Kovid-19, mevsimsel grip ve mutasyonlar tehlikeyi artırıyor

Bilim insanları, uzun vadeli koruma sağlayabilecek bir grip aşısı geliştirmeye çalışıyor. (EPA)
Bilim insanları, uzun vadeli koruma sağlayabilecek bir grip aşısı geliştirmeye çalışıyor. (EPA)
TT

Kovid-19, mevsimsel grip ve mutasyonlar tehlikeyi artırıyor

Bilim insanları, uzun vadeli koruma sağlayabilecek bir grip aşısı geliştirmeye çalışıyor. (EPA)
Bilim insanları, uzun vadeli koruma sağlayabilecek bir grip aşısı geliştirmeye çalışıyor. (EPA)

Dünyanın dört bir yanındaki sağlık otoriteleri, Kovid-19 salgınının önümüzdeki sonbaharda başlayacak mevsimsel grip döneminde de süreceğini ve bunun getireceği yükü sağlık sistemlerinin kaldıramama ihtimali bulunduğu konusunda uyarıyor. ABD’de yapılan bir araştırmada influenza virüslerindeki mutasyonlara karşı uzun süreli koruma sağlayan bir aşı üretmeye yönelik umudun azaldığının ileri sürülmesi endişeleri artırdı.
Çok yavaş bir gelişme gösteren yeni tip koronavirüsün de (Kovid-19) aralarında bulunduğu korona virüslerin aksine influenza virüslerinde mutasyonların meydana gelmesi olağan bir durum olarak gösteriliyor. Bu sebeple bilim insanları, “bnAbs” olarak da bilinen, nötr antikorları uyaran geniş çaplı bir bağışıklık tepkisi meydana getirerek uzun vadede koruma sağlayabilen küresel bir grip aşısı geliştirmek için çaba gösteriyorlar.
ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nin web sitesinde, yeni tip koronavirüse karşı aşı bekleyen uluslararası toplum için sevindirici bir çalışmanın sonuçlarının yayınlandı. Ancak söz konusu yayından yaklaşık iki hafta sonra Scripps Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan bir diğer çalışmanın sonuçları, mevsimsel grip virüsleri için uzun vadeli bir aşı geliştirilmesi yönündeki umutları zayıflattı.
Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, 20 binden fazla yeni tip koronavirüs örneğini inceledikten sonra salgınla birlikte biriken genetik değişikliklerin virüsün farlı suşlarının ortaya çıkmasına yol açmadığını ortaya koydu.
Koronavirüsün yeni suşların ortaya çıktığına işaret eden ve aşı üretim projelerini etkileyebilecek olan diğer çalışmaların ardından gelen bu araştırma, koronavirüse karşı aşı üretme planları için daha fazla güven veriyor.
Bu projelerin sonuçları mevsimsel grip döneminin başladığı önümüzdeki sonbahar mevsiminden önce ortaya çıkmayacak gibi görüyor. Bu sebeple Dünya Sağlık Örgütü, Scripps Enstitüsü’nün çalışmasına göre uzun vadeli koruma sağlayan bir üretim planının mevcut olamayacağı anlaşılan influenze aşısının önemini her zamankinden daha fazla vurgulamaya başladı.
Science dergisinde 19 Haziran 2020’de yayınlanan bir çalışma, yaygın olan bazı influenza türlerinin bilim insanlarının aşı yoluyla aktif hale getirmeye çalıştıkları daha geniş spektrumlu antikorlardan kaçmak için mutasyona uğrayabildiğini ortaya koydu.
Araştırmacılar çalışma sırasında, H3N2 gribinin daha yaygın olan alt türlerinden birinin, neredeyse tüm grip suşlarını bloke ettiği düşünülen antikorlardan kaçmak için kolayca değişebileceğini keşfettiler. Ayrıca yaygın olan diğer alt türlerin (H1N1), nötr antikordan kaçmasının çok daha zor olduğunu ortaya çıkardılar.
Scripps Araştırma Enstitüsü araştırmanın sonuçları hakkında önceki gün web sitesinde yayınladığı raporda, mevcut grip araştırmasının temel amaçlarından birinin insanlara influenzedan uzun vadeli koruma sağlayacak “bnAbs” olarak da bilinen geniş çaplı nötr antikorları uyaran küresel bir aşı geliştirilmesi olduğu ifade edildi.
Mevsimsel grip, her yıl dünyada milyonlarca insanın hastalanmasına, en az birkaç yüz bin kişinin de ölmesine neden oluyor. Mevsimsel influenzanın insanlar arasında yayılan suşlarılarının karışımı her mevsim değişme eğilimi gösteriyor. Tanımlanan alt türler için geliştirilen mevcut aşılar ise geliştirilmesinden çok kısa bir süre sonra mevcut suşların sadece dar bir grubuna karşı bağışıklık sağlayabiliyor. Sonuç olarak grip aşıları her mevsim için sadece kısmi ve geçici bir koruma sağlıyor.
Bilim insanları, mevsimsel grip döneminin Kovid-19 salgınıyla aynı döneme denk gelebileceği yönündeki endişelerden dolayı çok sayıda suşa etki edebilen nötr antikorları (bnAbs) uyaran bir bağışıklık tepkisi meydana getirerek virüslere karşı büyük oranda kalıcı koruma sağlayan grip aşısı geliştirme umudu taşıyorlardı. Bu çalışma, influenza virüslerinin söz konusu antikorlardan ne ölçüde kaçabileceğini ve yayılma gücünü bulmayı amaçlıyordu. Çalışmai influenzanın daha yaygın alt türlerinden biri olan H3N2’nin antikordan kaçmak için nispeten daha kolay değişebildiğini ortaya koydu.
Geniş spektrumlu bir grip aşısı hayalini ortadan kaldıran bu sonuç ışığında ulusal sağlık sistemlerinin önünde, her yıl değişen ve Kovid-19 ile influenza arasındaki senkronizasyon riskini azaltmak için bağışıklığı takviye edici en önemli tavsiyelerden biri kabul edilen geleneksel grip aşısıyla çalışmaktan başka bir seçenek bulunmuyor.
Mısır Sağlık Bakanlığı’ndan viroloji danışmanı Dr. Halid el-Hadidi konuya dair Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Bu aşının kısmi koruma sağlayacağı doğrudur. Ama hiç yoktan da iyidir” dedi. Ayrıca birçok ülkenin ekonomisinin çarklarını döndürmek için aldığı kısıtlamaları hafifletme kararlarıyla birlikte, eğer sosyal mesafe kuralına uyulmazsa, özellikle mevsimsel grip ile Kovid-19 arasında etkileşim meydana gelebileceği ve vaka sayılarının artabileceği konusunda uyardı. Dr. Hadidi açıklamasında “Yeni tip koronavirüs ve mevsimsel grip salgınını önlemek için bu kurallara uymak zorunlu hale geliyor” değerlendirmesinde bulundu.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct