Kuveyt Dışişleri Bakanı Irak’ı ziyaret etti

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmet Nasır es-Sabah, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile bir araya geldi (AP)
Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmet Nasır es-Sabah, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile bir araya geldi (AP)
TT

Kuveyt Dışişleri Bakanı Irak’ı ziyaret etti

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmet Nasır es-Sabah, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile bir araya geldi (AP)
Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmet Nasır es-Sabah, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile bir araya geldi (AP)

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmet Nasır es-Sabah, Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir dizi resmi temaslarda bulundu.
Kuveytli bakanın ziyareti, Mustafa el-Kazimi hükümetinin Irak'ta görev başına gelmesinin ardından Bağdat’a yapılan ilk üst düzey Kuveytli yetkilinin ziyareti olarak kayıtlara geçti.
Sabah, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın yazılı mektubunu Irak Başbakanı Kazimi’ye teslim etti.
Irak Başbakanlığından ziyarete ilişkin yapılan açıklamada, Kazimi ile Sabah arasında yapılan görüşmede ‘küresel petrol fiyatlarındaki düşüş ve ekonomik krizleri de dahil bölge ülkeleri arasında ortak sorun olan terör doyası ile deniz su güvenliğiyle ilgili sorunların ele alındığı’ belirtildi.
Açıklamada, Kazimi’nin, Kuveyt’in Irak’a yönelik tavrını hatırlatarak Kuveyt’e teşekkür ettiğini, iki ülke arasında bölgenin istikrar ve refahına hizmet etmek, ticari işbirliğini canlandırmak ve koronavirüs salgının ekonomik etkilerinin üstesinden gelmek için ekonomik ve güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.
Açıklamaya göre, Irak ve Kuveyt arasındaki ilişkilerin toplumsal, ailevi ve kabile bağlarına dayanan köklü bir tarihe sahip olduğuna işaret eden Kazimi, iki ülkenin elinde, ikili ilişkileri geliştirmek ve sınır meselesine geçmişteki endişelerden bağımsız ve iyi niyet ilkesi doğrultusunda çare bulmak için tarihi bir fırsat olduğunu ifade etti.
Görüşmede ayrıca, iki ülke arasında ortak komitenin aktifleştirilmesi, tarafların karşılaştığı bürokratik engellerin aşılması, Kuveyt Konferansı kararları ve izleme komitelerinin aktifleştirilmesinin önemine vurgu yapan Kazimi, başkanlığındaki hükümetin 1991 Körfez Savaşı’nda esir alınan Kuveytlilerin dosyası hakkında ve Emirlikle ilgili arşivlerin Kuveyt’e teslimi noktasında işbirliğini sürdüreceklerini kaydetti.
Açıklamada ifadelerine yer verilen Bakan Sabah, Irak ve Kuveyt arasındaki ilişkinin tarihte önemli bir konuma sahip olduğunu, Kuveyt Emiri’nin iki ülke ilişkilerinin iyi günde ve kötü günde geliştirilmesine önem verdiğini belirterek, gelecek nesillerin geçmişte ve günümüzdeki sorunlardan kaçınması gerektiğini dile getirdi.
Irak’ın içinde bulunduğu ekonomik krize de değinen Kuveytli Bakan, krizin 3 düzeyde çözebileceğine işaret ederek, bunları şöyle sıraladı; küresel düzeyde yatırım ve kalkınma işbirliği alanlarında uluslararası kurumlarla ve ortak müttefiklerle birlikte hareket edilmesi, bölgesel düzeyde ise Körfez İşbirliği Konseyi ile işbirliği yapılması. Bakan Sabah, bölgesel düzeydeki işbirliği sayesinde Irak’ın elektrik hattı ve diğer alanlarda yatırımlar alabileceğini söyledi.
Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed es-Sahhaf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Bakan Sabah’ın ziyaret ajandasında Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile görüşmesinin yanı sıra üç önemli isimle (Cumhurbaşkanı-Başbakan-Meclis Başkanı) bir araya geldiğini aktardı.
Sözcü Sahhaf, Bakan Sabah ile Iraklı mevkidaşı Hüseyin arasında yapılan görüşmede hangi meselelerin ele alındığı sorusuna, “İki taraf, karşılıklı olarak ikili işbirliğinin geliştirilmesini, karşılıklı uluslararası destek ile ortak ilişkileri güçlendirecek şekilde bölgesel düzeydeki ilişkilerde dengenin hakim kılınmasını istediklerini vurguladı. İki taraf ayrıca Kuveyt Bağışçılar Konferansı çıktılarının aktifleştirilmesinin gerekliliğini vurguladı” diye yanıt verdi.
Kuveyt’te Şubat 2018’de düzenlenen "Irak'ın yeniden imarı" konulu konferansta yatırım ve bağış olmak üzere açıklanan mali desteğin miktarı 30 milyar doları bulmuştu.
Sahhaf, açıklamasının devamında, “İki taraf, Irak-Kuveyt Ortak Komite çalışmalarının izlenmesini ve komitenin Bağdat’ta çalışmalarda bulunmasını kararlaştırdı. Bunun ilave olarak taraflar, koronavirüsün ekonomi ve sağlık alanlar üzerindeki etkilerinin üstesinden gelmek amacıyla karşılıklı tecrübe paylaşımda bulunması konusunda uzlaştı” dedi.
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı Dr. İhsan eş-Şammari, ziyarete ilişkin Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı;
“İki komşu ülkenin sağlık, güvenlik ve ekonomi konusunda ortak sorunlar ile karşı karşıya olduğu bu zamanda böylesi yüksek düzeyli bir ziyaret, Başbakan Mustafa el-Kazimi’ye hükümetinin karşılaştığı sorunlara karşı kararlı bir destek mesajı niteliğindedir. Bana göre Kuveyt, iki ülke arasında askıda duran meseleleri masaya yatırmak ve çözüm için açık bir yol haritası oluşturmak istiyor. Bu meseleler arasında deniz sınırı, borçlar, sınır kapısı, Kuveyt tarafı için büyük önem arz eden Irak’taki yatırımlar bulunuyor. Ayrıca enerji dosyası ile Irak ve Kuveyt arasında inşa edilmesi beklenen elektrik hattını unutmamak gerekir. Ziyarete nasıl bakarsak bakalım, ziyaretin zor çetin problemlerle karşı karşıya olan Irak’ın tamamen faydasına olduğunu söylemek gerekir. Bu elbette Kuveyt tarafı için de faydalı bir ziyaret oldu.”



Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.


Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.


CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.