Fas’ta koyu tenlilerin lakabı, ‘kölelerin torunları’

Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
TT

Fas’ta koyu tenlilerin lakabı, ‘kölelerin torunları’

Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)
Sahra Altı Afrika'dan Fas'a köle olarak getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. (sosyal medya)

İlham et-Talibi
Köle olarak getirilenlerin torunları bugün dahi aşağılayan bakış açısından muzdarip. Ten renkleri koyu olduğu için evlenmeleri engelleniyor, günlük olarak ya da daimi bir şekilde ırkçılık sorunuyla, bazen de zorbalıkla karşı karşıya kalıyorlar.

“Aşağılanmış hissediyorum”
Irkçılık ve ayrımcılığa karşı çıkan bir kolektifte görevli Murad er-Raki, hissettiklerini şu kelimelerle anlatıyor:
“Bana siyah adam dedikleri zaman aşağılanmış hissediyorum. Bu, tarifi olmayan bir his olsa da hiddetli bir şekilde cevap vermekten kaçınıyorum. Çünkü bu gibi ırkçı davranışlarla baş edemem. Bu nedenle bu gerçeği kabul etmeye ve aynı şeyi beyaz tenlilere yapmamaya çalışıyorum. Bu ırkçılık, bazılarının siyahların köle veya ‘Haratin’; beyazların ise efendiler olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyor. Bence dünyayı küçük bir köye dönüştürmek ve sosyal medya, ırk ve ten rengine göre sınıflandırmaların değişmesine katkıda bulundu.”

Kendi ırkından veya renginden olmayanlarla evlenmemek
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamaları bulunan Raki sözlerine şöyle devam ediyor:
“Halen kendi ırkından veya renginden olmayanlarla evlenmeme yönünde nasihatte bulunan atalarının sözlerini dinleyen kabileler var. Bu kuralı ihlal etmenin onları hayatları boyunca takip edecek bir laneti peşi sıra getireceğini düşünüyorlar. En tehlikeli ırkçılık türü, renklere göre ayrımcılığa neden olan etnik olandır. Alışveriş yaptığım sırada bana siyah olduğum için daha az değerli bir insanmışım bakışı atan ya da önceliği beyazlara veren kişilerle karşılaşıyorum.”

Beyaz ten önceliği
Güney Fas'ın Guelmim şehrinde yaşayan Murad er-Raki açıklamasında dayanışmanın önemine dikkat çekiyor:
“Bu sosyal hastalık bazılarında bilinç olarak yerleşmiş durumda. Çünkü beyaz ten sahibinin her şeyde önceliğinin olduğunu düşünüyorlar. Bir kişinin ten renginin koyu olduğu anlaşıldığında her zaman diğerlerinden daha az değerli biri olarak görülür ve siyah adam lakabını alır. Irkçılık ve ten rengi ile sosyal sınıflandırmalar, bazı aşiret toplumlarında insanları etkisi altına almaya devam ediyor. Ancak farklılık ve dayanışma kültürlerini aramızda yaymalıyız, yaşamın özünün çeşitlilikten doğduğu fikrini özümsemeliyiz. Birinden bize benzemesini ya da bizim bir kopyamız olmasını istememeliyiz.”
Sahra Altı Afrika'dan Fas'ta getirilen kölelerin acılarını anlatan Gnawa müziği, bilhassa siyah Faslılar için sembolik bir anlam taşıyor. Ulusal sanat ve mirasın bir parçası olan bu müzik türü bugün dünyanın dört bir yanında dinleniyor.

Ailenin reddi
‘Kölelerin torunları’ diye nitelendirilen kabilelerden kişilerle evliliğin yasaklandığını anlatan 35 yaşındaki Ali yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:
“Ailem, kökenlerimin Murabıtlara bağlı asil bir aileden gelmesi nedeniyle Haratin topluluğuna ait bir kadınla evlenmemi istemedi. Bir kadın, ten rengi veya ataları köle olduğu için hor görülemez. Bu nedenle ailemin kabul etmememsine rağmen bu kişiyle dünya evine girdim. Bu da köyde istisna bir tecrübe oldu.”
Koyu renk tenli Haratinler, eski zamanlarda kölelikten muzdarip insanlardı. Ancak Fas'taki bazı kabileler halen renk ve ırka göre sosyal hiyerarşi ve bölünmeyi benimsiyor.

Onlara halen köle olarak bakılıyor
Independent Arabia’ya konuşan Ali, Güney Fas’ın Ouarzazate şehri eteklerinde yaşayan, kabile adetlerinin siyah tenlilerle evliliği yasakladığı bir topluluktan geliyor.
Ali’nin anlattığına göre toplum değişmeye başlamış. Değişen siyahlar kendilerini çeşitli alanlarda kanıtlamış olsalar da bazı kabileler halen bu kişileri köle olarak görüyor.
Evlendikten sonra eşiyle beraber Kazablanka’ya söyleyen Ali, “Nitekim evliliğimi kabul etmediler. Halen daha atalarımızın ve asillerin lanetinin benim peşimi bırakmayacağına inananlar var. Ancak ben evliliğimden memnunum. Eşimin ten rengi ya da atalarının tarihi onunla olan ilişkime zarar vermiyor” diyor.

Başarılarına rağmen hor görülüyorlar
Fas'ın güneydoğusundan, Guelmim şehrinden Afrika İnsan Hakları Vakfı Şube Başkanı Nadi Hüseyin de şu açıklamalarda bulunuyor:
“Bir grup aile halen kendilerini bölgenin ileri gelenleri olarak görüyor. Eski bakış açısını sürdürüyorlar. Haratin toplumunun eğitim ve toplumsal başarılarına rağmen diğer kabileler bunu umursamıyor ve onları hor görmeyi sürdürüyor. Ten rengi nedeniyle şiddete sebebiyet veren ayrımcılık vakaları gözlemledik. Siyahların görüş beyan etmelerini engelliyorlar.”
Guelmim’de aktif olan vakıf, her türlü ayrımcılık ve ırkçılığa karşı duruyor.

“Atalarımız, efendilerin evlerinde çalışıyordu”
Independent Arabia’ya konuşan Hüseyin, “Evlilik mevzubahis olduğunda koyu renki bir adam beyaz tenli bir kadınla evlenemez. Çünkü bu noktada etnik köken ve ten rengi devreye girer. Bu konuları gündeme getirmek ve farkındalık yaratmaya katkıda bulunmak için münakaşa ve münazaralar yürütmeye çalışıyoruz” diyor.
Fas’ın kuzeyinde Şafşavan’ın eteklerinde yaşayan Muhammed de şunları söylüyor:
“Atalarım, bir zamanlar yaygın olan köle ticareti nedeniyle Fas'ın kuzeyine gelip burada efendilerin evinde çalışmış. Köleliğin kaldırılmasının ardından da burada yerleşik hayata geçmişler. Bazıları atalarının tarihini halen yâd ediyor. Diğer yandan kızını değersiz gördüğü bir siyah ile evlendirmeyi reddedenler var.  Irkçılık, maalesef hayatımızın bir parçası haline geldi. Bazen şaka yoluyla bir şey söyleniyor ancak biz bundan etkileniyoruz. Yine de bu durumla birlikte yaşamaya çalışıyoruz.”
Şafşavan’ın Bojaad köyünde yaşayan Bojaad Kalkınma ve İşbirliği Derneği Başkanı Abdusselam Evlad Hamidu, “Bu köydeki ırkçılık, kasıtlı olarak ortaya çıkmadı. Siyahlar bununla birlikte yaşamaya alışmış durumda. Bazıları şaka yollu ‘siyah adam’ tabirinin kullanılmasına alıştı. Beyaz tenlilerle evlenenler de oldu. Ancak son yıllarda önemli değişiklikle yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

“İstisnalar var, genelleme yapmamalıyız”
Hamidu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Evliliğin reddedilmesi her zaman ten rengiyle ilişkilendirilmemeli. İstisnalar var, genelleme yapmamalıyız. Ten renginin verdiği aşağılık duygusu artık aşıldı. Zirâ köylerde önemli işlerde çalışan ve akademik başarıyı yakalamış siyahlar var.”
Bojaad köyünde siyahların yanında büyümüş olan Abdusselam, bu bölgelerde ırkçılığın zayıf olduğunu belirtiyor.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.