ABD’de 3 büyük krizin ortasında geçen başkanlık yılı

ABD büyük bir toplumsal dönüşüm süreci mi yaşıyor?

Washington'daki ırkçılık karşıtı protestolar sırasında Lincoln Anıtı’nı koruyan Ulusal Muhafız güçlerinin karşısında duran bir gösterici (AFP)
Washington'daki ırkçılık karşıtı protestolar sırasında Lincoln Anıtı’nı koruyan Ulusal Muhafız güçlerinin karşısında duran bir gösterici (AFP)
TT

ABD’de 3 büyük krizin ortasında geçen başkanlık yılı

Washington'daki ırkçılık karşıtı protestolar sırasında Lincoln Anıtı’nı koruyan Ulusal Muhafız güçlerinin karşısında duran bir gösterici (AFP)
Washington'daki ırkçılık karşıtı protestolar sırasında Lincoln Anıtı’nı koruyan Ulusal Muhafız güçlerinin karşısında duran bir gösterici (AFP)

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başkanlık seçimlerine beş ay kala, sonuçlarının tahmin edilmesi gittikçe zorlaşan büyük siyasi riskleri yeniden tanımlayan üç büyük tehlikenin (küresel salgın, derin bir ekonomik durgunluk ve ırkçılık karşıtı protestolar) bir araya geldiği bir ‘başkanlık yılı’ (presidential year - başkanlık seçimlerinin yapıldığı yıl) ile karşı karşıya.
Peki, ABD büyük bir toplumsal dönüşüm süreci mi yaşıyor? Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının daha da şiddetlendirdiği eşitsizliklerin aynı şekilde kalmaya devam mı edecek yoksa düzelecek mi? Bu sorular, mevcut Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump ve Demokrat rakibi Joe Biden'ın karşı karşıya geldiği başkanlık seçimleri kampanya sürecinin ortasında ortaya atıldı.
Kovid-19 virüsü nedeniyle ABD’de 110 bin kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, dünyada Kovid-19 kaynaklı en fazla ölümün ABD’de gerçekleştiği anlamına geliyor. Bununla birlikte salgının önüne geçmek amacıyla ekonomi çarkının durdurulması sonucu 12 milyon kişi işini kaybetti. Öte yandan Afro-Amerikalı George Floyd'un Minneapolis'te beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından ABD’nin birçok şehrinde ırkçılığa karşı başlatılan büyük bir protesto hareketi başladı.
ABD'li filozof ve aktivist Dr. Cornel West, birbiri ardında yaşanan krizlerinde ‘ABD için gerçek bir an’ olduğunu düşünürken Pennsylvania Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü Daniel Gillion, “Bu çok zor bir an” ifadelerini kullandı. Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) haberine göre Prof. Gillion, bu krizlerin, sağlık sistemine sınırlı erişimi olan, beyaz Amerikalılardan daha fakir ve sıklıkla polis şiddetine maruz kalan Afro-Amerikalılar açısından ‘korkunç’ bir durum olduğunu söyledi. Prof. Gillion, “Siyahların bu tür sıkıntılar, acılar ve zorluklar yaşadığı başka bir dönem daha hatırlamıyorum” şeklinde konuştu.
Afro-Amerikalılar, Kovid-19 salgınında ağır darbe aldılar. Ülkede işsizlik oranı geçtiğimiz Mayıs ayında yüzde 13,3 oranında ani bir düşüş yaşarken işsiz Afro-Amerikalıların oranı yüzde 16,8'e yükseldi. Öte yandan Minneapolis'te Derek Chauvin adlı beyaz bir polis memurunun yere yatırdığı George Floyd'un boynuna ölene kadar diziyle bastırışını gösteren videonun yayınlanmasının ardından ABD’deki ırkçılık yarası yeniden kanamaya başladı. Bu hafta Minneapolis’te düzenlenen bir protesto gösterisine katılan 30 yaşındaki Kayla Peterson, “Afro-Amerikalıların boynunda köleliğin kaldırılmasından bu yana bir diz var. Biz hiç özgür olmadık” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Başkan Trump sakinleştirici bir rol oynayabilirdi. Ancak bunun yerine askerleri sokaklara konuşlandırmakla tehdit ederek ve ‘hırsızlar ve kaosçular’ olarak tanımladığı göstericilere karşı ‘yasa ve düzen’ uygulama çağrısında bulunarak halkın öfkesini körüklemekle suçlandı. Geçtiğimiz  hafta gösteriler sırasında hasar gören bir kilisenin önünde elinde İncil ile fotoğraf çektirmek için Beyaz Saray'dan çıkması, gelenekçilere, muhafazakarlara ve evanjelistlere bir mesaj göndermek amacıyla yapılan kışkırtıcı bir çıkış olarak tanımlandı.
Öte yandan Demokratların başkan adayı Joe Biden,  Trump'ın başkanlığının ‘ciddiye alınmadığını’ söyledi. Sosyal izolasyon nedeniyle haftalardır Delaware eyaletindeki evinde siyasetten uzak kalan Demokrat aday, mevcut anı yakalamaya kararlı gibi görünüyordu. 77 yaşındaki tecrübeli Demokrat, Trump'tan uzaklaşan bağımsız seçmenleri kendisine çekerken ülkesinin geçtiği mevcut dönemi, partisinin ilerici ve ılımlı kanatlarını bir araya getirebilen bir barış adamı olarak sunulma fırsatı olarak görüyor. Biden geçtiğimiz cuma günü Twitter hesabından paylaştığı bir tweette, “Bu ülkenin tüm sakinleri için bir gerçek bir söz verme zamanı geldi” yazdı.
Ancak uzmanlar, kaosa rağmen Trump'ın yeniden seçilebileceğini düşünüyorlar. Prof. Daniel Gillion, “Başkan, ırkçılık hakkında yapıcı bir şekilde konuşabilirse, sağlık ve ekonomi alanlarındaki faaliyetler yeniden başlayabilirse güçlü bir başkan olarak yerini koruyabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu arada Trump'ın popülaritesiyle ilgili yapılan anketlerde son dönemde özellikle yeniden seçilmesini sağlayacak başlıca seçmenler olan yaşlılar ve evanjelistler arasında Trump’a verilen destek oranında bir düşüş olduğu gözlemlendi. Salgının başlarında harekete geçmekte geç kalması, beyaz kadınların bu konudaki rahatsızlıklarını dile getirmeleri ve göstericilere karşı asker konuşlandırmakla ilgili tehditlerde bulunması Trump’ın popülaritesinde düşüşe neden oldu.
Purdue Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan ve Afro-Amerikalılarla ilgili çalışmalar yapan Nadia Brown, beyaz kadınların Trump’ın ‘salgın sürecini yönetiş şeklinden rahatsız olduklarını’ söylediler. Ancak Brown’a göre tüm bunlar Biden'a gümüş bir tepside zafer kazandırmaya yetmiyor.  Biden'ı ‘yedi canlı bir kedi' olarak gören Brown, Trump'ın ise ‘12 canı’ olduğunu düşünüyor.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.