Düğün salonları 1 Temmuz'da açılıyor! İçişleri Bakanlığı'ndan yeni genelge

Düğün salonları 1 Temmuz'da açılıyor! İçişleri Bakanlığı'ndan yeni genelge
TT

Düğün salonları 1 Temmuz'da açılıyor! İçişleri Bakanlığı'ndan yeni genelge

Düğün salonları 1 Temmuz'da açılıyor! İçişleri Bakanlığı'ndan yeni genelge

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine “Düğün Törenlerinde Uygulanacak Tedbirler” konulu genelge gönderdi.
Genelge ile yeni tip korona virüs salgınının görüldüğü andan itibaren Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun önerileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda salgının/bulaşmanın toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, mesafeyi koruma ve yayılım hızını kontrol altında tutmak amacıyla birçok tedbir kararı alınarak uygulamaya geçirildiği hatırlatıldı.
Alınan tedbirler sonucunda virüsün yayılma ve bulaşma hızının azalması, vaka artış hızının düşüşe geçmesi yönünde kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda kontrollü normalleşme sürecine geçilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında 9 Haziran'da gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nda Koronavirüs Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda düğün salonlarının 1 Temmuz tarihinden itibaren belirlenen kurallara uygun şekilde hizmet vermeye başlayabilecekleri kararı alındığı ifade edildi.
Bu kapsamda düğün törenleri için kullanılacak mekânların faaliyetlerine izin veren mevzuat hükümleri ile iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirlere ilave olarak alınan tedbirler şu şekilde sıralandı:
“Düğünler, bulaşma riskini azaltmak amacıyla mümkün oldukça açık havada yapılacak ve süre kısa tutulacak. Düğünlerin yapılacağı mekânların işletmecileri/sorumluları tarafından genel kullanım alanlarına ve oturma düzenine ilişkin mesafe planı hazırlanacak. Düğün mekânının misafir kapasitesi mesafe planına göre belirlenecek. Bu kapasiteye uygun sayıda misafir kabul edilecek ve kapasite bilgisi düğün mekânının girişinde görülebilir bir yere asılacak. Hazırlanan plan çerçevesinde mekânın girişlerinde ve sıra oluşabilecek her noktada mesafeyi sağlamaya yardımcı yer işaretlemeleri yapılacak. Temizlik, maske ve mesafe kuralları ile uyulması gereken diğer kurallara ilişkin bilgilendirme afişleri düğün yapılacak mekânların girişlerine ve içerisinde uygun yerlere asılacak. Misafirlerin girişlerde mutlaka ateş ölçümleri yapılacak. 38 0C'den yüksek olan kişilerin en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilmesi sağlanacak. Ateş ölçen personel/sorumlu tıbbi maske ve yüz koruyucu kullanacak. Düğün mekânlarının girişlerinde ve ortak kullanım alanlarında (ana salon, bina girişi, kantin/kafeterya, lavabolar vb.) el antiseptiği veya dezenfektan bulundurulacak. Teması mümkün olduğunca azaltabilmek için bunların mümkünse fotoselli olmaları ve misafirlerin ellerini dezenfektan/el antiseptiği ile temizlemelerinden sonra içeri girişleri sağlanacak. Her masada yeterli sayıda en az yüzde 70 alkol içeren kolonya veya el antiseptiği bulundurulacak. Düğün yapılacak mekânlara maske takılarak girilecek, işletme sahiplerince girişlerde yeterli miktarda maske bulundurulacak. Maskesiz misafirlere girişte maske dağıtılacak. Ayrıca maskelerin düğün sürecinde de takılması (gelin, damat, nikâh memuru ve şahitler dâhil olmak üzere) sağlanacak. Gelin ve damadın bekleme odaları gibi alanlar için mümkünse doğal havalandırması olan (pencereli) odalar tercih edilecek. Düğün esnasında veya akabinde yemek ikramı olması durumunda 30 Mayıs tarihinde valiliklere gönderilen genelge hükümlerine ve Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘COVID-19 kapsamında Restoran, Lokanta, Kafe, Pastane, Börekçi, Tatlıcı ve İçerisinde Yeme-İçme Hizmeti Sunan İşletmelerde Alınması Gereken Önlemler'e uyulacak. Misafirlerin oturma düzeni masalar arası en az 1,5 metre, sandalyeler arası 60 cm olacak şekilde düzenlenecek. Mesafe ve oturma düzeni kuralları, aynı evde oturan çekirdek aileden olan misafir grubu için uygulanmayacak. Düğünlerde karşılama, uğurlama ve takı merasiminde tokalaşma ya da kucaklama/sarılma yapılmayacak, mesafe korunacak. Takı merasimi, hediyelerin düğün mekânının uygun bir yerinde bulundurulacak sandık vb. bir toplama kutusuna konulması şeklinde yapılacak. Toplu fotoğraf çekimleri yapılmayacak. Fotoğraf çekimi ve pasta kesimi esnasında gelin ve damat hariç mesafe kurallarına uyulacak. Ancak maske kullanmak ve mesafe kuralına uymak kaydıyla misafirler gelin ve damatla bireysel fotoğraf çekimi yapabilecek. Bu Genelge kapsamında düğün yapılacak mekânlarda, kişiler arasında temasa neden olabilecek ya da mesafe kuralına aykırılık oluşturulacak oyun, dans, halay ya da gösteri yapılmayacak (gelin ve damat hariç). Sadece misafirlerin dinlemesine yönelik müzik yayını (canlı müzik dâhil) yapılabilecek. Düğün mekânlarında bulunan mescitler 22 Mayıs tarihli genelge hükümlerine uygun olarak kullanıma açılabilecek. Düğün mekânlarında bulunan kantin/kafeteryalarda temizlik, maske kullanımı ve mesafenin korunması ile ilgili tedbirlere uyulacak, buralarda tek kullanımlık bardak, tabak vb. malzemeler kullanılacak. Bu hizmetlerin sunumu sırasında Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘COVID-19 Kapsamında Büfe, Kantin ve Bayilerde Alınması Gereken Önlemler'e uyulacak. Genel kullanım alanlarına atık kutuları konulacak, bu kutuların sadece maske, eldiven gibi malzemeler için kullanılacağı belirtilecek ve bu atıklar imha edilirken diğer atıklarla birleştirilmeyecek. Davetlileri düğün yapılacak mekânlara taşıyacak otobüs/minibüslerde Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘COVID-19 Kapsamında Personel Servis Araçlarıyla İlgili Alınması Gereken Önlemler'e uyulacak. Park hizmetinin verilmesi halinde araçta temas edilen her nokta (kapı kolu, direksiyon, vites vb.) temizlendikten sonra araç misafire teslim edilecek. Asansörlerin kullanımı sınırlandırılacak, kapasitesinin üçte biri sayıda kişinin binmesine izin verilecek ve bu sayı asansör girişinde belirtilecek. Asansör içerisinde mesafeyi korumak amacıyla kişilerin durması gereken alanlar, aralarında en az 1 metre mesafe olacak şekilde yer işaretleriyle belirlenecek.”

Kapalı alanlarda yapılacak düğünlerde alınacak tedbirler
Genelgeye göre kapalı alanlarda gerçekleştirilen düğünlerde alınacak tedbirler ise şöyle sıralandı:
“Kapalı alanlarda yapılacak düğünlerde mekânın sağlıklı havalandırılması için iki düğün arasında en az 1 saatlik zaman bırakılacak. Bu süre zarfında şartlara göre kapı/pencere açılarak veya merkezi sistemlerle doğal hava sirkülasyonu sağlanacak. Düğün yapılacak kapalı mekânlarda bulunan çocuk oyun alanları kullanılmayacak.”
Açık alan, kır ve bahçe düğünlerinde ise açık mekânlarda bulunan çocuk oyun alanlarındaki sık dokunulan yüzeylerin temizlik ve dezenfeksiyonu sağlanacak. Ulaşılabilir alanlarda el antiseptiği bulundurulacak. Korona virüs bulaşma riskini artıracağı için 1 metreden yakın temas gerektiren aktiviteler yapılmayacak.

Köy ve sokak düğünlerinde şu tedbirler uygulanacak:
“Düğün sahiplerine düğün yapılacağına dair bildirimde bulunurken bu genelge hükümleri tebliğ edilecek. Aynı zamanda düğün sahiplerinden Genelge hükümlerine uyulacağına ilişkin taahhütname alınacak. Yemek verilmesi durumunda tek kullanımlık malzemeler (çatal, kaşık, tabak vb.) tercih edilecektir.”
Düğün esnasında veya akabinde kokteyl ve benzeri etkinlik olması halinde ise şu kurallar uygulanacak:
“Kokteyl ve benzeri masaları arası en az 1,5 metre olacak şekilde düzenlenecek. Her masada yeterli sayıda en az \%70 alkol içeren kolonya veya el antiseptiği bulundurulacak. ‘Açık Büfe' uygulanması durumunda, büfede bulunan yiyeceklerin misafirler tarafından alınmasını ve misafirlerin yiyeceklerle temas kurmalarını engelleyici bir cam siperlik bulundurulacak. İstenen yiyeceklerin önlemler dâhilinde bir görevli tarafından misafirlere verilmesi sağlanacak. Ortak kullanımda olan çay/kahve makinası, sebil, içecek makinası ve benzeri cihazların personel vasıtasıyla kullanımına müsaade edilecek.”

Ortam temizliği, dezenfeksiyonu ve havalandırması
Genelgeye göre düğün mekânlarının temizliği günlük olarak yapılacak ve bu mekânlar düzenli olarak havalandırılacak. Düğün mekânlarının temizliğinde özellikle sık dokunulan yüzeylerin temizliğine azami düzeyde dikkat edilecek. Temizlik yapan personel tıbbi maske ve eldiven kullanacak. Genel tuvaletlerin giriş kapısı mümkünse otomatik kapı sistemi olarak düzenlenecek, düzenlenememesi halinde uygun şekilde paravan konularak giriş kapıları açık tutulacak. Ayrıca tuvaletlerde devamlı sıvı sabun, tuvalet kâğıdı, kâğıt havlu ve çöp kutusu bulundurulacak ve teması mümkün olduğunca azaltabilmek için muslukların, sıvı sabun ünitelerinin mümkünse fotoselli olmaları sağlanacak. El kurutma cihazlarının kullanımına izin verilmeyecek. Merkezi havalandırma sistemleri bulunan alanların havalandırması doğal hava sirkülasyonunu sağlayacak şekilde düzenlenecek, kapı ve pencereler açık bırakılarak doğal havalandırma sağlanacak ve havalandırma sistemlerinin kullanımı ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığının İklimlendirme Rehberinde belirtilen kurallara uyulacak.

Düğün yapılacak mekânlarda görevli personele yönelik önlemler
Genelgeye göre düğün mekanı personelinin Covid-19'un bulaşma yolları ve korunma önlemleri hususunda bilgilenmesi sağlanacak. Personel girişinde el dezenfeksiyonu veya antiseptiği bulundurulacak. Personelin giriş/çıkışlarında vücut ısısı ölçümleri termal sensörlerle ya da temassız ateş ölçerlerle yapılacak ve bu veriler günlük olarak kayıt altına alınacak ve asgari 14 gün süreyle saklanacak. Ayrıca personelin birlikte yaşadığı kişilerin de korona virüs açısından izlenebilmesi için personelden bu kapsamda bilgi alınacak. Ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı belirtileri olan/gelişen çalışanlar tıbbi maske takılarak, Covid-19 yönünden değerlendirilmek üzere sağlık kurumuna yönlendirilecek. Düğün mekanlarında çalışan personel için yeterli miktarda koruyucu ekipman bulundurulacak. Tüm personel, çalışma esnasında çalışma alanının gerektirdiği tıbbi/bez maske, yüz koruyucu şeffaf siperlik vb. kişisel koruyucu ekipmanı kullanacak (Maske nemlendikçe ya da kirlendikçe değiştirilecek, yeni maskenin takılması esnasında ise el temizliğine özen gösterilecektir). Personel kıyafetlerinin günlük temizliği ve hijyeni sağlanacak. Personel, el hijyenine dikkat etmesi konusunda sürekli uyarılacak. (El hijyenini sağlamak için ellerin en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkanacağı, su ve sabunun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiğinin kullanılacağı hususu esas alınacaktır). Düğün mekânlarında görevli personelin tuvalet, dinlenme, ortak yemek ve sosyal alanları mesafe koşullarına göre düzenlenerek (bu konuda gerekirse yer işaretlemeleri, şerit, bariyer vb. düzenlemeler yapılacak) bu alanların kapasitesi belirlenecek ve belirlenen kapasiteye uygun olacak şekilde personelce kullanımına müsaade edilecek. Bu alanların temizliği ve kurallara uygun şekilde dezenfeksiyonu düzenli olarak sağlanacak. Ayrıca buralarda alkol bazlı el antiseptiği/dezenfektanı bulundurulacak. Personel, kendisinde veya birlikte yaşadığı kişilerde korona virüs semptomlarını görmesi halinde bu durumu vakit kaybetmeksizin işletme yöneticisine bildirecek. Düğün mekânının yönetimi tarafından personele belirli periyotlar halinde ve herhangi bir şüpheli durumun varlığı (yüksek ateş, öksürme, nefes daralması, koku alma duyusunda kayıp, halsizlik vb.) halinde korona virüs testi yaptırılacak. Sonuçlar kayıt altına alınarak muhafaza edilecek, test sonucu pozitif çıkan ya da test sonucu pozitif biriyle temaslı olması nedeniyle takibe giren, test sonucu pozitif olup iyileşen ancak son negatif test sonucundan itibaren 14 günlük takip süresi geçmeyen ve kendisi veya birlikte yaşadığı kişinin şüpheli durumda olması nedeniyle test yaptırılan personelin test sonucu alınana kadar çalışmasına kesinlikle müsaade edilmeyecek.
İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine gönderilen “Düğün Törenlerinde Uygulanacak Tedbirler” konulu genelgeye göre nişan, gelin alma, kına, sünnet düğünü ve benzeri etkinliklerde de yukarıda belirtilen kural ve esaslara uygun hareket edilmesi sağlanacak. Bu kapsamda valilik ve kaymakamlıklarca düğün yapılacak mekânların faaliyetlerini yukarıda belirtilen kurallara göre sürdürmeleri için Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu, ilgili bakanlıklar ile yetkili kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı/yapacağı tüm düzenlemeler takip edilecek. Uygulamanın gözden geçirilerek gerekli hallerde güncellenmesi ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27 ve 72'nci maddeleri uyarınca gerekli kararlar alınacak. Tedbirlere uymayanlarla ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282'nci maddesi gereğince idari para cezası verilecek. Aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu'nun 195'inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemler başlatılacak.



Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
TT

Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

İran içinde bilgi akışına yönelik artan kısıtlamalar ve ülkenin geniş bölgelerinde internetin kesilmesi nedeniyle, uydu görüntüleri sahadaki durumu anlamak ve askeri saldırıların yol açtığı zararları tahmin etmek için temel bir araç haline geldi.

Bu çerçevede yeni bir uydu verisi analizi, yaklaşık iki hafta önce başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran’ın farklı bölgelerindeki tesislerde meydana gelen zararların geniş kapsamlı bir ön görünümünü ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, Oregon Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından dün yayımlanan analiz, saldırıların başlangıcından bu yana ülkedeki çeşitli tesislerde oluşan yıkımın boyutuna dair şimdiye kadar yayımlanan en kapsamlı tablolardan birini sunuyor.

Çalışmanın sonuçları, zararların geniş çaplı olduğunu ve özellikle nüfus açısından İran’ın en büyük şehri olan başkent Tahran ile ülkenin güney-orta kesimindeki Şiraz şehrinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Veriler ayrıca, sahil kenti Bender Abbas’ta 40’tan fazla tesisin zarar gördüğünü gösteriyor.

Stratejik açıdan büyük öneme sahip Bender Abbas, İran’ın ana deniz üslerinden birine ev sahipliği yapıyor ve Hürmüz Boğazı’na yakın konumda bulunuyor. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Mevcut askeri gerilimler nedeniyle bölgede petrol yüklü gemiler birikmiş durumda ve İran tarafından olası saldırılar nedeniyle deniz trafiği konusunda endişeler artıyor.

Analizi, Oregon Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Çatışma Ekolojisi Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Corey Scher ve Jamon Van den Hoek yürüttü. Araştırmacılar, çalışmalarında daha önce dünyanın farklı bölgelerindeki silahlı çatışmaların etkilerini inceleyen veri analiz tekniklerini kullandı.

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

Van den Hoek, gözlemlenen hasar desenlerinin geleneksel bir cepheye odaklanmayan saldırıların doğasını yansıttığını belirterek, “Şu anda belirli bir cephe yok; çünkü hasar çok kısa bir zaman diliminde İran’ın farklı bölgelerinde meydana geliyor” dedi.

Araştırmacılar, çalışmalarında 28 Şubat’ta başlayan saldırı öncesi Sentinel-1 uydusundan alınan verileri, 2-10 Mart tarihleri arasında toplanan verilerle karşılaştırdı.

Sentinel-1 uydusu, yeryüzündeki değişimleri izlemek için radar teknolojisi kullanıyor. Bu sayede binalar ve tesislerde meydana gelen hasar veya yıkım gözlemlenebiliyor. Ancak bu analiz türü, tarım alanları, yoğun bitki örtüsüne sahip bölgeler ve gelişmemiş alanlardaki hasarları tespit edemiyor.

Araştırmacılar, bu teknolojinin İran’daki geniş arazi alanlarındaki değişimleri izlemek için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtirken, bazı küçük veya sınırlı hasarları tespit edemeyebileceğini vurguladı.

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail saldırılarının çatışmanın başından bu yana 15 binden fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Gerginliği artıran bir başka gelişmede ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, İran’a bağlı Hark Adası’ndaki petrol altyapısına yönelik saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, küresel enerji piyasalarının benzeri görülmemiş bir tedarik sıkıntısı yaşadığı dönemde yapıldı.

Trump, bu uyarıyı sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla da destekleyerek, ABD’nin Hark Adası’ndaki askeri hedefleri ‘tamamen yok ettiğini’ duyurdu. Ada, İran’ın petrol ihracatında kritik bir nokta; ülkenin petrol sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 90’ı buradan geçiyor ve Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 500 kilometre kuzeybatısında yer alıyor.

Buna rağmen Trump, bugüne kadar ABD saldırılarının ada üzerindeki petrol altyapısını hedef almadığını belirtti ve “Ancak İran veya başka herhangi bir taraf, Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin güvenli ve serbest geçişini engelleyecek bir eylemde bulunursa, bu kararı derhal gözden geçiririm” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşı koyma kapasitesinin bulunmadığını belirterek, “İran ordusu ve bu terörist rejimdeki diğer tüm taraflar silahlarını bırakıp ülkelerinde kalanları kurtarmak için akıllıca davranmalıdır; kalan çok fazla bir şey yok” dedi.

Daha sonra yaptığı bir paylaşımda Trump, medyayı eleştirerek, ‘yalan haber medyası’ olarak nitelendirdiği kuruluşların ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarındaki başarıları görmezden geldiğini savundu. Trump ayrıca, İran’ın ‘tamamen yenildiğini’ ve bir anlaşma


‘Orta güçler’, dünyayı kurtaracak bir ‘üçüncü dev’ haline gelmeyi başarabilecek mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 12 Mart 2026 tarihli oturumu (Reuters)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 12 Mart 2026 tarihli oturumu (Reuters)
TT

‘Orta güçler’, dünyayı kurtaracak bir ‘üçüncü dev’ haline gelmeyi başarabilecek mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 12 Mart 2026 tarihli oturumu (Reuters)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 12 Mart 2026 tarihli oturumu (Reuters)

Antoine el-Hac

1945’ten bu yana ilk kez ABD, Çin ve Rusya; uluslararası hukuktan çok çıplak güce dayanan otoriter bir egemenlik anlayışı etrafında birbirine yaklaşıyor. Ancak tarih, dünyanın rakip bloklara bölünmesinin istikrardan çok çatışmaya yol açtığını gösteriyor.

Dünya genelinde süren savaşlar ve krizlerin ortasında en kötü senaryolara ilişkin kaygılar giderek artıyor. Özellikle nükleer silahlar üzerinde gerçek bir denetimin bulunmaması ve insanlara bir felaketin yaşanmayacağına dair güven verecek açık bir rasyonelliğin görülmemesi endişeleri derinleştiriyor.

Küresel düzenin köklü bir değişim sürecine girdiği ve hatta mevcut sistemin sona ererek henüz biçimi ve içeriği bilinmeyen yeni bir düzenin doğabileceği kabul edilirken; Birleşmiş Milletler’in (BM) çökmekte olan sistemi yönetme, koruma ve sorunlarını giderme konusunda başarısız olduğu yönündeki değerlendirmeler de artıyor. Buna ek olarak, kültür, yaklaşım ve çıkar farklılıkları nedeniyle ABD ile Çin arasında bir uzlaşıya varılma ihtimalinin giderek zayıfladığı belirtiliyor. Bu tablo, dünyada yeniden çok taraflı bir düzenin kurulmasını sağlayabilecek ve anlaşma ile iş birliğini çatışmaları önleyen sağlam bir temel hâline getirebilecek aktörlerin kim olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Küresel düzeyde yaşanan bu kritik belirsizlik anında, farklı kıtalarda bulunan orta büyüklükteki ve dengeci ülkelerin deneyim ve vizyonlarıyla uluslararası sistemi yeniden istikrara kavuşturabilecek potansiyele sahip olduğu görüşü dile getiriliyor. Uzmanlara göre bu güçler, küresel istikrarın sağlanması ve sınır aşan sorunların yönetilmesinde etkili bir rol üstlenmeye aday görünüyor.

Çin Donanması’nın kuruluş yıldönümü kutlamaları sırasında, Shandong eyaletinin Qingdao kentinde bayrak sallayan Çin Donanması askerleri ve gemi savar füzelerinin maketleri görülüyor. (Arşiv – Reuters)Çin Donanması’nın kuruluş yıldönümü kutlamaları sırasında, Shandong eyaletinin Qingdao kentinde bayrak sallayan Çin Donanması askerleri ve gemi savar füzelerinin maketleri görülüyor. (Arşiv – Reuters)

Görevin büyük olduğu ve içerdiği zorlukların çokluğu konusunda kuşku yok. İş birliğine dayanan çok taraflı bir dünya düzeninin gelişmesi zaman gerektiriyor ve küresel ekonominin iki devi tarafından kaçınılmaz olarak ortaya çıkarılacak engellerin aşılmasını da zorunlu kılıyor. Buna ilave olarak, orta büyüklükteki güçlerin kendi aralarındaki uyumsuzluk gerçeğini de aşmaları gerekiyor. Bu uyumsuzluk birçok durum ve aşamada açık bir çekişmeye kadar varabiliyor. Bunun bir örneği, Brexit olarak bilinen ve uzun bir ‘dramatik’ sürecin ardından Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasıyla sonuçlanan gelişmeydi.

Tanım, tasnif ve Giovanni Botero

Tanım olarak orta güçler, uluslararası ilişkilerde önemli rol oynayan ve belirli bir etki gücüne sahip olan, ancak büyük güç statüsünde olmayan devletlerdir. Bu ülkeler güçlü ekonomiler, ileri teknolojiler ve diplomatik nüfuz gibi belirli kapasitelere sahiptir. Bu özellikler, onların küresel meselelerde etkili olmasına; büyük güçler arasında iletişim köprüleri kurmasına, çatışmalarda arabuluculuk yapmasına ve salgınlar, iklim değişikliği ve ekonomik krizler gibi acil konularda iş birliğini teşvik etmesine imkân tanır.

Gerçekte bu devlet sınıflandırması yeni değildir. İtalyan düşünür Giovanni Botero (1544-1617), devletleri küçük, orta ve büyük olarak sınıflandıran ilk isimlerden biri kabul edilir. Bilindiği gibi devletler dinamik yapılardır; küçük bir devlet zamanla büyüyerek orta ya da büyük bir güce dönüşebilir, bunun tersi de mümkündür. Söz konusu terim özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaygınlık kazandı. Bu yaygınlaşmada, yeni kurulan BM ve diğer çok taraflı kurumlar içinde ülkelerinin rolünü tanımlamaya çalışan Avustralyalı ve Kanadalı diplomat ile akademisyenlerin katkısı oldu. Nitekim Avustralya Dışişleri Bakanı Herbert Vere Evatt, San Francisco’da BM’nin kuruluşu sırasında bu kavramı kullanarak, ‘kaynakları ve coğrafi konumları sayesinde dünyanın farklı bölgelerinde güvenliğin korunmasında önemli rol oynayacak devletlere’ işaret etmişti.

Kaliforniya açıklarında bir ABD denizaltısından Trident füzesinin fırlatılması denemesi (Arşiv – Reuters)Kaliforniya açıklarında bir ABD denizaltısından Trident füzesinin fırlatılması denemesi (Arşiv – Reuters)

Eski Avustralya Dışişleri Bakanı Gareth Evans (1988-1996), orta güçlerin tanımının çoğu zaman ‘olumsuzlama formülü’ ile daha kolay yapılabileceğini söylüyor. Buna göre bu ülkeler, iradelerini küresel hatta bölgesel düzeyde dayatabilecek büyük güçler değildir. Ancak küçük devletlerin aksine, diplomatik kapasite ve diğer imkânlar açısından belirli alanlarda etkilerini hissettirebilecek yeterli güce sahiptirler. Ayrıca küresel politikaların geliştirilmesinde yaratıcı liderlik ve yenilikçi girişimleri destekleme konusunda güvenilir bir geçmişe sahip oldukları belirtilir. Bu ülkeler uluslararası sistemin temel kurallarını koyan aktörler olmasalar da bu kuralları sorgulamadan uygulayan pasif devletler de değildir.

Bugünün dünyasında, özellikle ABD ile Çin’in belirgin ağırlık taşıdığı uluslararası düzende, bu sınıflandırma teorik olarak G20 üyelerinin büyük bölümünü kapsayabilir. Kapasite ve imkânlar arasında farklılıklar bulunsa da bu durum söz konusu ülkelerin iş birliği yaparak birbirini tamamlaması ve olumlu etki alanlarını genişletmesi açısından önemli görülüyor. G20’nin diğer üyeleri arasında Rusya, Arjantin, Endonezya, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık, Avustralya, Fransa, İtalya, Brezilya, Almanya, Japonya, Güney Afrika, Kanada, Hindistan, Meksika ve Güney Kore yer alıyor. Bu ülkelerin sayısı 17’dir; çünkü 18’inci üye olarak AB bulunmaktadır. 2023 yılında ise Afrika Birliği (AfB) de daimi üye olarak katılmış, böylece fiilî üye sayısı 21’e yükselmiştir; ancak grubun adı yine G20 olarak kalmıştır.

Elbette bu grup içinde geçmişte büyük güç statüsüne sahip olmuş ve halen BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı bulunan ülkeler de vardır; bunlar Rusya, Birleşik Krallık ve Fransa’dır. Ayrıca uluslararası sistemde daha üst bir konuma yükselmeyi hedefleyen ülkeler de bulunur ve bunların başında Hindistan gelir. Bununla birlikte mevcut tablo, ekonomik büyüklükleri (sırasıyla yaklaşık 30,6 trilyon ve 20 trilyon dolar) nedeniyle ABD ile Çin’i özel bir kategoriye yerleştirmeye devam ediyor.

 Kanada Başbakanı Mark Carney, Norveç ziyareti sırasında konuşuyor. (AFP)Kanada Başbakanı Mark Carney, Norveç ziyareti sırasında konuşuyor. (AFP)

Pragmatizm, görevi ortadan kaldırmaz

Orta güçlerin kendi çıkarları, hedefleri, ittifakları ve saflaşmaları olduğu gerçeği kabul edilmelidir. Bu onların doğal hakkıdır. Ancak aynı zamanda mevcut durumun zorlu olduğunun da farkındadırlar ve yakın gelecekte ufukta beliren fırtınaların her şeyi sürükleyip götürmesinden duyulan endişe, bu gerçekliği değiştirmek için gerekli adımların atılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle pragmatik olan, bu güçlerin dünyanın farklı bölgelerinde istikrarsızlık yaratma yarışına girmek yerine sorunları ve krizleri çözmek için çalışması ve uluslararası sistemi yeniden akılcılık ile iş birliği çizgisine döndürmesidir.

Bu ülkelerin birlikte hareket etmesi ise etkilerini artırmanın en iyi yolu olarak görülüyor. Nitekim 2008 yılında G20 içinde temsil düzeyinin devlet ve hükümet başkanları seviyesine yükseltilmesiyle bu yönde bir adım atılmıştı. Ancak dünya genelinde kuzey-güney ve doğu-batı eksenlerinde ortaya çıkan dikey ve yatay bölünmeler, daha istikrarlı bir uluslararası düzen kurulmasına yönelik umutları zayıflattı.

Bugün ise orta güçlerin dayanışması için yeni bir fırsatın doğduğu ifade ediliyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, ABD’nin müttefiklerinin artık Washington’u kolektif güvenliğin, serbest ticaretin ve hukukun üstünlüğünün başlıca savunucusu olarak eskisi kadar görmemesi. Öte yandan Çin’in ekonomik ve siyasi yükselişi de refahı giderek ‘sarı dev’ olarak nitelendirilen bu ülkeye bağlı hâle gelen birçok devlette endişe yaratıyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney de ‘orta güçlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini’ söyleyerek bu gerçeğe dikkat çekti. Ekonomi ve finans alanındaki deneyimiyle tanınan Carney, küresel gerçekliği değerlendirme konusunda yetkin isimlerden biri olarak görülüyor. Nitekim kendisi, 1694 yılında kurulan Bank of England’ın başkanlığına 2013 yılında atanarak, İngiliz Milletler Topluluğu üyesi ülkelerden olup da Birleşik Krallık dışından gelen ilk kişi olmuş ve bu görevi 2018 yılına kadar sürdürmüştü.

 23 Kasım 2025’te Johannesburg’da düzenlenen G20 zirvesindeki liderlerin genel kurul toplantısından (Reuters)23 Kasım 2025’te Johannesburg’da düzenlenen G20 zirvesindeki liderlerin genel kurul toplantısından (Reuters)

Avrupa’nın rolü

Tüm Avrupa ülkeleri, teorik olarak ‘dünya evinin’ düzenlenmesinde etkili rol oynayabilecek orta güçler olarak sınıflandırılabilir. Ancak bu ülkelerin çoğunun güvenliklerini sağlamak için ABD’ye, ekonomik motorlarını çalışır durumda tutmak için ise Çin’e bağımlı olması, onları gerekli yönde inisiyatif almaktan alıkoyuyor. Antoine el-Hac'ı Şarku'l Avsat için kaleme aldığı analize göre aynı durum Kanada, Avustralya, Japonya ve Güney Kore için de geçerli görülüyor. Ancak bu ülkelerin güvenlik kaygısı ve ekonomik endişe hücresi içinde kalmaya devam etmesi, onları daha da zayıflatacak ve dünyanın içinde bulunduğu belirsizlik ile istikrarsızlık durumunu derinleştirecektir. Bu tablo, ABD ile Çin’in karşıt hatlarda ilerleyen iki tren gibi hareket ettiği bir ortamda olası bir çarpışma riskinin arttığı yönündeki kaygıları güçlendiriyor.

Bu nedenle liderlerin, olumlu bir sarsıntı yaratacak cesareti göstermesi ve dünyanın üçüncü bir küresel savaştan kaçınabileceği yönünde umut doğuracak adımlar atması gerektiği ifade ediliyor. Böyle bir savaşın her açıdan yıkıcı olacağı belirtilirken, uluslararası sistemin kaos, şiddet ve yıkım dönemine sürüklenmemesi için ortak bir hedef belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunun ise ancak orta güçlerin iki büyük kutba karşı bir tür ‘başkaldırı’ göstermesi, yeni ittifaklar kurması ve değişim yaratabilecek iş birliği mekanizmaları oluşturmasıyla mümkün olabileceği değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, dayanışma içindeki ülkelerden oluşan bir ‘üçüncü devin’ ortaya çıkması gerektiği savunuluyor.

Mark Carney bu endişeyi şu ifadeyle özetliyor: “Eğer masada yer almazsak, menüde yer alırız.”


Amsterdam'da bir Yahudi okulundaki patlama hasara yol açtı

Amsterdam (Reuters)
Amsterdam (Reuters)
TT

Amsterdam'da bir Yahudi okulundaki patlama hasara yol açtı

Amsterdam (Reuters)
Amsterdam (Reuters)

Amsterdam'da bir Yahudi okulunda bu sabah meydana gelen patlama hasara yol açtı. Şehrin belediye başkanı olayı "Yahudilere yönelik kasıtlı bir saldırı" olarak nitelendirdi. Reuters'ın haberine göre, Belediye Başkanı Femke Halsema yaptığı basın açıklamasında, Amsterdam'ın güney tarafındaki lüks bir yerleşim bölgesinde bulunan okulda meydana gelen patlamanın yalnızca küçük hasara neden olduğunu ve polis ile itfaiye ekiplerinin olay yerine hızla ulaştığını belirtti. Herhangi bir yaralanma bildirilmedi.

Hollanda'da yetkililer, dün Rotterdam'ın merkezindeki bir sinagoga düzenlenen kundaklama saldırısının ardından başkentteki sinagoglar ve Yahudi kurumlarında güvenlik önlemlerini sıkılaştırdı. Komşu Belçika'da ise pazartesi günü Liège'deki bir sinagogda patlama sonucu yangın çıktı. Halsema, "Bu, Yahudi topluluğuna karşı korkakça bir saldırı eylemidir" diyerek, "Amsterdam'daki Yahudiler artan antisemitizmle karşı karşıya. Bu kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından dünya genelinde Yahudilere yönelik saldırı korkuları arttı.