Fransa'nın ‘Cezayir'de işlediği suçları’ nedeniyle yargılanması için 10 milyon imza girişimi başlatıldı

Cezayir Devlet Radyosu tarafından “Fransa’nın 1945’te Cezayir’de işlediği suçlar” başlığıyla paylaştığı bir fotoğraf (Independent Arabia)
Cezayir Devlet Radyosu tarafından “Fransa’nın 1945’te Cezayir’de işlediği suçlar” başlığıyla paylaştığı bir fotoğraf (Independent Arabia)
TT

Fransa'nın ‘Cezayir'de işlediği suçları’ nedeniyle yargılanması için 10 milyon imza girişimi başlatıldı

Cezayir Devlet Radyosu tarafından “Fransa’nın 1945’te Cezayir’de işlediği suçlar” başlığıyla paylaştığı bir fotoğraf (Independent Arabia)
Cezayir Devlet Radyosu tarafından “Fransa’nın 1945’te Cezayir’de işlediği suçlar” başlığıyla paylaştığı bir fotoğraf (Independent Arabia)

Ali Yahi
Fransa'nın 1830 ve 1962 yılları arasındaki Cezayir işgali döneminde ‘işlediği suçlar’ dosyası, iki ülkedeki yetkililer arasındaki baskı kartlarından biri haline geldikten sonra, kısa sürede çözüme ulaşılıp ulaşılamayacağı bilinmeyen bir konuya dönüşmüş gibi görünüyor. Öte yandan Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmeci Tebbun, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair ‘samimi’ niyetleri olduğunu vurguladı.

Fransa'ya dava açma girişimi
Girişimin emekli akademisyenler, hukukçular ve askerlerden oluşan liderleri, Independent Arabia’nın da katıldığı çalışma toplantısında bir araya gelirken Fransa'nın ülkelerinde işlediği savaş suçları nedeniyle Cezayir ve uluslararası mahkemelerde yargılanması için fiziksel kanıtların yanı sıra on milyon imza toplamak için kolları sıvadı.
Girişimin Fransa’nın Cezayir’deki sömürge döneminde işlediği insanlık suçları ve katliamları diğer Afrika ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanırken girişimin katılımcıları, somut sonuçlara ulaşılması ve adaletin sağlanması için fiziksel kanıtlar elde etmek ve bir eylem stratejisi oluşturmak için çeşitli alanlarda uzmanlarla temasa geçeceklerini belirttiler.

Fransa’nın ‘Cezayir'de işlediği suçlar’ nedeniyle yargılanması için başlatılan girişimle ilgili toplantıya katılanlardan bazıları (İndependent Arabia)
Bazı belgeler ve kanıtların toplanmasıyla ilk adımlar atılırken işlenen suçlar 14 kategoriye ayrıldı. Bununla birlikte söz konusu suçları ortaya çıkarmaya yardımcı olabilecek tarihçilerle ve hukukçularla temasa geçerek girişimi harekete geçirmek ve kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla bir takım belgelenmiş kanıtlar sunuldu. Kamuoyu önünde harekete geçmeden önce ‘Fransa sömürgeciliği’ hakkında açılacak dava için gerekli koşulların yerine getirilmesine ve daha sonra uluslararası mahkemelere taşınmasına karar verildi. Girişim ayrıca Afrika Birliği (AfB), Arap Birliği (AL), Avrupa Birliği (AB) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvurmayı ve davanın uluslararasılaştırılması için tüm kanıtları ortaya koymayı hedefliyor.

Öncelikle Cezayir Bağımsızlık Savaşı dönemindeki suçlar ele alınacak
Girişimin aktif üyelerinden biri olarak kabul edilen tarihçi Muhammed el-Emin Belghit, Independent Arabia’dan Ali Yahi yaptığı değerlendirmede, “Fransa’nın suç dosyalarını toplamaya ve belgelemeye 1954 - 1962 yılları arasındaki dönemden yani Cezayir Bağımsızlık Savaşı döneminden başlanması gerekiyor. Söz konusu dönemin bazı tanıkları ve kurbanları halen hayattalar” şeklinde konuştu. Belghit, Fransa'nın Cezayir’de işlediği suçları, İsrail ordusunun Filistin'de işlediği suçlar arasında bir fark olduğunu düşünmediğini söyledi.
Fransa sömürgeciliğini belgelemenin ‘bazılarının düşündüğü kadar kolay olmadığını’ vurgulayan Belghit, bunun nedeninin Fransa'nın bu dönemde yargılanmasının General Charles de Gaulle'nin yargılanması anlamına gelmesi olmasından kaynaklandığını söyledi. Bu yüzden Fransızların suçlamaları kabul etmeyeceğini düşünen Belghit, “Çünkü General Charles de Gaulle Fransızlar için adeta bir peygamber” ifadelerini kullandı.
Bu dosyanın ‘uzun ve meşakkatli bir yol olduğunu, sabır ve sebat gerektirdiğini vurgulayan Belghit, “Eğer Fransa’yı Bağımsızlık Savaşı sırasında işlediği savaş ve insanlık suçlarından dolayı suçlamayı başarabilirsek, sömürgeciliği ve ilk suçlara ulaşıncaya kadar bölge ve kasabalarda işlediği suçlar için de yargılanmasını sağlayabiliriz” dedi.
Öte yandan Cezayir Ulusal Meclisi Başkanı Süleyman Şenin geçtiğimiz ay, 120 milletvekilinin imzasını taşıyan ve Fransa’yı 1830-1962 yılları arasında Cezayir’de sömürgecilik yapmakla suçlayan yasa tasarısını kabul etti. Tasarıda imzası olan milletvekilleri, yasa tasarısının geçmesini durduracak herhangi bir yasal veya düzenleyici engel olmamasına rağmen, tasarının meclis gündemine taşınmasının neden geciktirildiğini ve gecikmenin arkasındaki nedeni sorguladılar ve yasa tasarısının gündeme, ‘önemli bir tasarı’ olarak bir an evvel taşınmasını talep ettiler.

Ulusal Meclis görmezden gelmeye devam ediyor
Daha önce ‘Egemenliğin ve Hafızanın Korunması Cephesi’ni oluşturan 14 siyasi partinin temsilcileri tarafından Ocak 2012'de Ulusal Meclis’e Şubat 2006'da Fransa Parlamentosu tarafından sömürgeciliği yücelten bir yasanın kabul etmesine yanıt olarak benzer bir tasarı sunulmuştu. Aynı şekilde 2009 yılında, Fransız sömürgeciliğinin belgelenmesiyle ilgili benzer bir yasa tasarısı daha Ulusal Meclis Başkanlığı’na ulaştıktan sonra kayıplara karışmıştı.
Yeni sunulan yasa tasarısı, 1830-1962 yılları arasında Cezayir'de işlenen tüm suçları ve bunların sonuçları nedeniyle ortaya çıkan olumsuz etkilerden dolayı Fransa’nın sorumlu tutulması ve insanlığa karşı işlenen tüm savaş suçlularının soruşturulması için özel bir mahkeme kurulmasını öngörüyor.

Fransız yargısı siyasileştirildi
Girişimin üyelerinden biri olan Uluslararası Hukuk Profesörü Muhammed Nasır Ebu Gazzale yaptığı değerlendirmede, suçların araştırılması ve belgelendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
1945'te bir hafta içinde 44 köyü insanları ve hayvanlarıyla bir haritadan silmek gibi belgelenmiş bir takım suçların olduğunu belirten Prof. Ebu Gazzale, Bağımsızlık Savaşı sırasında savaşanlardan bazılarının ülkenin ‘tarihi yazarlarsa’ şok edici gerçeklerle karşı karşıya kalacakları uyarısı yapmalarını ‘tarih yazma korkusu’ olarak niteleyerek, duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Prof. Ebu Gazzale, “Fransa, Cezayir’in sömürgeciliğini belgelemeye çalıştığını öğrendiğinde, medeniyet getirdiği ve ülkeyi mimari olarak yeniden yükselttiği gerekçesiyle derhal sömürgeciliğin yüceltildiği yasayı yayınladı. Fransa’nın işlediği suçları reddeden Fransız yargısı siyasileştirilmiştir ve artık bağımsız değildir” dedi.

Cezayir neden zamanında Fransa'yı suçlarını kabul etmeye zorlamadı?
Girişimden uzak bir isim olan İslam düşüncesi alanında öğretim görevlisi Prof. Ammar Cidal yaptığı açıklamada, Cezayir'in neden daha önce Fransa'yı suçlarını itiraf etmeye zorlamadığına dair bir soruya, “Toplumda Fransa'nın sömürgeciliğinin kınanması konusunda kararlı bir duruş ve işlediği suçlardan dolayı özür dilemesi talebi var. Ancak Cezayir toplumundaki ezici çoğunluk tarafından bu görüş yaygın olarak dile getirilse de siyasi sınıf tarafından açıkça ifade edilmedi. Halk iradesi ile siyasi sınıfın iradesi arasında bir ayrışma söz konusu” ifadelerini kullandı.
Bu konudaki başarısızlığın birkaç nedenden kaynaklandığını belirten Prof. Cidal, “Birincisi, görüntüde olan siyasi güçlerin halk arasında gerçek bir desteği bulunmuyor. İkincisi, kitlelerin kaygılarını taşıyan, başta Fransa'nın Cezayir halkına karşı maddi ve manevi suçlarından özür dileme talebi olmak üzere halkın taleplerini ifade eden ve onları devletin politikasında uygulamaya koyan gerçek siyasi güçler de yok. Üçüncüsü, Cezayir'deki yönetici sınıfların bazılarının çıkarlarının Fransa ile ilişkili olması nedeniyle, kamuoyunun görüşünün siyasi bir karara dönüştürülmesini sağlayacak gerçek bir siyasi irade de mevcut değil. Bununla birlikte Fransa’dan ikinci vatandaşlıkları olanların sayısı ve gücü de oldukça fazla. Bazı akademisyenler sadece Fransızca biliyorlar, bu yüzden Arapça da dahil olmak üzere başka bir dil istemiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Başarısızlığın nedenlerini sıralamaya devam eden Prof. Cidal, “Fransız siyasetçiler, Cezayir devleti ve genel olarak Cezayirlileri hor görmenin doğrudan bir nedeni olabilecek yanlış bir değerlendirme olan Fransa-Cezayir ilişkilerinin geleceğinde bu tür bir ‘özür talebi’ kararının etkisinin fazla olacağını düşünüyorlar. Bununla birlikte zulüm ve devlet kurumlarında yaygın olarak görülen yolsuzluktan elde edilen gelirlerden yararlanmak için lobicilik yapılıyor. Son olarak, Fransa'nın karşılıklı rüşvet konusundaki kaygısı bu başarısızlığın nedenleri arasında yer alıyor. Çünkü Fransız siyaseti bize çeşitli dönemlerde kendisine karşı olan tarafların ağızlarını kapatarak ve ellerini kollarını bağlayarak kışkırtıp kaos yaratarak başta Cezayir olmak üzere toplumların yeteneklerini zayıflatmaya ne kadar hevesli olduğunu öğretti” şeklinde konuştu.



Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
TT

Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)

Filistin’de Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ‘teknokratlar komitesinin’ oluşturulması ve ilk toplantısını cuma günü Kahire’de yapması, İsrail engelleri nedeniyle şimdiye kadar toplanamayan ve geçen yıl kasım ayında Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenmesi planlanan Yeniden İmar Konferansı dosyasında yaşanan durgunluğun aşılmasına yönelik umutları artırdı. Bu gelişme, Gazze Şeridi’nin ‘kısmi’ ya da ‘tam’ olarak yeniden imar edilmesine ilişkin farklı yaklaşımların tartışıldığı bir dönemde geldi.

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında, komitenin kurulmasıyla eş zamanlı atılan en önemli adımın, Dünya Bankası bünyesinde Gazze Şeridi’nin yeniden imarı ve halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması için resmen tahsis edilen özel bir mali fonun oluşturulması olduğunu söyledi.

Şaas, yeniden rehabilitasyon ve imar planı kapsamındaki ilk somut adımın, acil olarak Gazze Şeridi’ne 200 bin prefabrik barınma ünitesinin (konteyner) sevk edilmesi ve kurulması olacağını belirtti. Gazze Şeridi’nde konutların yüzde 85’ten fazlasının yıkıldığına dikkat çeken Şaas, barınmanın son derece hayati olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin belirsizlik sürerken, İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde ‘kısmi imar’ yönünde çabalar yürüttüğü, bunun da bu çizgiyi benimseyen ABD tutumuyla örtüştüğü ifade ediliyor. Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Temim Hallaf, geçen ay Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik ‘bütüncül bir sürecin başlatılmasını’ hedeflediğini söylemişti.

Mısır, komitenin rollerini etkinleştirmeyi ve çalışmalarını Gazze Şeridi içinden yürütebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Gazze Şeridi’nin yönetimi için oluşturulan komitenin ‘yakın zamanda sahaya gönderilmesinin’ beklendiğini ifade etti. Abdulati, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesi, uluslararası gücün konuşlandırılması, erken toparlanma ve yeniden imar süreçlerine bağlı kalmasının önemine de dikkat çekti.

Ali Şaas dün kendisi ve komite üyelerinin Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile yaptığı görüşmede, komitenin önceliklerinin Gazze halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklandığını vurguladı. Şaas, görüşmede, komitenin Gazze Şeridi’ndeki tüm görev ve yetkileri devralabilmesi için atılması gereken adımların ele alındığını belirtti.

Diğer yandan Fetih Devrim Konseyi üyesi Usame el-Kavasimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşturulmasını, ikinci aşamanın pratik bir uygulaması olarak nitelendirdi ve bunun olumlu bir adım olduğunu söyledi. Filistin Yönetimi’nin önceliklerinin, savaşın yeniden başlamasının engellenmesi, vatandaşların Gazze Şeridi’nde tutulması ve ardından yeniden imar adımlarına geçilmesi olduğunu ifade etti.

Komitenin görevlerinin net olduğunu belirten el-Kavasimi, bu görevlerin iç düzenlemeler, güvenliğin sağlanması, yeniden imara uygun altyapının hazırlanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına insani yardım sağlanmasını kapsadığını dile getirdi. El-Kavasimi, “Filistin tarafında, ikinci aşamanın önceki dönemlere kıyasla Gazze halkı için daha az yıkıcı olacağı yönünde bir iyimserlik var. Umutlar, İsrail kaynaklı yeni engellerin ortaya çıkmaması yönünde” dedi.

Filistin Yönetimi’nin, Arap ülkeleri ve bölgesel aktörlerle birlikte ABD’ye İsrail’i ‘ikinci aşamaya’ geçmeye zorlamak amacıyla izlediği ‘stratejik sabır’ politikasının, yeniden imar da dahil olmak üzere diğer yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde de sürdürüleceğini kaydeden el-Kavasimi, erken toparlanma sürecine katkı sunulması ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için uluslararası toplumla iş birliğine açık olunacağını vurguladı.

dedfvfd
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad dün Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas'ı kabul etti. (Resmi haber siteleri)

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında, Gazze Yönetim Komitesi’nin önümüzdeki dönemde hizmetler ve yeniden imar dosyalarını üstleneceğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Filistinli teknokratlar komitesi, ilk toplantısını cuma günü Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptı. Komitenin, Barış Konseyi’nin denetimi altında Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmesi öngörülüyor.

Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinli siyaset analisti İmad Ömer, önümüzdeki günlerin komitenin sahadaki koşulları iyileştirmeye yönelik yükümlülükleri yerine getirme kapasitesini ortaya koyacağını belirtti. İsrail’in Filistinlileri her gün hedef almaya devam ettiğine dikkat çeken Ömer, komitenin çalışmalarına başlamasının, ateşkesin öngördüğü protokolü uygulamada İsrail’in tutumu nedeniyle derinleşen insani kriz dosyasının çözümüne yönelik ‘ilk adım’ niteliği taşıdığını ifade etti.

Ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının gerekleri arasında yer alan ‘protokol’, her gün 600 yardım ve insani malzeme yüklü tırın Gazze Şeridi’ne girişini öngörüyor. Yardımların tüm bölgelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bu tırların 300’ünün kuzey Gazze’ye yönlendirilmesi de protokolde yer alıyor.

Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeniden imara zemin hazırlamayı hedefleyen her türlü pratik adımın, ABD’nin İsrail’i ateşkesin ikinci aşamasına geçmeye zorlamadaki rolüne bağlı olduğunu vurguladı. Bu süreçte Barış Konseyi ve İstikrar Gücü dahil olmak üzere, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu diğer yapıların da çalışmalarına başlaması gerektiğini kaydetti.

Teknokratlar komitesinin temel görevinin hizmet sunmak, insani krizi hafifletmek, sağlık ve eğitim sistemlerini yeniden işler hale getirmek, altyapıyı onarmak, güvenliği sağlamak ve yardımların ulaşımını temin etmek olduğunu belirten Ömer, yeniden imar konusunda ilk somut ilerlemenin, İsrail üzerinde ağır iş makinelerinin enkaz kaldırma ve Filistinlilerin naaşlarının çıkarılması için Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi yönünde baskı kurulmasıyla sağlanabileceğini ifade etti. Ayrıca sokak altyapısının hazırlanması ve kanalizasyon sorunlarına çözüm üretilmesinin de öncelikler arasında yer aldığını söyledi.

gthyuj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze Yönetim Komitesi’nin yakında Gazze Şeridi'nden faaliyetlerine başlamasını bekliyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) İcra Direktörü Jorge Moreira da Silva, perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının ertelenemeyeceği uyarısında bulundu. İki yıl süren savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarına üçüncü ziyaretinin ardından konuşan da Silva, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası’nın Gazze Şeridi’nin ihtiyaçlarını 52 milyar doların üzerinde olarak tahmin ettiğini belirtti.

Öte yandan ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, geçtiğimiz çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik planının ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı. Witkoff, söz konusu aşamanın ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat bir yönetimin kurulmasına ve yeniden imar sürecinin başlatılmasına geçişi öngördüğünü ifade etti.


Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
TT

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)

Suriye ordusu bu sabah, on yılı aşkın bir süredir bölgede özerk yönetim uygulayan Kürt güçlerine karşı ilerleyişinde yeni bir adım atarak, ülkenin kuzeyindeki stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve yakınlarındaki Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iktidara gelmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra geçtiğimiz cuma günü, Suriye’nin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Kürtçeyi ‘ulusal dil’ ve Nevruz'u ‘ulusal bayram’ ilan eden bir kararname yayınlayarak ve Suriye'de yaşayan tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı vererek, ülkedeki kontrolünü yeni bölgelere doğru genişletti.

cdf
Tabka ilçesinin girişinde bir kamyonetteki SDG güçleri (AFP)

Suriye ordusu tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, ülkenin en büyük barajı ve Suriye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birine komşu stratejik şehre girdikten saatler sonra Tabka Askeri Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. Tabka, Halep ile Suriye’nin doğusunu birbirine bağlayan eksende bir ulaşım merkezi olup, stratejik bir askeri üsse dönüştürülmüş havaalanına komşu.

Suriye ordusu dün sabah, Kürt güçlerinin bölgeden çekilmeyi kabul ettiklerini açıklamasının ardından Halep'in doğu kırsalındaki geniş alanları kontrol altına aldığını duyururken özerk yönetimin sokağa çıkma yasağı uyguladığı Rakka ilini bombalamakla tehdit etti.

Suriye resmi haber ajansı SANA, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa'nın “Suriye ordusu, Suriye'nin en büyük barajı olan Fırat Barajı da dahil olmak üzere Rakka kırsalındaki stratejik Tabka ilçesini kontrol altına aldı” dediğini aktardı.

SANA, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki stratejik öneme sahip Tabka ilçesine giriş anını gösterdiği belirtilen bir video yayınladı.

Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka'dan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki bu bölgeye ‘gerekli önlemleri aldığını ve güvenlik ve istikrarı yeniden sağladığını’ duyurdu.

ABD, yıllardır SDG’yi destekliyordu. Ancak şimdi 8 Aralık 2024'te Esed ailesi rejiminin düşmesinden sonra Şam'da kurulan yeni yönetimi de destekliyor.

Anlaşmanın ihlali

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper dün, Suriye hükümet güçlerine ülkenin kuzeyindeki Halep ili ve Tabka ilçesi arasındaki bölgede ‘tüm saldırı eylemlerini’ durdurmaları çağrısında bulunarak, Suriye hükümet güçleri ile Kürt güçleri arasında ‘gerginliğin tırmanmasını önleme’ çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

SDG komutanı Mazlum Abdi cuma akşamı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta taraflar arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak, ‘dost ülkeler ve arabulucuların çağrılarına bir yanıt ve Suriyeli yetkililerle entegrasyon sürecini tamamlamada iyi niyet göstergesi olarak’ SDG’nin cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki bölgelerden çekileceğini duyurdu.

Suriye ordusundan yapılan ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada ise “Halep'in doğu kırsalındaki 34 köy ve kasabanın kontrolünü ele geçirdiğimizi duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu bölgeler arasında Deyr Hafir ve Meskene’nin yanı sıra bir askeri havaalanı da bulunuyor.

Ancak Suriye ordusu, SDG'yi ‘anlaşmayı ihlal etmekle ve orduya karşı ateş açarak iki askeri öldürmek ve diğerlerini yaralamakla’ suçladı.

Suriye ordusu ayrıca, ‘200'den fazla SDG üyesinin silahlarıyla birlikte çıkışını sağladığını’ da ekledi.

dvfdev
Suriye'nin kuzeyindeki Tabka’nın kontrolünü geri almak için düzenlenen operasyon sırasında Suriye ordusu güçleri (AFP)

Öte yandan SDG, Şam’ı ‘uluslararası gözetim altında’ imzalanan ‘anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle’ ve ‘SDG güçlerinin geri çekilmesi tamamlanmadan Deyr Hafir ve Meskene ilçelerine girilmesiyle son derece tehlikeli bir duruma yol açmakla’ suçladı. SDG, bir başka açıklamasında ise, ‘ihlallerden kaynaklanan çatışmalardan’ bahsetti.

Açıklamada, Suriye ordusunun ateşiyle sayıları belirtilmeyen sayıda savaşçının öldürüldüğü belirtildi.

Bu konuşlandırma, Suriye ordusunun SDG üyelerini geçtiğimiz hafta Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkarmayı başarmasının ve Fırat Nehri'nin 30 kilometre doğusuna uzanan bölgeyi tahliye etmelerini talep etmesinin ardından gerçekleşti.

Kürt güçleri dün, bölgede ilerleyen ve eyaletteki askeri hedefleri bombalamayı planladığını açıklayan Suriye ordusu ile çatışmaların sürdüğü Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Diğer taraftan Suriye Savunma Bakanlığı, il içindeki konumları gösteren bir harita yayınladı ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulunarak, Rakka kenti yakınlarındaki bir hedef de dahil olmak üzere bu konumları ‘nokta atışı’ vurmakla tehdit etti.

Ancak Suriye ordusu kısa süre sonra, PKK militanlarını ‘Tabka Askeri Havaalanı içinde kuşatarak’ stratejik öneme sahip Tabka ilçesine ‘birkaç eksenden paralel olarak’ girmeye başladığını duyurdu.

Bu arada Suriyeli yetkililer, Safyan petrol sahasını ve Rakka ilindeki Tabka ilçesi yakınlarındaki es-Sevre petrol sahasını kontrol altına aldıklarını duyururken, devlete ait Suriye Petrol Şirketi iki sahayı ‘tekrar hizmete sokmak’ üzere devraldığını açıkladı.

10 Mart anlaşması ve karşılıklı suçlamalar

Şam ve Kürt yönetimi aylarca 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülen ve Kürt özyönetim kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunu öngören 10 Mart anlaşmasının uygulanmaması konusunda birbirlerini suçladılar.

SDG komutanı Abdi cumartesi günü, Erbil'de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Diğer yandan Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Barzani cumartesi günü Suriye'de ‘acilen gerilimin azaltılması’ ve ‘kalıcı ateşkes anlaşması’ çağrısında bulundu.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Kürtler, Şam’daki yeni yetkililere karşı esnek bir tutum sergilediler ve bölgelerinde Suriye bayrağını göndere çektiler. Ancak, ademi merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve haklarının anayasada güvence altına alınması konusundaki ısrarları Şam'da olumlu karşılık bulmadı.

Cumhurbaşkanı Şara cuma günü, ülkesinin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Suriyeli Kürtlere ulusal haklar tanıyan bir kararname yayınladı.

Kararnamede, “Suriye'deki Kürt vatandaşlar Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır, Kürtçe ulusal dildir ve Suriye topraklarında ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilir ve Nevruz (21 Mart) ulusal bayram olarak kabul edilir” ifadeleri yer aldı.

Suriye’de 1962 yılında yapılan tartışmalı bir nüfus sayımı sonrasında Kürtlerin yaklaşık yüzde 20'si vatandaşlıklarından mahrum bırakılmıştı.

Kürt özerk yönetimi tarafından dün yapılan açıklamada, Şara’nın imzaladığı kararname ‘ilk adım’ olarak nitelendirilse de bu adımın ‘Suriye halkının beklentilerini karşılamadığını’ belirtildi.

Suriye'nin kuzey ve doğusunda kontrol sahibi olan özerk yönetim, ‘hakların geçici kararnamelerle değil, tüm halkların ve bileşenlerin iradesini ifade eden anayasalarla korunduğunu’ belirtti.

Açıklamada, hak ve özgürlükler sorununa ‘radikal çözümün’ ‘merkezi olmayan demokratik bir anayasada’ yattığı savunuldu ve bu konuda ‘kapsamlı bir ulusal diyalog başlatılması’ çağrısı yapıldı.


Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.