İsrail Ürdün Vadisi’nde nüfus sayımı gerçekleştirdi ‘ilhak’ haritası çizdi

Ürdün Vadisi halkı ve bir grup diplomat, dün (AFP)
Ürdün Vadisi halkı ve bir grup diplomat, dün (AFP)
TT

İsrail Ürdün Vadisi’nde nüfus sayımı gerçekleştirdi ‘ilhak’ haritası çizdi

Ürdün Vadisi halkı ve bir grup diplomat, dün (AFP)
Ürdün Vadisi halkı ve bir grup diplomat, dün (AFP)

İsrail’deki sağcılar ve ABD’nin Batı Şeria’daki Filistin topraklarını ilhak projesini tamamen ve ya kısmen uygulamaya koymak için faaliyetlerini arttırırken öbür taraftan Filistinli vatandaşların ilhak bölgelerine akın etmesinden endişe ederek İsrail ordusundaki ‘sivil yönetim’, ‘C’ bölgesinde hızlı bir nüfus sayımı yapma kararı aldı.
Tel Aviv’deki güvenlik kaynakları, İsrail’in tahminleri bulunduğunu, binlerce Filistinlinin yaşamak için bu bölgelere akın etmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Bazılarının hükümete bağlı şehirlerde yaşamak için taşınan bölge sakinlerinin şahsi sebepleriyle ilgili, bazılarının İsrail’deki yerleşim birimleri ve şirketlerde iş aramak için bazılarının Filistin Otoritesi veya Filistinli silahlı örgütler tarafından İsrail’in güvenliğini tehdit eden uyuyan hücrelere dönüşmek üzere gönderilebileceği işaret edildi. Filistin yönetimi istatistiklerine göre bu bölgelerde 100 binden fazla vatandaş bulunduğunu söyledi. Ancak İsrail, sayının abartı olduğunu Filistin’in gerçek niyetini ortaya koyduğuna işarette bulundu. Bu nedenle bir nüfus sayımı planı geliştirmek için faaliyetlerini hızlandırdığı bildirildi.
Planda gerekli tüm güvenlik önlemleriyle birlikte sivil yönetim ekiplerinin Filistin köylerine girişi de yer alıyor. İsrail'in bu nüfus sayımı için ABD, uluslararası görgü tanıkları ve gözlemcilerin varlığını talep etmesi mümkün görünüyor.
Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, ülkede ve yurtdışında projesini destekleyenler ve karşı çıkanlar tarafından büyük baskı gören İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ilhakın kademeli olması gerektiğine inandığını ve bunun ilk aşamasının önümüzdeki Temmuz ayında uygulamaya geçeceğini söyledi. ABD resmi radyosu ‘CAN’a açıklamada bulunan ABD’li kaynaklar, “İsrail daha sınırlı bir ilhakla ilgileniyor ve bu yönde bir karar alacaksa, bunun üzerinde çalışacağız” ifadelerini kullandı. ABD’li yetkili, İsrail’in harita sunması gerektiğini söyledi. Birçok soruyu cevaplamak zorunda kalacağını ifade etti. İsrail’in bundan çıkarı nedir? Belirli bölgeleri, tam da şimdi ilhaka neden bu kadar önem veriyor? Kaynak: “Şu ana kadar ilhak konusunda nihai bir harita çizilmedi. İsrail’in konumu formüle etmesini bekliyoruz çünkü neticede bu onların kararı” dedi.
Öte yandan İsrail İskan İşleri Bakanı Tzipi Hotovely yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun, hâlâ ABD ve iktidar koalisyonundaki ana müttefiki ile Batı Şeria'daki toprakları ilhak etme taahhüdü üzerindeki farklılıklarını çözmek zorunda olduğuna dikkati çekti.
Tzipi Hotovely, Netanyahu’nun bu adımını yakın zamanda işgal altındaki bölgelerde uygulamada karşılaşabileceği zorluklara işaret etti. Hükümetin konuyla ilgili tartışması resmen 1 Temmuz'da başlayacak.
Reuters’in haberine göre Hotovely, İsrail Ordusu’na ait radyoya yaptığı açıklamada, “Bu konuda biz ve Amerikalılar arasında, ayrıca bizimle ulusal birlik hükümetindeki ana ortağımız olan Mavi-Beyaz İttifakı partisi arasında anlaşmazlıklar var" dedi. Savunma Bakanı Benny Gantz liderliğindeki merkezci partiye konuyla ilgili genişletilmiş bir uluslararası diyalog çağrısında bulundu.
Filistin topraklarındaki Avrupa Birliği (AB) heyeti lideri Sven Kühn von Burgsdorff, ilhak gerçekleşse dahi, AB ve İsrail ilişkileriyle ilgili sonuçları olacağını söyledi. Burgsdorff Batı Şeria’da İsrail'in egemenliğini dayatma taahhüdünde bulunduğu bir bölgedeki diğer diplomatlarla birlikte yaptığı ziyaret sırasında bu sonuçların ne olduğunu açıklamadı.
ABD’li ve İsrailli yetkililerden oluşan bir komite, Batı Şeria'daki kara sınırlarını Trump’ın planına uygun olarak çiziyor. Hotovely, “Hala bu konuda üzerinde anlaşmaya varılmış bir harita yok. Söz konusu haritanın İsrail hükümeti ve ABD taraflarınca onaylanması gerekiyor” dedi.
Öte yandan Netanyahu’ya yakın bir kaynak, “Avrupa’nın ilhakın ‘daraltılması’ hakkında vereceği yanıt bekleniyor. İçinde olumlu bir adım görecekler mi, yoksa buna karşı çıkmaya devam edecekler mi?” dedi. Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar dün Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas'ın geçtiğimiz Çarşamba akşamı yapılan görüşmede Netanyahu’yu bilgilendirdiğini açıkladı. Maas, “Almanya ilhak cezası olarak İsrail'i hedef alan tedbirlere katılmayacak. Ancak İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'daki ilhak planıyla ilerlemeye karar verirse, birçok Avrupa ülkesi yaptırımlar için bastırıyor. Bazıları ise Filistin devletini tanımak istiyor” şeklinde konuştu.
Bu kaynaklara göre Maas, "Almanya İsrail'e karşı beklenen Avrupa yaptırımlarını desteklemeye istekli değil. Ancak buna rağmen bu yaptırımları da engelleyemez. İsrail, ciddi bir uluslararası hukuk ihlalinin sonuçlarıyla başa çıkma konusunda birçok zorlukla karşılaşacak” dedi. Sonrasında İsrail, Maas’ın ziyaretini, “bir kınama ziyareti, bir uyarı ve protesto gösterisi, olarak niteledi. Maas ise tavsiyeye gelen bir arkadaş ziyareti olarak sunmuştu.
Dün Tel Aviv basınında çıkan haberler, Maas’ın İsrail’den hükümetinin niyetleri, İsrail ilhak planı ve İsrail hükümetinin bu bağlamda uygulamak istediği adımlar hakkında bilgi vermesini istediğini söyledi. Ancak Netanyahu, talebi göz ardı etti ve Maas'a bu konuda nihai ve ayrıntılı bir plan sunmadı.
Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun Maas ile yaptığı görüşmede, “Her ne olursa olsun, her gerçekçi plan İsrail'in yerdeki yerleşiminin gerçekliğini tanımalı ve vatandaşların evlerinden yerinden edileceği yanılsamalarını desteklememelidir. (Yahudi yerleşimcileri kast ediyor)” dediği belirtildi. Netanyahu, İsrail'in çıkarlarının gelecekteki herhangi bir yerleşim için hayati önemde olduğunu vurguladı. Ürdün Nehri'nin batısındaki tüm arazilerin tam güvenlik kontrolünün sürdürülmesini içermesi gerektiğini söyledi.
ABD'deki Yahudi cemaati "AIPAC",  tarafından dün yayınlanan bir mesajda, ABD'deki lobi örgütü bundan sonra Trump planını eleştirebileceklerini sorgulamak için kendisine katılan Kongre üyelerini bilgilendirdiği belirtildi. Mesaja göre milletvekilleri ilhakı eleştirirse dahi İsrail'e sadık bağışçıların desteği bundan etkilenmeyecek. Bu pozisyon, ABD Yahudileri ile Netanyahu'nun politikası konusunda bir tür anlaşmazlık olarak kabul edildi, ancak AIPAC'ın açıklaması, onunla İsrail hükümeti arasındaki ilişkilerin mükemmel olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
 



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.