Van’da 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldihttps://turkish.aawsat.com/home/article/2353641/van%E2%80%99da-54-b%C3%BCy%C3%BCkl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnde-bir-deprem-meydana-geldi
Van’ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, saat 13.03 sıralarında Van'ın Özalp ilçesinde 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtildi. Çevre il ve ilçelerden de hissedilen depremle ilgili şimdiye kadar herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadığı bildirildi.
Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacakhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331696-trump-e%C4%9Fer-demokratlar-kazan%C4%B1rsa-abd-de-fransa-gibi-yanacak
Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacak
ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Cumhuriyetçilerin uzun süredir elinde tuttuğu ancak siyasi rakiplerinin lehine dönme riski taşıyan Kansas eyaletindeki Senato koltuğunu koruma mücadelesinde, Fransa’da yaşanan şiddetli huzursuzlukları Demokratlara karşı bir argüman olarak kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, Trump’ın mevcut Cumhuriyetçi aday Roger Marshall’ı desteklemek amacıyla düzenlediği miting, İran savaşı ve yükselen fiyatlar nedeniyle seçmenlerin yaşadığı hayal kırıklığının ortasında Cumhuriyetçi adayların savunmada kaldığı muhafazakâr eyaletlere ulaşma çabalarının son halkası oldu.
Trump, “Sizi seviyorum Kansaslılar, fakat ben buraya Roger Marshall adındaki bir adam için geldim” ifadelerini kullandı.
Seçim söylemlerine yeni bir boyut ekleyen Trump, Cumhuriyetçilerin kazanmaması halinde Fransa’daki geniş çaplı protestoların ABD’de de patlak verebileceği bir senaryoya işaret etti. Trump, bu iddiasına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadı.
Fransa’da son günlerde, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerinin yetersiz finansmanı nedeniyle düzenlenen kitlesel protestoların yağma ve arbedeye dönüşmesiyle son yılların en şiddetli huzursuzluk dalgası yaşandı.
Trump’ın kendisi de ABD’de mal ve hizmetlerin makul fiyatlarla sunulması konusunda zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.
Trump, başkanlık kampanyalarını alevlendirmek için daha önce kullandığı göçmen ve Müslüman karşıtı söylemlere yeniden başvurdu.
Trump konuşmasında, “Bu ülkede buna izin vermeyeceğiz. Kilise kulelerinin yandığını ve Fransa’nın alevler içinde kaldığını gördüğünüzde, Demokratların ABD’ye yapmak istediği şeyin tam olarak bu olduğunu unutmayın” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Kansas’ta düzenlenen bir seçim mitinginde Cumhuriyetçi Senato adayı Roger Marshall’ın konuşmasını dinliyor. (Reuters)
Sivil haklar savunucuları, Trump’ı yıllardır göçmenleri ve etnik azınlıkları hedef alan ve onlarla alay eden söylemleri nedeniyle sık sık eleştiriyor. Sivil toplum kuruluşları, bu tür söylemlerin bu gruplara yönelik ayrımcı tutumları sıradanlaştırdığını belirtiyor.
Kansas eyaleti, Trump’ın 2024 seçimlerinde 16 puan farkla kazandığı ve 94 yıldır ABD Senatosu’na hiçbir Demokratı seçmeyen bir eyalet konumunda bulunuyor.
Senato’da ilk dönemini dolduran Senatör Marshall, Demokrat Parti’nin adayı Adam Hamilton ile başa baş bir yarış yürütüyor. Büyük bir Metodist kilisesinin kurucusu ve papazı olan Hamilton, Trump’ın gümrük vergisi programına ve Başkan’ın ‘istikrarsız liderliği’ olarak adlandırdığı tutumuna karşı çıktığını açıklayarak aday olmuştu.
Trump, Hamilton hakkında, “Sizin beyaz olarak doğduğunuz için tövbe etmenizi istiyor” ifadesini kullandı.
Marshall ise kalabalığa hitabında seçim vaatlerini ‘radikal İslam’ın’ durdurulması gibi kültürel konulara odakladı. Hamilton’ı LGBT+ onur yürüyüşlerini desteklediği gerekçesiyle Kansas için ‘çok radikal’ olarak nitelendiren Marshall’ın bu sözleri kalabalık tarafından yuhalandı.
Yanıt olarak Hamilton’ın kampanya sözcüsü, Marshall’ın kampanyasının ‘çökmekte olduğunu’ ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump dün, Kansas eyaletinin Park City kentinde Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde, Kansas eyalet valiliği adayı Ty Masterson’la tokalaştı. (AP)
Dün yayımlanan bir videoda Hamilton, Trump’ı eyalette ağırlayarak Başkan’ın destekçilerine kendi seçim kampanyasında ‘yer olduğunu’ belirtti. Hamilton, mantıklı olduğu durumlarda Trump ile birlikte çalışacağını, ancak Washington politikalarının kırsaldaki çiftçilere ve hastanelere zarar vermesi halinde Kansas halkını savunacağını ekledi.
Reuters/Ipsos tarafından yapılan ve dün açıklanan son anket, Amerikalıların yüzde 31’inin Trump’ın görev performansını onayladığını gösterdi; bu oran, Başkan için rekor düzeydeki en düşük seviye oldu.
Demokratların, Cumhuriyetçilerin elindeki hassas çoğunluğu geri alabilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Temsilciler Meclisi’nde mevcut durum 214’e karşı 218 sandalye ile Cumhuriyetçilerin lehine bulunurken, Senato’da ise Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor.
Fransa, ‘durumun gerektirdiği yerlerde’ sokağa çıkma yasağını uzatacakhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331655-fransa-%E2%80%98durumun-gerektirdi%C4%9Fi-yerlerde%E2%80%99-soka%C4%9Fa-%C3%A7%C4%B1kma-yasa%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-uzatacak
Fransa, ‘durumun gerektirdiği yerlerde’ sokağa çıkma yasağını uzatacak
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, başkent Paris’in de aralarında bulunduğu büyük kentlerde kısmi sokağa çıkma yasağının uygulandığı ilk gecenin ardından, durumun gerektirdiği bölgelerde yeni sokağa çıkma yasaklarının uygulanacağını açıkladı.
Paris’te gece uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında devriye gezen polis memurları (AP)
Lecornu, X platformundaki paylaşımında, “Bölgesel sokağa çıkma yasaklarına ilişkin kararlar, gece boyunca durumun sakinleşmesine katkıda bulundu. Bugün, durumun gerektirdiği yerlerde yeni sokağa çıkma yasağı kararları alınacak. Bu kararlar, sahadaki valiler tarafından belediye başkanlarıyla koordinasyon içinde uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Lecornu, birkaç gündür devam eden ve şiddet olayları ile isyanlara dönüşen protestoların ardından Paris’in bazı bölgeleri ve diğer kentlerde uygulanan sokağa çıkma yasağının gece boyunca sükûnetin korunmasına yardımcı olduğunu belirtti. Lecornu ayrıca, yerel yetkililerin gerekli gördükleri bölgelerde önümüzdeki gece de yeniden belirli alanları kapsayan sokağa çıkma yasakları uygulama yetkisine sahip olduğunu ifade etti.
Yeni bir seferberlik yasası: Çin yaklaşan bir savaşa mı hazırlanıyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331635-yeni-bir-seferberlik-yasas%C4%B1-%C3%A7in-yakla%C5%9Fan-bir-sava%C5%9Fa-m%C4%B1-haz%C4%B1rlan%C4%B1yor
Fotoğraf: Çin askeri personeli, Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Japonya'ya karşı kazanılan zaferin ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen askeri geçit töreninde bayrak taşıyor (3 Eylül 2025)
Yeni bir seferberlik yasası: Çin yaklaşan bir savaşa mı hazırlanıyor?
Fotoğraf: Çin askeri personeli, Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Japonya'ya karşı kazanılan zaferin ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen askeri geçit töreninde bayrak taşıyor (3 Eylül 2025)
Şerbil Berakat
Çin'de değiştirilen Ulusal Savunma Seferberlik Yasası'nın yürürlüğe girmesinden yaklaşık bir hafta önce, Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Jiang Bin, yasanın Tayvan'daki gelişmelerle veya daha geniş çaplı bir askeri çatışma olasılığıyla ilişkilendirilmesine yönelik girişimlere yanıt olarak, bu adımı yorumlarken aşırı kaçmaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Sözcü, ülkenin barış zamanından savunma seferberliğine geçişini düzenleyen yasadaki değişikliğin, değişimlere ayak uydurmayı amaçladığını açıkladı. Çin'in “aktif savunma” çerçevesinde, öz savunmaya dayalı ve ancak saldırıya uğradıktan sonra karşılık verme ilkesine bağlılığını vurguladı. Aktif savunma kavramı, Mao dönemine kadar uzanıyor ve saldırı başlatmama, ancak karşılık verme hakkını saklı tutma ilkesine dayanıyor.
Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi tarafından onaylandıktan ve Ağustos 2026'da Cumhurbaşkanı Şi Jinping tarafından imzalandıktan sonra 1 Ekim'de yürürlüğe giren yeni yasa, Çin'in acil durumlarda ve çatışmalarda askeri ve sivil kaynaklarını seferber etme kapasitesini genişletmek, devletin çeşitli sektörleri arasında savunma hazırlıklarını bütünleştirmek, uzun süreli savaş yürütme kabiliyetini artırmak için yasal bir çerçeve oluşturuyor.
En önemli değişiklikler nelerdir?
Yeni yasa, kriz dönemlerinde askeri çabaları desteklemek için sivil ve özel varlıkları kullanma ve hatta yasal koşullar altında el koyma konusunda yetkililere daha geniş yetkiler veriyor. Ayrıca, siber güvenlik, yapay zeka, iletişim, veri işleme ve bilişim sektörlerinin savunma seferberliğine katkıda bulunmasını ve “asker-sivil entegrasyonu” ilkesini uygulamayı zorunlu kılıyor.
Değişiklikler, askeri ve hükümet kurumlarının, yabancı kaynaklara bağımlılığı azaltmak ve uzun süreli çatışmalarda dayanıklılığı artırmak için savunma tedarik zincirlerinin hazır olma durumunu ve güvenliğini sürekli olarak değerlendirmesini gerektiriyor. Savunma gereksinimleri ayrıca altyapı projelerinin planlama, tasarım, inşaat ve bakımına da dahil ediliyor. Veri odaklı seferberliği desteklemek için bir sistem kuruluyor ve savunma hazırlığıyla ilgili kaynaklar arasında veri ve yazılım da yer alıyor.
Ancak en önemli değişiklik, egemenlik ve toprak bütünlüğüyle ilgili hususların yanı sıra “ulusal kalkınma çıkarlarını” da içerecek şekilde seferberlik gerekçelerinin genişletilmesidir. Gözlemciler, bu ifadenin Pekin'in yasal manevra alanını genişlettiğine inanıyor; zira bu ifade Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi hassas bölgesel konularda kullanılabilir.
Şi ve güvenlikleştirme süreci
Değiştirilen yasa, Şi Jinping'in iktidara gelmesiyle başlayan ve bazı araştırmacıların “kapsamlı güvenlikleştirme” olarak tanımladığı süreçte, ulusal güvenlik kavramını genişletmeyi ve savunmayı kalkınma, ekonomi ve teknolojiyle ilişkilendirmeyi amaçlayan bir sürecin yeni bir aşamasını temsil ediyor.
Tayvan, ABD-Çin askeri çatışmasını tetikleyebilecek en tehlikeli gerilim noktalarından birini temsil ediyor. Bu ay yayınlanan ABD tahminlerine göre, Pekin'in 2028'den önce adaya karşı güç kullanma olasılığı geriledi
2014 yılında Pekin, Merkezi Ulusal Güvenlik Komisyonu'nu kurdu ve siyasi, ekonomik, sosyal ve teknolojik alanları kapsayan “kapsamlı ulusal güvenlik” kavramını benimsedi. Ertesi yıl, Halk Kurtuluş Ordusu'nun yeniden yapılandırılması, beş ortak operasyon bölgesinin oluşturulması ve Merkezi Askeri Komisyon'un rolünün güçlendirilmesiyle eş zamanlı olarak Ulusal Güvenlik Yasası kabul edildi. Ardından, sırasıyla 2016 ve 2017 yıllarında Siber Güvenlik ve Ulusal İstihbarat Yasaları kabul edildi ve 2020 yılında Ulusal Savunma Yasası, savunmayla ilgili görevlerin kapsamını genişletmek üzere değiştirildi; 2023 ve 2024 yıllarında ise Casuslukla Mücadele ve Devlet Sırları Yasalarında değişiklikler yapıldı.
Askeri olarak, Çin, Nisan 2024'te Halk Kurtuluş Ordusu’nu yeniden yapılandırarak bir Bilgi Destek Gücü kurdu ve komuta ve muharebe yeteneklerini geliştirmek için siber alan, dış operasyonlar ve lojistik destekle ilgili görevlerin dağılımında değişikliğe gitti. Aynı yılın temmuz ayında, Komünist Parti’nin aldığı bir karar, savunma seferberlik sisteminin geliştirilmesini ve askeri-sivil entegrasyonun güçlendirilmesini öngördü. Mayıs 2025'te yayınlanan “Yeni Çağda Çin'in Ulusal Güvenliği” başlıklı beyaz kitap, Pekin'in ulusal güvenlik sistemini modernize etme vizyonunu ortaya koydu.
Barışçıl yükselişten Thucydides Tuzağına
Çin'in dönüşümü sadece yasama ve askeri reformlarla sınırlı kalmadı; aynı zamanda “yüzyıldır görülmemiş büyük değişiklikler” kavramı ve büyük güçler arasındaki ilişkiyi tanımlarken “barışçıl yükseliş” ilkesinden “Thucydides Tuzağı” kavramına geçiş yoluyla siyasi söyleme de yansıdı.
Tartışmalı Güney Çin Denizi'ndeki Filipinler işgali altındaki Thitu Adası açıklarında, bir teleskop merceğinden ufukta bir Çin sahil güvenlik gemisi görünüyor, 21 Şubat 2026 (Reuters)
Aralık 2017'de, yurtdışında görev yapan Çinli diplomatlarla yaptığı bir toplantıda Şi Jinping, daha sonra söyleminin merkezi bir teması haline gelen “dünyanın yüzyıldır görmediği büyük değişiklikler” ifadesini ilk kez kamuoyunda kullandı.
Sonraki yıllarda Şi, bu değişiklikleri tek taraflılığın ve korumacılığın yükselişine, ekonomik küreselleşmenin gerilemesine, Soğuk Savaş zihniyetinin ve blok politikalarının geri dönüşüne ve barış, kalkınma, güven ve yönetişimde görülen artan zayıflığa ve eksikliğe bağladı.
Şi Jinping, Eylül 2026'da Kırgızistan'da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde yaptığı konuşmada, bu değişimlere “savaş hayaleti”nin geri dönme riskini de ekleyerek, Çin'in silahlı çatışma olasılığına ilişkin artan endişelerini dile getirdi.
Çin Başbakanı Wen Jiabao'nun 2003 yılında Harvard Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada diğer ülkeleri Çin'in yükselişinin savaş ve hegemonya yoluyla genişleyen büyük güçlerin yolunu izlemeyeceğine dair güvence vermek için kullandığı “barışçıl yükseliş” kavramının gerilemesi, Çin söylemindeki bir diğer değişimi açıkça gösteriyor. Bu kavram, takip eden on yıl boyunca akademik ve medya çevrelerinde dolaşımda olmaya devam etse de, resmi Çin söyleminde hızla “barışçıl kalkınma” kavramıyla değiştirildi. Ancak ironi, hızlı bir şekilde ortadan kalkmasında değil, Şi Jinping'in Washington ve Pekin arasındaki ilişkiyi tanımlamak için sık sık “Thucydides Tuzağı” kavramını kullanmasında yatıyor.
Bu kavram, Atina ile Sparta arasındaki savaşın patlak vermesini Atina'nın yükselişi ve bu yükselişin Sparta'da yarattığı korkuyla ilişkilendiren antik Yunan tarihçisi Thucydides'in adını taşıyor. Mayıs ayındaki Pekin zirvesinde ve Eylül ayındaki Washington zirvesinde Şi Jinping, bu tuzağın üstesinden gelinebileceğini vurgulayarak, Çin'in yükselişinin iki güç arasındaki ilişkiyi artık çatışma riskiyle karşı karşıya bıraktığını dolaylı olarak kabul etti.
Tayvan: Kırılma noktası
Uluslararası değişimler bölgesel güvenlik ortamını da etkiledi. Bu bağlamda Tayvan, ABD-Çin askeri çatışmasını ateşleyebilecek en tehlikeli gerilim noktasını temsil ediyor. Bu ay yayınlanan ABD tahminlerine göre, Pekin'in 2028'den önce adaya karşı güç kullanma olasılığı geriledi. Nedeni de yolsuzlukla mücadele operasyonları sebebiyle askeri hazırlıkların bazı yönlerinde yaşanan gecikmeler, aynı yıl yapılacak Tayvan seçimlerinin sonuçlarının beklenmesi ve ayrılıkçıların yeni bir dönem kazanma olasılığıdır. Öte yandan, mevcut ABD dış politikası, Washington'un adanın güvenliğine olan bağlılığının ne kadar sürebileceği, Çin ile adayı savunmak için doğrudan bir savaşa girdikten sonra bunun nükleer bir savaşa dönüşmesi senaryosuna hazır olup olmadığı konusunda soruları gündeme getiriyor.
Tokyo ile gerilim artarken, Çin'in Seul ve Yeni Delhi ile ilişkilerinde göreceli bir yumuşama belirtileri görülüyor; bu değişim Pekin'in bölgesel nüfuz alanındaki stratejik baskıları hafifletmesine yardımcı olabilir
Bazı gözlemciler, ABD'nin pozisyonundaki belirsizliğin, olası bir çatışmada ABD ve müttefikleri müdahale etmeden önce sonuç almak amacıyla Pekin'i askeri hazırlıklarını hızlandırmaya teşvik edebileceğine inanıyor.
Tayvan askeri personeli, Tayvan'ın Yeni Taipei şehrinde düzenlenen yıllık Han Kuang askeri tatbikatları kapsamında Danjiang Köprüsü'nde kuşatma tatbikatı gerçekleştiriyor, 6 Ağustos 2026 (Reuters)
Bu yıl Pekin, hazır limanların bulunmadığı kıyı şeritlerine asker ve ekipman taşıyabilen yeni nesil amfibi gemiler ve çıkarma gemileri de dahil olmak üzere büyük ölçekli amfibi çıkarmaları gerçekleştirme yeteneklerini geliştirmeye devam etti. Ayrıca, ağır yük taşıma gereksinimlerini karşılamak için helikopterlerini ve insansız hava araçlarını modernize etmeye, hava ve amfibi çıkarma operasyonlarını destekleyecek, Çin kuvvetlerinin Tayvan'ın kıyı savunmasını aşma kabiliyetini artıracak, savaş araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları için havadan indirme yetenekleri geliştirmeye odaklandı.
Japonya’nın askerileşmesi
Tayvan sorunu, Pekin ve Tokyo arasında artan gerilim ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı. Geçtiğimiz hafta, Japonya'nın milliyetçi Başbakanı Sanae Takaichi, bir yıl önce yaptığı ve Çin'in Tayvan'a yönelik herhangi bir saldırısının Japonya için varoluşsal bir tehdit oluşturabileceğini ve potansiyel olarak Japon askeri müdahalesini gerektirebileceğini ifade ettiği açıklamalarını geri çekmeyi reddetti. Pekin, bu açıklamaları önceki uzlaşılardan bir sapma olarak değerlendirdi ve milliyetçi eğilimli Japon hükümetini militarizmi yeniden canlandırmaya çalışmakla suçladı. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Japonya Çalışmaları Enstitüsü ve Renmin Üniversitesi Chongyang Finansal Çalışmalar Enstitüsü de dahil olmak üzere çeşitli Çinli kurumlardan araştırmacılar, Japonya'nın savunma harcamalarını artırmaya yönelmesinin, ülkenin yıllardır karşı karşıya kaldığı ekonomik, finansal ve demografik baskılarla ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu düşünüyor.
Bazıları, savunma bütçesini artırmanın ve askeri ve teknolojik endüstrilere yapılan yatırımları genişletmenin, güvenlik hedeflerine ek olarak, hükümet sözleşmeleri yoluyla ağır sanayileri, teknolojiyi, havacılığı ve yapay zekayı teşvik ederek “askeri Keynesçilik” olarak bilinen şeye benzer bir ekonomik rol oynayabileceğini öne sürüyor.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Amerikan tutumu ise Tokyo'da endişeye yol açıyor; zira Trump'ın politikaları, ABD'nin Japonya'nın güvenliğine olan bağlılığının azalması korkusunu körüklüyor ve bu da Japonya'yı bağımsız olarak savunma yeteneklerini güçlendirmeye itebilir. Çinli araştırmacılar, Japonya'nın bölgesel güç dengesizliği algısının veya müttefiklerinin onu terk etme olasılığının, tarihsel olarak güvenlik tercihlerini etkileyen bir faktör olduğunu belirtiyor. Japonya'da nükleer silah edinme olasılığı hakkındaki giderek artan tartışma, Pekin'in endişelerini daha da büyütüyor.
Kore ve Hindistan ile yakınlaşma
Tokyo ile gerilim artarken, Çin'in Seul ve Yeni Delhi ile ilişkilerinde göreceli bir yumuşama belirtileri görülüyor; bu da Pekin'in bölgesel nüfuz alanındaki stratejik baskıları hafifletmesine yardımcı olabilir.
Marcos'un görev süresi gelecek yıl sona ererken, Pekin Filipinler siyasetinin gelecekteki seyrini yakından takip ediyor, ancak seçeneklerini seçim sonuçlarını beklemekle sınırlamıyor
Fotoğraf: Reuters
Çin ve Güney Kore arasındaki ilişkiler, özellikle Trump'ın “dostu” Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un'u kışkırtmaktan kaçınmak için bir önlem olarak nitelendirdiği ortak askeri tatbikatların “önemli ölçüde azaltılması” konusundaki ekonomik ve askeri baskısı nedeniyle, diplomatik ve ekonomik bir yakınlaşmaya tanık oluyor. Benzer şekilde, Pekin ve Yeni Delhi arasındaki ilişkiler de iyileşti ve sınır gerilimleri, 2020'deki Galwan Vadisi çatışmalarından bu yana görülmeyen seviyelere geriledi; bu çatışmalarda 20 Hint askeri hayatını kaybetmişti. Bu yumuşama, her iki tarafın da sınır anlaşmazlıklarını kontrol altına almasına olanak tanıyor, ancak stratejik rekabetlerini ortadan kaldırmak için yeterli değil.
Filipinler ve hızlı sonuç
Pekin ve Manila arasında Güney Çin Denizi'nde gerilimler tırmanırken, Filipinler-ABD askeri iş birliği yoğunlaştı. ABD Başkanı Joe Biden'ın yönetimi sırasında ABD güçlerinin kullanımına sunulan Filipin askeri tesislerinin sayısının beşten dokuza çıkarılmasını, askeri tatbikatlarda Typhoon orta menzilli füze sisteminin konuşlandırılmasını, Karşılıklı Savunma Anlaşması'nın kapsamının Güney Çin Denizi'ni de içerecek şekilde açıkça genişletilmesini, askeri finansman yardımında bulunulmasını, Filipin askeri yeteneklerinin modernize edilmesini içerecek şekilde genişledi.
Tayvan'ın Taitung kentindeki Chihhang Hava Üssü'ne bir Lockheed Martin F-16V savaş uçağı iniş yapıyor, 2 Ekim 2026 (Reuters)
Bu adımlar, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos'un 2022'de göreve gelmesinden itibaren selefinin özellikle güvenlik alanında Pekin ile yakınlaşma politikasından uzaklaşarak, ülkesinin güvenlik politikasını Washington'a doğru yeniden yönlendirmesiyle aynı zamana denk geldi.
Marcos'un görev süresi gelecek yıl sona ererken Pekin, Filipinler siyasetinin gelecekteki seyrini yakından takip ediyor, ancak seçeneklerini seçim sonuçlarını beklemekle sınırlamıyor. Bu bağlamda, Çin'in Manila Büyükelçisi Jing Quan, geçen hafta Çin'in Filipinler ile herhangi bir çatışmayı kolayca kazanabileceğini belirterek, Pekin'in barışa olan bağlılığına rağmen alternatifler var olduğu sürece güç kullanmayı tercih etmeyeceğini söylemesinin ardından Filipinler tarafından eleştirildi.
Savunma Seferberlik Yasası'ndaki değişiklik, bu gelişmelerden ayrı olarak değerlendirilemez. Tayvan'dan Japonya ve Filipinler'e kadar Pekin, potansiyel bir askeri çatışmaya hazırlanmak için yeteneklerini ve kapasitesini genişletirken, yükselen gerilim noktalarıyla yüzleşiyor. Çin, şu anda doğrudan askeri çatışmaya girmeyen tek büyük güç olsa da, hazırlıkları savaşın uzak bir olasılık olmadığını ve meydana gelmesi durumunda savaşma ve kazanma gücünü garantiye almaya çalıştığını gösteriyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة