Dünyada koronavirüs salgını durdurulamıyor: Pakistan’daki vakalar 100 bini aştı

Pakistan’ın Karaçi’de kumaş satan bir çocuk (EPA)
Pakistan’ın Karaçi’de kumaş satan bir çocuk (EPA)
TT

Dünyada koronavirüs salgını durdurulamıyor: Pakistan’daki vakalar 100 bini aştı

Pakistan’ın Karaçi’de kumaş satan bir çocuk (EPA)
Pakistan’ın Karaçi’de kumaş satan bir çocuk (EPA)

Çin’in sağlık yetkilileri, dün, hepsi ülke dışından gelen 4 yeni koronavirüs vakasının kaydedildiğini açıkladı.
Aralık 2019’da sanayi şehri Vuhan’da yeni tip koronavirüsün patlak verdiği Çin’de, toplamda 83 bin 43 koronavirüs vakası ve 4 bin 634 can kaybı kaydedildi. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığı habere göre, ülkedeki vaka sayısındaki keskin düşüşle beraber, izolasyon kısıtlamaları da gittikçe artacak şekilde kaldırıldı.
Yetkililerin kısıtlamaları gevşetmesinin ardından salgınla mücadeleye devam ettiği İslamabad’da ise dün yapılan açıklamada, koronavirüs vakalarının 108 bin 317’ye ulaştığı bildirildi. DPA’nın haberine göre, 5 binden fazla kişinin hastanelerde tedavi altında, 262 kişinin oksijen cihazına bağlı olduğu belirtildi. Vakaların yüzde 34’ünün ise iyileştiği biliniyor.
Yetkililer, Pakistan'ın en az bir ay sonra virüsün beklenen zirvesine ulaşacağını tahmin ediyor.
Koronavirüs vakaları, Başbakan İmran Han’ın salgınla mücadeledeki kısıtlamaları kaldırması ve ekonomik faaliyetlerin belirli kurallara göre devam etmesini sağlayacak yeni bir ‘akıllı kapatma’ stratejisi kabul etmesinin ardından, son dört hafta içerisinde arttı. Zirâ bu kuralların ihlali, yetkilileri geçen hafta ülkenin çeşitli bölgelerindeki çarşıları, ticaret merkezlerini ve yerleşim alanlarını kapatmaya itti.
Hindistan’da ise hükümetin halka açık yerlerdeki kısıtlamaların çoğunu kaldırmasıyla Pazartesi günü tapınak ve cami ziyaretleri başladı. Ancak günlük vakalarda rekor sayılar kaydedilmeye devam ediyor.
Başbakan Narendra Modi hükümeti, Mart ayında sıkı kısıtlamaların getirilmesinin ardından, ekonomiyi tamamen açma baskısıyla karşı karşıya.
Reuters’ın haberine göre, hükümet, ikinci bir salgın dalgasını önlemeyi amaçlayan bir dizi yönergeye bağlı kalarak alışveriş merkezlerinin, ibadethanelerin ve restoranların açılmasına izin verdi. İbadethaneleri ziyaret edenlere maske takma, her ibadet eden arasında iki metre aralık bulundurma gibi kısıtlamalar uygulandı. Aynı zamanda Yeni Delhi'deki Hindu tapınaklarında ve ülkenin başka yerlerinde sıcaklık ölçümleri yapıldı.
Yeni Delhi'de yeniden açılacak alışveriş merkezlerinin girişlerine dezenfektanlar koyuldu. Ancak, Hindistan'daki salgın odak noktalarından biri olan başkent, vakalarda ciddi bir sıçrama olduğu taktirde geçici olarak hastanelere dönüştürülebileceğini açıkladığı otellerin yeniden açılmasına henüz izin vermedi. Sağlık Bakanlığı, günlük vaka sayısında 9 bin 983 gibi yüksek sayıların kaydedildiği ülkede toplamda 267 bin 249 vakanın doğrulandığını açıkladı. 
Hindistan; vaka sayıları açısından dünya genelinde ABD, Brezilya, Rusya, İspanya ve İngiltere’nin ardından geliyor. Sağlık uzmanları, salgının Hindistan'da haftalar sonra zirveye varacağı ihtimalini değerlendiriyor.
Hindistan’da, 10 binlerce can kaybının yaşandığı ülkelere nazaran düşük sayılabilecek şekilde 7 bin 478 can kaybı doğrulandı. Reuters’ın haberine göre, Mumbai’de birkaç ofis açılırken, banliyölerde ise otobüs duraklarında uzun sıraların olduğu görüldü. Nitekim ülkenin hayat damarlarından olan trenler henüz açılmadı.
Güney Kore’de ise sağlık yetkilileri, dün, son 24 saat içinde 38 yeni koronavirüs vakasının kaydedildiğini duyurdu.
Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, ülkesinin koronavirüs salgının yerel olarak yayılmasının önüne geçtiğini, sınır kontrolleri hariç tüm kısıtlayıcı önlemlerin kaldırılacağını bildirdi. Bu adım, Yeni Zelanda’yı bu kararı alan ilk ülkelerden biri haline getiriyor. Ardern, kamusal ve özel etkinliklerin, perakende ve otel sektörlerinin ve tüm toplu taşıma araçlarının sosyal izolasyon kuralları olmadan devam edebileceğini açıkladı. Reuters’ın haberine göre Ardern, “Görev henüz tamamlanmamışken bunun büyük bir adım olduğu inkar edilemez. Teşekkürler, Yeni Zelanda. Bugün, Yeni Zelanda'daki salgını ortadan kaldırdığımızdan eminiz. Ancak salgını ortadan kaldırmak bir zaman aşaması değil, devam eden bir çabadır” ifadelerinde bulundu.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.