Hindistan’da manevi eğitim merkezleri karantina tesislerine dönüştürülüyor

Hindistan’da manevi eğitim merkezleri karantina tesislerine dönüştürülüyor
TT

Hindistan’da manevi eğitim merkezleri karantina tesislerine dönüştürülüyor

Hindistan’da manevi eğitim merkezleri karantina tesislerine dönüştürülüyor

Yeni Delhi yetkilileri dün Hindistan’ın başkentindeki yeni  koronavirüs vakalarının sayısının ilk kez finans başkenti Mumbai'yi aşmasının ardından manevi bir eğitim merkezini büyük bir karantina tesisine dönüştürdü.
İki hafta içerisinde 40 bini aşkın vakanın görüldüğü Yeni Delhi’deki mevcut vaka sayısı 70 bin 390 oldu.
69 bin 528 vakanın görüldüğü ve ölüm oranın yüksek olduğu Mumbai de uzmanlar tarafından virüsün merkezi olarak görülüyor. Dün yayınlanan verilere göre sadece 2 saat içerisinde 16 bin 922 yeni vaka görüldü. Toplamda 15 binin üzerinde kişinin yaşamını yitirdiği ülkede vaka sayısı 500 bini aştı.
Hindistan, vaka artışında ABD, Brezilya ve Rusya’dan sonra dördüncü sıraya yerleşti. Hindistan’daki vaka sayısı, neredeyse aynı nüfusa sahip olan Çin’in beş katı oldu.
Büyükelçilikler, Yeni Delhi'deki vatandaşlarını hastane yatağı bulunmadığı konusunda uyararak Hindistan’ı ülkeden ayrılmaya çağırdı.
Hindistan Halk Sağlığı Kurumu'ndan epidemiyolog Jeridara R. Babu, “Şu anda görülen vakaların çoğu, artan test sayılarının doğrudan bir sonucudur. Bu durumun vakaların erken karantinaya alınmasına yardımcı olması bekleniyor” dedi.

Avustralya
Avustralya ordusu artan vakalar ve ikinci dalga uyarısının ardından ülkede virüsten en fazla etkilenen ikinci şehir olan Melbourne’e bin asker konuşlandırılacağını duyurdu.
Avustralya Savunma Bakanı Linda Reynolds, askerlerin şehre önümüzdeki günlerde gönderileceğini, özellikle otellerde karantinaya alınan turistlerin sağlık durumlarının izlenmesine yardımcı olacaklarını ve virüs tespiti için yapılan taramalarda lojistik destek sağlayacaklarını belirtti.
Reynolds açıklamasında bir otelde karantinaya alınan, yurt dışından gelen yolcuları izlemekle görevli 850 askeri personel görevlendirildiğini, yaklaşık 200 askerin de test merkezlerine lojistik ve tıbbi destek sağlayacağını söyledi. Ordu daha önce de sınırların izlenmesine ve özellikle Victoria'da tıbbi ve acil durum cihazlarının sağlanmasına yardımcı olmuştu.
Ancak, şehirde bu büyüklükte bir askeri birimin konuşlandırılması, virüsünün patlak vermesinden bu yana görülmemiş bir durum olarak nitelendi.
Avustralya Sağlık Bakanı Greg Hunt daha önce federal hükümetin ordu birimlerinden lojistik yardım gönderdiğini ve vakalarla temas halindekileri izlemeye katılmayı teklif ettiğini açıklamıştı.
Yetkililer, Melbourne'deki sınav merkezlerinin önünde oluşan uzun bekleme kuyruklarına dikkat çekti.
Victoria eyaletindeki virüs vakalarındaki artışın sürmesi de ikinci dalga endişesine neden oldu.
Avustralya'nın Victoria Eyaleti Başbakanı Daniel Andrews, yaklaşık bin görevlinin salgından en fazla etkilenen mahalle sakinlerine test yapmak için evleri ziyaret ettiğini bildirdi. 100 bin kişinin on gün içinde test edileceğini kaydetti.
Avustralya şimdiye dek virüsle mücadelede örnek bir model olarak kabul edildi. Zira 25 milyon nüfuslu ülkede 103 kişi yaşamını yitirirken toplam vaka sayısı 7 bin 500 olarak kaydedildi.

Endonezya
Endonezya’da vaka sayısı, ülke ekonomisinin yeniden canlandırılmaya başlaması ve kamusal kısıtlamaların hafifletilmesiyle haftalar sonra 50 binin üzerine çıktı.
Son 24 saat içerisinde bin 178 vakanın görüldüğü ülkede toplam vaka sayısı 50 bin 187 oldu. 47 kişinin daha yaşamını yitirdiği Endonezya’da  virüs nedeniyle ölenlerin sayısı 2 bin 620’ye yükseldi.

Çin
Son 24 saat içerisinde 19 yeni vakanın görüldüğü Çin’de salgın başkent Pekin’de yayılmaya devam ediyor. Yeni vakaların 13’ü Pekin’de görülürken diğerleri ise salgının ilk patlak verdiği Hubei’de tespit edildi. Pekin’de 11 Haziran’dan bu yana toplam 269 vaka kaydedildi.

Seyşeller
Seyşeller’de iki ayın ardından, son 24 saat içerisinde 3 yeni koronavirüs vakası görüldü.
Sağlık yetkilileri tarafından yapılan açılamada geçen çarşamba günü ülkeye gelen İspanyol balıkçı filosu ekibinden üç kişide virüs görüldüğü duyuruldu.
Hastalar herhangi bir belirti göstermezken 15 adadan oluşan ülkede toplam vaka sayısı 11 olarak kayda geçti.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.