Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya
TT

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Gözler, Libya’nın Sirte şehrinin, Türk ordusunun desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçleri ve Mısır ordusu destekli Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçleri arasında tanık olabileceği olası bir savaşa çevrildi. Bu çerçevede ABD’nin tavrı, savaşa girme ve savaştan kaçınma açısından oldukça önemli.
ABD’lilerin Libya’daki Türk askeri katılımına yönelik ‘kör’ olarak nitelendirilen tavrının karşı karşıya kaldığı eleştirilere rağmen, son resmi açıklamalar, ‘saldırgan’ mücadeleyi reddettiklerini ve Libya- Libya diyaloğuna geri dönülmesi gerektiğini vurgulayarak, yaklaşan savaşı durdurma eğilimi olduğunu gösteriyor.
ABD’li siyasi ve askeri yetkililer, Şarku’l Avsat’ın Libya hususundaki ABD politikasına ilişkin sorularını yanıtladı. Ancak yanıtları, bizzat Türkiye ismine değinmeme, yalnızca "Libya’ya müdahale eden dış taraflar" hakkında kamuoyuna açıklama yapma şeklindeydi.
Aşağıdaki rapor, mevcut aşamada Libya’yla ilgili bazı sıcak sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor;

Sirte- Cufra savaşı
UMH güçleri, Mısrata şehrinin doğusundan sahil kenti Sirte’ye ve Libya çölünün derinliğindeki Cufra’ya (Sirte’nin 270 km güneyi) doğru ilerlemek üzere haftalardır hazırlık yapıyor. Bu seferberlik, Türkiye’nin hava araçları ve binlerce Suriyeli paralı askerle desteklediği UMH güçlerinin, LUO’nun geri çekilmek zorunda kalmasıyla tüm batı bölgesini kontrol etmesi sonrasında ortaya çıktı. Ülkenin batısındaki birçok cepheye, yani el-Vatiyye hava üssü, batı sahili şehirleri (Sabratha ve Sorman), batı dağı cepheleri (el-Asaba), Trablus’un güney ve güneydoğu cepheleri, oradan Tarhuna ve Beni Velid’e konuşlanmalarının ardından LUO’nun geri çekilmesi, UMH güçlerinin ağırlıklarını sadece iki cepheye (Sirte ve Cufra) odaklamasına izin verdi. Batı bölgelerinin kontrolü tamamen ele geçirildikten sonra UMH güçleri, LUO hezimetinden faydalanarak hızlı şekilde harekete geçti, Sirte’ye doğru ilerlemeye çalıştı ve elektrik santralinin (şehrin 30 km batısında) kontrolünü ele geçirdi. Ancak hava saldırılarına maruz kalmasından sonra saldırısı başarısız oldu. Bu durumun ise UMH güçlerinin kalesi sayılan Mısrata şehrinde onlarca vatandaşın ölümüne yol açtığı biliniyor.

Kim bombaladı?
Tam açık değil. LUO, hava kuvvetlerinin Sirte’yi korumak için hava koruması sağlamak da dahil olmak üzere, gerekli görevleri yerine getirdiğini söyledi. Ancak diğer raporlar, bunu gerçekleştirenin, Rus ‘Wagner’ grubu savaşçıları olduğunu belirtiyor.
ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı’na (AFRICOM) göre bu Rus gruplara ait savaş uçakları, şu anda Sirte’nin yakınlarında (büyük bir hava üssü olan Gasr Bu Hadi’de) aynı şekilde Cufra’da yaşanan savaşlara katılıyor.
AFRICOM, yakın zamanda Libya’ya Suriye üzerinden doğrudan Rusya’dan en az 14 MiG-29 ve Sukhoi 24 türü savaş uçağının geldiğini doğrulayan görüntüler yayınladı. AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin şu anda Libya’daki Rus uçaklarının Rus silahlı kuvvetleri tarafından uçurulduğuna dair kanıta sahip olmadığını belirtti. Ancak Rus uçaklarının, bu işi yapmak için deneyimsiz paralı askerler tarafından kullanıldığı endişesi mevcut. AFRICOM, Libya'da Wagner için yaklaşık 2 bin kişinin çalıştığını da doğrulayabilir. Ancak sözcü, AFRICOM’un Wagner grubunun, Kremlin’deki en yüksek otoriteden onay almadan Libya’da konuşlanabileceğine inanıp inanmadığını söylemeyi reddetti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Libya’ya müdahalede bulunmadığını birçok defa dile getirdi ve Libya’da Rus vatandaşları varsa, bunların hükümetini temsil etmediklerine de dikkati çekti. AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Wagner grubu gibi Rus hükümetinin desteklediği özel güvenlik şirketleri, Afrika kıtasında Libya da dahil 16 ülkede faaliyet gösteriyor” dedi.

Rusya ne istiyor?
ABD, kısa süre önce NATO’nun güvenliğine karşı potansiyel bir tehdit olarak, Rusya’nın Libya’da bir üs kurmasına izin verilme tehlikesi hakkında birçok defa uyarı yaptı. AFRICOM operasyonları direktörü ve ABD Deniz Piyadeleri komutanı Bradford Gering, Rusya’nın NATO’nun güney kanadında stratejik bir baskı yapmaya devam ettiğini, bu durumun da masum Libyalılara bedel ödettiğini belirtti.
Rusya’nın Libya kıyısında bu amaçla bir üs kurması halinde, Suriye’nin Tartus şehri sonrasında bu üs Akdeniz’deki ikinci üs olacak. Bu durumda, Avrupa’ya yakın stratejik bir alanda uzun menzilli bir füze sistemi kurabilecek. Durum, ABD askeri yetkilileri tarafından ‘oyunun kurallarında değişiklik’ olarak tanımlanıyor.
ABD’li yetkililer, iddia edilen Rus üssüne ilişkin ayrıntılara girmeyi reddetti. Uyarısının, yalnızca Avrupa’da NATO’ya yönelik olası bir tehdide yol açacak güvenlik korkusundan mı kaynaklanıyor, yoksa Rusların zaten Libya’da bir üs kurmak için çalıştığına dair kanıt var mı yönündeki sorulara da yanıt vermekten kaçındı.
ABD’liler, konu hakkında açıklama yaparken oldukça dikkatli davranıyor. AFRICOM sözcüsü de yalnızca, “Rusya’nın Libya’ya müdahalesinin sadece siyasi çözümü ertelediğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
UMH, birkaç gün önce, Libya’da 2019 yılından bu yana tutuklu bulunan bir Rus casus olarak nitelendirilen sosyolog Maxim Shugaley tarafından yapılan ‘itirafları’ yayınladı. İtiraflar, Rusya’nın Libya’da bir üs kurmak için çalıştığını içeriyordu. Shugaley’in çalıştığı şirket, Trablus hükümetinin suçlamalarını reddetti ve haftalar önce Shugaley’in serbest bırakılması için baskı yapmak üzere bir medya kampanyası başlattı. Moskova, Libyalı yetkililerle (Başkanlık Konseyi Başkanı Yardımcısı Ahmed Maitik) konu hakkında görüşmeler yaptı. Trablus hükümetinin dikkatini, Shugaley’in hareketlerine çekenin ve tutuklanmasına neden olanın ABD’liler olduğu yönünde spekülasyonlar mevcut.
Rusya’nın Libya'da bir üs arayışıyla ilgili açıklama da dahil olmak üzere, UMH’nin kendi diliyle yayınladığı sözde ‘itiraflar’ doğrulanırsa ABD’liler, Akdeniz’in güney kıyısından NATO'ya yönelik tehdit hakkında söylediklerinden kesinlikle daha fazlasını biliyorlar demektir.

Türkiye ne istiyor?
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Açık olalım, ABD Libya’ya her yönden dış askeri müdahalenin tırmanmasına karşı çıkıyor. Ateşkesin derhal sağlanması ve Birleşmiş Milletler’in (BM) tüm taraflara uyguladığı silah ambargosuna saygı duyulması gerekiyor. Tüm tarafları ateşkese uymaya ve hemen müzakereleri yeniden canlandırmaya çağırıyoruz. BM himayesinde UMH ve LUO arasında gerçekleşen 5+5 müzakereleri ve Berlin süreciyle kazanılan ilerlemeyi geliştirmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Acil ateşkes, ABD’lilerin UMH ve Türklerin hazırlandığı saldırıya karşı olduğu anlamına geliyor. Bu durum, UMH’nin Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ı, ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland ve AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend ile 22 Haziran’da Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde görüşmeye itti.
AFRICOM komutanı, “Bu toplantı, Libya’da barışın askeri yollarla değil, siyasi bir süreçle gerçekleştirilmesi gerektiği konusundaki ABD tutumunu vurgulamak için yapıldı. Toplantıda, acil bir ateşkes ve tüm taraflardan askeri operasyonlara son verilmesi gerekliliği üzerinde duruldu” ifadelerini kullandı.
Saldırılara ilişkin bu açık ‘redde’ rağmen UMH ve Türk yetkililerin ifadeleri, LUO’nun Sirte ve Cufra’dan geri çekilmeden, ateşkesi reddettikleri yönünde oldu.

Mısır’ın kırmızı çizgisi
Mısır liderliği, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi aracılığıyla Türkiye’nin Libya’daki varlığına ilişkin olarak kırmızı çizgilerine dikkati çekti. Mısır’ın tavrı, Libyalı taraflar arasındaki siyasi uzlaşı müzakerelerini sürdürme ve ateşkese uyma çağrısıyla başlayacaktı. Bu durum, askeri mevzilenme hatlarının, LUO’nun ülkenin batısından geri çekilmesi sonrasında aynı kaldığı anlamına geliyor. Ancak Türkiye ve müttefikleri, Türk savaşçıların Mısrata’ya yeni bir hava köprüsü kurduğu ve silah ve ekipman takviyeleri yaptığı raporları ortasında, ‘doğuya doğru ilerleme, Sirte ve Cufra’yı kontrol etme’ tehditlerini sürdürdü. Görünüşe göre bu durum, Cumhurbaşkanı Sisi’nin, askerlerine ‘Libya’da askeri harekat olasılığına hazırlanmaları’ bilgisi verdiği, Mısır’ın batısındaki Sidi Barrani üssüne taşınmasını gerektiriyordu. Nitekim Sisi, Cufra’nın ülkesinin ulusal güvenliği için kırmızı bir çizgi olduğunu da açıkça ilan etti.
Mısırlıların, Türkiye’nin Libya için planlarının, ‘Trablus’taki Müslüman Kardeşlere bağlı bir sistem kurarak, kendilerini doğrudan hedef aldığını’ düşündükleri açık. Bu, Mısır ile doğrudan bir temas hattı olması için Türkiye tarafından korunan ‘Mısır Müslüman Kardeşler’inin Libya’ya taşınmasının mümkün olduğu anlamına geliyor. Görünüşe göre Mısır, koşulların eski döneme dönmesine izin vermeyi reddederek, böyle bir olasılığı endişeyle karşılıyor.

Fransa- Türkiye
Türkiye’nin Libya’daki rolüne karşı olan Fransa’nın mevcut tavrı açık. Bu tavır, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından da açıkça dile getirildi. Fransızlar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Avrupa’yı ‘işgal etmek’ üzere ülkesinin sınır kapılarını açtığı göçmen kartıyla yaptığı gibi, Libya’yı da Avrupa’ya şantaj yapmak için kullanmasından korkuyor.
Fransızlar, Erdoğan’ın Libya’da bir üs kurmasından endişe ediyor. Türklerin bu ülkeye, bazıları radikal olarak nitelendirilen gruplardan, yaklaşık 10 bin civarında Suriyeli paralı asker naklettiğini  iddia ediyorlar.
Türkler ise, Fransızların, ‘yasadışı’ olarak gördükleri Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO’yu desteklediklerini ifade ediyor.
Serrac hükümeti, BM tarafından tanınıyor. Ancak eleştirmenler, bu hükümetin Libya parlamentosunun güvenini kazanmadığı için meşruiyetten yoksun olduğunu savunuyor. Aynı zamanda 2015 Aralık ayında Fas’ın Suheyrat şehrinde imzalanan ve UMH’ye meşruiyet veren anlaşmanın, bir buçuk sene olan geçerlilik süresinin dolduğunu ve bu meşruiyetin üzerinden uzun bir zaman geçtiğini vurguluyor.
Fransa, UMH ile iletişim kurmaya devam etse de Paris’in, meşruiyet tanımını geri çekme olasılığı var. Bu tavır, Libya’da meşruiyete sahip tek tarafın, 2014 seçimlerinden halk tarafından seçilen parlamento olduğunu belirten Mısır’ın tavrına da yakın. Zira Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih de Türkiye’nin Sirte ve Cufra’yı kontrol etmeye ve doğuda Petrol Hilali’ne doğru ilerlemeye çalışırsa askeri olarak müdahale etme olasılığı da dahil, Mısır’dan açık desteğini isteyeceklerini açıklamıştı.

Libya Temsilciler Meclisi
Libya Temsilciler Meclisi Başkanının rolü, son haftalarda dikkat çekici. Öyle ki kendisi, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Libya- Libya diyaloğu (Kahire Bildirgesi) başlatma girişimini açıkladığı ve Mareşal Halife Hafter ile düzenlediği  basın toplantısında yer aldı. Aynı şekilde Akile Salih, Cezayir’e ziyarette bulundu. Libyalılar arasında arabuluculuk yapmayı teklif eden ve daha sonra Serrac ile de bu çabalar çerçevesinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile görüştü. Libya Temsilciler Meclisi Başkanının, daha önce de Libya’daki çözümü engelleyen taraflardan biri olduğu biliniyor. Son dönemde ABD’liler, Libya’nın doğusundaki "siyasi hareketlenmeleri" takip ettiklerini söylerken durum, Mareşal Hafter’e tam bağlılık duymayan seslerin varlığını da göstermiş oldu. Son dönemde iki adam arasında anlaşmazlıkların ortaya çıktığı, bu anlaşmazlığın da Hafter’in Trablus’a doğru ilerlemede başarısız olan ‘halk yetkisi’ alma girişimi sonrasında tırmandığı biliniyor. Parlamento, Abdullah es-Sini başkanlığında ülkenin doğusundaki paralel hükümete bağlı.
ABD’lilerin Libya’nın doğusundaki "siyasi hareketlenmelerin" takibi, Hafter ve paralel hükümete karşı net bir öfkeyi de ortaya koyuyor. Bu hoşnutsuzluğun bir göstergesi de doğu hükümetinin Şam’daki Devlet Başkanı Beşşar Esed hükümetine açılması ve Suriye’nin başkentinde Libya büyükelçiliğinin yeniden açılması oldu. Durum, Suriye rejimini ekonomik olarak izole etmeyi, boğmayı, onunla her türlü anlaşmayı önlemeyi ve bunu yapanları cezalandırması amaçlayan Washington’un politikası ile tamamen tutarsız.
ABD’lilerin son haftalarda Karakas’ta Mareşal Hafter’in uçaklarının takip edildiği haberlerinden endişe duyduklarını söylemeleri de dikkat çekici olan bir diğer durum. Washington’un ayrıca, Venezuela lideri Nicolas Maduro rejimini de bastırmaya çalıştığı biliniyor.
ABD’liler, Libya’nın doğusundaki hükümet ve LUO arasındaki bir diğer anlaşmazlık noktası, geçen yılın sonundan bu yana durmuş olan Libya petrolünün ihracatı kartıdır. Doğu hükümeti ve Hafter, Libya devletinin hazinesinden Suriye paralı askerlerinin maaşlarını ödemek de dahil, Serrac hükümetine Türk müdahalesini finanse etmeyi durdurması için baskı yapmak amacıyla ülkenin güneyindeki petrol limanlarından ve petrol sahalarından petrol ihracatını engellemişti. Libya Ulusal Petrol Kurumu, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, Rus paralı askerlerin ve diğer ulusların, petrol ihracatının yeniden başlamasını önlemek için ülkenin güneyindeki Şerare petrol sahasına girdiğini duyurdu.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.


Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire bugün, Sudan’da barış çabalarını güçlendirmek ve iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşı durdurmaya yönelik yolları ilerletmek amacıyla kurulan Danışma Mekanizması’nın beşinci toplantısına ev sahipliği yapacak.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra’nın Danışma Mekanizması toplantısına katılımını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, dün Kahire’de Lamamra ile yaptığı görüşmede, toplantıdan çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlamasını umut ettiklerini söyledi.

Sudan’da Nisan 2023’ün ortasında savaşın patlak vermesinin ardından oluşturulan Danışma Mekanizması’nda, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği ve BM olmak üzere beş ana çok taraflı kuruluş yer alıyor. Mekanizma kapsamında daha önce Mısır, Cibuti, Moritanya ve Brüksel’de toplantılar düzenlenerek Sudan’daki barış girişimlerinin eşgüdümü hedeflendi.

asdfrgt
Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile Kahire'de kapsamlı görüşmeler yapıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Lamamra ile yaptığı görüşmede, Danışma Mekanizması toplantısından çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabalara katkı sağlamasının önemini vurguladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, başta Dörtlü Mekanizma olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklarla eşgüdümün güçlendirilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Dörtlü Mekanizma, Sudan’da ateşkesin sağlanması için çalışmalar yürütüyor. Mekanizma, 12 Eylül’de Washington’da bakanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirmiş ve Sudan’daki silahlı çatışmanın çözümü için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Toplantıda ayrıca sivillerin ve altyapının korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının sağlanması ve Kızıldeniz bölgesinin güvenliği için uygun koşulların oluşturulması çağrısı yapılmıştı.

Abdulati, Lamamra ile görüşmelerinde Sudan krizine ilişkin Mısır’ın tutumunun temel ilkelerini yineleyerek, Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Sudan devlet kurumlarının muhafaza edilmesinin, istikrarın yeniden sağlanmasının temel dayanağı olduğu vurgusunu yaptı.

Lamamra ise Mısır’ın Sudan’a yönelik siyasi ve insani çabalarını takdir etti. Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığına göre Lamamra, Kahire’nin ateşkesin sağlanmasına yönelik girişimleri desteklemedeki aktif rolüne ve Sudan halkının acılarını sona erdirecek, iç istikrarı güçlendirecek kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun koşulların oluşturulmasına yönelik çabalarına dikkat çekti.

Danışma Mekanizması’nın geçtiğimiz haziran ayında Brüksel’de yapılan son toplantısında, grubun Sudan’ın birliğine, toprak bütünlüğüne ve Sudan halkının egemenliğine bağlılığı teyit edildi. Katılımcılar, silahların susturulması, sivil geçiş sürecine geri dönülmesi ve özellikle kadınlar ile gençler başta olmak üzere savaştan etkilenen Sudan halkının geleceğine yönelik acil adımlar atılması için kolektif ve eşgüdümlü çalışmanın gerekliliği konusunda mutabık kaldı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime ise Danışma Mekanizması toplantısının Sudan’daki savaş krizinde bir kırılma yaratacağı konusunda temkinli. Halime, girişimin bölgesel ve uluslararası çözüm yollarını birleştirmek amacıyla kurulduğunu ancak özellikle çalışma çerçevesinin güvenlik ve insani boyutlarla sınırlı kalması, siyasi süreci kapsamaması nedeniyle bugüne kadar somut bir fayda sağlamadığını söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dörtlü Mekanizma, Sudan’da barış sürecinde ilerleme sağlama açısından daha etkili bir yol sunuyor” dedi. Dörtlü Mekanizma ülkelerinin güvenlik, insani ve siyasi boyutları içeren bir vizyon benimsediğini belirten Halime, uluslararası toplumun Sudan krizinin sona erdirilmesinde bu girişimin çabalarına güvendiğini ifade etti. Halime, beşinci toplantının Kahire’de düzenlenmesinin de Mısır’ın Sudan’da istikrarın yeniden tesisine verdiği önemi yansıttığını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, BM Sudan Özel Temsilcisi’yle yaptığı görüşmede, uluslararası ve bölgesel ortaklarla eşgüdüm içinde kalıcı ateşkes sağlanmasına yönelik Mısır’ın yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Abdulati ayrıca, Mısır’ın topraklarında çok sayıda Sudanlıyı misafir etmesi bağlamında Sudan halkına sağlanan sürekli desteğe de değindi.

Sudanlı siyasi analist el-Hindi İzzeddin ise Danışma Mekanizması’nın Sudan’daki insani çabaların ilerletilmesinde rol oynayabileceğini, ancak önceki çıktılarının barış dosyasında siyasi bir atılım yapma kapasitesini yansıtmadığını söyledi. İzzeddin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Kahire toplantısının öneminin, Sudan’da siyasi çözüm sürecinin fiilen başlaması halinde beş çok taraflı uluslararası kuruluşun çabalarının eşgüdümünde ortaya çıkacağını belirtti.