Hafter, üzerine bahse girenleri hayal kırıklığına mı uğrattı?

Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
TT

Hafter, üzerine bahse girenleri hayal kırıklığına mı uğrattı?

Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)

İnci Mecdi
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karkaş, 18 Haziran’da Libya’daki müttefiki Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter'i eleştiren yorumlarda bulundu. Karkaş, Hafter’in ‘kişisel ve tek taraflı’ kararlar aldığını söyledi.
Hafter’in, rakibi Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)  güçleri tarafından üst üste yenilgiye uğramasının ardından gelen Karkaş’ın yorumları, Mısır’ın ‘düşüncesizce atılmış bir adım’ olarak gördüğü Hafter’in Nisan 2019’da başlattığı Trablus saldırısına dair çekinceleriyle aynı zamana denk geliyor.
Öte yandan Hafter, Mısır’ın yanı sıra Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Rusya ve Total Petrol Şirketi’nin yatırımlarıyla Libya'nın doğusundaki büyük petrol çıkarlarına bağlı olan Fransa ile diğer bölgesel güçlerin desteğini aldı. Bu arada geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı telefon görüşmesiyle Hafter’le temasa geçen ABD, dolaylı olarak terörle mücadelede Hafter’e destek vermişti.
Libya’nın batısını kontrol eden UMH Başkanı Fayiz es-Serrac ise İtalyan ENI şirketinin Libya'daki petrol ve enerji sektöründeki yatırımlarıyla ilgili çıkarlarını koruyan İtalya'nın yanı sıra Türkiye ve Katar tarafından destekleniyor. Bununla birlikte Serrac, Libya’daki Müslüman Kardeşler (İhvan) ve onun saflarında savaşan unsurların yanı sıra Türkiye’nin Suriye’deki muhaliflerden getirdiği paralı askerlere boyun eğiyor.

Mısır’ın Hafter’e verdiği destek
Mısır, Libya’daki UMH destekli silahlı milislerin neden olduğu doğrudan güvenlik tehditlerinden dolayı Hafter'i destekliyor.  Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nde (ECFR) Libya uzmanı Tarek Megerisi, 2014 yılında yaptığı bir değerlendirmede Mısır'ın Libya ile bin 100 kilometrelik çöl sınırını bir güvenlik açığı olarak gördüğünü ve bunun da Sina Yarımadası'nda giderek artan terör eylemlerine doğrudan katkıda bulunduğunu söyledi. Hafter, LUO güçlerinin kontrol ettiği Libya’nın doğusunun Mısır sınırına yakın olması nedeniyle Kahire'nin doğal olarak müttefiki oldu.
Bununla birlikte binlerce Mısırlının Libya’da çalışması, 2011 öncesi iki ülke arasındaki yıllık mali transferlerin yaklaşık 33 milyon doları bulması nedeniyle Kahire, iki ülke arasındaki ekonomik çıkarlara dayalı bir denge kurmaya çalışıyor. Bu düşünceler Mısır’ı, Hafter’e büyük yatırım yapmaya ve 2014'te radikal terörist hareketleri Bingazi’den temizlemek için başlattığı Kerame Operasyonu’na askeri ve diplomatik yardımda bulunmaya itti.
Kahire’nin razı olmadığı Trablus’u özgürleştirme operasyonu ise 2019 yılının Şubat ve Mart aylarında Hafter ve Serrac arasında BAE’nin himayesinde ve dönemin BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’nin gözetiminde genel seçimler yapılarak Libya'nın istikrarı ve kurumlarının birleştirilmesi için yapılan müzakereler sonrası ‘Abu Dabi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından başladı. Ancak diğer yandan sahada UMH’nin Misrata Tugayları ve Hafter tarafından kontrol edilen topraklarda çeşitli örgütlere verdiği destekten kaynaklanan gerginlikler vardı. Bu da Hafter’i UMH güçlerinin kontrolündeki başkent Trablus’a yönelik Kerame Operasyonu’nu başlatmaya itti.

Trablus savaşında uzlaşının gecikmesi
 Hafter, 2019'un ikinci yarısında ilerleme kaydetti. Ancak Türkiye'nin geçtiğimiz Aralık ayından bu yana Suriye'den Libya'ya transfer ettiği hava savunma sistemleri, insansız hava araçları (İHA) ve silahlı unsurlar aracılığıyla Serrac’ı desteklemeye yönelik müdahalesi, Hafter’e büyük kayıplar verdirdi. Bu kayıpların başında da el-Vatiyye Hava Üssü geliyordu. Bu durum LUO liderini destekleyen ülkeler arasında hayal kırıklığına neden oldu.
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas, Independent Arabia’dan İnci Mecdi’ye yaptığı açıklamada, “Halife Hafter, Trablus’u 14 ay kuşattı ve herhangi bir sonuç elde edemedi. Sürenin uzamasının büyük yankıları oldu. Bu da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Serrac’ı desteklemesi için bir neden verdi. LUO lideri herhangi bir siyasi beceri göstermedi. Bu yüzden Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, 23 Nisan'da meclis ve başkanlık seçimlerinin yapılması öngörülen siyasi bir çözüme dayanan bir girişimi duyurdu. Bunun ertesinde Hafter yetki olmamasına rağmen Suheyrat Anlaşması’nı feshettiğini duyurdu. Bence bu adım, çok fazla zarar verdi. Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi, Libya’daki son gelişmelerin, Libya’yı önemli bir stratejik ve jeopolitik saha olarak gören Mısır için bazı endişeler yarattığına dikkati çekti. Atlantik Konseyi araştırmacıları,  resmi olmayan Mısırlı çeşitli kaynaklarla yapılan röportajlara göre Hafter'in el-Vatiyye Hava Üssü ve Tarhuna gibi askeri yenilgilerinin yanı sıra UMH ile yaşanan savaştaki diğer başarısızlıkların, ilişkileri geren diğer faktörler olduğunu vurguladılar. Mısır, LUO’nun Libya'nın batısındaki askeri operasyonlarından, özellikle Trablus'a karşı başarısız olan kuşatmanın yaşandığı süreçten memnun değil” dedi.

Bazıları, Kahire Bildirgesi’ni Hafter'e alternatif arayışının bir göstergesi olarak görüyor  (AFP)

Alternatif arayışı
ABD merkezli Transatlantik Liderlik Ağı Başkan Yardımcısı Sasha Toperich yaptığı açıklamada, Hafter’i Libya'da devam eden şiddetin ve bölgesel güçlerin Libya’daki nüfuzunun artmasına neden olmakla suçladı. Hafter geçtiğimiz yılın Şubat ve Mart aylarında Abu Dabi'de Serrac ile imzaladığı anlaşmaya son dakikada sırtını dönmeseydi, ordu ve ülkedeki milisler üzerinde kontrol sahibi olurdu. Bu da çözümün bir parçasıydı.
Bazıları, iki hafta önce Libyalı taraflar arasında ateşkes ve yeni bir müzakere sürecinin başlamasına yönelik bir girişim olan Kahire Bildirgesi’ni Hafter'e başka alternatif arayışının bir göstergesi olarak görüyor. Tahminler, bölgesel ve uluslararası destek alan Kahire Bildirgesi'ne katılan Libya'nın doğusunu yöneten TM Başkanı Akile Salih’e kadar uzanıyor. Belki de Mısır ve TM Başkanı Akile Salih tarafından sunulan girişimi desteklediğini söyleyen BAE Dışişleri Bakanı Karkaş’ın yorumları, buna dair ipuçları barındırıyor olabilir.
Atlantik Konseyi'nden Libya uzmanı İmadeddin Badi ve Konsey’in misafir araştırmacısı Ranj Aladdin’in ortak olarak kaleme aldıkları ve Brookings Enstitüsü tarafından yayınlanan makalede, Kahire Bildirgesi’nin Hafter'in yerine gelecek bir alternatif uğruna tablodan çıkarılmasına yol açtığına işaret ederken bildirgenin Salih’in sunduğu Libya'da siyasi yol haritasına tabi olduğuna dikkati çektiler.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz cumartesi günü ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, Sirte ve Cufra'nın Mısır’ın ‘kırmızı çizgisi’ olduğunu vurgulayarak, “Gerek Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca kendini savunma hakkı açısından olsun gerek Libya’da seçilmiş tek meşru otorite olan Tobruk Meclisi'nin talebi üzerine olsun, Mısır’ın (Libya’ya ) yapacağı herhangi bir doğrudan askeri müdahale uluslararası meşruiyet kazanmıştır” ifadelerini kullandı. Sisi ayrıca Mısır'ın Libya'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün sağlanması için kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını istediğini vurguladı.

LUO unsurları (AFP)

LUO’ya verilen desteğin sürmesi
Gözlemciler, Hafter’in müttefiklerinin LUO’yu Türkiye'ye karşı askeri olarak desteklemeye devam edeceği konusunda hemfikirler. Aladdin ve Badi daha da ileriye giderek Hafter taraftarlarının Türkiye'yi ve UMH güçlerini Libya'nın doğusuna ilerlemekten caydırma çabalarında LUO’yu desteklemeye devam edeceklerini söyleyebilecekleri tahmininde bulundular.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Roma Üniversitesi’nden Profesör Alessia Melcangi ve İtalyan Uluslararası Siyasal Araştırmalar Enstitüsü’nden (ISPI) araştırmacı Giuseppe Dentice, Atlantik Konseyi’nin resmi internet sitesinde yayınlanan bir makalede, Moskova’nın Hafter’in tamamen yenilmesine izin veremeyeceğini belirttiler.
Melcanci ve Dentice kaleme aldıkları ortak makalede şu ifadelere yer verdiler:
“Ne var ki Mısır da Hafter'i kısa vadede açık bir seçenek olarak görmeyi düşünebilir, çünkü elinde yeterli alternatif bulunmuyor. Bununla birlikte Mısır, Hafter'i desteklemeyi, Türkiye’nin Libya ve Akdeniz bölgesinde daha fazla nüfuz sahibi olmasını önlemenin fonksiyonel bir yolu olarak görüyor. Libya'daki gelişmeler, Hafter ve destekçilerini alarm durumuna geçirebilir ve onları Türkiye ve UMH ile gelecekteki olası müzakereler için doğudaki konumlarını güçlendirmeye itebilir. Mısır da Hafter'den uzaklaşmak ve en azından uzun vadede daha güvenilir siyasi alternatifler elde etmek için bu durumdan yararlanabilir.”



Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.


Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
TT

Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)

Çeşitli kaynaklara göre, eş-Şebab militanları dün Somali'nin güneyindeki stratejik bir adaya saldırdı ve yarı özerk Cubaland bölgesinde konuşlanmış askeri birliklerle çatıştı.

Yaklaşık yirmi yıldır El-Kaide ile bağlantılı olan eş-Şebab, Somali hükümetiyle savaşıyor.

Cubaland yetkilileri saldırıyı püskürttüklerini açıkladı, ancak grup daha önce operasyonları için bir fırlatma noktası olarak hizmet veren Kuday Adası'ndaki bir askeri üssü ele geçirdiklerini iddia etti.

Kismayo sahil kentindeki bir topluluk lideri AFP'ye verdiği demeçte, militanların "Kuday kasabasının dışındaki askeri üsse baskın düzenledikten sonra adayı kuşattıkları" bilgisini aldığını belirterek, "şu anda neler olduğunun ayrıntılarını bilmenin hala zor olduğunu" ifade etti.

Kismayo'dan askerlere yardım etmek için birkaç tekne gönderildiğini, ancak Cubaland güçlerinin yardım çağrısı yapmasından kısa bir süre sonra adadaki iletişimin kesildiğini söyledi.

Cubaland yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "güvenlik güçleri düşmana ağır kayıplar verdirdi ve saldırıda kullanılan birçok askeri aracı imha etti" denildi.

“Eş-Şebab Hareketi” ise savaşçılarının “ada içinde ve dışında 3 askeri üssün tam kontrolünü ele geçirmeyi başardığını” duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kismayo'nun yaklaşık 130 kilometre güneybatısında bulunan Kuday Adası, 2015 yılının başlarında Somali Ulusal Ordusu'nun Kenya Savunma Kuvvetleri ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği bir operasyonla "Eş-Şebab" hareketinin elinden kurtarıldı.