Sudan Geçiş Hükümeti yurtdışına çıkarılan 80 milyar doları geri almak çalışmalarını sürdürüyor

Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
TT

Sudan Geçiş Hükümeti yurtdışına çıkarılan 80 milyar doları geri almak çalışmalarını sürdürüyor

Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)

İsmail Muhammed Ali
Sudan Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun açıklamasına göre Sudan hükümetinin, ilerleyen günlerde eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejimine ve sembollerine ait olan ve yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılan fonları kurtarma prosedürlerini başlatması bekleniyor. Uzmanlar, bu fonlarında 80 milyar dolardan fazla olduğuna ve esas olarak Doğu Asya bölgelerine kaçırıldığına inanıyor.
Sudanlı ekonomistler ve hukukçular, Independent Arabia’ya yaptıkları açıklamada, ülkenin, dünyadaki birçok ülkede ulusal güvenliğe zararlı faaliyetlerde kullanıldığı ifade edilen bu fonları geri alabileceğini belirtti. Ekonomistler, Sudan geçiş hükümetinin ekonomideki belirgin düşüş nedeniyle bu fonlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Uygulamalar
Siyasal Ekonomi Profesörü Hasan Beşir Muhammed Nur, “Bu fonları uluslararası yasalara uygun yasal mekanizmalarla kurtarmak mümkündür. Ancak bu fonların yasadışı yollarla elde edildiğine dair kanıt göstermek gerekiyor. Bu mesele, en yüksek yasal ve yürütme düzeylerinde faaliyet gösterilmesini gerekli kılıyor. Başbakanlığının, Abdullah Hamduk’a verilmesi başarılı ve gerekli bir karardı. Çünkü ipler kara para aklama, insan ticareti veya genel olarak yolsuzlukla ilgili olan bir dizi kararla çeşitli kaynaklardan toplanabilir. Ancak bu sorunun çok karmaşık olduğuna ve iyileşmenin kolay olmayacağına inanıyorum. Bu süreç, uzun çalışmalar, prosedürler ve azim gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Paranın hacmi ve kaçırıldığı ülkeler hakkında da yorum yapan Muhammed Nur, “Bu paraların hacmine dair tahminler belirsizdir ve örnek bir sayı belirtilemez. Çünkü eski rejim bir ahtapottu ve birçok dış bağlantıya sahipti. Ancak çeşitli kaynaklardan sızanlara göre milyarlarca dolar değerinde olabilir. Bu fonlar, İslami Hareketin 30 Haziran 1989 tarihindeki darbesinden bu yana iktidardaki önemli kişilerin isimleri adınadır. Bu isimlerin çoğu öldü, diğerleri ise iktidardan uzaklaştı. Mesele uzun ve çok sayıda önlem alınması gerekiyor” dedi.

Kara para aklama
Profesör, “Bu konunun karmaşıklığına rağmen, bu paraya erişmek mümkündür. Şu an Beşir rejimini Nisan 2019’da deviren Aralık 2018 devriminin üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçti ve bir mekanizma oluşturuldu. Yani durum, bu fonların bilgi, istatistik, veri ve takibinin olduğu, ayrıca ifşası kanıt gerektiren birçok banka hesabı dışında komşu ülkelerde ve Malezya'da eski rejimin sembol ve liderlerinin isimleriyle bilinen mülkler olduğu anlamına geliyor. Ancak bu uygulama, nihayetinde bir zorunluluktur ve takip edilmelidir. Çünkü bunlar, oldukça büyük bir fon ve Sudan halkına aitler. Bunları geri kazanmak da ekonominin geri canlanmasına ve birçok sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır. Ülke şu anda umutsuz bir şekilde bir paraya ihtiyaç duyuyor” dedi.
Bu paranın geri kazanılmasında uluslararası toplumun oynadığı role de değinen Muhammed Nur, “Sudan’ın, bugün önceki döneminden farklı olduğu doğru. Devrimden bu yana ülkenin, uluslararası toplumla olan ilişkileri gelişti. Tabi ki bilgi sağlayarak ve büyük başarılar ortaya koyarak temel bir rol oynayacak. Özellikle devlet, bu meseleye büyük bir önem gösteriyor. Bu son derece önemli bir durum. Çeşitli banka hesaplarına erişim kabiliyetine sahip uluslararası finansal kurumlar olarak bu meseleyle ilgili olarak işbirliği başlatan birçok etkili uluslararası organ var. Kara para aklamayla ilgili olanları takip edin. Bu meselenin, siyasi istikrar ve ülkenin bu geçiş dönemini sorunsuz ve güvenli bir şekilde atlatmasıyla birlikte değerli sonuçlar ortaya koyacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Gayrimenkuller ve hesaplar
Öte yandan Sudanlı avukat ve Özgürlük ve Değişim Güçleri liderlerinden Muaz Hadra, “Yurtdışında işlem gören paraların, özellikle de örneğin İsviçre gibi bankacılık sistemlerini sıkılaştıran ülkelere yatırılanların miktarını açıklamak zor. Çünkü bunlar oldukça büyük miktarlardır ve bu ülkelerin ekonomilerinin bir parçasıdır. Ancak şu an yeni bir dünya düzeni ve tam şeffaflık çerçevesinde, önceki rejimin yurtdışına kaçırdığı paralar da dahil, ulusal güvenliğe zararlı ve tehlikeli eylemlerde kullanılan şüpheli fonları ortaya çıkarmak için işbirliği yürütüleceğini umuyorum” ifadelerini kullandı.
Bu paralara ilişkin tahminlerin, eski rejim döneminde Sudan’ın petrol üretimine eşdeğer olarak özetlenebileceğini söyleyen Hadra, miktarın on milyarlarca dolar olarak tahmin edildiğini, kalkınmaya, üretime ve diğer projelere harcanmaması dolayısıyla çoğunun yurtdışına kaçırıldığını ifade etti. Muaz Hadra, bunların Körfez ülkeleri, Türkiye, Malezya ve Singapur’da gayrimenkul ve banka hesapları şeklinde bulunduğuna da dikkati çekti.
Hadra, “Bu fonları geri kazanmak için izlenebilecek prosedürler, Sudan’da bu fonların ve gayrimenkullerin bulunduğu ülkelerin belirlendiği, daha sonra soruşturmaların başlatıldığı, ilgili ülkelerle temasların yürütüldüğü ve INTERPOL aracılığıyla taleplerin iletildiği iletişimle başlar. Çünkü bu banka hesaplarının ve yurt dışındaki gayrimenkullerin çoğunluğu, Beşir rejimindeki kişiler adına kayıtlı. Ancak Sudan yolsuzlukla mücadele anlaşmasını imzaladığı sürece, imzası olan devletlerin yasadışı bir şekilde kaçırılmış bu fonların kurtarılmasına yardım etmelerini isteme hakkına sahiptir” dedi.
Yetkili, meselenin Bakanlar Kurulu, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları ve INTERPOL yetkilileri gibi ilgili tüm taraflar arasında güçlü bir irade ve dayanışma gerektirdiğini belirterek, “Sudan’daki geçiş dönemi, bu belirli dönemde çözümlenmesi gereken birçok meselenin açılışına tanıklık ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

İşbirliği protokolleri
Aynı şekilde Darfur Barosu Genel Sekreteri Sadık Ali Hasan, “Yasadışı yollarla yağmalanan veya elde edilen herhangi bir paranın yurtdışından geri kazanımı, Sudan ceza hukukuna göre, önce bir suç duyurusunun açılmasıyla sağlanan özel prosedürler takip edilerek ve ön kanıtlara göre fonlara sahip ilgili makamlarla temas kurularak gerçekleştirilebilir. Durum, bu paranın bulunduğu ülkelerin yasalarına tabidir ve kara para aklama başta olmak üzere, para hareketliliğine dair işbirliği protokolleri mevcuttur. Ayrıca kabul edilen ve üzerinde mutabık kalınan prosedürler, iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar ışığında gelişmiştir” dedi.
Sadık Ali Hasan, “Sudan’daki Cumhuriyet Savcılığının prosedürleri başlatması durumunda, ilgili ülkelerle yapılan işbirliklerinin ardından bu fonların yasadışı yollarla elde edildiğini kanıtlamak kolaydır” diyerek, bu fonların 80 milyar dolardan fazla olduğuna dikkati çekti.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.