Hafter, üzerine bahse girenleri hayal kırıklığına mı uğrattı?

Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
TT

Hafter, üzerine bahse girenleri hayal kırıklığına mı uğrattı?

Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter (AFP)

İnci Mecdi
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karkaş, 18 Haziran’da Libya’daki müttefiki Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter'i eleştiren yorumlarda bulundu. Karkaş, Hafter’in ‘kişisel ve tek taraflı’ kararlar aldığını söyledi.
Hafter’in, rakibi Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)  güçleri tarafından üst üste yenilgiye uğramasının ardından gelen Karkaş’ın yorumları, Mısır’ın ‘düşüncesizce atılmış bir adım’ olarak gördüğü Hafter’in Nisan 2019’da başlattığı Trablus saldırısına dair çekinceleriyle aynı zamana denk geliyor.
Öte yandan Hafter, Mısır’ın yanı sıra Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Rusya ve Total Petrol Şirketi’nin yatırımlarıyla Libya'nın doğusundaki büyük petrol çıkarlarına bağlı olan Fransa ile diğer bölgesel güçlerin desteğini aldı. Bu arada geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı telefon görüşmesiyle Hafter’le temasa geçen ABD, dolaylı olarak terörle mücadelede Hafter’e destek vermişti.
Libya’nın batısını kontrol eden UMH Başkanı Fayiz es-Serrac ise İtalyan ENI şirketinin Libya'daki petrol ve enerji sektöründeki yatırımlarıyla ilgili çıkarlarını koruyan İtalya'nın yanı sıra Türkiye ve Katar tarafından destekleniyor. Bununla birlikte Serrac, Libya’daki Müslüman Kardeşler (İhvan) ve onun saflarında savaşan unsurların yanı sıra Türkiye’nin Suriye’deki muhaliflerden getirdiği paralı askerlere boyun eğiyor.

Mısır’ın Hafter’e verdiği destek
Mısır, Libya’daki UMH destekli silahlı milislerin neden olduğu doğrudan güvenlik tehditlerinden dolayı Hafter'i destekliyor.  Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nde (ECFR) Libya uzmanı Tarek Megerisi, 2014 yılında yaptığı bir değerlendirmede Mısır'ın Libya ile bin 100 kilometrelik çöl sınırını bir güvenlik açığı olarak gördüğünü ve bunun da Sina Yarımadası'nda giderek artan terör eylemlerine doğrudan katkıda bulunduğunu söyledi. Hafter, LUO güçlerinin kontrol ettiği Libya’nın doğusunun Mısır sınırına yakın olması nedeniyle Kahire'nin doğal olarak müttefiki oldu.
Bununla birlikte binlerce Mısırlının Libya’da çalışması, 2011 öncesi iki ülke arasındaki yıllık mali transferlerin yaklaşık 33 milyon doları bulması nedeniyle Kahire, iki ülke arasındaki ekonomik çıkarlara dayalı bir denge kurmaya çalışıyor. Bu düşünceler Mısır’ı, Hafter’e büyük yatırım yapmaya ve 2014'te radikal terörist hareketleri Bingazi’den temizlemek için başlattığı Kerame Operasyonu’na askeri ve diplomatik yardımda bulunmaya itti.
Kahire’nin razı olmadığı Trablus’u özgürleştirme operasyonu ise 2019 yılının Şubat ve Mart aylarında Hafter ve Serrac arasında BAE’nin himayesinde ve dönemin BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’nin gözetiminde genel seçimler yapılarak Libya'nın istikrarı ve kurumlarının birleştirilmesi için yapılan müzakereler sonrası ‘Abu Dabi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından başladı. Ancak diğer yandan sahada UMH’nin Misrata Tugayları ve Hafter tarafından kontrol edilen topraklarda çeşitli örgütlere verdiği destekten kaynaklanan gerginlikler vardı. Bu da Hafter’i UMH güçlerinin kontrolündeki başkent Trablus’a yönelik Kerame Operasyonu’nu başlatmaya itti.

Trablus savaşında uzlaşının gecikmesi
 Hafter, 2019'un ikinci yarısında ilerleme kaydetti. Ancak Türkiye'nin geçtiğimiz Aralık ayından bu yana Suriye'den Libya'ya transfer ettiği hava savunma sistemleri, insansız hava araçları (İHA) ve silahlı unsurlar aracılığıyla Serrac’ı desteklemeye yönelik müdahalesi, Hafter’e büyük kayıplar verdirdi. Bu kayıpların başında da el-Vatiyye Hava Üssü geliyordu. Bu durum LUO liderini destekleyen ülkeler arasında hayal kırıklığına neden oldu.
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas, Independent Arabia’dan İnci Mecdi’ye yaptığı açıklamada, “Halife Hafter, Trablus’u 14 ay kuşattı ve herhangi bir sonuç elde edemedi. Sürenin uzamasının büyük yankıları oldu. Bu da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Serrac’ı desteklemesi için bir neden verdi. LUO lideri herhangi bir siyasi beceri göstermedi. Bu yüzden Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, 23 Nisan'da meclis ve başkanlık seçimlerinin yapılması öngörülen siyasi bir çözüme dayanan bir girişimi duyurdu. Bunun ertesinde Hafter yetki olmamasına rağmen Suheyrat Anlaşması’nı feshettiğini duyurdu. Bence bu adım, çok fazla zarar verdi. Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi, Libya’daki son gelişmelerin, Libya’yı önemli bir stratejik ve jeopolitik saha olarak gören Mısır için bazı endişeler yarattığına dikkati çekti. Atlantik Konseyi araştırmacıları,  resmi olmayan Mısırlı çeşitli kaynaklarla yapılan röportajlara göre Hafter'in el-Vatiyye Hava Üssü ve Tarhuna gibi askeri yenilgilerinin yanı sıra UMH ile yaşanan savaştaki diğer başarısızlıkların, ilişkileri geren diğer faktörler olduğunu vurguladılar. Mısır, LUO’nun Libya'nın batısındaki askeri operasyonlarından, özellikle Trablus'a karşı başarısız olan kuşatmanın yaşandığı süreçten memnun değil” dedi.

Bazıları, Kahire Bildirgesi’ni Hafter'e alternatif arayışının bir göstergesi olarak görüyor  (AFP)

Alternatif arayışı
ABD merkezli Transatlantik Liderlik Ağı Başkan Yardımcısı Sasha Toperich yaptığı açıklamada, Hafter’i Libya'da devam eden şiddetin ve bölgesel güçlerin Libya’daki nüfuzunun artmasına neden olmakla suçladı. Hafter geçtiğimiz yılın Şubat ve Mart aylarında Abu Dabi'de Serrac ile imzaladığı anlaşmaya son dakikada sırtını dönmeseydi, ordu ve ülkedeki milisler üzerinde kontrol sahibi olurdu. Bu da çözümün bir parçasıydı.
Bazıları, iki hafta önce Libyalı taraflar arasında ateşkes ve yeni bir müzakere sürecinin başlamasına yönelik bir girişim olan Kahire Bildirgesi’ni Hafter'e başka alternatif arayışının bir göstergesi olarak görüyor. Tahminler, bölgesel ve uluslararası destek alan Kahire Bildirgesi'ne katılan Libya'nın doğusunu yöneten TM Başkanı Akile Salih’e kadar uzanıyor. Belki de Mısır ve TM Başkanı Akile Salih tarafından sunulan girişimi desteklediğini söyleyen BAE Dışişleri Bakanı Karkaş’ın yorumları, buna dair ipuçları barındırıyor olabilir.
Atlantik Konseyi'nden Libya uzmanı İmadeddin Badi ve Konsey’in misafir araştırmacısı Ranj Aladdin’in ortak olarak kaleme aldıkları ve Brookings Enstitüsü tarafından yayınlanan makalede, Kahire Bildirgesi’nin Hafter'in yerine gelecek bir alternatif uğruna tablodan çıkarılmasına yol açtığına işaret ederken bildirgenin Salih’in sunduğu Libya'da siyasi yol haritasına tabi olduğuna dikkati çektiler.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz cumartesi günü ülkenin batısında askeri bölgedeki Mısır Hava Kuvvetleri birliklerini ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, Sirte ve Cufra'nın Mısır’ın ‘kırmızı çizgisi’ olduğunu vurgulayarak, “Gerek Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca kendini savunma hakkı açısından olsun gerek Libya’da seçilmiş tek meşru otorite olan Tobruk Meclisi'nin talebi üzerine olsun, Mısır’ın (Libya’ya ) yapacağı herhangi bir doğrudan askeri müdahale uluslararası meşruiyet kazanmıştır” ifadelerini kullandı. Sisi ayrıca Mısır'ın Libya'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün sağlanması için kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını istediğini vurguladı.

LUO unsurları (AFP)

LUO’ya verilen desteğin sürmesi
Gözlemciler, Hafter’in müttefiklerinin LUO’yu Türkiye'ye karşı askeri olarak desteklemeye devam edeceği konusunda hemfikirler. Aladdin ve Badi daha da ileriye giderek Hafter taraftarlarının Türkiye'yi ve UMH güçlerini Libya'nın doğusuna ilerlemekten caydırma çabalarında LUO’yu desteklemeye devam edeceklerini söyleyebilecekleri tahmininde bulundular.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Roma Üniversitesi’nden Profesör Alessia Melcangi ve İtalyan Uluslararası Siyasal Araştırmalar Enstitüsü’nden (ISPI) araştırmacı Giuseppe Dentice, Atlantik Konseyi’nin resmi internet sitesinde yayınlanan bir makalede, Moskova’nın Hafter’in tamamen yenilmesine izin veremeyeceğini belirttiler.
Melcanci ve Dentice kaleme aldıkları ortak makalede şu ifadelere yer verdiler:
“Ne var ki Mısır da Hafter'i kısa vadede açık bir seçenek olarak görmeyi düşünebilir, çünkü elinde yeterli alternatif bulunmuyor. Bununla birlikte Mısır, Hafter'i desteklemeyi, Türkiye’nin Libya ve Akdeniz bölgesinde daha fazla nüfuz sahibi olmasını önlemenin fonksiyonel bir yolu olarak görüyor. Libya'daki gelişmeler, Hafter ve destekçilerini alarm durumuna geçirebilir ve onları Türkiye ve UMH ile gelecekteki olası müzakereler için doğudaki konumlarını güçlendirmeye itebilir. Mısır da Hafter'den uzaklaşmak ve en azından uzun vadede daha güvenilir siyasi alternatifler elde etmek için bu durumdan yararlanabilir.”



Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.


Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
TT

Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)

Yemen hükümetine bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin, ülkenin doğusundaki Mukalla kentinde konuşlandığı ve başta Merkez Bankası, yerel yönetim binası ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere kentin hayati kurumlarının büyük bölümünü güvence altına aldığı bildirildi.

Mukalla’daki güvenlik kaynaklarının Şarku’l Avsat gazetesine verdiği bilgiye göre, Vatan Kalkanı güçleri pazar günü saat 11.30 sularında kentte konuşlanmaya başladı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, güçlerin Mukalla’nın doğusundaki Hılf bölgesinde bulunan Hadramut Elit Güçleri kampına yöneldiğini, Hılf Tepesi’nde de konuşlanarak Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı güvence altına aldığını aktardı.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı’nın Mukalla’daki konuşlanmasının büyük ölçüde tamamlandığını” belirterek, “önümüzdeki saatlerde kente ulaşması beklenen Hadramut Valisi ile eş zamanlı olarak ilave birliklerin takviye amacıyla gelmesinin beklendiğini” ifade etti.

Televizyon görüntüleri, Mukalla’da Vatan Kalkanı güçlerinin geniş çaplı konuşlandığını ve halkın bu durumu memnuniyetle karşıladığını ortaya koydu. Kent sakinleri, kentin güvenliğinin sağlanması ve devletin hayati kurumlarının korunması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi.

Öte yandan Vatan Kalkanı güçleri, Riyan Uluslararası Havalimanı’nda da konuşlanarak tesislerin güvenliğini sağladı ve havalimanı altyapısına yönelik olası ihlal ve yağma girişimlerinin önüne geçti.

Yemen İçişleri Bakanı Korgeneral İbrahim Haydan ise Hadramut vilayetinin vadi ve sahil kesimlerinde, Vatan Kalkanı komutanlığıyla koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını doğruladı. Haydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, söz konusu adımların, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, kamu düzenini korumayı amaçlayan güvenlik planları kapsamında atıldığını belirtti.

Haydan, bu tedbirlerin kamu ve özel mülkiyetin korunması, güvenliği bozmayı hedefleyen her türlü girişimin engellenmesi ve istikrarın pekiştirilmesi hedefiyle hayata geçirildiğini vurguladı.


İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.