Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldihttps://turkish.aawsat.com/home/article/2353641/van%E2%80%99da-54-b%C3%BCy%C3%BCkl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnde-bir-deprem-meydana-geldi
Van’ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, saat 13.03 sıralarında Van'ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtildi. Çevre il ve ilçelerden de hissedilen depremle ilgili şimdiye kadar herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadığı bildirildi.
Netanyahu ve Trump’tan Navi Pillay’in Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasına tepkihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5327857-netanyahu-ve-trump%E2%80%99tan-navi-pillay%E2%80%99-nobel-bar%C4%B1%C5%9F-%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC%E2%80%99n%C3%BC-kazanmas%C4%B1na-tepki
Netanyahu ve Trump’tan Navi Pillay’in Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasına tepki
Nobel Barış Ödülü sahibi Navi Pillay (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, cuma günü Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Navi Pillay’i sert bir dille hedef alarak Güney Afrikalı hukukçuyu “Yahudileri şeytanlaştırmaya çalışan bir fanatik” olarak nitelendirdi.
Netanyahu, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Nobel Komitesi ahlaki pusulasını kaybetti. En prestijli ödüllerinden birini, Yahudileri şeytanlaştırmaya katkıda bulunan bir fanatiğe verdi” ifadelerini kullandı.
Pillay, geçen yıl Birleşmiş Milletler’e bağlı olmayan bağımsız uluslararası soruşturma komisyonuna başkanlık etmişti. İşgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin çalışmalar yürüten komisyon, İsrail’in Gazze Şeridi’nde “soykırım” işlediği sonucuna varmıştı. AFP’nin haberine göre komisyon, BM adına karar almıyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı da X üzerinden yaptığı açıklamada Pillay’i hedef aldı. Bakanlık, “Yalanlar, nefret ve kan iftiraları için bir ödül olsaydı Navi Pillay yalnızca aday olmakla kalmaz, kazanma ihtimali en yüksek isim olurdu” ifadelerini kullandı. Açıklamada, Pillay’in “siyasi saiklerle İsrail’i durmaksızın şeytanlaştırmasının” bunun en açık kanıtı olduğu öne sürüldü.
Bakanlık, Nobel Komitesi’nin “21’inci yüzyılın en büyük yalanını ödüllendirdiğini” savundu. Açıklamada, “Pillay’e Nobel Barış Ödülü verilmesi adaletin takdir edilmesi değil, ödülün İsrail’e yönelik nefret ve önyargıyı meşrulaştırmak için anormal biçimde bir silaha dönüştürülmesidir” denildi.
Trump: Nobel Barış Ödülü’ne hakaret edildi
ABD Başkanı Donald Trump da Washington’da yaptığı açıklamada, Nobel Barış Ödülü’nün Navi Pillay’e verilmesiyle “aşağılandığını” söyledi.
ABD, Nobel Komitesi’nin eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıcı Pillay’e Barış Ödülü’nü vermesinden saatler sonra, cuma günü UCM’ye yaptırım uyguladı. Washington, mahkemenin faaliyetlerini felç etmeyi hedeflediğini bildirdi.
ABD yönetimi, yaptırımları “Amerikan egemenliğini ve vatandaşlarını Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin oluşturduğu tehdide karşı savunma” gerekçesiyle uyguladığını belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada bu gerekçeye yer verildi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Ya Uluslararası Ceza Mahkemesi tehditlerine son verir ya da biz mahkemeye son veririz” dedi.
UCM’den yaptırımlara tepki
Uluslararası Ceza Mahkemesi, yaptırımları “hukukun üstünlüğüne yönelik bir saldırı” olarak nitelendirerek kınadı.
Mahkemenin açıklamasında, yaptırımların “hukukun üstünlüğüne ve uluslararası hukuk düzeninin temel dayanaklarına yönelik bir saldırı” olduğu belirtilerek “Hiç kimsenin hukukun üzerinde olmadığı” yönündeki temel ilkeye zarar verdiği vurgulandı. Açıklamada, “Tarih bu anı yargılayacaktır” ifadesi kullanıldı.
Avrupa Birliği de ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarını “son derece üzücü” olarak nitelendirdi. Birlik, mahkemenin görevini yerine getirebilmesini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almaya hazır olduğunu bildirdi.
Avrupa Komisyonu, “Avrupa Birliği, çalışmalarını etkili biçimde sürdürmesini sağlamak amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi ile yakın iş birliği içinde çalışacaktır” açıklamasını yaptı. Komisyon ayrıca yaptırımların yürürlüğe girmesinden önce tanınan altı aylık sürenin “diyalog için bir alan” oluşturmasını umduğunu belirtti.
Navi Pillay... Cezasızlığa karşı uluslararası adaletin çekicihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5327854-navi-pillay-cezas%C4%B1zl%C4%B1%C4%9Fa-kar%C5%9F%C4%B1-uluslararas%C4%B1-adaletin-%C3%A7ekici
Navi Pillay... Cezasızlığa karşı uluslararası adaletin çekici
Navi Pillay, 9 Ekim’de Nürnberg Adalet Sarayı’nda Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasının ardından (AP)
Güney Afrikalı yargıç Navi Pillay’in Nobel Barış Ödülü’nü kazanması, ülkesinde apartheid rejiminin mağdurlarını savunmakla başlayan ve İsrail’in Gazze’de “soykırım” işlediği sonucuna varan BM soruşturma komisyonunun başkanlığına uzanan kariyerinin bir taçlandırılması oldu. Pillay, Filistinliler için adaletin sağlanması sorumluluğunu uluslararası toplumun önüne koydu.
Pillay’in meslek hayatı boyunca Ruanda’daki soykırımın sorumlularının yargılanmasında görev alması, cinsel şiddetle mücadelede hukuki emsallerin oluşturulmasına katkıda bulunması, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde çalışması ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevini yürütmesi öne çıktı.
Norveç Nobel Komitesi, cuma günü Güney Afrikalı yargıç ve eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay’in 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldüğünü açıkladı. Ödülün, Pillay’in “barışı ve uluslararası hukuku güçlendirme çabaları” nedeniyle verildiği belirtildi.
Navi Pillay, işgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin bağımsız uluslararası soruşturma komisyonuna başkanlık etti (AP)
Nobel Komitesi, 85 yaşındaki Pillay’in devlet liderlerini hesap vermeye zorladığını, şiddet ve çatışma mağdurlarına umut verdiğini ve uzun meslek hayatı boyunca sağlam bir ahlaki pusulaya bağlı kaldığını bildirdi. Açıklamada, “Nelson Mandela ve apartheid rejimine karşı mücadele eden diğer isimleri savunmasıyla başlayan kariyerinden günümüzün en önemli uluslararası mahkeme davalarındaki yargıçlık görevine kadar uzanan ortak bir çizgi bulunuyor” denildi.
“Canlı yayında soykırım”
Gazze’de Navi Pillay, uzun adalet mücadelesinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. İşgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin bağımsız BM Soruşturma Komisyonu’nun başkanlığını üstlenen Pillay’in komisyonu, Eylül 2025’te İsrail’in Gazze’de “soykırım” işlediği sonucuna vardı.
Güney Afrikalı yargıç, geçen yıl Mısır’ın El-Ahram gazetesinin Fransızca edisyonuna verdiği röportajda, BM komisyonunun işgal altındaki Filistin topraklarında yürüttüğü soruşturmanın İsrail’in Gazze’de soykırım suçunu oluşturan beş fiilden dördünü işlediği sonucuna ulaştığını söyledi.
Pillay, bu sonucun kanıtların ve tanık ifadelerinin incelenmesine, sahadaki operasyonların seyrinin üst düzey İsrailli yetkililerin açıklamalarıyla ilişkilendirilmesine dayandığını belirtti. Soruşturma kapsamında Filistinlilerin öldürülmesinin, ağır fiziksel ve psikolojik zarara uğratılmasının, onları fiziksel yıkıma sürükleyecek yaşam koşullarına maruz bırakılmasının ve üreme kapasitelerinin hedef alınmasının belgelendiğini ifade etti.
Pillay, kendisini en çok sarsan unsurun, soruşturma sürerken bu suçların da devam etmesi olduğunu belirterek Gazze’de yaşananları dünyanın televizyon ekranlarından izlediği “canlı yayında soykırım” olarak nitelendirdi.
Güney Afrikalı avukat Navi Pillay, 9 Ekim’de Almanya’nın Nürnberg kentindeki Adalet Sarayı’nda 2026 Nobel Barış Ödülü’nü kazandığının açıklanmasının ardından (AFP)
İsrail’in Güney Afrikalı yargıca Nobel Barış Ödülü verilmesini kınaması da bu gelişmelerin ardından geldi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, cuma günü X platformundan yaptığı açıklamada, ödülün “İsrail karşıtı nefret ve önyargılara meşruiyet kazandırdığını” öne sürdü.
Buna karşılık Filistin Dışişleri Bakanlığı, ezilenlerin haklarını savunan Pillay’i takdir etti. Bakanlık, cuma günü yayımladığı açıklamada, Pillay’in uluslararası düzenin temel dayanağı olarak hukukun üstünlüğünü, ayırt edici niteliği olarak da adaleti savunmaya hayatını adadığını belirtti. Açıklamada, Pillay’in Güney Afrika’da ve Filistin dâhil dünyanın dört bir yanında gerçeğin peşinden gittiği, ezilenlerin haklarını dürüstlük, cesaret ve onurla savunduğu ifade edildi. Bakanlık, Nobel ödülünü barışı ve uluslararası hukuku güçlendirme çabalarının hak edilmiş bir takdiri olarak değerlendirdi.
Apartheid davaları
Güney Afrikalı yargıcın açık sözlülüğü, kararlılığı ve gerçeğe ulaşma konusundaki ısrarı, kişiliğinin belirgin özellikleri arasında yer alıyor. Pillay, ayrımcılığın hem hukukun hem de gündelik hayatın bir parçası hâline getirildiği bir sistem altında yetişti.
1941 yılında Güney Afrika’nın en kalabalık üçüncü şehri Durban’da, Hint kökenli bir ailede dünyaya gelen Pillay’in babası otobüs şoförüydü.
Pillay, 1967’de Natal bölgesinde kendi hukuk bürosunu açan ilk kadın oldu. Apartheid karşıtlarını savundu, işkence vakalarını ortaya çıkardı ve apartheid dönemindeki baskının en önemli simgelerinden biri olan Robben Adası Hapishanesi’nde tutulan siyasi mahkûmların haklarının güvence altına alınmasına katkıda bulundu.
Pillay, kendisinin de ayrımcılığa maruz kaldığı bir yargı sisteminde müvekkillerini savunmanın çelişkisini yaşadı. Apartheid döneminde görev yaptığı yıllar boyunca hâkimlerin odalarına girmesine izin verilmiyordu. Rejimin çöküşünün ardından, 1995’te ülkesinin Yüksek Mahkemesine geçici hâkim olarak atanan ilk beyaz olmayan kadın oldu.
Navi Pillay, 9 Ekim’de Nürnberg Adalet Sarayı’nda Nobel Barış Ödülü’nü kazanmasının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
Pillay’in rolü, yeni dönemin hukuki güvencelerinin oluşturulmasına da uzandı. Ulusal Kadınlar Koalisyonu bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla anayasaya eşitlik ilkesinin eklenmesine katkı sağladı. Söz konusu hüküm; ırk, cinsiyet, din ve cinsel yönelim dâhil çeşitli temellerde ayrımcılığı yasaklıyor.
Pillay, 1995’te Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlığına seçildi ve 1999-2003 yılları arasında mahkemenin başkanlığını yürüttü. Bu görevinde hayatta kalanların tanıklıklarının mahkemede incelenen delillere dönüştürülmesine katkıda bulunurken, kararların güvenilirliğini sağlayan adil yargılama ilkelerine bağlı kaldı.
Pillay’in kariyerindeki en önemli davalardan biri, Ruanda’daki Taba kasabasının belediye başkanı Jean-Paul Akayesu’nun yargılanmasıydı. Pillay, Akayesu’nun soykırım suçundan mahkûm edilmesine hükmeden yargı heyetinde yer aldı. Mahkeme, Tutsi kadınlarına yönelik tecavüzün topluluklarını yok etmek amacıyla bir yöntem olarak kullanıldığını kabul etti. Böylece tecavüzün, bu özel kastın kanıtlanması hâlinde soykırım fiillerinden biri sayılabileceğine ilişkin önemli bir hukuki emsal oluşturuldu.
Pillay ayrıca soykırım ve insanlığa karşı suçlardan suçunu kabul eden eski Ruanda Başbakanı Jean Kambanda’nın mahkûm edilmesinde ve yayın organlarını soykırımı teşvik etmek için kullanan medya yetkilileri hakkındaki kararlarda görev aldı.
Pillay’in kariyeri Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesinden 2003-2008 yılları arasında görev yaptığı Uluslararası Ceza Mahkemesine, oradan da 2014’e kadar yürüttüğü BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevine uzandı.
Norveç Nobel Komitesi, uluslararası adalet kurumlarının giderek artan baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Pillay’i barışı ve uluslararası hukuku güçlendirme çabaları nedeniyle ödüle layık gördü.
İnsan hakları gündeminin yeniden öne çıkarılması
Eski Mısır Bakanı Meşire Hattab, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Güney Afrikalı yargıca bu dönemde ödül verilmesinin insan hakları değerlerinin yeniden gündeme taşınmasının, korunmasının ve güçlendirilmesinin önemine dikkat çektiğini söyledi.
Hattab, ülkelerin İkinci Dünya Savaşı’nın ardından üzerinde uzlaştığı uluslararası sözleşme ve hukuk kurallarına bağlılığın önemini vurguladı. Uluslararası koşulların insan haklarına verilen önemin belirgin biçimde gerilediği bir döneme işaret ettiğini belirten Hattab, bu nedenle ödülü verenlerin tutumunun takdire değer olduğunu ifade etti.
Daha önce Mısır’ın Güney Afrika büyükelçisi olarak görev yapan Hattab, Pillay’in cesur tutumunu ve Filistin toprakları ile Gazze’deki ihlalleri belgelemek üzere kurulan soruşturma komisyonundaki rolünü övdü. Hattab, Pillay’in başkanlığındaki komisyonun insan hakları ihlallerini uluslararası hukukun çerçevesi içinde belgelemek için çalıştığını kaydetti.
Depremin ardından Panama City’deki meydanlardan birinde toplanan insanlar (AFP)
Panama’da cuma günü meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki deprem başkentte paniğe yol açarken, tsunami tehlikesine karşı uyarı yayımlandı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), depremin büyüklüğünü 7,6 olarak açıkladı.
İlk ölçümlerde 8 büyüklüğünde olduğu tahmin edilen depremin büyüklüğü daha sonra güncellendi.
USGS, depremin Greenwich saatiyle 17.56’da kaydedildiğini ve merkez üssünün Panama’nın güney-orta kesiminde bulunan küçük Petalosa Arriba yerleşiminin 10 kilometre uzağında olduğunu bildirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Panama Kanalı İdaresi ise su yolundaki faaliyetlerin normal şekilde sürdüğünü açıkladı.
Panama City’deki Santo Tomas Hastanesi’nin dışında bulunan hastalar ve sağlık personeli (AFP)
Depremin ardından ABD Tsunami Uyarı Sistemi, önümüzdeki üç saat içinde Panama, Kolombiya, Kosta Rika, Ekvador, Peru, Nikaragua, Guatemala, El Salvador ve Meksika’nın bazı kıyı kesimlerine tehlikeli tsunami dalgalarının ulaşabileceği uyarısında bulundu.
Reuters’ın aktardığına göre sistem, Hawaii için de olası bir tsunami tehlikesi bulunduğunu bildirdi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة