İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
TT

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda son dönemde ortaya çıkan koronavirüs salgını ve İslam dünyasından bazı ülkelerin karşılaştığı zorluklar ışığında İİT’nin oynadığı role ilişkin açıklamalarda bulundu.
Useymin, İhvan-ı Müslimin Örgütü’nün (Müslüman Kardeşler) DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu ve topluma nüfuz etmesini durdurmak için mümkün olan tüm yollarla mücadele edilmesi gerektiğini belirti. Örgütün eylemleriyle mücadele ve ifşa edilmesi için uzun vadeli bir strateji geliştirme çağrısında bulundu.
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin, İİT’nin çalışmaları hakkındaki açıklamasında Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin yansıması olduğunu ve kurumun siyaset üretmediğini vurguladı. Bu ülkelerin bir konu veya bir mesele hakkında çalışılmasını istediğinde Genel Sekreterliğin görevinin bu kararları ve politikaları uygulamak olduğunu belirtti. İİT’nin İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platform olduğunu kaydetti.

Terörle Mücadele
Useymin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın teröre karşı tutumunun açık ve net olduğunu; fikri, mali veya bir hareket olarak olsun, her türlü terörizmin reddedilerek masum görülmediğini söyledi. Açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İİT sözlüğünde aşırılık yanlısı bir terörist eyleme hiçbir gerekçe yoktur. İslam, merhamet ve barışa dayanan ılımlı bir dindir. Bu ilke sadece bir fikir değil, İİT’nin temel ilkesidir. Teşkilat olarak İslam dünyasında veya dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen her türlü terör eylemini kınıyoruz. Din, dil ırk ve renk gözetmeksizin terör eylemi gerçekleştiren herkese cevabımız aynı olacak ve terörizme karşı durmaya devam edeceğiz.”
Bu tür cezai eylemleri gerçekleştirmenin hiçbir gerekçesi olmadığını vurgulayan Useymin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Batı ülkelerinde demokrasi ve rahat bir yaşam söz konusu. İşsizler gelirleri yoksa yardım alıyorlar. Fakat biz vatandaşlarımızın çoğunun DEAŞ’e bağlı olduğunu görüyoruz. Yoksulluğun insanları terörist eylemler yapmaya zorlamasının doğrudan bir nedeni olduğunu düşünmüyorum. Evet, bunun sebeplerinden biri olabilir ancak gerekçe olarak en başta fikir ve inanç geliyor. Dünyadaki 90 ülkeden vatandaşların DEAŞ’a bağlı olduğunu gösteren rakamlar da bunu doğruluyor.”
Bu durumun “İslami terörizmi veya islamofobiyi geçersiz kıldığını” belirten Useymin bu nedenle terörizm suçlamasını İslam dinine veya Müslümanlara bağlamanın zor olduğunu kaydetti. Bu tür eylemleri gerçekleştiren az sayıda Müslüman olduğunu, bunun dünyadaki yaklaşık 1,7 milyar  Müslümanın ne kadarını oluşturduğuna dikkat çekerek terörizmin belirli bir formu veya adı olmadığını ifade etti.

Diasporadaki Müslümanlar
İİT Başkanı ayrıca Müslümanlara ve diasporada İslam dinini savunmak için üstlendikleri rollere dikkat çektiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Batı ülkelerindeki Müslümanlar için aktif bir rol olmalı. Sessiz bir çoğunluğa sahipler. Örneğin, Avrupa ve Rusya'da yaklaşık 65 milyon nüfus var ancak sesleri yok. İslam dinini daha iyi savunabilmek için tek bir cephede yer almıyorlar. İslami liderlerin büyük bir bölümü İslam dinini savunmada ve terörizmi reddetmekte önemli rol oynamalı. Müslümanların bu ülkelerde karşılaştıkları en önemli sorun, bir mahallede birlikte yaşamaları ve çevrelerine entegre olmamalarıdır. Geldikleri ülkelerin kıyafetlerini giyen ve ülkelerinde uyguladıkları gelenek ve görenekleri orada devam ettiren bu insanlar  yaşadıkları ülkede bir farklılıkla karşılaştıklarında kimlik sorunu ortaya çıkıyor. Sonuç olarak terörist örgütlerin sömürdüğü bu farklılıklar beliriyor. İİT’nin terörizmle mücadele çabaları arasında İslami olmayan ve ne yazık ki terörizm olgusunun ortaya çıkmaya başladığı ülkelerdeki Müslüman toplumlara ‘Yaşadığınız ülkelerin yasalarına saygı göstermeniz gerekiyor. Uymayacaksanız neden oraya gittiniz?’ sorusunu hatırlatmak yer alıyor.”

İhvan-ı Müslimin tehlikesi
İslam ve dünya için en tehlikeli olan gruplara da değinen Useymin, İhvan-ı Müslimin’in aslen bir suç grubu olan DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu, İhvan’ın nüfuz eden bir grup olarak içinde yaşadıkları ülkelerin ve toplumların avukat, doktor, parlamenter ve üniversite profesörü gibi birçok kadroda etkili olduğunu vurguladı.  İhvan-ı Müslimin’in imparatorluğunu oluşturarak iktidara sahip olmak için aşağıdan yukarıya doğru giden bir stratejisinin olduğunu ve toplumun en alt tabakasına nüfuz edip hakimiyeti eline aldıklarını belirtti. Useymin, İhvan’ın suç eylemlerini hayata geçirmek için takiye ilkeleriyle hareket ettiğini vurguladı.
Useymin konuya dair üç temel nokta belirledi. Bunları söz konusu tehlikeyle yüzleşmek, sorunun varlığını kabul etmek ve planlarını ortaya çıkarmak. Ayrıca ekonomik ve sosyal olarak geride kalmak ve kalkınma çalışmalarının durmasına neden olmak gibi içinde bulunduğu çevreyi nasıl bir bölgeye dönüştürdüğünü bilmeyen halk arasında İhvan hareketinin tehlikesini ortaya koyarak bu gruptaki alim olarak adlandırılan kişileri kutsallıktan çıkarmak olarak sıraladı.
İhvan-ı Müslimin ile mücadele etmek için uzun vadeli bir strateji oluşturmanın gereğini vurgulayan Useymin, İslam ülkelerinin bu dosya üzerinde sıkı ve ciddi bir şekilde çalışması, bu grubun tehlikesi ile genişlemesini sınırlamak ve kültürel ve sosyal etkinliklerini durdurmak için uzun çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Aynı zamanda, bu grubun her alanda kalkınma yolunda bir engel olduğuna dikkat çekerek İİT’nin amaçlarından birinin, İslam dininin Müslüman Kardeşler'in çeşitli yollarla yok etmek için çalıştığı sanat ve kültürle çelişmediğini göstermek için festivaller kurduğunu dile getirdi.

Husi suçları
Husilerin uygulamalarının tüm uluslararası düzenlemeleri ve gelenekleri ihlal ettiğini belirten Useymin, bunun Husilerin Mekke'yi hedef alma sürecinden sonra, teşkilat  üyelerinin bakanlık toplantısının ardından verdiği bir karar olduğunu ve eylemlerinin  kınandığını söyledi.
Ayrıca teşkilatın Yemen halkının yanında olduğunu ve Yemenliler tarafından üzerinde anlaşılan kapsamlı ve adil siyasi çözümü desteklediğini belirten Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yemen'deki meşruiyeti destekleyen Koalisyon güçlerinin liderliğinde, geçen 4 Nisan'da iki haftalık ateşkes ilan edilmesini memnuniyetle karşıladık. Bunu Koalisyon güçleri tarafından insani bir girişim olarak değerlendirdik. Ancak Husiler sürekli olarak barış fırsatlarını kaçırıyor.  Bu da büyük bir engel oluşturuyor. Taraflar bir araya gelmeli ve Husiler uluslararası kararlara uymalıdır.”

Libya'da barış
Useymin, Libya'da ateşkes olması gerektiğini ve İİT’nin Mısır'ın Libya krizini barışçıl bir şekilde çözme çabalarını memnuniyetle karşıladığını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Burada İslam İşbirliği Örgütü'nün hüküm ve ilkelerine uygun olarak Bakanlar Kurulu Zirvesi’nin Libya'da güvenliğin ve istikrarın geri dönmesini sağlamak, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için krizi siyasi olarak çözecek olan Libya'da kapsamlı ateşkes çağrısını ve çabalarına yönelik kararları destekliyoruz. Tüm taraflar, bu girişimlerin gerçekleşmesi için silahları susturmalıdır.”

Koronavirüs ile mücadele
Teşkilatın İslam ülkelerinde koronavirüs salgının durumu ve gelişimini yakından takip ettiğini ifade eden Useymin, kendilerine bağlı üye ülkelerden en az gelişmiş olanlara özellikle sağlık sektöründe ve koronavirüs ile mücadelede destek sağladıklarını bildirdi. Teşkilatın Cidde’deki genel merkezinde Bangladeş, Afganistan ve Cibuti'den gelen heyetlere, bu ülkelerdeki sağlık bakanlıklarının salgının patlak vermesine karşı kapasitelerini desteklemek ve geliştirmek için İslami Dayanışma Fonu'ndan kendilerine tahsis edilen hibelerin verildiğini bildirdi.
Aynı zamanda üye devletlerin salgının ciddiyeti konusunda farkındalığı artırma çabalarını, İİT’nin sosyal medya platformlarında ve yol gösterici mesajlarında sunarak günlük olarak sürdürdüğünü vurguladı.

Kadınların rolü
Useymin açıklamasında, kadınlar hakkındaki başlıklarla İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından yakından ilgilenildiğini belirterek kadınların bilgi ve iletişim teknolojisi alanında desteklenmelerinin ve iş hayatında eşit fırsatlar sağlamak da dahil her alanda güçlendirilmelerinin önemini vurguladı. Bu alandaki ekonomik büyüme için daha fazla yatırıma ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Useymi kadınların ülkelerinin gelişiminde önemli rol oynadığını ve toplumlarında etkili olma hedeflerine ulaşmak için güvenilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Kadınları güçlendirmenin haklarını erkeklerle eşit hale getirmenin İİT’nin öncelikleri arasında yer alan İslami kanunlara da uygun olduğunu kaydetti. Ayrıca üye devletleri, İİT’nin kadınların ilerlemesi için belirlenen eylem planını ve kadınlara yönelik siyasi, ekonomik ve sosyal güçlendirme konusunda bakanlık kararlarını kadın sistemlerini gözden geçirmeye ve gerektiğinde değiştirmeye çağırdı.

Mezhep farklılıkları
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin açıklamasında, “Şunu fark etmeliyiz ki dinler siyasete dahil edildiğinde ihtilaflar yaşanması kaçınılmaz olur. Şu an yaşanan şey, kendilerini şeyh olarak adlandıranların taraflar arasındaki olayları alevlendirmesidir” dedi.
Useymin, politik sorunların siyasetçiler arasında çözülmesi gerektiğini ve düzeni bozabilecek durumların üstesinden gelmenin İİT’nin kuruluşundan bugüne kadar üzerinde çalıştığı konu olduğunu belirtti. “Ancak sorun, dini siyasete sürükleyerek bu sayede bir grubun diğerine karşı zafer elde etmeye çalışmasındadır. Bu teşkilatın tüm üyeleri için kabul edilemez ve reddedilen bir durumdur” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan’ın rolü
Useymin açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Filistin meselesindeki istikrarlı duruşu da dahil olmak üzere birçok konudaki eylemleriyle her gün insan tacirlerinin eylemlerini çürüttüğünü, ayrıca ekonomik açıdan da desteğini artırarak üye ülkeler arasındaki büyüme oranını yüzde 25'e yükselttiğini belirtti. Suudi Arabistan'ın İslami Dayanışma Fonu'na acil yardım için milyonlarca dolar destek verdiğine dikkat çeken Useymin, bazı ülkeler UNRWA'ya yardım sağlamaktan vazgeçtiğinde Suudi Arabistan'ın UNRWA’ya önceki 160 milyon dolara ek olarak 50 milyon dolar ile büyük bir destek sağladığını vurguladı.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın rolü
Teşkilatın tanımında bir karışıklık ve yanlış anlaşılma olduğuna dikkat çeken Useymin, öncelikle uluslararası kurumların ve Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin bir yansıması olduğunu, kurumun siyaset yapmadığını, bunun uluslararası kuruluşlar için bir öncelik olduğunun anlaşılması gerektiğini söyledi.

Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkeler bir konu veya bir mesele üzerinde çalışmak isterse Genel Sekreterliğin görevi bu kararları ve politikaları uygulamaktır. Kararlar çıkarmak değildir. Ayrıca kurumun bir sorunu çözmek için askeri görevleri yerine getirecek bir ordusu yok. Bu yüzden İİT, İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platformdur.  Siyaset, ekonomi ve kültür alanında tek bir pozisyon üzerinde anlaşıyoruz. Bu pozisyon herkes tarafından benimseniyor ve üzerinde herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değil. Bununla ancak tek bir siyasi tutum formüle edebilirsiniz. Bu tabloyu açıklayan bir diğer faktör de dünya üzerindeki yaklaşık 1,7 milyar Müslüman nüfus olmasıdır. Bizler tek bir siyasi çerçevede çalışıyoruz. Çalışmalarımız, İslam dünyasının resmi veya resmi olmayan liderlerinin bir dizi konudaki tutumlarının ortak bir örneğini temsil ediyor.”



Körfez ülkelerinden medya kuruluşlarına dezenformasyonla mücadele çağrısı

Körfez ülkelerinin enformasyon bakanları, çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen 29. toplantıları öncesinde (SPA)
Körfez ülkelerinin enformasyon bakanları, çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen 29. toplantıları öncesinde (SPA)
TT

Körfez ülkelerinden medya kuruluşlarına dezenformasyonla mücadele çağrısı

Körfez ülkelerinin enformasyon bakanları, çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen 29. toplantıları öncesinde (SPA)
Körfez ülkelerinin enformasyon bakanları, çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen 29. toplantıları öncesinde (SPA)

Körfez ülkelerinin enformasyon bakanları, Körfez ülkelerinin birliğini hedef alan veya Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine, sembollerine ve halklarına yönelik hakaret içeren her türlü girişimi kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Bakanlar, medya kuruluşları ve dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen ihlallerin izlenmesi ve belgelenmesi çalışmalarının yoğunlaştırılması, sorumluların ise her ülkenin yürürlükteki mevzuatı çerçevesinde hesap vermesini sağlayacak yasal adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Bakanların çarşamba günü Manama’da düzenlenen 29. toplantının ardından yayımladığı bildiride, KİK ülkeleri arasındaki dayanışma ve birlikteliğin güvenlik ve istikrarın korunması, Körfez bölgesinin kazanımlarının muhafaza edilmesi açısından temel bir dayanak olduğu belirtildi. Açıklamada, bölgenin karşı karşıya bulunduğu zorluklar nedeniyle ortak hareket etme sorumluluğunun daha da önem kazandığı ifade edildi.

Bakanlar, medya kuruluşlarına, medya sektöründe çalışanlara ve sosyal medya kullanıcılarına doğru bilgiyi teyit etmeleri, bilgileri resmî kaynaklardan almaları, hakaret içeren veya yanıltıcı içerikleri yayımlamaktan ve paylaşmaktan kaçınmaları çağrısında bulundu. Açıklamada, Körfez ülkelerinin birliğinin korunması ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesi için ortak çabaların önemine dikkat çekildi.

Bildiri, bölgede tırmanan askerî gerilimin yol açtığı gelişmelerin yanı sıra dijital platformlarda yürütülen medya kampanyalarının ve yayılan yanlış bilgilerin gündemde olduğu bir dönemde yayımlandı.

Körfez ülkeleri ortak medya söylemini güçlendirmeli

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi de toplantıda yaptığı konuşmada, ortak çıkarlara hizmet eden, üye ülkelerin tutumlarını ve meselelerini yansıtan, kalkınma alanındaki başarılarını ve bölgesel ve uluslararası alandaki konumlarını öne çıkaran ortak bir Körfez medya söyleminin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

El-Budeyvi, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ve Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, kutsal mekânların hedef alınması da dâhil olmak üzere, yeniden kınadı. KİK’in Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini korumak amacıyla aldığı önlemlerle dayanışma içinde olduğunu belirten el-Budeyvi, ülkelerin güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tehdidi reddettiklerini vurguladı.

dcfg
Çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen Körfez ülkeleri enformasyon bakanları toplantısından bir görüntü (SPA)

Genel Sekreter, İran’ın saldırılarının başlamasından bu yana Körfez medyasının sergilediği performansı da övdü. Medya kuruluşlarının söylentilerle mücadele etme, yanıltıcı anlatıları çürütme ve kriz dönemlerinde kamuoyuna bilgi sağlama konusundaki rolüne dikkat çekti.

Körfez ülkelerindeki medya kuruluşlarının hızlı tepki verme ile bilgilerin doğruluğunu koruma arasında denge kurabildiğini belirten el-Budeyvi, bu kuruluşların kamuoyunun güvenini güçlendirmeye ve iç cephede dayanışmayı desteklemeye katkı sağladığını söyledi. El-Budeyvi, medyanın rolünün artık yalnızca olayları aktarmakla sınırlı olmadığını, ülkelerin güvenlik ve istikrarının korunmasında da bir ortak hâline geldiğini ifade etti.

El-Budeyvi, Körfez ülkelerinin ortak medyaya yönelik hedeflerinin mükemmellik ve öncülükle sınırlı olmadığını belirterek, medyanın toplumsal bilinci şekillendiren, etki oluşturan ve KİK ülkelerinin bölgesel ve uluslararası alandaki konumunu güçlendiren etkin bir güç hâline gelmesinin amaçlandığını kaydetti.

Dijital medya ve yapay zekâ vurgusu

Ortak medya çalışmalarının geliştirilmesi kapsamında Körfez ülkelerindeki kurumların içerik üretimi ve dijital medya alanlarında kaydettiği ilerlemeye değinen Genel Sekreter, çeviri, haber merkezlerine destek ve süreçlerin otomatikleştirilmesi gibi alanlarda yapay zekâ teknolojilerinden yararlanılmasına da dikkat çekti.

sdefrgth
KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, çarşamba günü Bahreyn’de düzenlenen Körfez ülkeleri enformasyon bakanları toplantısında konuşurken (SPA)

El-Budeyvi ayrıca, “Körfez Medya İçeriği Rehberi”nin hazırlanmasına yönelik çalışmaları önemli bir adım olarak nitelendirdi. Rehberin, içerik kalitesini artırmayı, Körfez kimliğini ve değerlerini korumayı ve teknolojik dönüşüm sürecinde ortak medya çalışmaları için bir zemin oluşturmayı amaçladığını belirtti.

Bahreyn Enformasyon Bakanı Ramzan en-Numeymi başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, KİK üyesi ülkelerin enformasyon bakanları katıldı. Toplantıda, bölgesel gelişmeler ve bölgenin karşı karşıya bulunduğu zorluklar ışığında Körfez ülkeleri arasında medya alanındaki iş birliği ve koordinasyonun geliştirilmesi yolları ele alındı.


Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’a fırlattığı 5 balistik füzeyi imha etti

Riyad’da iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlenmesinin ardından düşen şarapnel parçaları bir araca zarar verdi (Suudi Arabistan Haber Ajansı – SPA)
Riyad’da iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlenmesinin ardından düşen şarapnel parçaları bir araca zarar verdi (Suudi Arabistan Haber Ajansı – SPA)
TT

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’a fırlattığı 5 balistik füzeyi imha etti

Riyad’da iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlenmesinin ardından düşen şarapnel parçaları bir araca zarar verdi (Suudi Arabistan Haber Ajansı – SPA)
Riyad’da iki balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlenmesinin ardından düşen şarapnel parçaları bir araca zarar verdi (Suudi Arabistan Haber Ajansı – SPA)

Yemen’de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, dün İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’ın Riyad ve Doğu bölgelerine fırlattığı 5 balistik füze ile ülkenin güneyine yöneltilen 4 İHA’nın önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Arabistan Sivil Savunma ekipleri, Riyad’da hava savunma sistemleri tarafından önlenip imha edilen iki balistik füzenin parçalarının düşmesi üzerine müdahalede bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre olayda bir binada, inşaatı devam eden bir projede ve bir araçta maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

Yemen’de ise askeri çatışmaların kapsamı genişledi. Husilere ait kalan mevziler üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla Babülmendeb cephesinde çatışmalar yeniden başladı. Taiz kentinin farklı cephelerinde de çatışmalar sürerken, milislerin mevzileri, takviye birlikleri ve ikmal hatlarına yoğun hava saldırıları gerçekleştirildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında son 24 saatte bin 276 hedefe yönelik saldırı düzenlendiğini duyurdu.

Öte yandan Yemen Başbakanı Şayi ez-Zindani, Avrupa Birliği’nin Yemen Delegasyonu Başkanı Patrick Simonnet ile yaptığı görüşmede, askeri gerilimin son durumunu ve bunun insani sonuçlarını ele aldı. Görüşmede Taiz üzerindeki kuşatmanın sürmesi ve sivil tesislerin hedef alınması da gündeme geldi.

Ez-Zindani, uluslararası topluma Husilerin uyguladığı kuşatmanın sona erdirilmesi ve sivillerin hareketi ile insani yardım sevkiyatının önündeki engellerin kaldırılması için baskı yapılması çağrısında bulundu.


Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarın tesis edilmesinin önemini teyit etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarın tesis edilmesinin önemini teyit etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarın tesis edilmesine önem verdiğini teyit etti. Ayrıca, “Mekke Anlaşması”na taraf ülkelerin bölgenin güvenlik ve istikrarının korunmasındaki merkezi rolüne dikkat çekerek, gerilimin düşürülmesi amacıyla Katar ve Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarına ve barışın sağlanmasına yönelik bütün girişimlere destek verdiğini belirtti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman başkanlığında Riyad’da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na taraf ülkeler ile üst düzey İranlı yetkililer arasında gerçekleştirilen görüşmelerin içeriği ele alındı.

Toplantının başında Veliaht Prens, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’den aldığı iki mesajın içeriği hakkında Bakanlar Kuruluna bilgi verdi. Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kabul etmesi ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile gerçekleştirdiği resmî görüşmelerin sonuçlarını aktardı. Bu görüşmelerde iki ülke arasındaki tarihî ilişkilerin sağlamlığı ve çeşitli alanlarda ortak iş birliğinin geliştirilmesine yönelik kararlılık vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, hava savunma sistemlerinin yüksek kapasitesini ve Yemen’deki Husilerin Mekke, Medine ve Suudi Arabistan’ın çeşitli şehirleri ile tesislerini hedef almaya yönelik tekrarlanan girişimlerinin engellenmesindeki başarısını takdir etti.

Kurul, söz konusu saldırıları Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve İslam’ın kutsal mekânlarının dokunulmazlığına yönelik ciddi bir saldırı ve dünya genelindeki Müslümanların duygularının açıkça ihlali olarak nitelendirerek kınadı. Ayrıca Suudi Arabistan’ın, İki Kutsal Cami’nin, bu camileri ziyaret edenlerin, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin güvenliğini kararlılıkla savunma konusundaki meşru hakkını vurguladı.

Bakanlar Kurulu, hava savunma sistemlerinin yüksek kapasitesini ve Husilerin tekrarlanan saldırı girişimlerini engelleme başarısını takdir etti. (SPA)

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan’da askerî harcamaların yerlileştirilme oranının 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 27,3’e yükseldiğini ve böylece yüzde 24 olan yıllık hedefin aşıldığını belirtti. Yerli katkı oranının da yüzde 40,9’a ulaştığı kaydedildi. Bu gelişmenin, ulusal kapasitenin yeterliliğini yansıttığı, kamu ve özel sektör arasındaki bütünleşik çalışmayı desteklediği ve 2030 yılına kadar toplam askerî harcamaların yüzde 50’den fazlasının yerlileştirilmesi hedefine yönelik ilerlemeyi gösterdiği ifade edildi.

Kurul, kamu yönetimi sisteminin performans göstergelerini ve yönetim, yönetişim ve kurumsal mükemmeliyet alanlarında kaydedilen ilerlemeyi de değerlendirdi. Bu kapsamda, İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığının, 28 ülkeden 53 kurumu geride bırakarak, Uluslararası Proje Yönetimi Enstitüsü tarafından verilen uluslararası bir ödüle layık görülmesini takdir etti. Ödülün, girişimlerin uygulanmasının etkinliğini artırmaya, hedeflere ulaşmaya ve bunları ulusal önceliklerle uyumlu hâle getirmeye yönelik katkılar nedeniyle verildiği belirtildi.

Bakanlar Kurulu, gündemindeki konuları ele aldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bunlar arasında Şûra Konseyi ile ortaklaşa incelenen dosyalar ile Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi, Ekonomik İşler ve Kalkınma Konseyi, Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Bakanlar Kurulu Uzmanlar Kurulunun değerlendirdiği konular da yer aldı.

Toplantıda alınan kararlar kapsamında, Suudi Arabistan ile diğer ülkelerin hükûmetleri arasında diplomatik, hususi veya benzeri pasaport sahiplerine giriş vizesi muafiyeti tanınmasına ilişkin örnek anlaşma metni onaylandı. Dışişleri Bakanı veya görevlendireceği kişi, söz konusu örnek metin doğrultusunda çeşitli ülkelerin hükûmetleriyle müzakere yürütmek ve anlaşma taslağını imzalamak üzere yetkilendirildi.

Ayrıca Türkiye ile belediyecilik ve konut alanlarında bir mutabakat zaptı ile Hindistan’la gümrük konularında iş birliği ve karşılıklı yardımlaşmaya ilişkin bir anlaşma onaylandı.

Suudi Arabistan Belediyeler ve Konut Bakanlığı ile Suriye Bayındırlık ve Konut Bakanlığı arasında belediyecilik ve konut alanlarında bir mutabakat zaptı; Suudi Arabistan Nükleer ve Radyolojik Düzenleme Kurumu ile Ürdün Enerji ve Maden Düzenleme Kurumu arasında ise nükleer emniyet, güvenlik ve radyasyondan korunma alanlarında iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı kabul edildi.

Kurul, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanına ve Dijital Yönetim Kurumu Yönetim Kurulu Başkanına veya görevlendireceği kişiye, dijital devlet alanında iş birliğini geliştirmek üzere Güney Kore İçişleri ve Güvenlik Bakanlığı ile bir mutabakat zaptı taslağı üzerinde müzakere yürütme yetkisi verdi.

Suudi Arabistan Devlet Güvenliği Başkanlığı ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Ulusal Güvenlik İstihbarat Teşkilatı arasında terör suçları ve terörün finansmanıyla mücadele alanında bir iş birliği anlaşması da onaylandı. Bunun yanı sıra Ticari İşlemler Kanunu, Kraliyet Antropoloji ve Kültürel Çalışmalar Enstitüsünün teşkilat düzenlemeleri ve elektrikli eğlence araçlarının denetimi, kontrolü ve teftişinden sorumlu kurumların görev ve yetkileri kabul edildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca Mühendis Abdurrahman bin Abdülmuhsin el-Fadli başkanlığında Ulusal Su Şirketinin yönetim kurulunun yeniden oluşturulmasını, gıda zehirlenmesi vakalarını soruşturan komiteye Çevre, Su ve Tarım Bakanlığının eklenmesini ve Atçılık Kurumu, Suudi İhracat-İthalat Bankası ile Sosyal Kalkınma Bankasının önceki iki mali yıla ait kesin hesaplarının onaylanmasını kararlaştırdı.

Son olarak Kurul, Hail Bölgesi Kalkınma Otoritesi, Atçılık Kurumu, Genel Limanlar Otoritesi, Genel Fuarlar ve Konferanslar Otoritesi, Suudi Arabistan Havayolları Genel Kurumu, Kızıldeniz’deki Mercan Resifleri ve Deniz Kaplumbağalarının Korunması Genel Kurumu, Kral Abdülaziz Safkan Arap Atları Merkezi, Ulusal Meteoroloji Merkezi, Petrol Dışı Gelirler Merkezi ve Ulusal Kâr Amacı Gütmeyen Sektör Geliştirme Merkezinin yıllık raporları da dâhil olmak üzere gündemdeki çeşitli konular hakkında gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdi.