PUBG, Arap kullanıcılarını kaybetme korkusuyla tartışmalı güncellemesini kaldırdı

PUBG, genç ve çocuklar arasında oldukça revaçta (oyunun resmi Facebook sayfası)
PUBG, genç ve çocuklar arasında oldukça revaçta (oyunun resmi Facebook sayfası)
TT

PUBG, Arap kullanıcılarını kaybetme korkusuyla tartışmalı güncellemesini kaldırdı

PUBG, genç ve çocuklar arasında oldukça revaçta (oyunun resmi Facebook sayfası)
PUBG, genç ve çocuklar arasında oldukça revaçta (oyunun resmi Facebook sayfası)

Hamide Ebu Hamile
Eskiden kullandığımız ‘oyun’ kelimesi belki de "masumiyet" anlamına geliyordu. Tek amacı eğlenmek, keyif almak ve vakit geçirmekti; hayatın ciddi meselelerinden kaçınmaktı. Şimdiki oyunlar ise öyle bir hale geldi ki haklarında fetva çıkarılması gerekir oldu. Toplum ve dini otoriteler, birtakım oyunlar karşısında uyarılarda bulunmak zorunda kaldı. Zirâ iki yıl önceki Mavi Balina oyununda olduğu gibi şiddete, yalnızlığa, fanatizme hatta intihara teşvik eden kışkırtıcı oyunlar üretilmeye başladı. Nitekim benzer hususlar diğer bir meşhur online oyun olan PUBG çılgınlığına da sıçradı. Öyle ki, yankıları Mısır’daki Darul İfta, El Ezher Uluslararası Elektronik Fetva Merkezi’ne kadar ulaştı. Irak, Ürdün ve Hindistan da dahil olmak üzere birçok ülkede daha önce oyun ile ilgili uyarılar yapılmıştı.

Dünya çapında oynanan PUBG tartışması bitmiyor
Genç ve çocuklar arasında oldukça revaçta olan, 2018 istatistiklerine göre dünya genelinde iki yüz milyondan fazla oynayanı bulunan (bu rakamın koronavirüs döneminde ikiye katlanması muhtemel) oyun hakkında Mısır’da dönen tartışmalar, 2017’de çıkartılmasından bu yana dönem dönem gündeme geldi. Ancak yeni gelen güncelleme ile oyunun bir aşamasında oyuncunun ayrıcalıklar elde etmek için puta tapması, son günlerde işleri daha da kızıştırdı. Bu güncellemeden oldukça rahatsız olan Arap kullanıcılar, sosyal medyada oyunun akıllı cihazlardan kaldırılması ve yasaklanması için bir kampanya başlattı.
Bunun üzerine, silah elde edip hayatta kalmak için yarışılan, çeşitli aşamalardan geçilen, aynı anda 100 oyuncunun katılabildiği oyunla ilgili şikayet ve fetva taleplerinde artış yaşandı.

Oyun hakkında Mısır’da dönen tartışmalar, dönem dönem gündeme geldi (oyunun resmi Facebook sayfası)
El Ezher Uluslararası Elektronik Fetva Merkezi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bu oyunu oynamanın riski, oyun içinde ayrıcalıklar elde etmek için oyuncunun puta tapması güncellemesinin gelmesiyle son zamanlarda artmaya başladı. Hiç şüphesiz ciddi tehlike arz eden bu husus, çoğu genç ve çocuklardan oluşan oyuncuların kalplerine önemli ölçüde aksedecektir. Bir çocuk veya gencin sanal bir oyunda dahi olsa bir fayda talep etmek veyahut bir zararın defedilmesini istemek için Allah-u Teala’dan başkasına yönelmesi, Allah inancına halel getirecektir. Aynı zamanda bu bir taşa tapınmayı ne zararı ne de faydası olan önemsiz bir husus haline getirecektir.”

Hızlı cevap
Aktif günlük kullanıcı sayısı otuz milyonu aşan, kârı ise geçen yılın sonlarına kadar bir buçuk milyar doları bulan oyunun yetkililerinin bu konuya verdiği cevap ise kendilerine para kazandıran oyuncuları kaybetmeme hırslarından ötürü oldukça hızlıydı: Güncelleme derhal kaldırıldı. PUBG tarafından yayınlanan bildiride şu ifadeler kullanıldı:
“PUBG MOBILE, oyundaki son güncellemenin neden olduğu endişeleri ve korkulara değinmek istiyor. Oyundaki yeni özelliklerin bazı oyuncuları rahatsız edişinden kaynaklanan derin üzüntümüzü ifade etmek istiyoruz. Oyuncularımızın değerlerine, geleneklerine ve ibadetlerine değer veriyor, saygı duyuyoruz. Verdiğimiz herhangi bir zarar veya memnuniyetsizlikten dolayı üzgünüz. Bu nedenle gerekli önlemleri almaya başladık. Can sıkıcı özelliği kaldırdık, ilgili görsel içerikleri de kaldırmak üzerine çalışıyoruz. PUBG MOBILE ekibi tüm din ve kültürleri takdir ediyor ve hepsine saygı duyuyor, aynı zamanda herkes için güvenli ve kapsayıcı bir oyun ortamı sağlamak için elinden geleni yapıyor. Oyuncularımızın görüşlerini dinlemeye, oyunumuzu geliştirmeye ve yeni özellikleri piyasaya sürmeden önce tüm oyuncuların dinleri, kültürleri ve ibadetlerine uymasını sağlamak için kontrol etme adımlarını geliştirmeye devam edeceğiz. Bu sorunu dikkatimize sundukları ve herkes için oyun deneyimini geliştirmemize yardımcı oldukları için oyuncularımıza teşekkür ederiz.”

Kişisel karantinayı atlatmanın ideal yolu
Bu bildiri; Arap kullanıcıların oyunu boykot ederek Twitter'da attıkları binlerce tweetin ve El Ezher Uluslararası Elektronik Fetva Merkezi’nin uzun açıklamasının ardından geldi. Aynı zamanda Mısır’daki Darul İfta da PUBG MOBILE tarafından yayınlanan özür bildirisini alıntılayarak “Hızlı yanıt için teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Darul İfta’nın yorumu da özellikle de koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında kişisel karantinada kalındığı ve nefes almak için PUBG gibi oyunlara başvurulduğu bu dönemde oyuncular arasında da memnuniyetle karşılandı. Twitter’da AMR adını kullanan bir kullanıcı, “Oyun eğlenceli olabilir, ancak kutsal değildir. Dini ve Kur’an’ı dikkate almak daha önemlidir. Aynı zamanda bu oyun; gençleri bağımlılık, müstehcen siteleri takip etmek gibi yasaklı hususlara alıştırmaktadır” ifadelerini kullandı.
Oyun yapımcıları kendilerini Mısır ve diğer bazı Arap ülkelerindeki olası yasaktan ya da bu tür güncellemelere devam ettikleri müddetçe gerçekleşecek ve zararı olabilecek bir saldırıdan kendilerini kurtarmış görünüyor. Zirâ Hindistan gibi bazı ülkeler, oyunu yasaklamak için yasa ve emirler çıkarmıştı.



Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
TT

Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)

Bilim insanları fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışığı ilk kez görüntülemeyi başardı.

Araştırmacılar ormanlarda saptanan elektrik alanı anomalileri nedeniyle, fırtına sırasında ağaç tepelerinde elektriksel boşalmalar meydana geldiğinden uzun süredir şüpheleniyordu.

Bu hava olayları sırasında bulutlar güçlü bir negatif elektrik yükü biriktirirken, yeryüzünde pozitif bir yük gelişiyor. 

Zıt yüklerin birbirini çekmesinden dolayı yerdeki pozitif yük, negatif olana erişmeye çalışıyor ve genellikle doğada ulaşabileceği en yüksek noktaya, yani ağaç tepelerine çıkıyor.

Yaprakların ucunda biriken yük sonucu oluşan ve korona denen parıltı daha önce laboratuvarda üretilmişti. Ancak doğadaki kanıtı bulunamamıştı.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi'nden Patrick McFarland liderliğindeki ekip de işe laboratuvarda bu koronayı üreterek başladı. 

Fırtına bulutlarını taklit etmek için plastik saksılardaki ladin ve akçaağaçları yüklü metal plakaların altına yerleştirip ışıkları kapattılar.

McFarland, "Laboratuvarda tüm ışıkları, kapıyı ve pencereleri kapatınca koronalar zar zor seçiliyor. Mavi bir parıltı gibi görünüyorlar" diye açıklıyor.

Parıltı zayıf olsa da ultraviyole dalga boylarında da ışık yaydıkları için bilim insanları özel kameralarla bunları yakalamaya karar verdi.

Ekip, 2013 model bir Toyota Sienna'ya hava istasyonu, elektrik alan dedektörü, lazer mesafe ölçer ve ışığı ultraviyole kameraya yönlendirmek için bir periskop yerleştirerek bu neredeyse görünmez kıvılcımları ABD'nin çeşitli bölgelerinde aramaya koyuldu.

Yaklaşık 90 dakikalık görüntülerde 859 ayrı UV sinyali yakalanırken bir bilgisayar programı yardımıyla bunlar 41 korona halinde gruplandırıldı.

Bulguları hakemli dergi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan çalışmaya göre koronolar, 0,1 ila 3 saniye sürüyordu ve genellikle yapraktan yaprağa atlıyor veya aynı yaprakta tekrar oluşuyorlardı.

Bu etkileri Pinus taeda ve Liquidambar styraciflua gibi ağaçlarda da gözlemlediler. 

McFarland "Bunlar gerçekten oluyor" diyerek ekliyor: 

Onları gördük; artık var olduklarını biliyoruz. Sonunda bunun somut kanıtına sahip olmak… Bence işin en keyifli yanı bu.

Araştırmacılar, UV kamera yalnızca dar bir dalga boyu aralığını algılayacak şekilde ayarlandığı için çalışmada kaydedilenden daha fazla korona olabileceğini düşünüyor. 

McFarland, eğer insanlar ağaçlardaki bu parıltıları görebilseydi, sanki binlerce ateşböceği ağaç tepelerinde dans ediyormuş gibi "epey havalı bir ışık gösterisi" oluşacağını söylüyor.

Bulguların koronanın kanıtını sunmasının ötesinde de faydaları olma ihtimali var. 

Bu parıltılar, diğer bileşiklerle tepkimeye girerek pus ve duman oluşumuna katkı sunabilecek büyük miktarda molekül üretiyor. Bu nedenle yeni çalışma, koronanın ormanlardaki hava kalitesini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca koronanın yapraklara zarar vererek ağaç ve orman sağlığını etkilemesi de muhtemel. Ancak bilim insanları bitkilerin kendilerini koruma yöntemleri geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor. 

Independent Türkçe, Science Alert, Smithsonian Magazine, Geophysical Research Letters


ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
TT

ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)

OpenAI ve Google'dan araştırmacılar, ABD Savunma Bakanlığı'na dava açan Anthropic'i destekleyen bir dilekçe sundu.

Anthropic’in, araçlarına sınırsız erişim izni vermeyi reddetmesiyle şirketle Pentagon arasında gerilim başlamıştı.

Claude modelinin geliştiricisi bu kararında kitlesel gözetim ve otonom silahlarla ilgili endişeleri gerekçe gösterirken bakanlık yapay zeka araçlarını, "yasaların izin verdiği tüm amaçlar için kullanmak" istediğini savunmuştu.

Anlaşmazlığın ardından Trump yönetimi, federal kurumlara ve orduyla çalışan yüklenicilere Anthropic'le iş yapmayı bırakmalarını söylemiş ve Pentagon şirketi tedarik zinciri riski olarak belirlemişti.

Bu karar federal kurumların ve yüklenicilerin Anthropic'in yapay zeka sistemlerini kullanmasını engelliyor. Genellikle yabancı şirketleri hedef alan tedarik zinciri riski tanımlamasının ilk kez ABD merkezli bir şirkete karşı kullanıldığı bildiriliyor.

Anthropic bu hamlesi nedeniyle Savunma Bakanlığı'na dün (9 Mart Pazartesi) dava açtı.

Davanın açılmasından birkaç saat sonra OpenAI ve Google'dan yaklaşık 40 araştırmacı, yapay zeka şirketini destekleyen bir dilekçe sundu. 

Google DeepMind'ın baş bilim insanı Jeff Dean'in de imzasının yer aldığı dilekçede, Pentagon'un şirketi "tedarik zinciri riski" olarak etiketleme kararının, Amerikan yapay zeka sektöründe tehlikeli bir emsal oluşturabileceği savunuluyor.

Bilim insanları dilekçede şu ifadeleri kullanıyor:

ABD'nin önde gelen yapay zeka şirketlerinden birini cezalandırma çabasının devam etmesi, şüphesiz ki ABD'nin yapay zeka ve ötesindeki endüstriyel ve bilimsel rekabet gücü üzerinde sonuçlar doğuracak.

Bu adımın, yapay zeka gelişiminin hükümet ve ticari sektörler arasında ayrışmasına yol açabileceği korkusu dile getiriliyor. Bazı kurumlar belirli modellere erişimi kısıtlarken, diğerleri özel pazarlarda kullanılmaya devam edebilir.

Araştırmacılar, Pentagon anlaşma şartlarından memnun değilse Anthropic'le sözleşmesini sonlandırabileceğini ve başka bir şirketin araçlarını kullanabileceğini belirtiyor.

Bakanlık, Anthropic'le ilişkilerinin gerilmesinden kısa süre sonra OpenAI'la sözleşme imzalamıştı. OpenAI, Anthropic'le yapılan anlaşmadan daha fazla güvenlik önlemi alındığını öne sürmüştü. Şirketin CEO'su Sam Altman ise teknolojinin "ABD vatandaşlarının gözetimi için kasten kullanılmayacağından" emin olmak adına daha fazla değişiklik yapılacağını söylemişti.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Wired, BBC


James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
TT

James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)

Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash), selefi Suyun Yolu (The Way of Water) kadar görkemli bir gişe başarısına imza atamamış olsa da yönetmen James Cameron, serinin 4. filminin hâlâ planlar dahilinde olduğunu müjdeledi.

Variety'nin, devam halkasının küresel gişede 1,45 milyar dolar hasılat elde etmesine rağmen henüz kâra geçemediğini yazan haberinin ardından Cameron, hayranların içine su serpti. 

9 Mart'ta düzenlenen Saturn Ödülleri'nde konuşan usta yönetmen, 4. filmin gelmesinin "çok muhtemel" olduğunu ifade etti. 

Cameron ayrıca, serinin gelecekteki rotasını belirlerken "izleyici geri bildirimlerini" titizlikle dikkate aldığını da sözlerine ekledi.

Başrollerini Zoe Saldaña, Sigourney Weaver ve Sam Worthington'ın paylaştığı Avatar: Ateş ve Kül, oğulları Neteyam'ın kaybıyla sarsılan Jake Sully ve ailesinin, bu trajedinin yaralarını sarma mücadelesine odaklanıyor. Ancak yas süreci aileyi içeriden tüketmeye başlarken, intikam ateşiyle yanıp tutuşan Varang liderliğindeki acımasız "Kül Halkı" ya da diğer adıyla Mangkwan klanı, kahramanlarımızı tehdit etmeye başlıyor.

"Avatar filmlerini daha ucuza mal etmeliyiz"

Cameron, daha önce Tayvan merkezli TVBS News'a verdiği röportajda sinema endüstrisinin zorlu bir dönemden geçtiğini vurgulamış ve şu ifadeleri kullanmıştı:

Gerçek şu ki sinema sektörü şu an depresyonda. Avatar 3 çok büyük maliyetlerle çekildi. Yola devam edebilmek için gişede çok başarılı olmamız gerekiyor. Hem başarılı olmalı hem de seriyi sürdürebilmek için Avatar filmlerini nasıl daha düşük maliyetlerle üretebileceğimizi bulmalıyız.

GamesRadar'a göre, Ateş ve Kül'ün Suyun Yolu'ndan yaklaşık 870 milyon dolar daha az hasılat elde etmesi, Cameron'ın maliyetleri düşürme vurgusunu daha da önemli hale getiriyor.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar, TVBS News, ScreenRant