Beklenen koronavirüs aşısı, mevsimsel grip aşısı gibi mi olacak?

Uzmanlar aşının geçici bir bağışıklık sağladığına ve virüsün mutasyona uğramasının ise zayıf bir ihtimal olduğuna işaret ediyor

Imperial College London’daki aşı testine ait bir görüntü (Reuters)
Imperial College London’daki aşı testine ait bir görüntü (Reuters)
TT

Beklenen koronavirüs aşısı, mevsimsel grip aşısı gibi mi olacak?

Imperial College London’daki aşı testine ait bir görüntü (Reuters)
Imperial College London’daki aşı testine ait bir görüntü (Reuters)

Yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı üretmeye yönelik 120 projeden 10 tanesi klinik test aşamasına girdi. Zaman kazanmak amacıyla, Oxford Üniversitesi’nin üzerinde çalıştığı aşı gibi bazı aşıların üretimine, klinik testler tamamlanmadan başlandı.
Ancak, klinik testlerin sona ermesiyle birlikte, yakında kullanılması beklenen aşıları etkisiz hale getirecek Kovid-19 virüsünün yeni bir tipinin ortaya çıkma olasılığı var mı?
Bu soruyu dile getirenler, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO)” tarafından yönetilen karmaşık bir süreçle yıldan yıla değiştirilen “grip aşısında” her yıl yapılan değişikliğe dayanıyorlar.
Dünya Sağlık Örgütü’nün web sitesinde açıklandığı üzere, “Grip” için mevsimsel aşı üretme süreci bazı işlem basamaklarından meydana geliyor. Buna göre, dünyanın dört bir yanındaki ulusal laboratuvarların yönettikleri uluslararası bir ağa katılımla başlayan süreç, laboratuvarın bulundukları ülkedeki “grip” virüslerine ait örnekleri izlemesi, numuneler toplaması, örneklerin tahlil edilmesi için WHO ile işbirliği halindeki merkezlere göndermesi ve mevcut virüslerin genetik dizisinden farklı yeni bir virüsün keşfedilmesi şeklinde devam ediyor. Daha sonra, söz konusu virüsün laboratuvarlarda kullanılan standart virüs suşuyla (genetik farklılıkları bulunan bir alt türle) karıştırılması, karıştırılmış virüs numunelerinin bir tavuk yumurtasının içinde birlikte plantasyonu, üç haftaya kadar varan bir sürenin sonunda laboratuvardaki suşlar ve salgına sebep olan virüs suşlarını içeren hibrit virüsün oluşması, ardından oluşan hibrit virüsün yumurtadan ayrılması ve sonra mevsimlik aşı üretimi için aşı üreticilerine dağıtımıyla süreç tamamlanıyor.
Pennsylvania Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Biyomedikal Bilimler Bölümü’nden Doç. Dr. Andrew E. Vaughan, Dünya Sağlık Örgütü’nün, üretilmesi halinde, Kovid-19 aşısı için de aynı şeyi yapmak zorunda olmadığını düşünüyor.
Dr. Vaughan, Şarku’l Avsat’a özel açıklamasında, “Bunun gerçekleşmesi ihtimal dışı, çünkü Kovid-19’a yol açan koronavirüs de dahil olmak üzere koronavirüsler grip gibi her yıl görünmüyor” ifadelerine yer verdi.
Dr. Vaughan, koronavirüsler mevcut salgından önce en son, Ortadoğu Solunum Sendromu’na (MERS) neden olan virüsün tespit edildiği 2012 yılında görülmüştü. Bundan on yıl önce ise akut solunum sendromuna yol açan SARS virüsü ortaya çıkmıştı.
Dr. Vaughan, “Bu açıdan bakıldığında, aşının yıldan yıla değiştirilmesini gerektiren yeni bir Koronavirüsün ortaya çıkması beklenmiyor. Ancak 10 veya 12 yıllık bir sürenin ardından koronavirüsle birlikte insanlık tarihini etkileyecek yeni bir virüsün ortaya çıkması bekleniyor” şeklide eklemede bulundu.
Öte yandan, Kopenhag Üniversitesi, Niels Bohr Enstitüsü’nden Doç. Dr. Heloisa Nunes Bordallo, virüsün farklı suşlarını (alt türlerini) ayırt eden genetik farklılıklarla yeni türlerin ortaya çıkışı arasında ayrım yapmıyor. Dr. Bordallo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “şimdiye kadar birden fazla suş arasında gözlemlenen genetik değişikliklerin, yeni virüs türlerinin ortaya çıkmasına yol açmadığını ve bu virüsün çok hızlı bir şekilde değişmediğini gösteriyor” ifadelerine yer verdi.
Eğer durum bu şekildeyse, Bordallo virüse karşı geliştirilecek aşının uzun süre işe yarayabileceğini, ancak aşıyla kazanılacak bağışıklığın geçici olacağına, bu sebeple bir sonraki aşamada takviye bir doz veya yeni bir aşının elde edilmesine ihtiyaç olacağı görüşünde.
Zewail Bilim ve Teknoloji Şehri’nden virüs uzmanı Prof. Dr. Muhammed Ali, Dr. Bordallo tarafından atıfta bulunulan genetik farklılıkları, virüsün çok tehlikeli ve daha az tehlikeli suşları şeklinde yorumluyor.
Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Dr. Ali, “Daha az tehlikeli suşlar, insanlıkla birlikte varlığını sürdürecektir. Çünkü bunlar insanların ölümüne yol açmıyor. Ancak ölümcül suşlar, ölümüne sebep olduğu insanlarla birlikte yok olana kadar devam edecek.” ifadelerine yer verdi.
Dr. Ali, “Ebola gibi virüsler sivrisinekler aracılığıyla bulaşır ve salgının devam etmesi bulaşa sebep olan taşıyıcının hayatta kalmasına bağlıdır. Ancak doğrudan temas yoluyla yayılan ve solunum yoluyla geçen yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) gibi virüslerin varlığı insanın hayatta kalmasına bağlıdır. Dolayısıyla insanın ölümüyle birlikte bu virüs de son bulacaktır. Bu yüzden Ebola ile karşılaştırıldığında ölüm oranları çok düşüktür” şeklinde eklemede bulundu.
Bu noktadan hareketle Dr. Ali, “virüsün ölümcül suşlarının gelecek senenin sonuna kadar devam edeceğine, bağışıklık sistemleri virüsü tolere edemeyen insanların ölümüyle birlikte virüsün de sona ereceğini, geriye sadece ölümcül olmayan suşların kalacağını, çünkü virüsün hayatta kalmasının insanın hayatta kalmasına bağlı olduğunu” ifade etti.
Dr. Ali, “1918 yılında başlayan ve iki yıl devam ettikten sonra hafifleyen İspanyol Gribi Salgını sebebiyle ölenler ve hayatta kalanların ardından, mevsimlik olmayan bu salgında da benzer şeylerin tekrar yaşanacağını, çünkü bu virüsün yaz ve kış yaşayabildiğini” ifade etti. Bu, aşıya ihtiyaç olmayacağı anlamına gelmiyor. Ancak Zewail Bilim ve Teknoloji Şehri’nden virüs profesörü, “Aşının ne kadar erken bulunursa, ölümcül suşlar nedeniyle yaşanan insan kayıplarının azaltılması ve sonraki süreç için faydalı olacağını, çünkü zayıflamış bir bağışıklığın, virüsün zayıflamış suçlarıyla başa çıkamayabileceğini” belirtti.
Hayvanlardan insanlara geçerek insana ait bir virüs haline gelmesi sebebiyle bu virüsün insandan hayvana geçmesinin mümkün olmadığını, çünkü insandan hayvana, hayvandan insana geçebilen ve yeni türlerinin ortaya çıkmasına neden olan “influenzanın” aksine, Koronavirüsün yeni türlerinin ortaya çıkma şansının son derece düşük olduğunu ifade etti.
Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Doğu Akdeniz Bölge Epidemiyoloji Danışmanı Dr. Emced el-Hûlî yaptığı açıklamada, “elde edilmesi durumunda, mevsimsel grip aşısı ile Kovid-19 aşısını mukayese etmenin oldukça zor olacağı” ifadelerine yer verdi.
Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Dr. Hûlî, “Mevsimsel grip aşısının 3 ila 4 virüs arasında değişiklik gösteren virüslere karşı etki gösterdiğini, bu nedenle etki ettiği virüslerin değişmesiyle birlikte her yıl aşısının da değişmesinin doğal olduğuna, ancak elde edilmesi halinde Kovid-19 aşısının değişiklik göstermesi son derece zor olan tek bir virüse karşı etki göstereceğine, zira influenza ailesinden birçok virüste olduğu gibi koronavirüslerin genel olarak hızlı bir şekilde gelişme göstermediğine” işaret etti.
Dr. Hûlî, “Kovid-19 aşısı ile yapılan aşılama sonucunda insanların kazanacakları bağışıklık süresini tahmin etmek için oldukça erken olduğunu, ancak aşının kısa bir süre için bağışık sağlayabileceğini ve yeniden yapılmasının gerekebileceğini” sözlerine ekledi.



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company