Trump’ın danışmanı: DEAŞ bitince Irak’tan çekileceğiz

Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
TT

Trump’ın danışmanı: DEAŞ bitince Irak’tan çekileceğiz

Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı Gabriel Soma, Irak’taki ABD güçlerinin varlığıının geçici olduğunu belirterek, ABD’nin çekilmesi, DEAŞIn bitmesine bağlı oluğunu ifade etti.
Gabriel Soma, yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı Donald Trump daima ‘Irak’tan çıkacağız’ diyor. Trump, ABD güçlerinin Irak ve aynı şekilde Suriye’den çekilmesini arzuluyor. Irak’taki varlığımız geçidir. DEAŞ’ın bitmesiyle birlikte çekileceğiz. ABD güçleri 12 üste bulunuyordu, şu anda 9’undan çekildi ve sadece 3 üste bulunuyor. Şu an Irak’ın güvenliğini tehdit eden DEAŞ ve İran’ın büyük etkisidir. DEAŞ savaşçılarının sayısı 10 bin civarında ve (DEAŞ unsurlarının) büyük kısmı Irak’ta bulunuyor ve bazı kişiler onlarla dayanışma halinde” ifadelerini kullandı.
Soma’nın açıklaması, ABD-Irak diyaloğunun ilk turundan bir gün sonra geldi. ABD tarafı görüşmelerden sonra Irak’tan çekilmeyi istediklerini duyurdu ancak çekilmeyle ilgili herhangi bir takvim açıklamadı.
Iraklı çevrelerin çoğu, diyaloğun birinci turunda ABD’nin ağzından çekilme kararının alınabilmesini başarılı bir gelişme olarak değerlendiriyor. Fakat çekilme detaylarının Temmuz veya Ağustos ayında yapılması beklenen müzakerelere bırakılması, Trump’ın danışmanı Soma’nın da çekilme ile DEAŞ’ın bitmesi ve İran’ın etkisini azaltma arasında bağlantı kurması, ABD’nin çekilmeyle ilgili ne derece ciddi olduğu hususunda şüphe uyandırıyor.
Iraklı birçok taraf, 2008’de Washington ile Bağdat yönetimleri arasında imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın gözden geçirilmesi de dahil ABD ile ortak çıkarlar temelinde dengeli ilişkiler kurulmasını talep ediyor. Ancak söz konusu taraflar, ABD’nin başka konulardaki gelişmeler ile çekilme arasında bağlantı kurmasına dikkat çekerek, Washington’un ABD güçlerini çekme ciddiyetine şüpheyle yaklaşıyor.
Fetih Koalisyonu çatısı altında bulunan Bedir Bloğu, ABD ve Irak’ın yürüttüğü stratejik diyaloğun iki taraf arasındaki ortak çıkarların garanti altına alınmasında önem arz ettiğini vurguladı.
Bedir Sözcüsü Velid es-Sehlani, yaptığı açıklamada, “İşgalci (ABD) daha önceki hükümetin (İbadi hükümeti) talebi ve bizim isteğimiz doğrultusunda bir önceki hükümet (Abdulmehdi hükümeti) ile yoruma açık olmayan meclis kararı üzerine geldi. Diyalog, politik kibarlıklardan uzak ve iki taraf arasındaki ortak çıkarlar temelinde yükselmelidir. ABD, güvenlik durumlarını kullanarak Irak topraklarındaki güçlerini Meclis’in onayı olmadan artırdı” ifadelerini kullandı.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Meclisi’ne bağlı Koordinasyon ve İzleme Dairesi yetkilisi Abdulhakim Hisro, ABD-Irak diyaloğunun iki taraf arasındaki ilişkilerin gidişatını yeniden tayin etme açısında önemli ve iyi bir adım olduğunu söyledi.
Hisro, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
- Irak, 2003’ten bu yana bölgesel ve uluslararası toplumdaki doğal konumuna yeniden dönmek için gerçekten birçok aşamadan geçti. Özelde Irak’ın genelde bölgenin içinden geçtiği krizler ve bölgesel dönüşümlerde yaşanan değişim meselesi, uluslararası ilişkilerde ve hatta müttefiklerle olan ilişkilerde bir kafa karışıklığına yol açtı. Bu durum, bütün taraflar ile bütün devletlerle olan ilişkilerin gidişatını yeniden düzenlemek için hükümetin ABD ile diyalog başlatmasını gerektirdi. Bu diyalog, ister küresel ve bölgesel düzeyde isterse Irak düzeyinde olsun ekonomi, kalkınma, istikrar ve terörle mücadeleye ilişkin gayretlere, ortak hedef ve çıkarlara ve karşılıklı ilişkiler göz önüne alınarak yürütülmelidir.
- Nitekim koronavirüs salgınının bir sonucu olarak dünyadaki tüm ülkeler ve küresel sistem, insanlığın dikkatlerinin bir noktada birleşmesiyle birlikte, ekonomi, idari ve siyasi altyapıda yeniden yapılandırmaya gitti.
-Irak için doğru olan yol, ABD ile kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesidir. Özellikle ekonominin çeşitlendirilmesi ve ana kaynak olarak petrole yaslanılmaması gereken şu aşamada arzu edilen reformların yapılması ve ekonomik altyapının yeniden yapılandırılması için (ABD’li) danışmanlar hükümetin yanında yer almalıdır. Ekonomiyi ve bütün sektörleri yönlendiren, serbest ekonomiye ve hukuki destekle birlikte güçlü özel sektöre dayanan bir kurumsal devlet olmalıdır. Bu da (Başbakan Mustafa) Kazimi’nin isteğidir. Kazimi’nin ABD ve gelişmiş ülkelerin işbirliğine ihtiyacı var.
Gelecek Çalışmaları İçin Vizyon Merkezi Başkanı Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Kazimi tarafından oluşturulan ve doğrudan gözetimi altında olan ekibin yönettiği diyalogda sağduyu ve dinginlik öne çıkıyor. Bu da agresif söylemin ve silah gücünün sağlayamadığı sonuçları getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Allavi, “Irak, çekilme meselesini halletti. Irak hükümeti, Meclis’in yabancı güçlerin çekilmesine ilişkin aldığı yürütme kararını tanıdı ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bunu ilan etti. Irak Ortak Operasyonlar Merkezi ile tam anlaşma yapılmasının ardından önümüzdeki aylarda (ABD) güçlerin azaltılması bekleniyor. Bölgedeki terör tehdidinin devam etmesi nedeniyle güvenlik-askeri ilişkilerde işbirliğinin sürmesiyle birlikte ABD-Irak ilişkileri yeni bir ufka doğru yönelecek. Ekonomi alanında güçlü ilişkilerin kurulması ve işbirliği ile koordinasyonun sürmesi gerekiyor” dedi.
Allavi, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;
“Sağlık, çevre ve çeşitli alanlarda muhtemel bir işbirliği görebiliriz. Kazimi şu an diyalog yoluyla sivil ortaklığı koruyarak egemenlikle ilgili güvenceler elde etmeye çalışıyor. Böylece yalnızca ABD’den değil bilakis dünyanın her yerinden gelecek yatırımcı topluluğu için en iyi koşulları oluşturmaya çabalıyor. Öte yandan, ulusal yönetimi barış, istikrar ve kalkınmaya doğru güçlendirmeleri için top artık siyasi grupların sahasında bulunuyor.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.