İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
TT

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda son dönemde ortaya çıkan koronavirüs salgını ve İslam dünyasından bazı ülkelerin karşılaştığı zorluklar ışığında İİT’nin oynadığı role ilişkin açıklamalarda bulundu.
Useymin, İhvan-ı Müslimin Örgütü’nün (Müslüman Kardeşler) DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu ve topluma nüfuz etmesini durdurmak için mümkün olan tüm yollarla mücadele edilmesi gerektiğini belirti. Örgütün eylemleriyle mücadele ve ifşa edilmesi için uzun vadeli bir strateji geliştirme çağrısında bulundu.
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin, İİT’nin çalışmaları hakkındaki açıklamasında Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin yansıması olduğunu ve kurumun siyaset üretmediğini vurguladı. Bu ülkelerin bir konu veya bir mesele hakkında çalışılmasını istediğinde Genel Sekreterliğin görevinin bu kararları ve politikaları uygulamak olduğunu belirtti. İİT’nin İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platform olduğunu kaydetti.

Terörle Mücadele
Useymin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın teröre karşı tutumunun açık ve net olduğunu; fikri, mali veya bir hareket olarak olsun, her türlü terörizmin reddedilerek masum görülmediğini söyledi. Açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İİT sözlüğünde aşırılık yanlısı bir terörist eyleme hiçbir gerekçe yoktur. İslam, merhamet ve barışa dayanan ılımlı bir dindir. Bu ilke sadece bir fikir değil, İİT’nin temel ilkesidir. Teşkilat olarak İslam dünyasında veya dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen her türlü terör eylemini kınıyoruz. Din, dil ırk ve renk gözetmeksizin terör eylemi gerçekleştiren herkese cevabımız aynı olacak ve terörizme karşı durmaya devam edeceğiz.”
Bu tür cezai eylemleri gerçekleştirmenin hiçbir gerekçesi olmadığını vurgulayan Useymin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Batı ülkelerinde demokrasi ve rahat bir yaşam söz konusu. İşsizler gelirleri yoksa yardım alıyorlar. Fakat biz vatandaşlarımızın çoğunun DEAŞ’e bağlı olduğunu görüyoruz. Yoksulluğun insanları terörist eylemler yapmaya zorlamasının doğrudan bir nedeni olduğunu düşünmüyorum. Evet, bunun sebeplerinden biri olabilir ancak gerekçe olarak en başta fikir ve inanç geliyor. Dünyadaki 90 ülkeden vatandaşların DEAŞ’a bağlı olduğunu gösteren rakamlar da bunu doğruluyor.”
Bu durumun “İslami terörizmi veya islamofobiyi geçersiz kıldığını” belirten Useymin bu nedenle terörizm suçlamasını İslam dinine veya Müslümanlara bağlamanın zor olduğunu kaydetti. Bu tür eylemleri gerçekleştiren az sayıda Müslüman olduğunu, bunun dünyadaki yaklaşık 1,7 milyar  Müslümanın ne kadarını oluşturduğuna dikkat çekerek terörizmin belirli bir formu veya adı olmadığını ifade etti.

Diasporadaki Müslümanlar
İİT Başkanı ayrıca Müslümanlara ve diasporada İslam dinini savunmak için üstlendikleri rollere dikkat çektiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Batı ülkelerindeki Müslümanlar için aktif bir rol olmalı. Sessiz bir çoğunluğa sahipler. Örneğin, Avrupa ve Rusya'da yaklaşık 65 milyon nüfus var ancak sesleri yok. İslam dinini daha iyi savunabilmek için tek bir cephede yer almıyorlar. İslami liderlerin büyük bir bölümü İslam dinini savunmada ve terörizmi reddetmekte önemli rol oynamalı. Müslümanların bu ülkelerde karşılaştıkları en önemli sorun, bir mahallede birlikte yaşamaları ve çevrelerine entegre olmamalarıdır. Geldikleri ülkelerin kıyafetlerini giyen ve ülkelerinde uyguladıkları gelenek ve görenekleri orada devam ettiren bu insanlar  yaşadıkları ülkede bir farklılıkla karşılaştıklarında kimlik sorunu ortaya çıkıyor. Sonuç olarak terörist örgütlerin sömürdüğü bu farklılıklar beliriyor. İİT’nin terörizmle mücadele çabaları arasında İslami olmayan ve ne yazık ki terörizm olgusunun ortaya çıkmaya başladığı ülkelerdeki Müslüman toplumlara ‘Yaşadığınız ülkelerin yasalarına saygı göstermeniz gerekiyor. Uymayacaksanız neden oraya gittiniz?’ sorusunu hatırlatmak yer alıyor.”

İhvan-ı Müslimin tehlikesi
İslam ve dünya için en tehlikeli olan gruplara da değinen Useymin, İhvan-ı Müslimin’in aslen bir suç grubu olan DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu, İhvan’ın nüfuz eden bir grup olarak içinde yaşadıkları ülkelerin ve toplumların avukat, doktor, parlamenter ve üniversite profesörü gibi birçok kadroda etkili olduğunu vurguladı.  İhvan-ı Müslimin’in imparatorluğunu oluşturarak iktidara sahip olmak için aşağıdan yukarıya doğru giden bir stratejisinin olduğunu ve toplumun en alt tabakasına nüfuz edip hakimiyeti eline aldıklarını belirtti. Useymin, İhvan’ın suç eylemlerini hayata geçirmek için takiye ilkeleriyle hareket ettiğini vurguladı.
Useymin konuya dair üç temel nokta belirledi. Bunları söz konusu tehlikeyle yüzleşmek, sorunun varlığını kabul etmek ve planlarını ortaya çıkarmak. Ayrıca ekonomik ve sosyal olarak geride kalmak ve kalkınma çalışmalarının durmasına neden olmak gibi içinde bulunduğu çevreyi nasıl bir bölgeye dönüştürdüğünü bilmeyen halk arasında İhvan hareketinin tehlikesini ortaya koyarak bu gruptaki alim olarak adlandırılan kişileri kutsallıktan çıkarmak olarak sıraladı.
İhvan-ı Müslimin ile mücadele etmek için uzun vadeli bir strateji oluşturmanın gereğini vurgulayan Useymin, İslam ülkelerinin bu dosya üzerinde sıkı ve ciddi bir şekilde çalışması, bu grubun tehlikesi ile genişlemesini sınırlamak ve kültürel ve sosyal etkinliklerini durdurmak için uzun çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Aynı zamanda, bu grubun her alanda kalkınma yolunda bir engel olduğuna dikkat çekerek İİT’nin amaçlarından birinin, İslam dininin Müslüman Kardeşler'in çeşitli yollarla yok etmek için çalıştığı sanat ve kültürle çelişmediğini göstermek için festivaller kurduğunu dile getirdi.

Husi suçları
Husilerin uygulamalarının tüm uluslararası düzenlemeleri ve gelenekleri ihlal ettiğini belirten Useymin, bunun Husilerin Mekke'yi hedef alma sürecinden sonra, teşkilat  üyelerinin bakanlık toplantısının ardından verdiği bir karar olduğunu ve eylemlerinin  kınandığını söyledi.
Ayrıca teşkilatın Yemen halkının yanında olduğunu ve Yemenliler tarafından üzerinde anlaşılan kapsamlı ve adil siyasi çözümü desteklediğini belirten Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yemen'deki meşruiyeti destekleyen Koalisyon güçlerinin liderliğinde, geçen 4 Nisan'da iki haftalık ateşkes ilan edilmesini memnuniyetle karşıladık. Bunu Koalisyon güçleri tarafından insani bir girişim olarak değerlendirdik. Ancak Husiler sürekli olarak barış fırsatlarını kaçırıyor.  Bu da büyük bir engel oluşturuyor. Taraflar bir araya gelmeli ve Husiler uluslararası kararlara uymalıdır.”

Libya'da barış
Useymin, Libya'da ateşkes olması gerektiğini ve İİT’nin Mısır'ın Libya krizini barışçıl bir şekilde çözme çabalarını memnuniyetle karşıladığını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Burada İslam İşbirliği Örgütü'nün hüküm ve ilkelerine uygun olarak Bakanlar Kurulu Zirvesi’nin Libya'da güvenliğin ve istikrarın geri dönmesini sağlamak, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için krizi siyasi olarak çözecek olan Libya'da kapsamlı ateşkes çağrısını ve çabalarına yönelik kararları destekliyoruz. Tüm taraflar, bu girişimlerin gerçekleşmesi için silahları susturmalıdır.”

Koronavirüs ile mücadele
Teşkilatın İslam ülkelerinde koronavirüs salgının durumu ve gelişimini yakından takip ettiğini ifade eden Useymin, kendilerine bağlı üye ülkelerden en az gelişmiş olanlara özellikle sağlık sektöründe ve koronavirüs ile mücadelede destek sağladıklarını bildirdi. Teşkilatın Cidde’deki genel merkezinde Bangladeş, Afganistan ve Cibuti'den gelen heyetlere, bu ülkelerdeki sağlık bakanlıklarının salgının patlak vermesine karşı kapasitelerini desteklemek ve geliştirmek için İslami Dayanışma Fonu'ndan kendilerine tahsis edilen hibelerin verildiğini bildirdi.
Aynı zamanda üye devletlerin salgının ciddiyeti konusunda farkındalığı artırma çabalarını, İİT’nin sosyal medya platformlarında ve yol gösterici mesajlarında sunarak günlük olarak sürdürdüğünü vurguladı.

Kadınların rolü
Useymin açıklamasında, kadınlar hakkındaki başlıklarla İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından yakından ilgilenildiğini belirterek kadınların bilgi ve iletişim teknolojisi alanında desteklenmelerinin ve iş hayatında eşit fırsatlar sağlamak da dahil her alanda güçlendirilmelerinin önemini vurguladı. Bu alandaki ekonomik büyüme için daha fazla yatırıma ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Useymi kadınların ülkelerinin gelişiminde önemli rol oynadığını ve toplumlarında etkili olma hedeflerine ulaşmak için güvenilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Kadınları güçlendirmenin haklarını erkeklerle eşit hale getirmenin İİT’nin öncelikleri arasında yer alan İslami kanunlara da uygun olduğunu kaydetti. Ayrıca üye devletleri, İİT’nin kadınların ilerlemesi için belirlenen eylem planını ve kadınlara yönelik siyasi, ekonomik ve sosyal güçlendirme konusunda bakanlık kararlarını kadın sistemlerini gözden geçirmeye ve gerektiğinde değiştirmeye çağırdı.

Mezhep farklılıkları
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin açıklamasında, “Şunu fark etmeliyiz ki dinler siyasete dahil edildiğinde ihtilaflar yaşanması kaçınılmaz olur. Şu an yaşanan şey, kendilerini şeyh olarak adlandıranların taraflar arasındaki olayları alevlendirmesidir” dedi.
Useymin, politik sorunların siyasetçiler arasında çözülmesi gerektiğini ve düzeni bozabilecek durumların üstesinden gelmenin İİT’nin kuruluşundan bugüne kadar üzerinde çalıştığı konu olduğunu belirtti. “Ancak sorun, dini siyasete sürükleyerek bu sayede bir grubun diğerine karşı zafer elde etmeye çalışmasındadır. Bu teşkilatın tüm üyeleri için kabul edilemez ve reddedilen bir durumdur” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan’ın rolü
Useymin açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Filistin meselesindeki istikrarlı duruşu da dahil olmak üzere birçok konudaki eylemleriyle her gün insan tacirlerinin eylemlerini çürüttüğünü, ayrıca ekonomik açıdan da desteğini artırarak üye ülkeler arasındaki büyüme oranını yüzde 25'e yükselttiğini belirtti. Suudi Arabistan'ın İslami Dayanışma Fonu'na acil yardım için milyonlarca dolar destek verdiğine dikkat çeken Useymin, bazı ülkeler UNRWA'ya yardım sağlamaktan vazgeçtiğinde Suudi Arabistan'ın UNRWA’ya önceki 160 milyon dolara ek olarak 50 milyon dolar ile büyük bir destek sağladığını vurguladı.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın rolü
Teşkilatın tanımında bir karışıklık ve yanlış anlaşılma olduğuna dikkat çeken Useymin, öncelikle uluslararası kurumların ve Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin bir yansıması olduğunu, kurumun siyaset yapmadığını, bunun uluslararası kuruluşlar için bir öncelik olduğunun anlaşılması gerektiğini söyledi.

Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkeler bir konu veya bir mesele üzerinde çalışmak isterse Genel Sekreterliğin görevi bu kararları ve politikaları uygulamaktır. Kararlar çıkarmak değildir. Ayrıca kurumun bir sorunu çözmek için askeri görevleri yerine getirecek bir ordusu yok. Bu yüzden İİT, İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platformdur.  Siyaset, ekonomi ve kültür alanında tek bir pozisyon üzerinde anlaşıyoruz. Bu pozisyon herkes tarafından benimseniyor ve üzerinde herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değil. Bununla ancak tek bir siyasi tutum formüle edebilirsiniz. Bu tabloyu açıklayan bir diğer faktör de dünya üzerindeki yaklaşık 1,7 milyar Müslüman nüfus olmasıdır. Bizler tek bir siyasi çerçevede çalışıyoruz. Çalışmalarımız, İslam dünyasının resmi veya resmi olmayan liderlerinin bir dizi konudaki tutumlarının ortak bir örneğini temsil ediyor.”



İran’ın Körfez'deki sivil tesisleri ve konutları hedef alan saldırıları

BAE hava savunma güçleri dün İran'dan gelen 23 balistik füze ve 56 İHA’yı önledi (AFP)
BAE hava savunma güçleri dün İran'dan gelen 23 balistik füze ve 56 İHA’yı önledi (AFP)
TT

İran’ın Körfez'deki sivil tesisleri ve konutları hedef alan saldırıları

BAE hava savunma güçleri dün İran'dan gelen 23 balistik füze ve 56 İHA’yı önledi (AFP)
BAE hava savunma güçleri dün İran'dan gelen 23 balistik füze ve 56 İHA’yı önledi (AFP)

Körfez ülkeleri dün, hava savunma sistemlerinin İran'ın onlarca füze ve insansız hava aracı (İHA) ile düzenlediği saldırıları önlerken bu esnada bazı sivil tesisler ve konutlarda sınırlı hasar meydana geldiğini bildirirken can kaybının olmadığı belirtildi.

BAE

Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) yetkili makamlar, ABD merkezli Oracle şirketinin Dubai’daki veri merkezinin vurulduğu ve Marina bölgesine şarapnel parçalarının düştüğü iki olay hakkında inceleme başlattıklarını açıklarken herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olmadığını belirttiler.

BAE hava savunma güçleri dün, İran'dan gelen 23 balistik füze ve 56 İHA’yı etkisiz hale getirdi. Böylece, İran'ın açık saldırılarının başlamasından bu yana toplam sayı 498 balistik füze, 23 seyir füzesi ve 2 bin 141 İHA önlenmiş oldu. BAE Savunma Bakanlığı, İran saldırılarının başlangıcından bu yana, görevlerini yerine getirirken iki silahlı kuvvetler mensubunun, silahlı kuvvetlerle sözleşmeli Faslı bir sivilin ve 10 kişinin hayatını kaybettiğini, ayrıca farklı uyruklardan 217 kişinin hafif, orta ve ağır yaralanmalar yaşadığını belirtti. Bakanlık, her türlü tehdide karşı hazır ve nazır olduğunu, devletin güvenliğini sarsmayı amaçlayan her şeye kararlılıkla karşı koyacağını, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını koruyacağını ve ulusal çıkarlarını ve kaynaklarını koruyacağını vurguladı.

Katar

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dün, gerginliği azaltmak ve siyasi diyalog ile diplomatik yolu ön plana çıkarmak gerektiğini vurguladılar. İki lider bunun, Ortadoğu'daki mevcut krizi ve bunun enerji ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini kontrol altına almak ve bölgedeki enerji güvenliğini korumak için en uygun yol olduğunu belirttiler.

Katar Emiri dün Lusail Sarayı'nda İtalya Başbakanı ile yaptığı görüşmede bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı. Ayrıca, iki ülke arasındaki iş birliği ilişkilerini ve özellikle ekonomi ve enerji alanlarında bu ilişkileri destekleme ve geliştirme yollarını da değerlendirdiler.

Kuveyt

Kuveyt Silahlı Kuvvetleri, son 24 saat içinde Kuveyt hava sahasında tespit ettiği 8 balistik füze ve 19 İHA’yı etkisiz hale getirdi. Bu olaylarda herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelmedi. Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Suud el-Atvan, Kara Kuvvetleri Mühendisliği'ne bağlı Patlayıcı Madde İmha ve Teftiş Birimi'nin 4 ihbarla ilgilendiğini, vatandaşları ve ülkede ikamet edenleri, şarapnel parçası düşebilecek bölgelerde bulunan herhangi bir İHA enkazına, parçalara ve kalıntılara yaklaşmamaları ve dokunmamaları konusunda uyardı. Çünkü bunların son derece tehlikeli olduğunu vurgulaya Albay, Atvan, kamu güvenliğini korumak için acil durum numarasını arayarak bildirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kuveyt Silahlı Kuvvetleri’nin sağlam bir hazırlık çerçevesinde, çeşitli güvenlik birimleri ve devlet kurumlarıyla iş birliği ve koordinasyon içinde, tüm sorumluluk ve disiplinle ulusal görevlerini yerine getirmeye devam ettiğini vurgulayan Albay Atvan’a göre bu, çeşitli tehditlerle ve zorluklarla mücadele etme kapasitesini pekiştiriyor.

Kuveyt Ulusal Muhafız Kuvvetleri, son 24 saat içinde sorumluluk alanlarında iki insansız hava aracını düşürdü.

Kuvvetlerin resmi sözcüsü Tuğgeneral Dr. Cedan Fadıl, bunun güvenliği artırma, hayati öneme sahip tesisleri koruma ve olası tehditlere karşı koyma yönündeki sürekli çabaların bir parçası olduğunu açıkladı.

Öte yandan Kuveyt Elektrik Bakanlığı Sözcüsü Mühendis Fatima Hayat, İran'ın mücrim saldırılarının devam etmesine rağmen ‘elektrik ve su’ sistemlerinin istikrarlı ve kontrol altında olduğunu doğruladı.

Mühendis Hayat, düzenlediği basın toplantısında, geçtiğimiz günlerde iki elektrik santrali ve su arıtma tesisinin saldırıya uğradığını ve bunun maddi hasara yol açtığını doğruladı.

Bahreyn

Bahreyn'de ise savunma sistemleri son 24 saat içinde 8 İHA’yı etkisiz hale getirdi. Bahreyn Ulusal İletişim Merkezi, İran'ın mücrim saldırılarının başlamasından bu yana toplam 188 füze ve 453 İHA’nın önlendiğini ve imha edildiğini açıkladı.

Bahreyn Savunma Gücü Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘ordudaki ileri düzeyde savaş hazırlığı ve yüksek alarm durumu halinden ve Bahreyn'i korumak için sergilenen bu kesintisiz operasyonel yetkinlikten duyulan gurur’ dile getirildi. Açıklamada, “Bu askerlerin sergilediği onurlu performans, Krallığın göklerinin korunduğuna dair sağlam bir güven ve huzur veriyor” denildi.

Balistik füzelerin ve İHA’ların sivil hedefleri ve özel mülkleri hedef almak için kullanılmasını uluslararası insani hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na açık bir ihlal olarak nitelendiren Bahreyn Ulusal İletişim Merkezi, bu suç niteliğindeki rastgele saldırıların bölgesel barış ve güvenliğe doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Merkez ayrıca yetkili makamlar tarafından yayınlanan talimatlara uyulmasının önemini ve ulusal farkındalığı ve sorumluluğu güçlendirmek amacıyla bilgilerin aktarılmasında titiz davranılması ve haberlerin resmi kaynaklardan alınması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.


Kuveyt: İHA saldırısının ardından petrol kompleksinde yangın çıktı ve hükümet binası hasar gördü

İran saldırıları sonucu Kuveyt'teki bir binadan yükselen duman (Arşiv-AFP)
İran saldırıları sonucu Kuveyt'teki bir binadan yükselen duman (Arşiv-AFP)
TT

Kuveyt: İHA saldırısının ardından petrol kompleksinde yangın çıktı ve hükümet binası hasar gördü

İran saldırıları sonucu Kuveyt'teki bir binadan yükselen duman (Arşiv-AFP)
İran saldırıları sonucu Kuveyt'teki bir binadan yükselen duman (Arşiv-AFP)

Kuveyt ordusu bu sabah erken saatlerde hava savunma sistemlerinin Kuveyt'e doğru fırlatılan füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) engellediğini duyurdu. Yetkililer, İran saldırısının ardından başkentteki bir hükümet kompleksinde önemli hasar meydana geldiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Kuveyt hava savunma sistemleri şu anda düşman füze ve İHA saldırılarına karşı koymaktadır" denilerek, "duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin saldırıları engellemesinin sonucu olduğu" belirtildi. Açıklamada, vatandaşların güvenlik ve emniyet talimatlarına uymaları çağrısında bulunuldu.

Kuveyt Maliye Bakanlığı, "İran saldırganlığı sonucu düşman İHA’sı ile bakanlıklar kompleksinin hedef alınması" nedeniyle oluşan hasarların tazmin edildiğini duyurdu.

Bakanlık, saldırının binada önemli maddi hasara yol açtığını, ancak can kaybı olmadığını belirtti. Ayrıca, komplekse ziyaretlerin askıya alındığını ve yetkililerin bugün uzaktan çalışacaklarını kaydetti.

Kuveyt Petrol Şirketi bugün yaptığı açıklamada, Petrol Bakanlığı ve şirket genel merkezlerinin bulunduğu Şuveyh petrol sektörü kompleksinde bir İHA saldırısının ardından yangın çıktığını bildirdi.

Olayda herhangi bir yaralanma bildirilmedi. Acil durum ve itfaiye ekipleri yangına derhal müdahale etti.

ran'ın 28 Şubat'ta başlayan ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak Körfez ülkelerine misilleme saldırıları başlatmasının ardından çatışma Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'e de yayıldı.


Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
TT

Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın güneybatısında bulunan Qiddiya şehri, bölgenin en büyük su parkı olan ikinci eğlence tesisi Aquarabia’nın resmi açılış tarihini 23 Nisan Perşembe olarak açıkladı. Bu adım, şehrin eğlence, spor ve kültür alanında uluslararası bir destinasyon olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Şehir, her yaştan ziyaretçiyi su maceralarıyla dolu ayrıcalıklı bir deneyim yaşamaya davet ediyor. Parkta 22 yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. Bunlardan dördü dünya rekoru kıracak nitelikte, ziyaretçilere heyecan ve yaratıcılığı bir arada sunuyor.

Aquarabia Qiddiya, 250 bin metrekareden fazla alan üzerine kurulmuş ve Suudi Arabistan’ın doğal ve ekolojik çeşitliliğinden ilham alan sekiz farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bu tasarım, mekânın kimliğini yansıtarak ziyaretçilere kapsamlı ve sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Park, heyecan ve macera arayanlardan, rahat bir ortamda aileleriyle vakit geçirmek isteyenlere kadar, tüm ziyaretçi profillerine hitap eden seçenekler sunuyor. Ayrıca parkta yedi ‘kuru’ eğlence oyunu ve deneyimi de bulunuyor; bu da ziyaretçilere eğlence çeşitliliği ve alternatif aktiviteler sunuyor.

Daha özel ve lüks bir deneyim arayan ziyaretçiler için Aquarabia Qiddiya, 91 adet lüks kabin sunuyor. Park ayrıca misafirlere bekleme kuyruklarını atlayarak daha akıcı bir deneyim sağlayan ‘AquaFast Pass’ hizmeti de sağlıyor.

Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA) Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA)

Parkta ayrıca yiyecek ve içecek sunan 24 farklı nokta bulunuyor; buralarda yerel ve uluslararası lezzetlerden oluşan geniş bir yelpaze sunuluyor. Ziyaretçiler, yüzme ekipmanları, güneşten koruyucu ürünler ve hediyelik eşya temin edebilecekleri yedi perakende mağazasından da faydalanabiliyor; bu da gün boyu süren deneyimi tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Aquarabia Qiddiya her gün 12.00 – 20.00 saatleri arasında hizmet verecek, her cuma ise kadınlara özel bir gün olarak ayrılacak. Giriş bileti, park içindeki tüm oyun ve tesisleri kapsıyor; yalnızca ‘sörf’ deneyimi ekstra olarak satın alınabiliyor.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a 40 dakikalık mesafede, Tuveyk Dağı eteklerinde konumlanan Qiddiya, en kapsamlı eğlence projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Projenin, ülke ekonomisine katkı sağlaması ve Vizyon 2030 hedeflerine destek olması bekleniyor.

Qiddiya, tamamen ‘Oyunun Gücü’ (Power of Play) konsepti üzerine inşa edilen ilk küresel destinasyon olma özelliğini taşıyor. 334 kilometrekarelik alanda yer alan şehir, eğlence, spor ve kültürü bir araya getirerek dünyada eşi benzeri olmayan bir deneyim sunuyor.

Şehir, 29 Aralık 2025’te ilk büyük eğlence tesisi olan ‘Six Flags’ parkını resmi olarak açtı. Bu park, Kuzey Amerika dışında dünyada bu ünlü markayı taşıyan ilk tesis olma özelliğine sahip ve altı farklı alan içinde toplam 28 oyun ile ziyaretçilerine her biri kendine özgü bir deneyim sunuyor.