İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
TT

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri el-Useymin: DEAŞ’tan daha tehlikeli olan İhvan ile yüzleşilmesi gerekiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda son dönemde ortaya çıkan koronavirüs salgını ve İslam dünyasından bazı ülkelerin karşılaştığı zorluklar ışığında İİT’nin oynadığı role ilişkin açıklamalarda bulundu.
Useymin, İhvan-ı Müslimin Örgütü’nün (Müslüman Kardeşler) DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu ve topluma nüfuz etmesini durdurmak için mümkün olan tüm yollarla mücadele edilmesi gerektiğini belirti. Örgütün eylemleriyle mücadele ve ifşa edilmesi için uzun vadeli bir strateji geliştirme çağrısında bulundu.
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin, İİT’nin çalışmaları hakkındaki açıklamasında Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin yansıması olduğunu ve kurumun siyaset üretmediğini vurguladı. Bu ülkelerin bir konu veya bir mesele hakkında çalışılmasını istediğinde Genel Sekreterliğin görevinin bu kararları ve politikaları uygulamak olduğunu belirtti. İİT’nin İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platform olduğunu kaydetti.

Terörle Mücadele
Useymin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın teröre karşı tutumunun açık ve net olduğunu; fikri, mali veya bir hareket olarak olsun, her türlü terörizmin reddedilerek masum görülmediğini söyledi. Açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İİT sözlüğünde aşırılık yanlısı bir terörist eyleme hiçbir gerekçe yoktur. İslam, merhamet ve barışa dayanan ılımlı bir dindir. Bu ilke sadece bir fikir değil, İİT’nin temel ilkesidir. Teşkilat olarak İslam dünyasında veya dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen her türlü terör eylemini kınıyoruz. Din, dil ırk ve renk gözetmeksizin terör eylemi gerçekleştiren herkese cevabımız aynı olacak ve terörizme karşı durmaya devam edeceğiz.”
Bu tür cezai eylemleri gerçekleştirmenin hiçbir gerekçesi olmadığını vurgulayan Useymin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Batı ülkelerinde demokrasi ve rahat bir yaşam söz konusu. İşsizler gelirleri yoksa yardım alıyorlar. Fakat biz vatandaşlarımızın çoğunun DEAŞ’e bağlı olduğunu görüyoruz. Yoksulluğun insanları terörist eylemler yapmaya zorlamasının doğrudan bir nedeni olduğunu düşünmüyorum. Evet, bunun sebeplerinden biri olabilir ancak gerekçe olarak en başta fikir ve inanç geliyor. Dünyadaki 90 ülkeden vatandaşların DEAŞ’a bağlı olduğunu gösteren rakamlar da bunu doğruluyor.”
Bu durumun “İslami terörizmi veya islamofobiyi geçersiz kıldığını” belirten Useymin bu nedenle terörizm suçlamasını İslam dinine veya Müslümanlara bağlamanın zor olduğunu kaydetti. Bu tür eylemleri gerçekleştiren az sayıda Müslüman olduğunu, bunun dünyadaki yaklaşık 1,7 milyar  Müslümanın ne kadarını oluşturduğuna dikkat çekerek terörizmin belirli bir formu veya adı olmadığını ifade etti.

Diasporadaki Müslümanlar
İİT Başkanı ayrıca Müslümanlara ve diasporada İslam dinini savunmak için üstlendikleri rollere dikkat çektiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Batı ülkelerindeki Müslümanlar için aktif bir rol olmalı. Sessiz bir çoğunluğa sahipler. Örneğin, Avrupa ve Rusya'da yaklaşık 65 milyon nüfus var ancak sesleri yok. İslam dinini daha iyi savunabilmek için tek bir cephede yer almıyorlar. İslami liderlerin büyük bir bölümü İslam dinini savunmada ve terörizmi reddetmekte önemli rol oynamalı. Müslümanların bu ülkelerde karşılaştıkları en önemli sorun, bir mahallede birlikte yaşamaları ve çevrelerine entegre olmamalarıdır. Geldikleri ülkelerin kıyafetlerini giyen ve ülkelerinde uyguladıkları gelenek ve görenekleri orada devam ettiren bu insanlar  yaşadıkları ülkede bir farklılıkla karşılaştıklarında kimlik sorunu ortaya çıkıyor. Sonuç olarak terörist örgütlerin sömürdüğü bu farklılıklar beliriyor. İİT’nin terörizmle mücadele çabaları arasında İslami olmayan ve ne yazık ki terörizm olgusunun ortaya çıkmaya başladığı ülkelerdeki Müslüman toplumlara ‘Yaşadığınız ülkelerin yasalarına saygı göstermeniz gerekiyor. Uymayacaksanız neden oraya gittiniz?’ sorusunu hatırlatmak yer alıyor.”

İhvan-ı Müslimin tehlikesi
İslam ve dünya için en tehlikeli olan gruplara da değinen Useymin, İhvan-ı Müslimin’in aslen bir suç grubu olan DEAŞ’tan daha tehlikeli olduğunu, İhvan’ın nüfuz eden bir grup olarak içinde yaşadıkları ülkelerin ve toplumların avukat, doktor, parlamenter ve üniversite profesörü gibi birçok kadroda etkili olduğunu vurguladı.  İhvan-ı Müslimin’in imparatorluğunu oluşturarak iktidara sahip olmak için aşağıdan yukarıya doğru giden bir stratejisinin olduğunu ve toplumun en alt tabakasına nüfuz edip hakimiyeti eline aldıklarını belirtti. Useymin, İhvan’ın suç eylemlerini hayata geçirmek için takiye ilkeleriyle hareket ettiğini vurguladı.
Useymin konuya dair üç temel nokta belirledi. Bunları söz konusu tehlikeyle yüzleşmek, sorunun varlığını kabul etmek ve planlarını ortaya çıkarmak. Ayrıca ekonomik ve sosyal olarak geride kalmak ve kalkınma çalışmalarının durmasına neden olmak gibi içinde bulunduğu çevreyi nasıl bir bölgeye dönüştürdüğünü bilmeyen halk arasında İhvan hareketinin tehlikesini ortaya koyarak bu gruptaki alim olarak adlandırılan kişileri kutsallıktan çıkarmak olarak sıraladı.
İhvan-ı Müslimin ile mücadele etmek için uzun vadeli bir strateji oluşturmanın gereğini vurgulayan Useymin, İslam ülkelerinin bu dosya üzerinde sıkı ve ciddi bir şekilde çalışması, bu grubun tehlikesi ile genişlemesini sınırlamak ve kültürel ve sosyal etkinliklerini durdurmak için uzun çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Aynı zamanda, bu grubun her alanda kalkınma yolunda bir engel olduğuna dikkat çekerek İİT’nin amaçlarından birinin, İslam dininin Müslüman Kardeşler'in çeşitli yollarla yok etmek için çalıştığı sanat ve kültürle çelişmediğini göstermek için festivaller kurduğunu dile getirdi.

Husi suçları
Husilerin uygulamalarının tüm uluslararası düzenlemeleri ve gelenekleri ihlal ettiğini belirten Useymin, bunun Husilerin Mekke'yi hedef alma sürecinden sonra, teşkilat  üyelerinin bakanlık toplantısının ardından verdiği bir karar olduğunu ve eylemlerinin  kınandığını söyledi.
Ayrıca teşkilatın Yemen halkının yanında olduğunu ve Yemenliler tarafından üzerinde anlaşılan kapsamlı ve adil siyasi çözümü desteklediğini belirten Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yemen'deki meşruiyeti destekleyen Koalisyon güçlerinin liderliğinde, geçen 4 Nisan'da iki haftalık ateşkes ilan edilmesini memnuniyetle karşıladık. Bunu Koalisyon güçleri tarafından insani bir girişim olarak değerlendirdik. Ancak Husiler sürekli olarak barış fırsatlarını kaçırıyor.  Bu da büyük bir engel oluşturuyor. Taraflar bir araya gelmeli ve Husiler uluslararası kararlara uymalıdır.”

Libya'da barış
Useymin, Libya'da ateşkes olması gerektiğini ve İİT’nin Mısır'ın Libya krizini barışçıl bir şekilde çözme çabalarını memnuniyetle karşıladığını belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Burada İslam İşbirliği Örgütü'nün hüküm ve ilkelerine uygun olarak Bakanlar Kurulu Zirvesi’nin Libya'da güvenliğin ve istikrarın geri dönmesini sağlamak, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için krizi siyasi olarak çözecek olan Libya'da kapsamlı ateşkes çağrısını ve çabalarına yönelik kararları destekliyoruz. Tüm taraflar, bu girişimlerin gerçekleşmesi için silahları susturmalıdır.”

Koronavirüs ile mücadele
Teşkilatın İslam ülkelerinde koronavirüs salgının durumu ve gelişimini yakından takip ettiğini ifade eden Useymin, kendilerine bağlı üye ülkelerden en az gelişmiş olanlara özellikle sağlık sektöründe ve koronavirüs ile mücadelede destek sağladıklarını bildirdi. Teşkilatın Cidde’deki genel merkezinde Bangladeş, Afganistan ve Cibuti'den gelen heyetlere, bu ülkelerdeki sağlık bakanlıklarının salgının patlak vermesine karşı kapasitelerini desteklemek ve geliştirmek için İslami Dayanışma Fonu'ndan kendilerine tahsis edilen hibelerin verildiğini bildirdi.
Aynı zamanda üye devletlerin salgının ciddiyeti konusunda farkındalığı artırma çabalarını, İİT’nin sosyal medya platformlarında ve yol gösterici mesajlarında sunarak günlük olarak sürdürdüğünü vurguladı.

Kadınların rolü
Useymin açıklamasında, kadınlar hakkındaki başlıklarla İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından yakından ilgilenildiğini belirterek kadınların bilgi ve iletişim teknolojisi alanında desteklenmelerinin ve iş hayatında eşit fırsatlar sağlamak da dahil her alanda güçlendirilmelerinin önemini vurguladı. Bu alandaki ekonomik büyüme için daha fazla yatırıma ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Useymi kadınların ülkelerinin gelişiminde önemli rol oynadığını ve toplumlarında etkili olma hedeflerine ulaşmak için güvenilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Kadınları güçlendirmenin haklarını erkeklerle eşit hale getirmenin İİT’nin öncelikleri arasında yer alan İslami kanunlara da uygun olduğunu kaydetti. Ayrıca üye devletleri, İİT’nin kadınların ilerlemesi için belirlenen eylem planını ve kadınlara yönelik siyasi, ekonomik ve sosyal güçlendirme konusunda bakanlık kararlarını kadın sistemlerini gözden geçirmeye ve gerektiğinde değiştirmeye çağırdı.

Mezhep farklılıkları
Mezhep farklılıkları üzerine açıklamalarda bulunan Useymin,  İİT’nin üye devletleri arasında mezhep kaynaklı bir çatışma olmadığını vurgulayarak Şiilerin ve Sünnilerin yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını, değişen tek şeyin politikalar olduğunu belirtti. Yeni durumda devrim ihraç etmek ve zafer elde etmek amacıyla siyasi bir proje olarak öne sürülen mezheplerin siyasi amaç için kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.
Useymin açıklamasında, “Şunu fark etmeliyiz ki dinler siyasete dahil edildiğinde ihtilaflar yaşanması kaçınılmaz olur. Şu an yaşanan şey, kendilerini şeyh olarak adlandıranların taraflar arasındaki olayları alevlendirmesidir” dedi.
Useymin, politik sorunların siyasetçiler arasında çözülmesi gerektiğini ve düzeni bozabilecek durumların üstesinden gelmenin İİT’nin kuruluşundan bugüne kadar üzerinde çalıştığı konu olduğunu belirtti. “Ancak sorun, dini siyasete sürükleyerek bu sayede bir grubun diğerine karşı zafer elde etmeye çalışmasındadır. Bu teşkilatın tüm üyeleri için kabul edilemez ve reddedilen bir durumdur” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan’ın rolü
Useymin açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Filistin meselesindeki istikrarlı duruşu da dahil olmak üzere birçok konudaki eylemleriyle her gün insan tacirlerinin eylemlerini çürüttüğünü, ayrıca ekonomik açıdan da desteğini artırarak üye ülkeler arasındaki büyüme oranını yüzde 25'e yükselttiğini belirtti. Suudi Arabistan'ın İslami Dayanışma Fonu'na acil yardım için milyonlarca dolar destek verdiğine dikkat çeken Useymin, bazı ülkeler UNRWA'ya yardım sağlamaktan vazgeçtiğinde Suudi Arabistan'ın UNRWA’ya önceki 160 milyon dolara ek olarak 50 milyon dolar ile büyük bir destek sağladığını vurguladı.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın rolü
Teşkilatın tanımında bir karışıklık ve yanlış anlaşılma olduğuna dikkat çeken Useymin, öncelikle uluslararası kurumların ve Genel Sekreterliğin devletlerin iradesinin bir yansıması olduğunu, kurumun siyaset yapmadığını, bunun uluslararası kuruluşlar için bir öncelik olduğunun anlaşılması gerektiğini söyledi.

Useymin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkeler bir konu veya bir mesele üzerinde çalışmak isterse Genel Sekreterliğin görevi bu kararları ve politikaları uygulamaktır. Kararlar çıkarmak değildir. Ayrıca kurumun bir sorunu çözmek için askeri görevleri yerine getirecek bir ordusu yok. Bu yüzden İİT, İslam dininin sesi olan kapsamlı bir platformdur.  Siyaset, ekonomi ve kültür alanında tek bir pozisyon üzerinde anlaşıyoruz. Bu pozisyon herkes tarafından benimseniyor ve üzerinde herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değil. Bununla ancak tek bir siyasi tutum formüle edebilirsiniz. Bu tabloyu açıklayan bir diğer faktör de dünya üzerindeki yaklaşık 1,7 milyar Müslüman nüfus olmasıdır. Bizler tek bir siyasi çerçevede çalışıyoruz. Çalışmalarımız, İslam dünyasının resmi veya resmi olmayan liderlerinin bir dizi konudaki tutumlarının ortak bir örneğini temsil ediyor.”



Katar, Amerika ve İran arasında arabuluculuk çabalarının sürdüğünü teyit etti

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani (AFP)
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani (AFP)
TT

Katar, Amerika ve İran arasında arabuluculuk çabalarının sürdüğünü teyit etti

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani (AFP)
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdulrahman Al Sani (AFP)

Katar Dışişleri Bakanlığı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin, Doha’nın arabuluculuk çabalarının sürdüğünü ve ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat muhtırasından doğan tüm müzakere süreçlerine destek verildiğini vurguladığını açıkladı.

Açıklamaya göre Şeyh Muhammed, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ile bir araya gelerek, ABD-İran görüşmelerindeki son gelişmeleri ele aldı.

Bakanlık, görüşmenin içeriğine ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşmadı.


Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları askeri iş birliğini ve İran saldırılarını ele aldı

Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları arasında gerçekleşen Yüksek Askeri Komitesi toplantısından bir kare (BNA)
Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları arasında gerçekleşen Yüksek Askeri Komitesi toplantısından bir kare (BNA)
TT

Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları askeri iş birliğini ve İran saldırılarını ele aldı

Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları arasında gerçekleşen Yüksek Askeri Komitesi toplantısından bir kare (BNA)
Körfez ülkelerinin genelkurmay başkanları arasında gerçekleşen Yüksek Askeri Komitesi toplantısından bir kare (BNA)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin genelkurmay başkanları, dün Bahreyn’in başkenti Manama'da gerçekleştirilen Yüksek Askeri Komite toplantısında ortak askeri çalışmanın güçlendirilmesi yollarını ele aldı.

Bahreyn Haber Ajansı BNA'nın aktardığına göre toplantı, Bahreyn Genelkurmay Başkanı Orgeneral Ziyab el-Nuaymi başkanlığında KİK üyesi ülkelerin genelkurmay başkanları, KİK Genel Sekreterliği Askeri İşler Yardımcı Genel Sekreteri Hava Tümgenerali İsa el-Muhendis ve Konsey Birleşik Askeri Komutanı Tümgeneral Abdülaziz el-Belevi'nin katılımıyla gerçekleşti.

Nuaymi toplantıdaki konuşmasında “Hepimiz ülkelerimize yönelik İran’ın acı verici ve sistematik saldırganlığıyla karşı karşıyayız. Bu saldırganlık sivilleri yoğun biçimde hedef almış, uluslararası Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği güvenliğini ihlal etmiş ve ülkelerimizin ile bölgenin çıkarlarına zarar vererek uluslararası sözleşmelere, anlaşmalara ve hukuka hiçbir saygı göstermeksizin masum insanların hayatını tehlikeye atmıştır” ifadelerini kullandı.

Bu gelişmelerin kapsamlı Körfez dayanışmasını güçlendirmeyi ve bu hain saldırılara karşı tek cephe halinde durulmasını zorunlu kıldığını vurgulayan Nuaymi, “Bu olağandışı saldırılar, aramızdaki akrabalık bağlarından, amaç birliğinden ve ortak kaderden, ayrıca mevcut anlaşma ve sözleşmelerden hareketle ortak askeri iş birliğimiz için kapsayıcı ve pratik bir çerçeve oluşturmamızı gerektiriyor” dedi. Nuaymi ayrıca ‘bu toplantının söz konusu hain saldırılara karşı koymak, tek cephe halinde durmak, sağlam bir ortak eylem geliştirmek, kolektif tedbirler almak ve KİK üyesi ülkelerin ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit eden bu saldırıları sınırlamada hızlı müdahale kapasitesi oluşturmak için sorumlulukları üstlenmenin güçlü bir çıkış noktası olmasını’ temenni ettiğini söyledi.

İİT Terörle Mücadele Koalisyonu

Öte yandan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Terörle Mücadele Koalisyonu, Genel Sekreteri Hava Orgeneral Muhammed bin Said el-Muğeydi başkanlığında New York'taki BM merkezinde düzenlenen Terörle Mücadelede Dördüncü Yüksek Düzeyli Birleşmiş Milletler (BM) Konferansı'na katıldı. ‘Terörden Arınmış Bir Gelecek: Üye Devletlerin Öncülüğünde ve Paydaşların Katılımıyla Kapsamlı Uluslararası Terörle Mücadele İşbirliğinin Güçlendirilmesi’ başlığı altında gerçekleştirilen konferansa üst düzey yetkililer, karar alıcılar, ülke temsilcileri, uluslararası ve bölgesel kuruluş temsilcileri ile terörle mücadele alanında uzmanlaşmış isimler geniş çaplı katılım sağladı.

İİT Terörle Mücadele Koalisyonu’nun bu önemli uluslararası konferansa katılımı, uluslararası iş birliğini güçlendirme ve terörün yanı sıra radikalizmin tüm biçimleriyle mücadelede çabaları birleştirme konusundaki rolünün bir uzantısı niteliğinde. Aynı zamanda uluslararası kuruluşlar ve üye devletlerle stratejik ortaklıkları pekiştirme, terör tehditleriyle başa çıkma konusunda etkili politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunma ve bölgesel ile uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirme hedeflerini de taşıyor.

Suudi Arabistan Haber Ajansı SPA'nın aktardığına göre açılış oturumunda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve çok sayıda bakan ile üst düzey uluslararası yetkili söz aldı. Oturumda ortak uluslararası bağlılığın güçlendirilmesi yolları ve terörle mücadelede kapsamlı çok taraflı bir yaklaşım benimsenmesinin önemi ele alındı; artan güvenlik zorluklarıyla başa çıkılmasında hükümetlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplumun ve özel sektörün rolünün güçlendirilmesi de tartışıldı.

İİT Terörle Mücadele Koalisyonu’nun BM’nin bu platformuna katılımının, küresel terörle mücadele çabalarında etkin bir uluslararası ortak olarak konumunu yansıttığını vurgulayan Orgeneral el-Muğeydi, uluslararası arenada değişen zorlukların, ülkeler ile bölgesel ve uluslararası kuruluşlar arasındaki koordinasyonun ve rol tamamlayıcılığının güçlendirilmesini, terörle mücadelede ortak çalışma mekanizmalarının geliştirilmesini ve yayılmasının önlenmesi ile kök nedenlerinin ele alınmasını zorunlu kıldığını da sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu işletme kârını ikiye katladı; varlıkları 2025’te 1,21 trilyon dolara yükseldi

Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu işletme kârını ikiye katladı; varlıkları 2025’te 1,21 trilyon dolara yükseldi

Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), ekonomik dönüşümün öncüsü ve kıtalararası küresel bir yatırımcı olarak konumunu pekiştiren bir adımla, 2025 yılına ait mali performans detaylarını uluslararası piyasaların takibine sundu. Londra Borsası’nda konsolide ve denetlenmiş mali tablolarını yayımlayan PIF, yıllık net kârını yüzde 152 gibi rekor bir oranda artırarak 17,36 milyar dolara (65,1 milyar riyal) yükselttiğini ve toplam varlıklarını yüzde 5 artışla 1,21 trilyon dolar (4,54 trilyon riyal) sınırına ulaştırdığını açıkladı.

Rakamlardaki bu yükselişin sadece piyasa dalgalanmalarının bir sonucu olmadığı, aksine oldukça esnek bir genişleme stratejisinin yansıması olduğu belirtildi. PIF’ın bu süreçte, HUMAIN şirketi aracılığıyla yapay zekâ gibi geleceğin sektörlerine yönelirken, diğer yandan Riyad Expo 2030 gibi büyük egemen projelerle yerel kalkınmaya öncülük ettiği ifade edildi. Ayrıca, yenilikçi yeşil finansman araçlarının devreye alınmasıyla birlikte, yabancı yatırımcıların fonun likiditesine ve sürdürülebilirliğine olan güveninin arttığı kaydedildi.

Operasyonel verimlilik ve kârlılıkta rekor artış

Konsolide mali tablolar, temel olarak iştirak ortaklıklarındaki kâr artışı ve fonun idari giderlerindeki yüzde 9’luk düşüşün etkisiyle, yıllık bazda kârlılıkta büyük bir geri dönüşe işaret etti. Bu durum, işletme verimliliğinin artırıldığının ve harcamaların sıkı bir şekilde kontrol altında tutulduğunun net bir göstergesi olarak değerlendirildi. Faaliyet kârı, 2024 yılındaki 9,2 milyar dolarlık (34,6 milyar riyal) seviyesinden yüzde 120’yi aşan bir sıçramayla 20,8 milyar dolara (77,9 milyar riyal) ulaştı.

Bu yükseliş, toplam gelirlerin bir önceki yıla kıyasla (413 milyar riyal) yüzde 9 oranında artarak 119,73 milyar dolara (449 milyar riyal) ulaşmasıyla desteklendi. Bu durum, fon portföyünün sürekli büyüdüğünü ve getirilerinin arttığını ortaya koydu.

Söz konusu güçlü faaliyet performansı doğrudan 2025 yılı net kârına da yansıdı. Net kâr, 2024 yılındaki 25,8 milyar riyal seviyesine kıyasla yüzde 152’lik rekor bir artışla 17,36 milyar dolara (65,1 milyar riyal) yükselerek bir önceki yılki seviyesini ikiye katladı.

Bu büyüme süreci, fonun 93,33 milyar doları (350 milyar riyalden fazla) aşan yüksek nakit ve nakit benzeri varlık seviyesini korumasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu veri, PIF’ın yatırım stratejisini başarıyla sürdürme konusundaki yüksek mali kabiliyetini tescilledi.

Varlıkların yükseliş süreci ve 2030 hedefleri

Bu güçlü mali sonuçlar, fonun varlık tabanını ve yatırımlarını hızla genişletmeye devam ettiği bir dönemde geldi. Vizyon 2030’un yıllık raporuna göre, 2017 yılında yaklaşık 720 milyar riyal olan varlıklar, geçtiğimiz yılın sonu itibarıyla 4,54 trilyon riyale (1,21 trilyon dolar) yükselirken, 2030 yılına kadar 10 trilyon riyale ulaşılması hedefleniyor.

fvbthynj6m
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) Başkanı Yasir er-Rumeyyan, Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı’nın düzenlediği bir zirvede katılımcılara hitap etti. (Şarku’l Avsat)

Bu ivme, PIF’ın bu yılın başında açıkladığı ve stratejik sektörleri inşa etme aşamasından, ekonomik ekosistemlerde entegrasyonu sağlama ve büyümeyi hızlandırma aşamasına geçmeyi amaçlayan yeni dönem (2026-2030) stratejisiyle de uyumluluk gösteriyor. Söz konusu strateji, Vizyon 2030’un üçüncü aşaması doğrultusunda özel sektörü sadece projeleri uygulayan bir aktör olmaktan çıkarıp değer yaratmada bir ortak konumuna getirmeyi ve uzun vadeli yatırımlarda daha derin ortaklıklara zemin hazırlamayı hedefliyor.

Bu bağlamda PIF Başkanı Yasir er-Rumeyyan, yeni stratejinin ‘büyüme ve genişleme aşamasından; sürdürülebilir değer yaratma, etkiyi en üst düzeye çıkarma ve yatırım verimliliğini artırma odaklı yeni bir aşamaya geçişi temsil eden doğal bir ilerleme’ olduğunu vurguladı. Er-Rumeyyan, bu hedefe, önceki planlarda yer alan 13 stratejik sektörün, belirli hedefleri olan şirketlere dayalı 6 entegre ekonomik ekosisteme dönüştürülmesiyle ulaşılacağını belirtti. Ayrıca mali getirileri artırmaya ve yatırım verimliliğine bağlı kalmaya odaklanılacağını, yatırım ve projelerin performansının sürekli olarak değerlendirileceğini ifade etti.

Geleceğin sektörlerine öncülük etmek

Geleceğin sektörleri kapsamında PIF, 2025 yılı boyunca altyapı, veri merkezleri, bulut teknolojileri, gelişmiş model ve uygulamaları içeren yapay zekâ değer zincirinin tüm aşamalarında yatırım yapma konusunda uzmanlaşan HUMAIN şirketini kurarak yapay zekâ ve ileri teknolojilerin geliştirilmesini hızlandırmaya odaklandı.

Bu doğrultuda atılan stratejik bir adımla PIF, ana varlıkları entegre etmek ve şirketin teknolojik kapasitesini genişletmek amacıyla Saudi Aramco ile ön protokol imzaladı. Anlaşma uyarınca çoğunluk hissesi fonda kalırken, Aramco HUMAIN şirketinde önemli bir azınlık hissesi devralacak.

dfbytnm
Riyad’da düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı sırasında ziyaretçiler, Suudi yapay zekâ şirketi HUMAIN’in standını inceliyorlar. (AFP)

Geleceğin mobilitesi ve sürdürülebilirlik sektöründe ise çoğunluk hissesi fona ait olan Lucid Group, araç teslimatlarının yıllık bazda yüzde 55 oranında büyük bir artış göstererek 2025 yılında 15 bin 841 araca ulaştığını duyurdu. Bu gelişme, Formula E ortaklığıyla başlatılan ve 2025 yılı sonuna kadar Suudi Arabistan, ABD ile Birleşik Krallık’ta 50 binden fazla öğrenciye ulaşmayı hedefleyen, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) eğitimini yaygınlaştırmaya yönelik Driving Force programının hayata geçirilmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Turizm ve eğlence sektörü

Yerel kalkınma alanında ise PIF, öncü yerel kalkınma ve turizm projelerini desteklemek ve ekonomik ekosistemi güçlendirmek amacıyla adımlarını hızlandırdı. Bu kapsamda, Suudi Arabistan’ın ev sahipliği yapacağı Expo 2030’un tesislerini geliştirmek, işletmek ve bu tesislerden uzun vadeli yatırım fonu sağlamak üzere Expo 2030 Riyad şirketi kuruldu. Projenin sürdürülebilir turizmi desteklemeye, özel sektör için yeni fırsatlar yaratmaya; inşaat, işletme ve sonraki aşamalarda gayri safi yurt içi hasılaya olan katkıyı artırmaya güçlü bir destek sunması bekleniyor.

Eğlence ve lüks turizm sektöründe de 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildi. Kıddiye şehri, Kuzey Amerika dışındaki ilk Six Flags eğlence parkının açılışını duyurarak krallıkta benzersiz bir destinasyon oluşturdu. Bunun yanı sıra Red Sea Global şirketi, lüks kıyı destinasyonu Amaala’nın resmi açılışını gerçekleştirdiğini ilan etti.

Bu büyük inşaat ve kalkınma projelerine paralel olarak mali tablolar, PIF’ın yatırım amaçlı gayrimenkuller kaleminde de bir yükseliş ortaya koydu. Buna göre yatırım amaçlı gayrimenkullerin değeri, 2024 yılındaki 17,46 milyar dolarlık seviyesinden 21,46 milyar dolara ulaştı.

Yeşil finans dönemi

PIF’ın 576,4 milyar dolar değerindeki yatırım amaçlı menkul kıymetlerinin detayları, sürdürülebilir getiriler sağlamak amacıyla risklerin coğrafi ve parasal olarak çeşitlendirilmesine dayalı sıkı bir felsefeyi ortaya koydu. Buna göre, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi 344,2 milyar dolarla en büyük paya sahip olmayı sürdürürken, bu bölgeyi 145,9 milyar dolarla Kuzey Amerika, 44,7 milyar dolarla Avrupa ve 41,6 milyar dolarla Asya piyasaları takip etti.

bhnj6y7j
Suudi Arabistan’ın başkentinin havadan çekilmiş bir fotoğrafında Kamu Yatırım Fonu Kulesi görülüyor. (SPA)

Sermaye piyasalarını desteklemek amacıyla PIF, bölgeye odaklanan yenilikçi yatırım stratejileri geliştirmek üzere Goldman Sachs Asset Management ve Franklin Templeton gibi küresel finans kuruluşlarıyla mutabakat zaptı imzaladı. Finansman mimarisi alanında ise PIF, euro cinsinden ihraç ettiği 1,65 milyar euro değerindeki ilk yeşil tahvil ihracıyla yeni bir finansal başarıya imza attı. Söz konusu ihraç, arz edilen miktarın 6 katından fazla talep görerek rekor bir katılım kaydetti. Bunun yanı sıra, kısa vadeli bir finansman kanalı olarak ilk finansman bonosu programı da hayata geçirildi.

Özel sektörün güçlendirilmesi

Yerel ekonomik ekosistemi destekleme taahhüdü kapsamında PIF, büyük projelerdeki mevcut fırsatları değerlendirmek amacıyla portföy şirketleri ve kamu kurumlarının geniş katılımıyla Kamu Yatırım Fonu ve Özel Sektör Forumu’nun üçüncüsünü düzenledi. PIF’ın girişimleri; yerlileştirmeyi güçlendirme, yerel tedarikçileri geliştirme ve yeni başlayan projelerde özel sektörün payını artırma yönündeki çalışmalarını sürdürdü. Bu adımların, kaydedilen tarihi mali büyümenin önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan ekonomisinin kapsamlı ve sürdürülebilir yapısına doğrudan yansımasını güvence altına aldığı belirtildi.