Beyrut’ta gösterilerin gündemi: Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve ekonomi

Eylemciler, 6 Haziran’da Beyrut’un merkezinde toplandı (AP)
Eylemciler, 6 Haziran’da Beyrut’un merkezinde toplandı (AP)
TT

Beyrut’ta gösterilerin gündemi: Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve ekonomi

Eylemciler, 6 Haziran’da Beyrut’un merkezinde toplandı (AP)
Eylemciler, 6 Haziran’da Beyrut’un merkezinde toplandı (AP)

Lübnanlı aktivistler 17 Ekim halk hareketini canlandırma girişimi çerçevesinde kötüleşen yaşam koşullarını protesto etmek için, başkent Beyrut’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda toplanma çağrısı yaptı.
Gösteri çağrıları ile Hizbullah’ın silahsızlandırılması talebinin yeniden gündeme gelmesi protestoların kapsamını genişletiyor.
Eylemciler, Temsilciler Meclisi’ne ulaşmaya çalışırken, Beyrut’un merkezinde eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar patlak verdi. Bazı eylemciler, mağazaların camlarını kırıp, Le Gray Oteli girişini de ateşe verirken, daha sonra Temsilciler Meclisi yakınlarına çevik kuvvet polisi konuşlandı ve eylemcileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz bombası kullandı. Güvenlik güçleri de güvenliğini korumak amacıyla barışçıl vatandaşlardan protestoların gerçekleştiği alanlardan geri çekilmelerini istedi.
Öğleden sonra göstericilerin sayısı artmaya başlarken, eylemciler taş ve sopalar kullanmaya başladı. ‘Bireysel sorun’ ifadesi, çatışmadan sonra eylemcilerle mücadeleye katılmayı reddeden Hizbullah ve Emel hareketi yandaşlarının yorumlarını gölgede bıraktı.
Bir grup eylemci, Hizbullah’ın silahlanmasına karşı tezahüratlar yaparak, ‘ringe’ yaklaşmaya çalışırken, ordunun engelleriyle karşılaştı. Bunun üzerine eylemciler, güvenlik güçlerine taş fırlatarak yanıt verdi. Hizbullah ve Emel hareketlerinden herhangi bir güvenlik bozulması yaşanmaması uyarılarına rağmen, gençler sokaklara akın etti ve taş fırlatmaya başladı.
Eylemler, yaşamsal ihtiyaçların karşılanması çağrıları yaparken, sokaklardan hükümetin devrilmesine yönelik sesler de yükseldi. Hükümetin bir kota hükümeti olduğunu savunan eylemciler, kuruluşundan bu yana kötüleşen finansal çöküşü önleyecek herhangi bir plan uygulayamadığını vurguladı.
Yolsuzlukla Mücadele İzleme Örgütü’nden avukat ve siyasi aktivist Ali Abbas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bir izleme örgütü olarak, gösterilere katılmadık. Çünkü erken seçim sloganına karşıyız. Mevcut yasa değişebilen yeni bir siyasi sınıf üretmiyor” ifadelerini kullandı. Abbas, “Bunlar devrimin talepleridir. Erken seçim sloganını yükseltmek mevcut koşullar altında fayda sağlamaz” dedi.
Emekli askerler ise Lübnan bayrağının fotoğrafını taşıyan maskeler takarak, ‘düşünce baskısını, gözdağı verilmesini ve ihaneti reddettiklerini söylerken, “Çünkü gündemdeki hiçbir mesele korunmuyor” dedi.
Bir eylemci de uluslararası kararların uygulanması çağrısında bulunarak, “Bu kararlar, insanların geçim taleplerinin yerine getirilmesine olanak tanıyan egemenliği sağlar. Ayrıca Hizbullah’ın silahsızlandırılması çağrısında bulunan bu kararlar uygulanmıyorsa uluslararası toplum da Lübnan’a yardım etmeyecek” ifadelerini kullandı.
Aktivist Behcet Selame, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Katılmayacak grupların ve eylemcilerin sloganlarla ortaya koydukları yanlış haberlere rağmen hareket, devrimin bir sınavıdır. Her grup, Lübnanlıların yaşadığı krizlerle ilgili taleplerini paylaştı. Ancak unutmamak gerekir ki Hizbullah’ın devlete karşı hegemonyası ve silahlanması nedeniyle şu anda egemenlik sağlanmıyorsa, geçim kaynakları çağrıları ve finansal talepler yerine getirilmeyecek” değerlendirmesinde bulundu.
Bir eylemci de “Amaç, bölünmek yerine birleşmeye yönelik taleplerle sınırlandırılmalıdır. Hizbullah’ın silahlanması, Temsilciler Meclisi’nde tartışılmalıdır” açıklamasında bulundu, Akkar ve Trablus bölgelerinden gelen vatandaşlar da ‘hareketlerinin, açlıktan ve vatandaşlar için ekmek sağlanamamasından kaynaklandığını’ vurguladı.



Bağdat'ta Ketaib Hizbullah'ı hedef alan saldırılarda iki kişi öldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
TT

Bağdat'ta Ketaib Hizbullah'ı hedef alan saldırılarda iki kişi öldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)

AFP'nin güvenlik yetkililerine dayandırdığı habere göre bu sabah Bağdat'ta düzenlenen iki saldırıda, İran yanlısı Irak Hizbullah Tugayları'nın iki üyesi öldürüldü; bunlardan biri "önemli bir şahsiyetti." Bu saldırılar, Ortadoğu'daki savaşın başlamasından sonra Irak başkentinde düzenlenen ilk saldırılar oldu.

Güvenlik yetkilisi, “Bu sabah 2:15’te Ketaib Hizbullah'ın karargahı olarak kullanılan bir eve füze saldırısı düzenlendi ve saldırıda önde gelen bir şahsiyet hayatını kaybetti (...) ve iki kişi de yaralanarak hastaneye kaldırıldı” dedi.

Bugün erken saatlerde Bağdat'ın merkezinde patlamalar meydana geldi ve ardından ambulans sirenleri duyuldu. Görgü tanıkları, İran'a bağlı Irak silahlı gruplarının karargahların bulunduğu Arasat bölgesinden duman yükseldiğini bildirdi.

Bir güvenlik yetkilisi, "Bağdat'ın doğusundaki Nehrevan bölgesinde Halk Haşdi Şabi mensubu bir kişinin, bulunduğu araca düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiğini" bildirdi.

Bir başka güvenlik yetkilisi ölü sayısını doğrularken, Haşdi Şabi yetkilisi ölen kişinin Ketaib Hizbullah üyesi olduğunu belirtti.

28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail-İran savaşı başından bu yana, İran yanlısı gruplara ait Irak üsleri, Haşdi Şabi üslerine yönelik saldırıların hedefi oldu.

Washington bu grupların birçoğunu "terörist" olarak sınıflandırıyor.


İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için Amerika'nın desteği

İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
TT

İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için Amerika'nın desteği

İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)
İsrail ordusunun asker çıkardığı ve ağır bombardımanla onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu Nebi Şit kasabasında bir vatandaş Hizbullah bayrağını dalgalandırıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Hizbullah'ın "düşman olduğunu, Lübnan hükümeti veya halkının düşman olmadığını" iddia ederek, İsrail'in Hizbullah'tan "kurtulması" için görünüşte bir kılıf sağladı.

Şarku’l Avsat'ın İsrail'in Lübnan devletine ait sivil tesisleri ve altyapıyı hedef alması ve Trump yönetiminin İsrail güçlerinin Lübnan topraklarına derinlemesine nüfuz etmesine "yeşil ışık" yaktığı yönündeki haberlere ilişkin sorularına yanıt olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Başkan Trump'ın bu hafta şunları söylediğini aktardı: "Lübnan halkını seviyoruz ve çok çalışıyoruz. Hizbullah'tan kurtulmalıyız." Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in, Hizbullah ve topraklarını tehdit eden diğer İran destekli terörist güçlere karşı kendini savunma hakkını tamamen destekliyor" diyerek, "İsrail'in düşmanı Hizbullah'tır, Lübnan hükümeti veya halkı değil" diye vurguladı. Sözcü ayrıca, "Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan hükümetinin Hizbullah'ı silahsızlandırma ve İran'ın Lübnan'daki tüm vekalet faaliyetlerine son verme niyetini destekliyor" diyerek, bunu "bölgesel barışa doğru atılmış önemli bir adım" olarak değerlendirdi.

Bu açıklamalar, Lübnan'ın güneyde ve muhtemelen Bekaa Vadisi'nde de büyük ölçekli bir İsrail işgalinin eşiğinde olduğunu gösteriyor.

İsiminin açıklanmasını itemeyen sözcü, "özel diplomatik görüşmeler" olarak nitelendirdiği konu hakkında yorum yapmaktan kaçınarak, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'nın "Lübnan ile diplomatik çabalarımızı aktif olarak yönettiğini" belirtti.

ABD'li yetkili, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın İsrail ile doğrudan müzakereler yapılması yönündeki önerileri hakkında yorum yapmadı; ancak Trump yönetimi, 1948'den beri süregelen düşmanlık durumunu sona erdirecek bir barış anlaşmasını destekliyor.

Lübnan'dan bir müzakere heyetinin kurulması olasılığına ilişkin haberler arasında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaş sırasında Lübnan dosyasını yönetmekle eski bakan Ron Dermer'i görevlendirdi.

Amerikan ve İsrail medyasında son zamanlarda yer alan haberlere göre Başkan Trump, İsrail'e Lübnan'daki faaliyetlerini genişletmesi için "izin vermiş" veya "yeşil ışık yakmış" olabilir; bu genişleme, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgenin kontrolünü ve Hizbullah'ın askeri altyapısının tasfiye edilmesini de içerebilir.

Axios haber sitesi, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail başbakanının hükümetinin "Gazze'de yaptıklarımızı" tekrarlayacağını, buna Hizbullah'ın silah depolamak ve saldırı düzenlemek için kullandığı binaların yıkılmasının da dahil olduğunu söylediğini aktardı.

İsrail ordusu, İran'la savaşın başlamasından bu yana Lübnan sınırına üç zırhlı tümen ve bir piyade tümeni konuşlandırdı ve son iki haftadır bazı kara birlikleri sınırlı operasyonlar düzenledi.

Beyaz Saray yetkilisi, "Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah'tan gelen tehditlere karşı kendini savunma hakkını tanımaktadır" dedi ve ekledi: "Askeri operasyonlarıyla ilgili yorum için sizi İsrail hükümetine yönlendiriyorum."

ABD yetkilileri, İsrail'in Refik Hariri Uluslararası Havalimanı ve ona giden yolları hedef almayacağına dair anlaşmaya vardığını söyledi.

Axios ise bir ABD yetkilisinin şu sözlerini aktardı: "İsrailliler, Hizbullah'ın bombardımanını durdurmak için gerekeni yapmalıdır."


İsrail, savaşın başlangıcından bu yana İran'a 7 bin 600, Lübnan'a ise bin 100 hava saldırısı düzenledi

Tahran'da saldırıya uğrayan bir petrol depolama tesisinden alevler yükseliyor (AP)
Tahran'da saldırıya uğrayan bir petrol depolama tesisinden alevler yükseliyor (AP)
TT

İsrail, savaşın başlangıcından bu yana İran'a 7 bin 600, Lübnan'a ise bin 100 hava saldırısı düzenledi

Tahran'da saldırıya uğrayan bir petrol depolama tesisinden alevler yükseliyor (AP)
Tahran'da saldırıya uğrayan bir petrol depolama tesisinden alevler yükseliyor (AP)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, ABD ile başlayan saldırının üzerinden iki hafta geçmesine rağmen İran'a 7 bin 600, Hizbullah ile savaşın 2 Mart'ta başlamasından bu yana ise Lübnan'a bin 100 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ordu dün yaptığı açıklamada, "İran genelinde operasyonlar yürüttüğünü ve yaklaşık 7 bin 600 hava saldırısı gerçekleştirdiğini, bunların 2 binden fazlasının İran rejimine ait karargah ve hedeflere, yaklaşık 4 bin 700'ünün ise İran füze programına yönelik olduğunu" belirtti.

Ordu ayrıca, Lübnan'da da " bin 100'den fazla hava saldırısı" gerçekleştirdi; bunların yaklaşık 190'ı Hizbullah'ın seçkin birliği Radvan Gücü'nü hedef alırken, 200'den fazla hava saldırısı da füze rampaları veya fırlatma rampalarına yönelikti.

Norveç Mülteci Konseyi, İsrail'in Hizbullah ile savaşın devam etmesi nedeniyle sakinlerden tahliye talebinde bulunduğu alanı perşembe günü genişletmesinin ardından, tahliye bildirimlerinin artık Lübnan topraklarının yüzde 14'ünü kapsadığını belirtti.

Ortadoğu'daki savaş, ABD-İsrail ortak saldırılarının ilk gününde İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak Hizbullah'ın İsrail'e roket fırlatmasının ardından 2 Mart'ta Lübnan'a sıçradı. O zamandan beri İsrail, Lübnan'a geniş çaplı hava saldırıları, güneyine yönelik askeri müdahaleler ve halk için tekrarlanan tahliye uyarılarıyla karşılık verdi.

Konsey dün yaptığı açıklamada, "İsrail'in tahliye emirleri şu anda yaklaşık bin 470 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor; bu da Lübnan'ın alanının yüzde 14'üne tekabül ediyor ve güneyi, Beyrut'un güney banliyölerini ve ülkenin doğusundaki Bekaa Vadisi'nin bazı kısımlarını kapsıyor" ifadelerini kullandı.

Lübnan yetkilileri, savaşın başlamasından bu yana ülke içinde 800 binden fazla yerinden edilmiş kişiyi kayıt altına aldı; bunlardan yaklaşık 130 bini resmi sığınaklara yerleşti.