rafinerilere uyum sağlama ve alternatif tedarik aramak için fırsat vereceğini belirtti. Bu, indirimli Rus petrolünü başlıca seçenek olarak öne çıkarıyor.

Çin, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek ve bu alandaki yeteneklerini güçlendirmek için yıllardır çalışıyor.

Singleton ise “İran petrolünün kaybı kısa vadede sınırlı bir etki yaratır, hayati nitelikte değildir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimleri ve Körfez ülkelerindeki sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerine yönelik olası saldırıları daha büyük endişe kaynağıdır.

"Vantour" şirketinin sağladığı görüntülerde, saldırılardan önce Tahran'daki "İran Devrim Muhafızları" karargahı görülüyor (AP)"Vantour" şirketinin sağladığı görüntülerde, saldırılardan önce Tahran'daki "İran Devrim Muhafızları" karargahı (AP)

Çin neden İran’ı silahlandırmayabilir?

Analistler, Çin’in, ABD’ye karşı yürüttüğü mücadelede İran’a silah göndermesinin düşük ihtimal olduğunu değerlendiriyor.

Endonezya merkezli Ekonomik ve Hukuki Çalışmalar Merkezi araştırmacısı Muhammed Zülfikar Rahmet, olası askerî desteğin mevcut uzun vadeli savunma anlaşmalarıyla sınırlı kalacağını ve doğrudan sahada hızlı bir destek anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Rahmet, Pekin’in ABD ve müttefikleriyle doğrudan çatışmadan kaçınma eğiliminde olduğunu vurguladı.

Çin, ABD'nin Ukrayna'ya silah tedarik etmesini eleştirerek, bunun çatışmaları uzattığını ifade etmişti.

Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacı James Dorsey, İran’ın füze programının Çin teknolojisine dayandığını ancak Pekin’in İran ordusuna yeni füze satışında temkinli davranabileceğini belirtti. Dorsey, “Çin’in istediği, bu durumun sona ermesidir” ifadelerini kullandı.