Husiler baskıları nedeniyle çok sayıda hastane, eczane ve ilaç şirketi kapandı

Sana’daki bir pazarda koronavirüsten korunmak için maske takan bir vatandaş (Reuters)
Sana’daki bir pazarda koronavirüsten korunmak için maske takan bir vatandaş (Reuters)
TT

Husiler baskıları nedeniyle çok sayıda hastane, eczane ve ilaç şirketi kapandı

Sana’daki bir pazarda koronavirüsten korunmak için maske takan bir vatandaş (Reuters)
Sana’daki bir pazarda koronavirüsten korunmak için maske takan bir vatandaş (Reuters)

Husi milislerin çoğu Kovid-19 ile ilgili günlük ölümler dolayısıyla yakın zamanda Sana'daki bazı büyük mezarları kapatması, mezar krizine neden oldu. Nitekim örgüt; zulüm, şantaj, yağma ve el koyma eylemleriyle tükettiği sağlık ve ilaç sektörlerine yönelik ihlallerine yeniden başladı.
Milisler; fiyatların ihlal edildiği ve son zamanlarda Sana ve diğer şehirlerde görülen yeni tip koronavirüs salgını ile mücadelede alınan rastgele kurallara uyulmadığı bahanesiyle, son iki gündür yeni hedefleme kampanyaları başlattı. Bu durum, başkentin çoğu bölgesindeki özel hastane ve şirketler, eczane ve ilaç depolarını etkiledi.
Sana’da ilaç alanında görevli kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalara göre, grubun iki gün önce başlayan kampanyaları; 170 eczanenin, 25 ilaç şirketinin ve 8 ilaç deposunun kapanmasına neden oldu. Gerekçe olarak ise son zamanlarda Husi İlaç Kurumu tarafından onaylanan antiseptik ve ilaçların satış fiyatına bağlı kalmama bahanesi sunuldu. Diğer tıbbi kaynaklar ise, milislerin bu eylemleri nedeniyle dört özel hastanesinin kapatıldığını açıkladı.
Kaynaklar, özel hastanelerin kapatılma kararının Husilerin sözde Sağlık Bakanı’nın birkaç gün önceki tehditlerinin ardından geldiğini açıkladı. Bakan Taha el-Mutevekkil, koronavirüs vakalarını karşılamayacağı gerekçesiyle bu hastanelerin kapatılması planından bahsetmişti. Husiler, kendi bölgelerinde kaydedilen koronavirüs vakaları sayısını ise açıklamıyor.
Tıbbi kaynaklar, Husilerin ilaç tüccarları ve satıcılarına, hastanelere yönelik eylemlerinin Bakan Mutevekkil, darbe hükümeti İlaç Kurumu başkanı Muhammed el-Medani ve Sanayi Bakanlığı vekili Basim el-Garbani’nin direktifleri üzerine gerçekleştiğini, aynı zamanda silahlı ve askeri araçların sahada bu kararları denetlediğini vurguladı.
Kaynaklar, darbecilerin bu yasadışı kampanyası kapsamında iki gün içerisinde eczacı, tüccar ve ilaç depoları dahil olmak üzere en az 92 kişinin keyfi olarak tutuklandığını ve nereye götürüldüklerinin bilinmediğini açıkladı.
Kaynaklar, bu eylemlerin öncelikle geri kalan sağlık personeli ve eczacıları hedeflemeyi amaçladığını, Husilerin bu şekilde cephelere mali yardım sağlamak istediklerini düşünüyor.
Sana’daki bir ilaç tüccarı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husi milislerin kendisine ait dükkanlara keyfi bir şekilde girip çalışanlara saldırdığını ve örgüte para ödemeyi  reddettiği için dükkanlarının kapatıldığını söyledi.
Adının açıklanmasını istemeyen tüccar, grubun aynı zamanda dükkanın yakınlarında bulunan 6 ilaç deposunu daha kapattığını söyledi. Darbe grubu, şantajı yoğunlaştırmaya ve Sana'daki ilaç satıcılarına yönelik yağma kampanyalarına devam ediyor. Yemenli tüccar, milis kuvvetlerinin kendisini ve yine ilaç sektöründe çalışan arkadaşlarını bir sonraki dönem tıbbi stok sağlamak için işbirliği yapmaya davet ettiğini vurguladı.
Sana'daki sağlık çalışanları, ilaç sektörünü denetleyen milis liderlerini karaborsa oluşturmak için özellikle de kendilerine tabi bazı tıbbi malzeme ve ilaç satıcılarıyla gizli anlaşma yapmakla suçladı. Aynı zamanda, koruma sağlayan en basit ilaçların çeşitli eczanelerde ortadan kaybolduğunu, bu konuda herhangi bir denetleme olmadığını ifade etti. 
Sağlık çalışanlarının ifadelerine göre, Husi grubu kendilerine tabi kişiler aracılığıyla yerel ve ithal ilaçları kontrolü altında tutuyor. Böylece, maske, medikal eldivenler, C vitaminleri gibi koruma sağlayan yardımcı ilaç ve malzemelerin salgın zamanında karaborsaya düşmesine neden oluyor. Zira bu malzemelerin ortadan kaybolmasıyla birlikte fiyatları iki katına çıkıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Sana sakinleri, çoğu eczanede maske olmadığını, bu nedenle fiyatı 500 Yemen riyaline ulaşan maskeleri almak için karaborsaya başvurduklarını söyledi.
Sana’daki sağlık sektörü çalışanlarından birkaçı, grubun Sana ve kontrolündeki diğer alanlarda sağlık sektörü çalışanlarının maaşlarının yarısını ödememeye devam ettiğini belirtti. Aynı zamanda milislerin bu keyfi tedbirlerle sağlık çalışanlarını sıkıştırmak ve başkentte yüzlerce kişinin ölümüne neden olan salgın karşısında insani görevlerini yerine getirmelerini engellemeye çalışmak istediklerini vurguladı.
Diğer yandan, koronavirüs salgınının grubun çirkin yüzünü ortaya serecek şekilde yayılmasına rağmen milislerin Sana’daki sağlık çalışanlarına maske ve eldiven gibi koruyucu malzeme sağlamayı reddettiği belirtildi.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından sağlanan tıbbi yardımın, endişelendirici bir şekilde koronavirüs nedeniyle her gün hayatını kaybeden vatandaşları kurtarmak için hastanelere değil, grubun liderlerine ait depolara gittiğini açıkladı.
İnsan hakları örgütleri; milislerin salgını bir güvenlik dosyası olarak ele almasıyla, enfekte olduğundan şüphelenilenlerin sağlık kurumlarından uzak bir şekilde izlenmesi, tutuklanması, bu konuda rapor edilmesi ve karantina altına alınması yetkisini gruba tabi güvenlik ve önleyici güvenlik hizmetlerine vermesiyle ilgili ciddi endişelerini dile getirmişti.
Örgütler, milislerin koronavirüs dosyasını sağlık otoritelerine teslim etmesi, toplumda korku ve dehşet saçan, sağlık kurumlarına olan güveni kaybettiren silahlıların terörize edilmesi uygulamalarının durdurulması gerektiğini; bunların salgını körükleyeceğini vurguladı.
Yemen hükümetinde Sağlık Bakanı Nasır Baum, son açıklamalarında, Husilerin devlet kurumlarına yönelik yürüttüğü darbenin ülkedeki sağlık tesislerinin yaklaşık yüzde 60'ının yok edilmesine ve hasar görmesine neden olduğunu doğruladı. Bu nedenle koronavirüs gibi birçok ölümcül salgınla başa çıkma yeteneğinin köreldiğini vurguladı.
Baum, tüm örgütleri ve bağışçı ülkeleri sağlık sektörünün kapasitesini artırıp mevcut zorluklarla mücadele edebilmesini sağlamak için acil İnsani Müdahale Planı'nın bir parçası olarak Yemen'i ve sağlık sektörünü desteklemeye çağırdı.
Baum, ülkesinin Suudi Arabistan'ın çabalarından ve Yemen'in en büyük destekçisi olarak her alanda Yemen halkına destek vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aynı zamanda plan dahilinde saha hastaneleri, PHR teşhis cihazları, solunum cihazları ve koruyucu ekipmanlar sağlama, salgın hastalıklar karşısında sağlık personeli yetiştirme çağrısında bulundu.



Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
TT

Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)

Suriye hükümeti güvenlik güçleri dün, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile varılan ve Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin Suriye devletine entegrasyonunu öngören ateşkes anlaşması kapsamında, kuzeydoğudaki Haseke kentine konuşlandı.

Gazeteciler, öğleden sonra İçişleri Bakanlığı'na ait 20'den fazla araçtan oluşan bir konvoyun Haseke'ye doğru hareket etmeye başladığını gözlemledi. Bir güvenlik kaynağı da Suriye TV'ye "güvenlik güçleri Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab (Kobani) şehrinin güneyindeki Şeyh bölgesine girdi ve kademeli olarak tüm bölgeye yayılacak" dedi.

Askeri uzman ve siyasi analist İsmat el-Absi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşma gereği Haseke ve Kamışlı'ya konuşlandırılacak iç güvenlik güçlerinin "sadece şehir merkezlerinde olacağını, tüm mahallelere yayılmayacağını" belirtti. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere de konuşlandırma yapılacağını belirten el-Absi, bunun "bölgedeki güvenlik, askeri ve idari kurumların yeniden birleştirilmesi sürecinde kalıcı bir adım olduğunu ve sadece kısa vadeli bir güvenlik önlemi olmadığını" ifade etti.


Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
TT

Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Kudüs'te ABD elçisi Steve Wittkoff'a, Filistin Yönetimi'nin savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminde "hiçbir şekilde" yer almayacağını söyledi.

Netanyahu'nun ofisi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Başbakan, Filistin Yönetimi'nin (Gazze) sektörünün yönetimine hiçbir şekilde katılmayacağını açıkça belirtti" ifadeleri yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği Gazze ateşkes planına göre, savaş sonrasında Filistin Yönetimi'nin rolü belirsizliğini koruyor.


Hamas iktidarı devretmeye hazır... ve Refah kapılarını açıyor

Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, tedavi görmek üzere Mısır ile Refah sınır kapısından Gazze Şeridi'nden tahliye edilmeyi bekliyorlar (AFP)
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, tedavi görmek üzere Mısır ile Refah sınır kapısından Gazze Şeridi'nden tahliye edilmeyi bekliyorlar (AFP)
TT

Hamas iktidarı devretmeye hazır... ve Refah kapılarını açıyor

Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, tedavi görmek üzere Mısır ile Refah sınır kapısından Gazze Şeridi'nden tahliye edilmeyi bekliyorlar (AFP)
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, tedavi görmek üzere Mısır ile Refah sınır kapısından Gazze Şeridi'nden tahliye edilmeyi bekliyorlar (AFP)

Hamas, İsrail ile yapılan ateşkes anlaşmasının parçası olarak Gazze Şeridi'ndeki iktidarı Gazze İdari Komitesi'ne devretmeye hazır olduğunu açıkladı. Bu açıklama, Refah sınır kapısının insanların hareketine yeniden açılması ve bazı Filistinli hastaların tıbbi tedavi için Mısır'a gelmesiyle eş zamanlı olarak yapıldı.

Refah sınır kapısının açılışı kısıtlı olacak ve İsrail, trafiği yavaşlatan sıkı kısıtlamalar nedeniyle giriş ve çıkış yapanlar üzerinde güvenlik kontrolleri yapılmasını talep ediyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre her biri bir refakatçi eşliğinde olmak üzere 50 Filistinli hastanın geçiş yapmasına izin verilmesi planlanmıştı; ancak (Filistin yerel saatiyle pazartesi akşamı itibariyle) yalnızca beş hasta ve refakatçisine seyahatleri hakkında bilgi verilmişti. Komite Başkanı Ali Şaas, "Bu adım sadece idari prosedür değil, uzun bir sürecin başlangıcıdır" dedi.

Hamas sözcüsü ise Gazze’nin yönetimini üstlenecek komiteye tüm yetki ve kaynakların devredilmesi için hükümet ve idari makamlarla gerekli bütün prosedürlerin tamamlandığını açıkladı.