Fas’ta koyu tenlilerin lakabı, ‘kölelerin torunları’

Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
TT

Fas’ta koyu tenlilerin lakabı, ‘kölelerin torunları’

Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)

İlham et-Talibi
Köle olarak getirilenlerin torunları bugün dahi aşağılayan bakış açısından muzdarip. Ten renkleri koyu olduğu için evlenmeleri engelleniyor, günlük olarak ya da daimi bir şekilde ırkçılık sorunuyla, bazen de zorbalıkla karşı karşıya kalıyorlar.

“Aşağılanmış hissediyorum”
Irkçılık ve ayrımcılığa karşı çıkan bir kolektifte görevli Murad er-Raki, hissettiklerini şu kelimelerle anlatıyor:
“Bana siyah adam dedikleri zaman aşağılanmış hissediyorum. Bu, tarifi olmayan bir his olsa da hiddetli bir şekilde cevap vermekten kaçınıyorum. Çünkü bu gibi ırkçı davranışlarla baş edemem. Bu nedenle bu gerçeği kabul etmeye ve aynı şeyi beyaz tenlilere yapmamaya çalışıyorum. Bu ırkçılık, bazılarının siyahların köle veya ‘Haratin’; beyazların ise efendiler olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyor. Bence dünyayı küçük bir köye dönüştürmek ve sosyal medya, ırk ve ten rengine göre sınıflandırmaların değişmesine katkıda bulundu.”

Kendi ırkından veya renginden olmayanlarla evlenmemek
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamaları bulunan Raki sözlerine şöyle devam ediyor:
“Halen kendi ırkından veya renginden olmayanlarla evlenmeme yönünde nasihatte bulunan atalarının sözlerini dinleyen kabileler var. Bu kuralı ihlal etmenin onları hayatları boyunca takip edecek bir laneti peşi sıra getireceğini düşünüyorlar. En tehlikeli ırkçılık türü, renklere göre ayrımcılığa neden olan etnik olandır. Alışveriş yaptığım sırada bana siyah olduğum için daha az değerli bir insanmışım bakışı atan ya da önceliği beyazlara veren kişilerle karşılaşıyorum.”

Beyaz ten önceliği
Güney Fas'ın Guelmim şehrinde yaşayan Murad er-Raki açıklamasında dayanışmanın önemine dikkat çekiyor:
“Bu sosyal hastalık bazılarında bilinç olarak yerleşmiş durumda. Çünkü beyaz ten sahibinin her şeyde önceliğinin olduğunu düşünüyorlar. Bir kişinin ten renginin koyu olduğu anlaşıldığında her zaman diğerlerinden daha az değerli biri olarak görülür ve siyah adam lakabını alır. Irkçılık ve ten rengi ile sosyal sınıflandırmalar, bazı aşiret toplumlarında insanları etkisi altına almaya devam ediyor. Ancak farklılık ve dayanışma kültürlerini aramızda yaymalıyız, yaşamın özünün çeşitlilikten doğduğu fikrini özümsemeliyiz. Birinden bize benzemesini ya da bizim bir kopyamız olmasını istememeliyiz.”
Sahra Altı Afrika'dan Fas'ta getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. Ulusal sanat ve mirasın bir parçası olan bu müzik türü bugün dünyanın dört bir yanında dinleniyor.

Ailenin reddi
‘Kölelerin torunları’ diye nitelendirilen kabilelerden kişilerle evliliğin yasaklandığını anlatan 35 yaşındaki Ali yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:
“Ailem, kökenlerimin Murabıtlara bağlı asil bir aileden gelmesi nedeniyle Haratin topluluğuna ait bir kadınla evlenmemi istemedi. Bir kadın, ten rengi veya ataları köle olduğu için hor görülemez. Bu nedenle ailemin kabul etmememsine rağmen bu kişiyle dünya evine girdim. Bu da köyde istisna bir tecrübe oldu.”
Koyu renk tenli Haratinler, eski zamanlarda kölelikten muzdarip insanlardı. Ancak Fas'taki bazı kabileler halen renk ve ırka göre sosyal hiyerarşi ve bölünmeyi benimsiyor.

Onlara halen köle olarak bakılıyor
Independent Arabia’ya konuşan Ali, Güney Fas’ın Ouarzazate şehri eteklerinde yaşayan, kabile adetlerinin siyah tenlilerle evliliği yasakladığı bir topluluktan geliyor.
Ali’nin anlattığına göre toplum değişmeye başlamış. Değişen siyahlar kendilerini çeşitli alanlarda kanıtlamış olsalar da bazı kabileler halen bu kişileri köle olarak görüyor.
Evlendikten sonra eşiyle beraber Kazablanka’ya söyleyen Ali, “Nitekim evliliğimi kabul etmediler. Halen daha atalarımızın ve asillerin lanetinin benim peşimi bırakmayacağına inananlar var. Ancak ben evliliğimden memnunum. Eşimin ten rengi ya da atalarının tarihi onunla olan ilişkime zarar vermiyor” diyor.

Başarılarına rağmen hor görülüyorlar
Fas'ın güneydoğusundan, Guelmim şehrinden Afrika İnsan Hakları Vakfı Şube Başkanı Nadi Hüseyin de şu açıklamalarda bulunuyor:
“Bir grup aile halen kendilerini bölgenin ileri gelenleri olarak görüyor. Eski bakış açısını sürdürüyorlar. Haratin toplumunun eğitim ve toplumsal başarılarına rağmen diğer kabileler bunu umursamıyor ve onları hor görmeyi sürdürüyor. Ten rengi nedeniyle şiddete sebebiyet veren ayrımcılık vakaları gözlemledik. Siyahların görüş beyan etmelerini engelliyorlar.”
Guelmim’de aktif olan vakıf, her türlü ayrımcılık ve ırkçılığa karşı duruyor.

“Atalarımız, efendilerin evlerinde çalışıyordu”
Independent Arabia’ya konuşan Hüseyin, “Evlilik mevzubahis olduğunda koyu renki bir adam beyaz tenli bir kadınla evlenemez. Çünkü bu noktada etnik köken ve ten rengi devreye girer. Bu konuları gündeme getirmek ve farkındalık yaratmaya katkıda bulunmak için münakaşa ve münazaralar yürütmeye çalışıyoruz” diyor.
Fas’ın kuzeyinde Şafşavan’ın eteklerinde yaşayan Muhammed de şunları söylüyor:
“Atalarım, bir zamanlar yaygın olan köle ticareti nedeniyle Fas'ın kuzeyine gelip burada efendilerin evinde çalışmış. Köleliğin kaldırılmasının ardından da burada yerleşik hayata geçmişler. Bazıları atalarının tarihini halen yâd ediyor. Diğer yandan kızını değersiz gördüğü bir siyah ile evlendirmeyi reddedenler var.  Irkçılık, maalesef hayatımızın bir parçası haline geldi. Bazen şaka yoluyla bir şey söyleniyor ancak biz bundan etkileniyoruz. Yine de bu durumla birlikte yaşamaya çalışıyoruz.”
Şafşavan’ın Bojaad köyünde yaşayan Bojaad Kalkınma ve İşbirliği Derneği Başkanı Abdusselam Evlad Hamidu, “Bu köydeki ırkçılık, kasıtlı olarak ortaya çıkmadı. Siyahlar bununla birlikte yaşamaya alışmış durumda. Bazıları şaka yollu ‘siyah adam’ tabirinin kullanılmasına alıştı. Beyaz tenlilerle evlenenler de oldu. Ancak son yıllarda önemli değişiklikle yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

“İstisnalar var, genelleme yapmamalıyız”
Hamidu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Evliliğin reddedilmesi her zaman ten rengiyle ilişkilendirilmemeli. İstisnalar var, genelleme yapmamalıyız. Ten renginin verdiği aşağılık duygusu artık aşıldı. Zirâ köylerde önemli işlerde çalışan ve akademik başarıyı yakalamış siyahlar var.”
Bojaad köyünde siyahların yanında büyümüş olan Abdusselam, bu bölgelerde ırkçılığın zayıf olduğunu belirtiyor.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.