Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi
TT

Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Van’ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, saat 13.03 sıralarında Van'ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtildi. Çevre il ve ilçelerden de hissedilen depremle ilgili şimdiye kadar herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadığı bildirildi.



Arakçi: Hamaney’in ölümüne yol açan güvenlik açığı hâlâ devam ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Moskova’da Rus mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Moskova’da Rus mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında (AP)
TT

Arakçi: Hamaney’in ölümüne yol açan güvenlik açığı hâlâ devam ediyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Moskova’da Rus mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Moskova’da Rus mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında (AP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonunda yayımlanan ‘Savaşın Hikâyesi’ programında yaptığı açıklamada, savaş başlamadan önce, ‘liderliğe yönelik bir saldırı durumunda Hürmüz Boğazı’nın kapatılması’ yönünde karar alındığını söyledi.

Savaşın ilk gününde komuta karargâhına düzenlenen saldırıya değinen Arakçi, “O gün sabah saat 09.00’da Sayın Hicazi ile bir toplantım vardı. Kendisine müzakerelere ilişkin rapor sundum ve ortamın artık savaş atmosferine girdiğini söyledim” ifadelerini kullandı. Arakçi, katıldığı bu toplantının da saldırının hedefi olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre İran Dini Lideri Ali Hamaney’in Dini Liderlik Ofisi Başkan Yardımcısı Ali Asgar Hicazi’nin ofisi de hedef alınan noktalar arasında olduğunu belirten Arakçi, Hicazi toplantıdan sağ kurtuldu ifade etti.

Aynı gün Dış İlişkiler Stratejik Konseyi’nin olağan merkezi dışında farklı bir yerde toplandığını söyleyen Arakçi, toplantının neden o gün komuta karargâhına taşındığını bilmediğini ifade etti.

“Daha da vahimi, Ali Şemhani’nin bazı askeri komutanlarla yaptığı toplantıydı” diyen Arakçi, Şemhani ile toplantıya katılanların aynı gün komuta karargâhına düzenlenen saldırıda hayatını kaybettiğini söyledi.

Arakçi ayrıca, aynı gün İstihbarat Bakanlığı Müsteşarlar Konseyi’nin bakanlık binasında toplandığını, komuta karargâhında yapılmayan bu toplantının da 40 gün süren savaşın ilk gününde hedef alındığını belirtti.

Arakçi, İran Dini Lideri’nin Askeri Danışmanı Muhammed Şirazi’nin ofisi ile Ali Şemhani’nin ofisinin de saldırı hedefleri arasında bulunduğunu kaydetti. Arakçi, Yüksek Savunma Konseyi’nin o gün Şemhani’nin ofisinde toplandığını ifade etti.

Tüm bu toplantıların zamanlamasının bilinmesinin güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını söyleyen Arakçi, söz konusu açığın ‘İran yönetimindeki karar alma süreçleri ve mekanizmalarını da etkilediğini’ belirtti. Arakçi, bu güvenlik zafiyetinin halen devam ediyor olabileceğini dile getirdi.

Arakçi, “Sayın Şemhani’nin komuta karargâhındaki toplantısı ile Sayın Şirazi’nin, Sayın Hicazi’nin ve merhum Dini Lider’in ofislerinin tamamı eş zamanlı ve hızlı saldırıların hedefi oldu. O sırada Dini Lider de ofisindeydi. Düşmanın bu toplantılardan haberdar olması, güvenlik açıklarının bulunduğunu gösteriyor” dedi.

Öte yandan Arakçi, bu süreçte Mücteba Hamaney ile, lider seçilmesinden bu yana hiç görüşmediğini açıkladı. Mücteba Hamaney’i bu dönemde yalnızca çok az sayıda kişinin görmüş olabileceğini düşündüğünü belirten Arakçi, lider olmadan önce de onu yalnızca bazı törenlerde uzaktan gördüğünü sözlerine ekledi.

Arakçi’nin savaşın nasıl patlak verdiğine dair anlatımı

Arakçi, ABD ile müzakerelere ilişkin karar alma mekanizması hakkında da açıklamalarda bulundu. Arakçi, “O dönemde, iki savaş arasındaki süreçte, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği bünyesinde Nükleer Komite’yi kurduk. Bu komite bugün Müzakereler Komitesi olarak biliniyor ve Altılı Komite adıyla tanınıyor” dedi.

Müzakerelerle ilgili tüm görüşmelerin bu komite bünyesinde yürütüldüğünü belirten Arakçi, komitenin aldığı kararların da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi kararlarıyla aynı süreçlerden geçtiğini ifade etti.

Arakçi’ye göre, komiteye ilk olarak Ali Şemhani, ardından Ali Laricani başkanlık etti. Her iki isim de ABD ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybetti.

Müzakere seçeneğini savunan Arakçi, “Savaşın başlaması kararını karşı taraf aldı. Biz ise savaşın yönünü değiştirmeye ve onu engellemeye çalışıyorduk. Müzakerelerin savaşa yol açtığını söylemek doğru değildir. Müzakere kararı benim kişisel kararım değildi, kolektif bir karardı” ifadelerini kullandı.

12 gün süren savaşın nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arakçi, “Her şey İran’ın zayıf olduğu yönündeki algıyla başladı. Karşı taraf, İran’ın bölgesel caydırıcılık gücünü kaybettiğini ve bunu nükleer caydırıcılıkla telafi etmeye yöneleceğini düşündü. Bu nedenle nükleer tesisleri yok etme gereği duydu” dedi.

Arakçi, “Karşı taraf diplomasi yolunu denedi ve en başından itibaren sıfır zenginleştirme ilkesinde ısrar etti. Biz ise kendi tutumumuzu koruduk. Müzakereler yoluyla bu talebi dayatamayacağını anlayınca savaşı başlattı. Dolayısıyla müzakereler sırasında pozisyonlarımızda ısrar etmemiz, karşı tarafın savaş seçeneğini denemesine yol açtı ancak bu girişim başarısız oldu” şeklinde konuştu.

Arakçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Düşman bölgedeki askeri yığınağını tamamladıktan sonra yeniden sıfır zenginleştirme temelinde müzakere talebini gündeme getirdi. Bize, ‘Bunu kabul etmezseniz yeniden saldıracağız’ diyordu. Uzun süren görüşmelerin ardından yeniden müzakerelere dönme kararı alındı. Bizim için temel amaç, daha sonra hiç kimsenin ‘Eğer müzakereler yapılsaydı savaş çıkmazdı’ diyememesi için gerekli zemini oluşturmaktı.”

12 gün süren savaşın devam etmesi halinde 40 gün süren savaşın yaşanmayacağı yönündeki değerlendirmeye yanıt veren Erakçi, “Bu bakış açısı karşı tarafta da mevcut. Çünkü 12 günlük savaş, İran’ın bir sonraki savaşa hazırlık seviyesinin yükselmesine katkı sağladı” ifadelerini kullandı.

Arakçi ayrıca, “Müzakereler yoluyla savaş dışı bir yola ulaşma fırsatını denememiz gerekiyordu. Bu aynı zamanda uluslararası toplum, karşı taraf ve kendi halkımız karşısında gerekli açıklamayı yapabilmek içindi” dedi.

Sıfır zenginleştirme ilkesinin reddi

Aynı kapsamda açıklamalarda bulunan Arakçi, 40 gün süren savaşın başlamasından önceki müzakerelerde, İran’ın sıfır zenginleştirme ilkesini reddetmesinin ardından zenginleştirmenin askıya alınmasına yönelik bir teklif sunulduğunu, ancak İran’ın bunu da kabul etmediğini söyledi. Arakçi, bu kararı savunarak, “Bizim görevimiz bunu kabul etmemekti” ifadesini kullandı.

İran’ın zenginleştirme faaliyetlerini askıya almayı kabul etmesinin savaşı önleyip önlemeyeceği yönündeki soruya yanıt veren Arakçi, “Bunu kesin olarak söylemek mümkün değil. Bunun iki nedeni var. Birincisi, askıya alma süresi kısa değildi. İkincisi, nükleer dosyada bunu kabul etmemiz, ‘Ne zaman isterseniz saldırabilir ve yok edebilirsiniz, ardından İran yönetimi de kendisine dayatılanı kabul eder’ şeklinde bir anlayışın oluşmasına yol açacaktı” dedi.

Arakçi, 26 Şubat’ta Cenevre’de gerçekleştirilen müzakereler sırasında İran’ın zenginleştirme faaliyetlerini askıya almayı reddetmesi üzerine görüşmelerin çöktüğünü, ancak teknik ekiplerin görüşmelerine devam etmesi konusunda mutabakata varıldığını belirtti. Ancak ertesi günden itibaren atmosferin değiştiğini ifade etti.

Arakçi, nükleer meselenin, en azından İsrail açısından, yalnızca bir bahane olduğunu savunarak, asıl hedefin rejim değişikliği arayışı olduğunu söyledi.