ABD’de protestolar sokağa çıkma yasağına rağmen devam ediyor

Protestocuları Beyaz Saray yakınlarındaki Lafayette Meydanı'ndan uzak tutmaya çalışan polis memurları. (AFP)
Protestocuları Beyaz Saray yakınlarındaki Lafayette Meydanı'ndan uzak tutmaya çalışan polis memurları. (AFP)
TT

ABD’de protestolar sokağa çıkma yasağına rağmen devam ediyor

Protestocuları Beyaz Saray yakınlarındaki Lafayette Meydanı'ndan uzak tutmaya çalışan polis memurları. (AFP)
Protestocuları Beyaz Saray yakınlarındaki Lafayette Meydanı'ndan uzak tutmaya çalışan polis memurları. (AFP)

ABD’de bir siyahın polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülmesinin ardından başlayan gösteriler sokağa çıkma yasağına rağmen devam ediyor. Ancak Başkan Donald Trump'ın göstericileri ‘asker konuşlandırmakla’ tehdit etmesinin ardından katılımcıların sayısında belirgin bir düşüş görüldü.
George Floyd’un 25 Mayıs'ta Minneapolis şehrinde beyaz bir polis memuru tarafından yaklaşık 9 dakika boynunca boğazına bastırılarak nefesiz bırakılarak öldürülmesi, kasım ayındaki başkanlık seçimlerine beş ay kala ülke, siyahlara yönelik yeni bir polis şiddeti vakasının ortaya çıkmasına sahne oldu.
ABD’nin birçok şehrinde on binlerce insan sekiz gecedir sokaklarda gösteri yaparken Ulusal Muhafız güçleri, Lincoln Anıtı'nı merdiveninde sıralandılar. Washington ve Oregon eyaletinin Portland kentinde aralıklarla şiddet olayları yaşanırken polis göstericilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Protestocular de polise havai fişek ve molotof kokteyli atarak karşılık verdi.
New York'ta günlerdir protestocular ve polis arasında çatışmalar yaşanması ve bazı dükkanların yağmalanmasından sonra bu sabah protesto noktalarında göreceli bir sakinlik hakimdi. Polis basına, 200 kişinin gözaltına alındığını, birçoğunun gözaltına alınma nedenin ise sokağa çıkma yasağını ihlal etmek olduğunu aktardı.
Los Angeles'ta sokağa çıkma yasağını ihlal eden birçok protestocu gece yarısı gözaltına alındı. Şehrin sokakları yeniden sakinliğe büründü.
Philadelphia, Atlanta, Denver ve Seattle'da da kitlesel gösteriler ve yürüyüşler düzenlendi.
George Floyd’un boynuna diziyle bastırarak ölümüne neden olan 44 yaşındaki polis memuru Derek Chauvin ‘üçüncü derece cinayet’ ve ‘taksirle adam öldürme’ ile suçlandı. Davaya dahil edilen diğer üç polis memuruna ise suçlama yöneltilmedi.
“Sessizlik şiddettir”
Floyd ve diğer polis şiddeti kurbanlarıyla dayanışma için yapılan yürüyüşlere son günlerde büyük ölçüde sakin bir atmosfer hakimdi.  Ancak havanın kararmasıyla kundaklama ve yağmalama olayları yaşandı. Pazartesi akşamı iki şehirde beş polis memurunun yaralandığı rapor edildi.
Protestocular dün Capitol Binası’nın önünde diz çökerek ‘Sessizlik şiddettir’ ve ‘Adalet yok... Barış yok’ gibi sloganlar attılar. Polis, hükümetin sokağa çıkma yasağını duyurmasından kısa bir süre önce protestoculara müdahale etti.
Sokağa çıkma yasağı ve Trump'ın Ulusal Muhafız güçlerini ve gerektiğinde orduyu sokaklara konuşlandırma tehdidine rağmen protestocular havanın kararmasıyla yeniden sokağa döküldüler.



Pentagon, Kuzey Kore'yi caydırmada "sınırlı bir rol" bekliyor

Pentagon binası (AP)
Pentagon binası (AP)
TT

Pentagon, Kuzey Kore'yi caydırmada "sınırlı bir rol" bekliyor

Pentagon binası (AP)
Pentagon binası (AP)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) dün yayınladığı politika belgesi, bakanlığın Kuzey Kore'yi caydırmada "daha sınırlı" bir rol oynamasını ve sorumluluğun büyük bir kısmını Güney Kore'ye devretmesini beklediğini gösteriyor. Bu, Seul'de endişelere yol açabilecek bir adım.

Güney Kore, Kuzey Kore'den gelebilecek herhangi bir askeri tehdide karşı ortak savunmanın parçası olarak yaklaşık 28 bin 500 ABD askerine ev sahipliği yapıyor ve Seul bu yıl savunma bütçesini yüzde 7,5 artırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Pentagon politikasını yönlendiren bir belge olan Ulusal Savunma Stratejisi, "Güney Kore, ABD'nin hayati ancak daha sınırlı desteğiyle Kuzey Kore'yi caydırma konusunda birincil sorumluluğu üstlenebilecek kapasitededir" ifadesini içermekte.


Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)

İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni, dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmeden önce Ukrayna'daki savaşı sona erdirmesini umduğunu belirtti.

 Meloni, ödülü alamadığı için hayal kırıklığını gizlemeyen Trump ile dostane ilişkiler sürdürüyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, "Umarım bir gün Donald Trump'a Nobel Barış Ödülü'nü verebiliriz" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözlerine şöyle devam etti: "Eğer Ukrayna için adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasında fark yaratırsa, biz de Donald Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterebiliriz."

Trump, pazartesi günü yayınlanan Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store'ye yazdığı mektupta, ödülü almamış olmanın kendisini artık "sadece barış için çalışmak" zorunda hissetmediği anlamına geldiğini belirtti.

Trump perşembe günü, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi ve Filistin topraklarının yeniden inşasını denetlemek amacıyla kurulan, ancak o zamandan beri çeşitli çatışmaları çözmeyi amaçlayan bir mekanizmaya dönüşen "Barış Konseyi"nin kurulduğunu duyurdu.

İtalya'yı Konseye katılmaya davet etti, ancak Meloni, Trump'ı "anayasal sorunlar" konusunda bilgilendirdiğini söyledi.

Medya haberlerine göre, İtalyan yasaları, yalnızca yabancı bir lider tarafından yönetilen kuruluşa üye olmaya izin vermiyor.

Meloni, Trump'tan konseyi "sadece İtalya'nın değil, diğer Avrupa ülkelerinin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde" yeniden yapılandırmasını istediğini söyledi.


Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

Politico, kaynaklara dayandırdığı dünkü haberinde, Trump yönetiminin Küba'yı hayati önem taşıyan petrol ithalatından mahrum bırakmak için deniz ablukası uygulamayı değerlendirdiğini bildirdi.

Web sitesi, yönetimin Küba'da rejim değişikliği için Karayip ülkesine petrol ithalatına tamamen ambargo uygulanması da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.

Politico, plana aşina üç kaynağa atıfta bulunarak, yönetim içindeki Küba hükümeti eleştirmenlerinin Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun desteğiyle bu gerilimi tırmandırmayı amaçladığını bildirdi.

Kaynaklar, Trump yönetiminin henüz bu konuda bir karar vermediğini, ancak bunun Trump'a Küba'yı komünist yönetimine son vermeye zorlamak için sunulan bir dizi seçenek arasında olabileceğini belirtti.

Küba'ya petrol ithalatına tam ambargo uygulanması insani bir krize yol açacak ve bu da bazı yönetim yetkililerinin buna karşı çıkmasına neden olacak bir olasılık.

Ancak bu tartışmalar, Trump yönetimi içindeki bazı kişilerin, düşman olarak gördükleri Latin Amerika liderlerini izole etmeyi ne ölçüde düşündüklerini ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Politico n aktardığına göre plan hakkında bilgi sahibi olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, “Enerji, rejimi devirmek için en güçlü silahımızdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak ayrıca, 1959 Küba Devrimi'nden beri ülkeyi yöneten komünist hükümetin devrilmesinin, ABD yönetimi açısından “2026'da kesinleşmiş bir durum” olduğunu da belirtti.