Arap Birliği, Etiyopya’ya Nahda Barajı’nı doldurmaktan kaçınması çağrısında bulundu

Video konferans yoluyla Arap dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantıdan bir kare (AFP)
Video konferans yoluyla Arap dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantıdan bir kare (AFP)
TT

Arap Birliği, Etiyopya’ya Nahda Barajı’nı doldurmaktan kaçınması çağrısında bulundu

Video konferans yoluyla Arap dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantıdan bir kare (AFP)
Video konferans yoluyla Arap dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantıdan bir kare (AFP)

Arap Birliği dün Etiyopya’ya Nil Nehri üzerinde Mısır ve Sudan ile inşa ettiği Nahda (Rönesans- Hedasi) Barajı’nın işletilmesine ilişkin ortak bir anlaşmaya varılmadıkça barajın rezervuarını doldurmaya başlamaktan “kaçınması” çağrısında bulundu.
Mısır’ın talebi üzerine video konferans yoluyla gerçekleştirilen olağanüstü toplantının ardından Arap dışişleri bakanları kabul ettikleri bir kararda “Etiyopya’nın aşağı-kıyı ülkelerle (Sudan ve Mısır) barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin kurallar üzerinde anlaşmaya varmadan Nahda Barajı rezervuarını doldurmaya başlamaması da dahil olmak üzere, tüm tarafların tek taraflı adımlar atmaktan kaçınması gerektiğine” vurgu yaptılar.
AFP’ye göre Etiyopya hükümeti, barajı 1 Temmuz’da doldurmaya başlamayı planlıyor.
Bakanlar üç ülkeye de “iyi niyetle müzakerelere dönmeleri ve Etiyopya’nın anlaşma yapılıncaya dek barajı doldurmaya tek taraflı olarak başlamayacağını duyurması halinde müzakerelerin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasını sağlayacak bir görüş birliğine varmak için çaba göstermeleri” çağrısında bulundu.
Etiyopya, Mavi Nil üzerine inşa edilen Nahda Barajı’ndan üretilmesi beklenen elektriğin, 100 milyondan fazla nüfusa sahip ülkedeki kalkınma projelerini karşılamak için hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Bununla birlikte Mısır hükümeti barajın, çoğunluğunu Mavi Nil’in oluşturduğu Nil sularının akışını tehdit ettiğini ve bunun yankılarının kendi ekonomisi ve su ile gıda kaynakları için yıkıcı sonuçları olabileceğini söylüyor.
Mısır hükümeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) tüm tarafları iyi niyetle müzakerelere geri dönmeye ve tek taraflı eylemlerden kaçınmaya teşvik etmek için gerekli önlemleri alma çağrısında bulunarak konseyi, baraj sorunundaki gelişmeler ve bu sorunun bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkileri hakkında bilgilendirmek için harekete geçti.
2011 yılında Etiyopya, tamamlandığında Afrika’nın en büyük hidroelektrik santrali olması beklenen barajın inşasına başlamıştı.
Mısır, Sudan ve Etiyopya’nın baraj konusundaki müzakereleri engellerle karşılaştı ve üç ülke, özellikle suyun taksim edilme mekanizması konusunda, bir görüş birliğine varamadı.
Öte yandan Arap bakanlar Libya krizine ilişkin “türü ve kaynağı ne olursa olsun, dış müdahaleyi reddetme ve engelleme gerekliliğini” vurguladıkları bir başka karar daha yayınladı ve bu müdahalelerin “yabancı radikal güçlerin Libya’ya girişini kolaylaştırmaya katkı sağladığını” sözlerine ekledi.
Arap bakanlar “tüm Libyalılar arasında siyasi bir çözüme varılmasının güvenlik ve istikrara geri dönülmesi için tek çözüm yolu” olduğunu vurguladı.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.