Sudan Geçiş Hükümeti yurtdışına çıkarılan 80 milyar doları geri almak çalışmalarını sürdürüyor

Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
TT

Sudan Geçiş Hükümeti yurtdışına çıkarılan 80 milyar doları geri almak çalışmalarını sürdürüyor

Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)
Yağmalanan para kalkınmada ve üretim projelerinde harcanmadı (Sosyal medya siteleri)

İsmail Muhammed Ali
Sudan Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun açıklamasına göre Sudan hükümetinin, ilerleyen günlerde eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejimine ve sembollerine ait olan ve yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılan fonları kurtarma prosedürlerini başlatması bekleniyor. Uzmanlar, bu fonlarında 80 milyar dolardan fazla olduğuna ve esas olarak Doğu Asya bölgelerine kaçırıldığına inanıyor.
Sudanlı ekonomistler ve hukukçular, Independent Arabia’ya yaptıkları açıklamada, ülkenin, dünyadaki birçok ülkede ulusal güvenliğe zararlı faaliyetlerde kullanıldığı ifade edilen bu fonları geri alabileceğini belirtti. Ekonomistler, Sudan geçiş hükümetinin ekonomideki belirgin düşüş nedeniyle bu fonlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Uygulamalar
Siyasal Ekonomi Profesörü Hasan Beşir Muhammed Nur, “Bu fonları uluslararası yasalara uygun yasal mekanizmalarla kurtarmak mümkündür. Ancak bu fonların yasadışı yollarla elde edildiğine dair kanıt göstermek gerekiyor. Bu mesele, en yüksek yasal ve yürütme düzeylerinde faaliyet gösterilmesini gerekli kılıyor. Başbakanlığının, Abdullah Hamduk’a verilmesi başarılı ve gerekli bir karardı. Çünkü ipler kara para aklama, insan ticareti veya genel olarak yolsuzlukla ilgili olan bir dizi kararla çeşitli kaynaklardan toplanabilir. Ancak bu sorunun çok karmaşık olduğuna ve iyileşmenin kolay olmayacağına inanıyorum. Bu süreç, uzun çalışmalar, prosedürler ve azim gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Paranın hacmi ve kaçırıldığı ülkeler hakkında da yorum yapan Muhammed Nur, “Bu paraların hacmine dair tahminler belirsizdir ve örnek bir sayı belirtilemez. Çünkü eski rejim bir ahtapottu ve birçok dış bağlantıya sahipti. Ancak çeşitli kaynaklardan sızanlara göre milyarlarca dolar değerinde olabilir. Bu fonlar, İslami Hareketin 30 Haziran 1989 tarihindeki darbesinden bu yana iktidardaki önemli kişilerin isimleri adınadır. Bu isimlerin çoğu öldü, diğerleri ise iktidardan uzaklaştı. Mesele uzun ve çok sayıda önlem alınması gerekiyor” dedi.

Kara para aklama
Profesör, “Bu konunun karmaşıklığına rağmen, bu paraya erişmek mümkündür. Şu an Beşir rejimini Nisan 2019’da deviren Aralık 2018 devriminin üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçti ve bir mekanizma oluşturuldu. Yani durum, bu fonların bilgi, istatistik, veri ve takibinin olduğu, ayrıca ifşası kanıt gerektiren birçok banka hesabı dışında komşu ülkelerde ve Malezya'da eski rejimin sembol ve liderlerinin isimleriyle bilinen mülkler olduğu anlamına geliyor. Ancak bu uygulama, nihayetinde bir zorunluluktur ve takip edilmelidir. Çünkü bunlar, oldukça büyük bir fon ve Sudan halkına aitler. Bunları geri kazanmak da ekonominin geri canlanmasına ve birçok sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır. Ülke şu anda umutsuz bir şekilde bir paraya ihtiyaç duyuyor” dedi.
Bu paranın geri kazanılmasında uluslararası toplumun oynadığı role de değinen Muhammed Nur, “Sudan’ın, bugün önceki döneminden farklı olduğu doğru. Devrimden bu yana ülkenin, uluslararası toplumla olan ilişkileri gelişti. Tabi ki bilgi sağlayarak ve büyük başarılar ortaya koyarak temel bir rol oynayacak. Özellikle devlet, bu meseleye büyük bir önem gösteriyor. Bu son derece önemli bir durum. Çeşitli banka hesaplarına erişim kabiliyetine sahip uluslararası finansal kurumlar olarak bu meseleyle ilgili olarak işbirliği başlatan birçok etkili uluslararası organ var. Kara para aklamayla ilgili olanları takip edin. Bu meselenin, siyasi istikrar ve ülkenin bu geçiş dönemini sorunsuz ve güvenli bir şekilde atlatmasıyla birlikte değerli sonuçlar ortaya koyacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Gayrimenkuller ve hesaplar
Öte yandan Sudanlı avukat ve Özgürlük ve Değişim Güçleri liderlerinden Muaz Hadra, “Yurtdışında işlem gören paraların, özellikle de örneğin İsviçre gibi bankacılık sistemlerini sıkılaştıran ülkelere yatırılanların miktarını açıklamak zor. Çünkü bunlar oldukça büyük miktarlardır ve bu ülkelerin ekonomilerinin bir parçasıdır. Ancak şu an yeni bir dünya düzeni ve tam şeffaflık çerçevesinde, önceki rejimin yurtdışına kaçırdığı paralar da dahil, ulusal güvenliğe zararlı ve tehlikeli eylemlerde kullanılan şüpheli fonları ortaya çıkarmak için işbirliği yürütüleceğini umuyorum” ifadelerini kullandı.
Bu paralara ilişkin tahminlerin, eski rejim döneminde Sudan’ın petrol üretimine eşdeğer olarak özetlenebileceğini söyleyen Hadra, miktarın on milyarlarca dolar olarak tahmin edildiğini, kalkınmaya, üretime ve diğer projelere harcanmaması dolayısıyla çoğunun yurtdışına kaçırıldığını ifade etti. Muaz Hadra, bunların Körfez ülkeleri, Türkiye, Malezya ve Singapur’da gayrimenkul ve banka hesapları şeklinde bulunduğuna da dikkati çekti.
Hadra, “Bu fonları geri kazanmak için izlenebilecek prosedürler, Sudan’da bu fonların ve gayrimenkullerin bulunduğu ülkelerin belirlendiği, daha sonra soruşturmaların başlatıldığı, ilgili ülkelerle temasların yürütüldüğü ve INTERPOL aracılığıyla taleplerin iletildiği iletişimle başlar. Çünkü bu banka hesaplarının ve yurt dışındaki gayrimenkullerin çoğunluğu, Beşir rejimindeki kişiler adına kayıtlı. Ancak Sudan yolsuzlukla mücadele anlaşmasını imzaladığı sürece, imzası olan devletlerin yasadışı bir şekilde kaçırılmış bu fonların kurtarılmasına yardım etmelerini isteme hakkına sahiptir” dedi.
Yetkili, meselenin Bakanlar Kurulu, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları ve INTERPOL yetkilileri gibi ilgili tüm taraflar arasında güçlü bir irade ve dayanışma gerektirdiğini belirterek, “Sudan’daki geçiş dönemi, bu belirli dönemde çözümlenmesi gereken birçok meselenin açılışına tanıklık ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

İşbirliği protokolleri
Aynı şekilde Darfur Barosu Genel Sekreteri Sadık Ali Hasan, “Yasadışı yollarla yağmalanan veya elde edilen herhangi bir paranın yurtdışından geri kazanımı, Sudan ceza hukukuna göre, önce bir suç duyurusunun açılmasıyla sağlanan özel prosedürler takip edilerek ve ön kanıtlara göre fonlara sahip ilgili makamlarla temas kurularak gerçekleştirilebilir. Durum, bu paranın bulunduğu ülkelerin yasalarına tabidir ve kara para aklama başta olmak üzere, para hareketliliğine dair işbirliği protokolleri mevcuttur. Ayrıca kabul edilen ve üzerinde mutabık kalınan prosedürler, iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar ışığında gelişmiştir” dedi.
Sadık Ali Hasan, “Sudan’daki Cumhuriyet Savcılığının prosedürleri başlatması durumunda, ilgili ülkelerle yapılan işbirliklerinin ardından bu fonların yasadışı yollarla elde edildiğini kanıtlamak kolaydır” diyerek, bu fonların 80 milyar dolardan fazla olduğuna dikkati çekti.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.