Pompeo, İran’a yönelik silah yasağının genişletilmesi gerektiğini vurguladı

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 24 Haziran’da basın toplantısı düzenledi. (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 24 Haziran’da basın toplantısı düzenledi. (AP)
TT

Pompeo, İran’a yönelik silah yasağının genişletilmesi gerektiğini vurguladı

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 24 Haziran’da basın toplantısı düzenledi. (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 24 Haziran’da basın toplantısı düzenledi. (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 24 Haziran’da yaptığı açıklamada ABD’nin dünyanın İran’a karşı silah yasağının genişletilmesi ihtiyacını anlamasını umduğunu söyledi. Pompeo, Washington’ın Tahran ile uygun zamanda görüşmeye hazır olduğunu bildirdi.
Mike Pompeo, Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Tüm dünyanın bu silah yasağı önerisinin genişletilmesinin gerekliliğini anlayacağını umuyorum. Birkaç ülke hariç herkesin bu yasağın sonlanmaması gerektiğinin farkında olduğuna inanıyorum. Nasıl uzatılacağına ilişkin tartışmalar mevcut.”
Pompeo, İran’ın haydut bir devlet olduğunu ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ile iş birliğini kabul etmediğini belirttiği açıklamasında “İran’ın UAEA’nın faaliyetlerini engellemesi, İran’ın çabaları ve gizlemeye çalıştığı şeyler hakkında ciddi sorulara yol açıyor” ifadelerini kullandı. Ülkesinin siyasi hedefleri konusunda oldukça açık olduğunu belirten Mike Pompeo, İran’dan istedikleri şeyin, ‘doğal davranmak ve haydut bir devlet olmaktan vazgeçmek’ olduğunu vurguladı.
Pompeo, Tahran’a uygulanan yaptırımları hafifletmeyi kabul etmezken ülkesinin İran’a yönelik silah ambargosunu genişletmek için çalışacağı taahhüdünden bulundu. ABD Dışişleri Bakanı ayrıca, “İran’ın elde edeceği silah, bölgedeki ve dünyadaki teröristlere sağlanacaktır” dedi.

İran’ın Venezuela’ya verdiği destek
Mike Pompeo, Venezuela’daki Maduro rejiminin özgürlüklere karşı savaştığına dikkat çekerken Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir bildiride de “Karakas ve Tahran’daki haydut rejimler, halkları bastırmaya, yolsuzluğa ve halklarının servetlerinin kötü yönetimine düşkündür” denildi. Bildirinin devamında şu ifadelerine yer verildi:
“Maduro rejimi, Venezuela’nın bol doğal kaynaklarını İran’dan benzin ithal edecek kadar yanlış yönetti. Tahran yönetiminin Venezuela’ya verdiği sürekli destek, İran’ın kaynaklarının yurt dışında kullanılarak acıları uzatan yanlış, yabancı maceralara harcandığının başka bir örneğidir. Venezuela’nın sorunlarının tek çözümü, özgürlüğü ve refahı yeniden kazandıracak demokrasiye geçiş yapmaktır.”
Diğer yandan ABD Hazine Bakanlığı, 5 İran şirketine Venezuela’ya petrol ve türevleri sevk etmesi dolayısıyla yaptırımlar uyguladı.
Yaptırımlar, ulusal denizcilik hatlarını, İran Ulusal Petrol Şirketi’ni, nakliye hatlarını ve İran petrol şirketi için çalışan 5 ismi hedef aldı. ABD Hazine Bakanlığı, yaptırımlar listesine ayrıca İran Petrol Şirketi’yle bağlantılı Ali Rıza Rahnord, Ali Rıza Veziri ve Hamid Yahya Zadeh’i de dahil etti.
ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin konuya dair şunları söyledi:
“Hazine Bakanlığı, İran’ın ABD yaptırımlarından kaçınma çabalarını destekleyen ve İran’ın dünyayı istikrarsızlaştırıcı davranışının arkasında duran herkesi hedef alacak. İran rejiminin Venezuela’daki yozlaşmış otoriter rejime desteği kabul edilemez. ABD yönetimi, bu durumu bozmak için yetkilerini kullanmaya devam edecektir.”
Pompeo da konuyla bağlantıılı olarak İran ve Venezuela’da çalışan denizcilerin, bu baskıcı rejime yardım etme riskine girmemesi gerektiğini belirttiği açıklamasında “Çünkü İran veya Maduro rejimi ile uğraşırlarsa ABD yaptırımlarıyla karşılaşacaklar” dedi.

İsrail’in ilhak planı
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 24 Haziran’daki açıklamasının bir diğer gündem maddesi de İsrail’di. Pompeo, işgal altındaki Batı Şeria’nın bazı bölgelerinin ilhak kararının İsrail’e ait olduğunu belirtirken ABD’nin ilhak projesini uygulanması yolunda İsrail’e yeşil ışık yaktığını vurguladı.
Pompeo, Birleşmiş Milletler (BM) ve Arap Birliği’nden İsrail’e yapılan ilhak planından vazgeçme çağrıları sonrasında gelen açıklamasında “İsraillilerin bu topraklar üzerindeki egemenliklerini genişletme kararları kendilerine aittir” dedi.
Binyamin Netanyahu başkanlığındaki İsrail hükümetinin 1 Temmuz’da, ABD’nin Ortadoğu planını uygulamak için stratejisini açıklaması bekleniyor. ABD’nin planı, Filistinliler için silahlardan arındırılmış bir devlet oluşturma olasılığı olduğunu öne sürerken Doğu Kudüs’ü başkentleri olarak tanıma meselesine dair temel talepleri ise reddediyor. Ancak Trump’ın planı, Filistinlilerle yapılan görüşmelerden sonra ilhak kararının uygulanmasına olanak tanıyor.

Mike Pompeo, “İsrail Başbakanı’nın amacımızı benimsediğine inanıyorum. Bu da Ortadoğu barış vizyonumuzun başarılı olacağı anlamına geliyor” dedi. AFP’ye yaptığı açıklamada da Filistinlileri müzakerelere ‘katılmayı kabul etmemekle’ suçladı.
“Bu sürecin nasıl yönetilebileceğini görmek için bölgedeki tüm ülkelerle konuşuyoruz” diyen Pompeo, “Tüm Körfez ülkeleri, bunu gerçekleştirebileceğimizi umduklarını belirtti” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı “Umarım, gelecek haftalarda gerçek bir ilerleme kaydetmeye başlayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Ülkesinin, İsrail’in Batı Şeria’ya yönelik ilhak planı hususundaki tavrına ilişkin bir soruya da yanıt veren Mike Pompeo şunları söyledi:
“ABD yönetiminin İsrail- Filistin çatışması hakkındaki tavrı ve barışın sağlanması vizyonuna yönelik ısrarı, İsrail'in güvenliğini sağlamak da dahil egemenliğini genişletmeyi temsil ediyor. Bu çatışmanın çözümü hususunda diyalogu sürdürmeye devam ediyoruz. İsrail, bu vizyonu başarılı kılmak için uzlaşı sağladı. Filistinliler ise vizyonu görüşmek, hatta onu incelemek dahi istemiyorlar.”
Filistin tarafı ise planın açıkça İsrail yanlısı olduğunu ve Filistin devletinin kurulmasını engellemeye çalıştığını savundu. Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, herkesin durumu ‘yol ayırımı’ olarak nitelediğini belirterek sorunun İsrail’in şoför olarak davranmasından ve seçeneklerinin sonuçlarını değerlendirmek için durmayı reddetmesinden kaynaklandığını vurguladı.

ABD – Lübnan – Hizbullah
Pompeo, basın toplantısında ülkesinin Hizbullah ile ilişkileri doğrultusunda Lübnan’a yönelik tavrına ilişkin de açıklamalarda bulundu. ABD ve uluslararası toplumun Lübnan hükümetine yardım desteğinin hükümetin üstlendiği reformlarla sınırlı olduğunu söyledi.
Ülkesinin Lübnan’daki koşullara dair görüşünde açık olduğunu belirten Pompeo “Hükümete olan yardımımız doğrultusunda Lübnan’a, Hizbullah’a bağlı olmama çağrısı yapıyoruz” dedi. Pompeo ayrıca “Tüm dünya ülkeleri, iç reformlar hususunda tam sorumluluk aldıktan ve Hizbullah’ı terk ettikten sonra Lübnan’a ekonomisini canlandırmada ve koşullarını iyileştirmede yardımcı olacak” ifadelerini kullandı.

Libya krizi
Basın toplantısında Libya’daki koşullara da değinen Pompeo, “Washington, Berlin Konferansı’nın çıktılarını uygulamak için Avrupalı ​​ortaklarla çalışıyor. Dış tarafların Libya çatışmasına müdahalelerinin durması gerekiyor” diyerek ülkesinin barışı sağlama hususundaki tavrına dikkat çekti. ABD’li yetkili, Libya çatışmasının çözümünün barışçıl olduğunu ve askeri bir çözümün mümkün olmadığını vurguladı.

ABD – Sudan ilişkileri
Pompeo, Sudan’ın terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkarılmasıyla ilgili bir soruya verdiği cevapta Sudan Başbakanı ile müzakerelerin devam ettiğini belirtti. “Geçtiğimiz günlerde Sudan Başbakanı ile görüşmeler yürüttüm. Müzakereler devam ediyor ve her şey vakti geldiğinde ilan edilecek” dedi.

DEAŞ’la mücadele
Pompeo basın toplantısında ayrıca DEAŞ’ın terörist liderinin yakalanması için bilgi sağlayanlara verilecek ödülün 10 milyon dolara çıkarılması gerektiğini vurguladı. ABD ve Koalisyon güçlerinin DEAŞ ile mücadeledeki çabalarına dikkat çekti.



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.