Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı
TT

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rusya, Şam rejimini yeniden dizayn etme çabalarını hızlandırdı

Rus yetkililer, son günlerde 2018 yılının başında Soçi’de düzenlenen ve ‘yeni bir toplumsal dönem’ ortaya koymak üzere tüm Suriyeli grupları temsil eden Ulusal Diyalog Konferansı’nın revize edilmiş bir versiyonunu düzenleme olasılığını test etmeye geri dönerek, dini, etnik, mezhepsel ve sosyal ‘bileşenler’ temelinde Suriye ilişkilerinde yeni bir adım attı. Gelişmenin yanı sıra Rus diplomatlar, ‘devleti güçlendirme’ fikrine bağlılıklarını sürdürürken Suriye’deki ‘yolsuzluk düzeyine’ odaklandı.
Rusya tarafından Soçi’de ‘Ulusal Diyalog Konferansı’ için hazırlanan belge, davetin “Sünni, Nusayri, Şii, Dürzi, İsmaililerden ve Ortodoks, Süryani, Katolik ve Maruni Hristiyanlardan” oluşan etnik ve dini grupları ve geleneksel kurumlarını içereceğini ortaya koydu. Aynı şekilde rejim ve muhalefetteki siyasi güçlerin yanı sıra Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Asuriler, Ermeniler, kabile grupları ve şeyhlere de davet gönderileceği belirtildi.
Şam rejimi, Rusya’dan gelen ‘mezhepsel sınıflandırma’ hususunda memnuniyetsiz görünürken, Tahran ile birlikte Suriye anayasasına yönelik ‘Rus taslağına’ dair hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Taslak, başbakanın görevlerini güçlendirerek cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılmasını içeriyor. Suriye hükümetinin reddettiği taslak, başbakan yardımcılarının ve bakanların atanmasının ‘bazı organların ulusal ve mezhepçi azınlıklara tahsisiyle, tüm mezhepsel ve ulusal grupların eşit temsiliyle’ gerçekleşmesini şart koşuyor. Aynı şekilde taslak, parlamentonun ‘Özerk Kürt yönetimi ve ademi merkeziyetçilik’ ve ‘Halk Meclisi’ olmak üzere iki birimden oluşmasını gerekli görüyor.

Derin dönüş
Dikkat çekici bir şekilde Rus yetkililer, bu taslağı yeniden gündeme getirdi, ama bu kez daha ayrıntılı bir şekilde. 15 Haziran’da Cenevre’de Rus misyonuyla bir araya gelen muhaliflerin hazırladığı ‘toplantı raporları, ‘diasporadaki Nusayrilerin etkilerini’ gösterdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre raporlar, toplantının ‘Cenevre’de Birleşmiş Milletler’deki (BM) Rus diplomatik misyonu ve diasporadaki Nusayriler arasında gerçekleşti ve Suriye heyetinin anlayışlarını yansıtıyor. Rapora göre bu anlayışların arasında, “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmasına dair tartışmalar, merkezi bir devlet kurmak için Suriye'nin çeşitli bölgelerinden organların yetkilendirilmesi esasına dayanıyor. Suriye’deki tek meşruiyet kaynağı, merkezi bir devlet fikrinden değil, bu tür bölgesel yetkilerden geliyor” mantığı da yer alıyor.
Raporun ardından Suriyeliler de bir bildiri yayınlayarak, “Çatışma, merkezi devlet ile çeşitli toplumsal gruplar arasındaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. İktidardaki seçkinler, tüm devlet kaynakları üzerinde tekelleşti. Çatışmanın aktörleri, özellikle de rejim, mezhep söylemleri açık olarak kullandı ve Alevi Nusayri toplumunu öne çıkardı” değerlendirmesinde bulundu. Aynı şekilde Suriyeliler, ordunun kurulması, içerisindeki Nusayrilerin rolü ve Baas Partisi’nin 1963 yılında iktidara gelişini de ele aldı. Bildiride, “Belki de Nusayri toplumunda en çok etkilenen gruplar, aileleriyle birlikte çatışmalarda ağır kayıplar yaşayan, marjinalleştirilen ve kibirli merkezi devlet kurumlarından kovulan Ulusal Savunma Kuvvetleri’nde görev yapmış gruplardır” denildi.
Ulusal Savunma Kuvvetleri, 2012 yılında Suriye ve Dünya kamuoyunda Şebbiha grupları olarak bilenen paramiliter örgütleri tek bir çatı altında birleştirmek için İran’ın desteğiyle kuruldu ve hükümet güçlerinin yanında savaştı. Suriyeli yetkililer, bu kuvvetlerin ‘Suriye'nin birliğini ve egemenliğini’ savunduklarını iddia ediyor. Ulusal Savunma Kuvvetleri de Mezhepçi sınıflandırmalara dahil olmayı açıkça reddederek, Suriye’nin bölünmesine karşı savaştıklarını savunuyorlar.
Suriyeli muhalifler ve uluslararası insan hakları kuruluşları ise iç savaş sırasında sivillere yönelik işlenen bir çok savaş suçu ve katliamdan Ulusal Savunma Birlikleri’ni sorumlu tutuyor.
Bildiride, “Rusya’nın, koşulsuz şekilde rejime taraflı bir tutum takındığına inanıyoruz. Rejimin reform ya da hukukun üstünlüğüne uymaması, Rusya’nın Suriye'deki rolünü tehdit ediyor ve gelecekteki askeri statüsünü tehlikeye atıyor. Rusya’nın yalnızca Alevi/Nusayri bir lideri destekleyeceği yönündeki gayri resmi açıklamaları, Rusya tarafından yayınlanan yersiz bir hitap örneğidir. Rusya’nın merkezi güç ve muhalifler arasında arabulucu rolünü üstlenmesi ve tüm gruplar ile etkin Suriyeli aktörler arasında eşit mesafeyi koruması için büyük bir fırsata tanık oluyoruz. Alevi Nusayri toplumu, rejimin resmi mezhebi oldukları sınıflandırılmasını kabul etmeyecektir. Rejimin mezhepsel olmayan doğası, onu iyi huylu veya laik yapmaz. Rejime, Alevilerin temsilcileri olarak ulusal müzakerelere veya diyaloga katılması için izin verilmelidir. Alevi Nusayriler, toplumunun geleceğinin, rejimin akıbetine bağlanmasını reddediyoruz” değerlendirmesi yapıldı.

‘Güçlü devlet’
Rusya’nın Suriye’deki rolü de dahil birçok noktaya değinen bildiri, Suriyelilere özel bir gündem dikte etmek üzere vahşet ve Batı girişimleriyle mücadelede kurallar ve uluslararası hukuku kapsayan bir egemenlik kurabilecek güçlü bir ülkeyi güçlendirmeye odaklandı.
Öte yandan bir Rus heyet, ‘Suriyelilerin anayasa dışındaki zor meseleleri tartışmalarını sağlayan bir platform olarak’ Cenevre süreci göz önüne alındığında diplomatik görüşmelere ve anayasa komitesine destek verdiklerini açıkladı. Avrupa yaptırımlarına ve ABD’nin Caesar (Seazar)Yasası’na atıf yapan heyet, “Ne yazık ki bazı Batılı ülkeler, Suriye’ye tek taraflı yaptırımlar uyguladı ya da yaptırımları hafifletici bazı adımlara katılmayı reddetti. Zorlu çatışmalar, stres zamanlarında ulusal kimliği ve birliği koruyabilecek güçlü bir devlet gerektirir. Bu nedenle Rusya, Suriye devletini ve kurumlarını korumaya odaklanırken, kabul düzeyinin de yetersizlik ve yolsuzluk nedeniyle, aynı zamanda batılı güçlerin uyguladığı rastgele yaptırımlar yüzünden azaldığını kabul ediyor” ifadelerini kullandı.
Rus heyet, “Rusya, bireyleri desteklemek veya işgalci bir güç olarak hareket etmek için Suriye’ye girmedi. O, Suriyelilerin, geleceklerinin ele alınacağı siyasi görüşmelere katılmaları için her zaman hazır olacaktır. Moskova, Suriye’deki toplumsal dönemin yenilenmesi gerektiğini fark etti. Konferanstaki temsil düzeyi, rejime meyilli ve idealizmden uzak olmasına rağmen bu itiraf, kendisini 2018 yılında Soçi’de Ulusal Diyalog Konferansı’na ev sahipliği yapmaya itti. Rusya, hala Suriyelilerin diyaloglara, geleceklerini ve farklılıkların tartışıldığı görüşmelere katılmalarını sağlamak için bir deneme girişiminde bulunuyor. Sınırlı zaman ve dengesiz temsil, Soçi’nin başarısını baltaladı. Ancak saygın muhalefet figürleri bile görüşmelerin benzersiz bir şekilde önemli olduğunu vurguladı. Katılımcılar, onları bir araya getirebilecek ortak meselelerin, onları ayırabilecek meselelerden daha büyük olduğunu söyledi” değerlendirmesinde bulundu.
Muhaliflerin yayınladığı bir rapora göre bildiri, Rus heyetin, ‘askeri ve güvenlik elitlerinin, çoğunlukla Alevi/Nusayri inancını benimsiyor olmasına rağmen rejimin, gerçek doğasında mezhepçi olmadığını’ belirttiğine dikkati çekti. Bildiride, Moskova’nın Ulusal Birlik Konferansı fikrine bağlılığına da yer verildi.
Son günlerde Dürziler, Sünniler, Nusayriler ve Kürtlerden oluşan Suriyeli bileşenler arasında video konferans aracılığıyla bir dizi çalıştay ve toplantı gerçekleşti. Bir Alman kuruluşu, Sünniler ve Nusayriler arasında ‘Suriye’nin birliği’ ve ‘bireysel hesap verebilirlik’ de dahil olmak üzere 11 maddelik bir belge üzerinde uzlaşı sağlanan kapalı tartışma oturumları düzenledi.

Rusya’nın Ortadoğu temsilcisi Bogdanov Muaz el-Hatib ile görüşüyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) eski Başkanı Muaz el-Hatib ile görüşmek için Katar’ın başkenti Doha’ya gitti. Bogdanov, ‘Ruslar bazı siyasi ve askeri muhalefet figürleriyle iletişim kuruyor’ haberlerini doğrulamış oldu.
Rus heyetin ‘Nusayri isimlerle’ görüşmesiyle eş zamanlı olarak Bogdanov Hatib ile ‘Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yükümlülüklerini’ görüştü.
Toplantıya yakın kaynaklar, Rusya’nın ‘2021 başkanlık seçimleri hususunda eskisi kadar hevesli olmadığını, ancak kimsenin adaylığını engellemediklerini de söylediklerini’ açıkladı. Muhalifler ayrıca, Dışişleri Bakanlığına yakın eski bir diplomat olan Rami eş-Şair tarafından yazılan ve ‘işbirliğini sürdüren ve Rus dostları Suriye topraklarında terörizme karşı mücadelede kurbanlar verdi' dyen Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim’in ifadelerine yönelik eleştirileri de içeren bir bildiri yayınladılar.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.