Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya
TT

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Türkiye, Sirte savaşında Mısır’ın kırmızı çizgileriyle karşı karşıya

Gözler, Libya’nın Sirte şehrinin, Türk ordusunun desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçleri ve Mısır ordusu destekli Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçleri arasında tanık olabileceği olası bir savaşa çevrildi. Bu çerçevede ABD’nin tavrı, savaşa girme ve savaştan kaçınma açısından oldukça önemli.
ABD’lilerin Libya’daki Türk askeri katılımına yönelik ‘kör’ olarak nitelendirilen tavrının karşı karşıya kaldığı eleştirilere rağmen, son resmi açıklamalar, ‘saldırgan’ mücadeleyi reddettiklerini ve Libya- Libya diyaloğuna geri dönülmesi gerektiğini vurgulayarak, yaklaşan savaşı durdurma eğilimi olduğunu gösteriyor.
ABD’li siyasi ve askeri yetkililer, Şarku’l Avsat’ın Libya hususundaki ABD politikasına ilişkin sorularını yanıtladı. Ancak yanıtları, bizzat Türkiye ismine değinmeme, yalnızca "Libya’ya müdahale eden dış taraflar" hakkında kamuoyuna açıklama yapma şeklindeydi.
Aşağıdaki rapor, mevcut aşamada Libya’yla ilgili bazı sıcak sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor;

Sirte- Cufra savaşı
UMH güçleri, Mısrata şehrinin doğusundan sahil kenti Sirte’ye ve Libya çölünün derinliğindeki Cufra’ya (Sirte’nin 270 km güneyi) doğru ilerlemek üzere haftalardır hazırlık yapıyor. Bu seferberlik, Türkiye’nin hava araçları ve binlerce Suriyeli paralı askerle desteklediği UMH güçlerinin, LUO’nun geri çekilmek zorunda kalmasıyla tüm batı bölgesini kontrol etmesi sonrasında ortaya çıktı. Ülkenin batısındaki birçok cepheye, yani el-Vatiyye hava üssü, batı sahili şehirleri (Sabratha ve Sorman), batı dağı cepheleri (el-Asaba), Trablus’un güney ve güneydoğu cepheleri, oradan Tarhuna ve Beni Velid’e konuşlanmalarının ardından LUO’nun geri çekilmesi, UMH güçlerinin ağırlıklarını sadece iki cepheye (Sirte ve Cufra) odaklamasına izin verdi. Batı bölgelerinin kontrolü tamamen ele geçirildikten sonra UMH güçleri, LUO hezimetinden faydalanarak hızlı şekilde harekete geçti, Sirte’ye doğru ilerlemeye çalıştı ve elektrik santralinin (şehrin 30 km batısında) kontrolünü ele geçirdi. Ancak hava saldırılarına maruz kalmasından sonra saldırısı başarısız oldu. Bu durumun ise UMH güçlerinin kalesi sayılan Mısrata şehrinde onlarca vatandaşın ölümüne yol açtığı biliniyor.

Kim bombaladı?
Tam açık değil. LUO, hava kuvvetlerinin Sirte’yi korumak için hava koruması sağlamak da dahil olmak üzere, gerekli görevleri yerine getirdiğini söyledi. Ancak diğer raporlar, bunu gerçekleştirenin, Rus ‘Wagner’ grubu savaşçıları olduğunu belirtiyor.
ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı’na (AFRICOM) göre bu Rus gruplara ait savaş uçakları, şu anda Sirte’nin yakınlarında (büyük bir hava üssü olan Gasr Bu Hadi’de) aynı şekilde Cufra’da yaşanan savaşlara katılıyor.
AFRICOM, yakın zamanda Libya’ya Suriye üzerinden doğrudan Rusya’dan en az 14 MiG-29 ve Sukhoi 24 türü savaş uçağının geldiğini doğrulayan görüntüler yayınladı. AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin şu anda Libya’daki Rus uçaklarının Rus silahlı kuvvetleri tarafından uçurulduğuna dair kanıta sahip olmadığını belirtti. Ancak Rus uçaklarının, bu işi yapmak için deneyimsiz paralı askerler tarafından kullanıldığı endişesi mevcut. AFRICOM, Libya'da Wagner için yaklaşık 2 bin kişinin çalıştığını da doğrulayabilir. Ancak sözcü, AFRICOM’un Wagner grubunun, Kremlin’deki en yüksek otoriteden onay almadan Libya’da konuşlanabileceğine inanıp inanmadığını söylemeyi reddetti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Libya’ya müdahalede bulunmadığını birçok defa dile getirdi ve Libya’da Rus vatandaşları varsa, bunların hükümetini temsil etmediklerine de dikkati çekti. AFRICOM sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Wagner grubu gibi Rus hükümetinin desteklediği özel güvenlik şirketleri, Afrika kıtasında Libya da dahil 16 ülkede faaliyet gösteriyor” dedi.

Rusya ne istiyor?
ABD, kısa süre önce NATO’nun güvenliğine karşı potansiyel bir tehdit olarak, Rusya’nın Libya’da bir üs kurmasına izin verilme tehlikesi hakkında birçok defa uyarı yaptı. AFRICOM operasyonları direktörü ve ABD Deniz Piyadeleri komutanı Bradford Gering, Rusya’nın NATO’nun güney kanadında stratejik bir baskı yapmaya devam ettiğini, bu durumun da masum Libyalılara bedel ödettiğini belirtti.
Rusya’nın Libya kıyısında bu amaçla bir üs kurması halinde, Suriye’nin Tartus şehri sonrasında bu üs Akdeniz’deki ikinci üs olacak. Bu durumda, Avrupa’ya yakın stratejik bir alanda uzun menzilli bir füze sistemi kurabilecek. Durum, ABD askeri yetkilileri tarafından ‘oyunun kurallarında değişiklik’ olarak tanımlanıyor.
ABD’li yetkililer, iddia edilen Rus üssüne ilişkin ayrıntılara girmeyi reddetti. Uyarısının, yalnızca Avrupa’da NATO’ya yönelik olası bir tehdide yol açacak güvenlik korkusundan mı kaynaklanıyor, yoksa Rusların zaten Libya’da bir üs kurmak için çalıştığına dair kanıt var mı yönündeki sorulara da yanıt vermekten kaçındı.
ABD’liler, konu hakkında açıklama yaparken oldukça dikkatli davranıyor. AFRICOM sözcüsü de yalnızca, “Rusya’nın Libya’ya müdahalesinin sadece siyasi çözümü ertelediğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
UMH, birkaç gün önce, Libya’da 2019 yılından bu yana tutuklu bulunan bir Rus casus olarak nitelendirilen sosyolog Maxim Shugaley tarafından yapılan ‘itirafları’ yayınladı. İtiraflar, Rusya’nın Libya’da bir üs kurmak için çalıştığını içeriyordu. Shugaley’in çalıştığı şirket, Trablus hükümetinin suçlamalarını reddetti ve haftalar önce Shugaley’in serbest bırakılması için baskı yapmak üzere bir medya kampanyası başlattı. Moskova, Libyalı yetkililerle (Başkanlık Konseyi Başkanı Yardımcısı Ahmed Maitik) konu hakkında görüşmeler yaptı. Trablus hükümetinin dikkatini, Shugaley’in hareketlerine çekenin ve tutuklanmasına neden olanın ABD’liler olduğu yönünde spekülasyonlar mevcut.
Rusya’nın Libya'da bir üs arayışıyla ilgili açıklama da dahil olmak üzere, UMH’nin kendi diliyle yayınladığı sözde ‘itiraflar’ doğrulanırsa ABD’liler, Akdeniz’in güney kıyısından NATO'ya yönelik tehdit hakkında söylediklerinden kesinlikle daha fazlasını biliyorlar demektir.

Türkiye ne istiyor?
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Açık olalım, ABD Libya’ya her yönden dış askeri müdahalenin tırmanmasına karşı çıkıyor. Ateşkesin derhal sağlanması ve Birleşmiş Milletler’in (BM) tüm taraflara uyguladığı silah ambargosuna saygı duyulması gerekiyor. Tüm tarafları ateşkese uymaya ve hemen müzakereleri yeniden canlandırmaya çağırıyoruz. BM himayesinde UMH ve LUO arasında gerçekleşen 5+5 müzakereleri ve Berlin süreciyle kazanılan ilerlemeyi geliştirmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Acil ateşkes, ABD’lilerin UMH ve Türklerin hazırlandığı saldırıya karşı olduğu anlamına geliyor. Bu durum, UMH’nin Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ı, ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland ve AFRICOM Komutanı General Stephen Townsend ile 22 Haziran’da Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde görüşmeye itti.
AFRICOM komutanı, “Bu toplantı, Libya’da barışın askeri yollarla değil, siyasi bir süreçle gerçekleştirilmesi gerektiği konusundaki ABD tutumunu vurgulamak için yapıldı. Toplantıda, acil bir ateşkes ve tüm taraflardan askeri operasyonlara son verilmesi gerekliliği üzerinde duruldu” ifadelerini kullandı.
Saldırılara ilişkin bu açık ‘redde’ rağmen UMH ve Türk yetkililerin ifadeleri, LUO’nun Sirte ve Cufra’dan geri çekilmeden, ateşkesi reddettikleri yönünde oldu.

Mısır’ın kırmızı çizgisi
Mısır liderliği, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi aracılığıyla Türkiye’nin Libya’daki varlığına ilişkin olarak kırmızı çizgilerine dikkati çekti. Mısır’ın tavrı, Libyalı taraflar arasındaki siyasi uzlaşı müzakerelerini sürdürme ve ateşkese uyma çağrısıyla başlayacaktı. Bu durum, askeri mevzilenme hatlarının, LUO’nun ülkenin batısından geri çekilmesi sonrasında aynı kaldığı anlamına geliyor. Ancak Türkiye ve müttefikleri, Türk savaşçıların Mısrata’ya yeni bir hava köprüsü kurduğu ve silah ve ekipman takviyeleri yaptığı raporları ortasında, ‘doğuya doğru ilerleme, Sirte ve Cufra’yı kontrol etme’ tehditlerini sürdürdü. Görünüşe göre bu durum, Cumhurbaşkanı Sisi’nin, askerlerine ‘Libya’da askeri harekat olasılığına hazırlanmaları’ bilgisi verdiği, Mısır’ın batısındaki Sidi Barrani üssüne taşınmasını gerektiriyordu. Nitekim Sisi, Cufra’nın ülkesinin ulusal güvenliği için kırmızı bir çizgi olduğunu da açıkça ilan etti.
Mısırlıların, Türkiye’nin Libya için planlarının, ‘Trablus’taki Müslüman Kardeşlere bağlı bir sistem kurarak, kendilerini doğrudan hedef aldığını’ düşündükleri açık. Bu, Mısır ile doğrudan bir temas hattı olması için Türkiye tarafından korunan ‘Mısır Müslüman Kardeşler’inin Libya’ya taşınmasının mümkün olduğu anlamına geliyor. Görünüşe göre Mısır, koşulların eski döneme dönmesine izin vermeyi reddederek, böyle bir olasılığı endişeyle karşılıyor.

Fransa- Türkiye
Türkiye’nin Libya’daki rolüne karşı olan Fransa’nın mevcut tavrı açık. Bu tavır, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından da açıkça dile getirildi. Fransızlar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Avrupa’yı ‘işgal etmek’ üzere ülkesinin sınır kapılarını açtığı göçmen kartıyla yaptığı gibi, Libya’yı da Avrupa’ya şantaj yapmak için kullanmasından korkuyor.
Fransızlar, Erdoğan’ın Libya’da bir üs kurmasından endişe ediyor. Türklerin bu ülkeye, bazıları radikal olarak nitelendirilen gruplardan, yaklaşık 10 bin civarında Suriyeli paralı asker naklettiğini  iddia ediyorlar.
Türkler ise, Fransızların, ‘yasadışı’ olarak gördükleri Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO’yu desteklediklerini ifade ediyor.
Serrac hükümeti, BM tarafından tanınıyor. Ancak eleştirmenler, bu hükümetin Libya parlamentosunun güvenini kazanmadığı için meşruiyetten yoksun olduğunu savunuyor. Aynı zamanda 2015 Aralık ayında Fas’ın Suheyrat şehrinde imzalanan ve UMH’ye meşruiyet veren anlaşmanın, bir buçuk sene olan geçerlilik süresinin dolduğunu ve bu meşruiyetin üzerinden uzun bir zaman geçtiğini vurguluyor.
Fransa, UMH ile iletişim kurmaya devam etse de Paris’in, meşruiyet tanımını geri çekme olasılığı var. Bu tavır, Libya’da meşruiyete sahip tek tarafın, 2014 seçimlerinden halk tarafından seçilen parlamento olduğunu belirten Mısır’ın tavrına da yakın. Zira Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih de Türkiye’nin Sirte ve Cufra’yı kontrol etmeye ve doğuda Petrol Hilali’ne doğru ilerlemeye çalışırsa askeri olarak müdahale etme olasılığı da dahil, Mısır’dan açık desteğini isteyeceklerini açıklamıştı.

Libya Temsilciler Meclisi
Libya Temsilciler Meclisi Başkanının rolü, son haftalarda dikkat çekici. Öyle ki kendisi, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Libya- Libya diyaloğu (Kahire Bildirgesi) başlatma girişimini açıkladığı ve Mareşal Halife Hafter ile düzenlediği  basın toplantısında yer aldı. Aynı şekilde Akile Salih, Cezayir’e ziyarette bulundu. Libyalılar arasında arabuluculuk yapmayı teklif eden ve daha sonra Serrac ile de bu çabalar çerçevesinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile görüştü. Libya Temsilciler Meclisi Başkanının, daha önce de Libya’daki çözümü engelleyen taraflardan biri olduğu biliniyor. Son dönemde ABD’liler, Libya’nın doğusundaki "siyasi hareketlenmeleri" takip ettiklerini söylerken durum, Mareşal Hafter’e tam bağlılık duymayan seslerin varlığını da göstermiş oldu. Son dönemde iki adam arasında anlaşmazlıkların ortaya çıktığı, bu anlaşmazlığın da Hafter’in Trablus’a doğru ilerlemede başarısız olan ‘halk yetkisi’ alma girişimi sonrasında tırmandığı biliniyor. Parlamento, Abdullah es-Sini başkanlığında ülkenin doğusundaki paralel hükümete bağlı.
ABD’lilerin Libya’nın doğusundaki "siyasi hareketlenmelerin" takibi, Hafter ve paralel hükümete karşı net bir öfkeyi de ortaya koyuyor. Bu hoşnutsuzluğun bir göstergesi de doğu hükümetinin Şam’daki Devlet Başkanı Beşşar Esed hükümetine açılması ve Suriye’nin başkentinde Libya büyükelçiliğinin yeniden açılması oldu. Durum, Suriye rejimini ekonomik olarak izole etmeyi, boğmayı, onunla her türlü anlaşmayı önlemeyi ve bunu yapanları cezalandırması amaçlayan Washington’un politikası ile tamamen tutarsız.
ABD’lilerin son haftalarda Karakas’ta Mareşal Hafter’in uçaklarının takip edildiği haberlerinden endişe duyduklarını söylemeleri de dikkat çekici olan bir diğer durum. Washington’un ayrıca, Venezuela lideri Nicolas Maduro rejimini de bastırmaya çalıştığı biliniyor.
ABD’liler, Libya’nın doğusundaki hükümet ve LUO arasındaki bir diğer anlaşmazlık noktası, geçen yılın sonundan bu yana durmuş olan Libya petrolünün ihracatı kartıdır. Doğu hükümeti ve Hafter, Libya devletinin hazinesinden Suriye paralı askerlerinin maaşlarını ödemek de dahil, Serrac hükümetine Türk müdahalesini finanse etmeyi durdurması için baskı yapmak amacıyla ülkenin güneyindeki petrol limanlarından ve petrol sahalarından petrol ihracatını engellemişti. Libya Ulusal Petrol Kurumu, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, Rus paralı askerlerin ve diğer ulusların, petrol ihracatının yeniden başlamasını önlemek için ülkenin güneyindeki Şerare petrol sahasına girdiğini duyurdu.



Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
TT

Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump ile usta oyuncu Robert De Niro arasındaki söz düellosu yeniden alevlendi. De Niro’nun bir podcast programında başkan ve destekçilerine yönelik sert eleştirilerde bulunmasının ardından Trump, uzun bir açıklamayla oyuncuya ağır ifadelerle yüklendi. Böylece iki isim arasındaki gerilim bir kez daha gündeme taşındı.

Şarku’l Avsat’ın Independent’tan aktardığına göre tartışma, 82 yaşındaki De Niro’nun pazartesi günü MSNBC kanalında yayımlanan ‘The Best People with Nicolle Wallace’ adlı podcast programına katılmasıyla başladı.

Programda Trump ve destekçilerini sert sözlerle eleştiren De Niro, “O bir aptal. Ondan kurtulmalıyız. Ülkeyi mahvedecek. Herkesin ‘Make America Great Again’ sloganları ve Amerikan bayraklarıyla dolaşmasını istemiyorum, sanki sadece onlar Amerikalıymış gibi… Biz de Amerikalıyız” ifadelerini kullandı.

De Niro bununla da yetinmeyerek, Trump’ın salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına atıfla ‘Bataklığın Durumu’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Söz konusu konuşma, Trump’ın Birliğin Durumu hitabına karşı bir mesaj olarak değerlendirildi.

Trump ise dün Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk bir kişi’ olarak nitelendirdi. Başkan ayrıca paylaşımında Temsilciler Meclisi üyeleri İlhan Omar ve Rashida Tlaib’e de değinerek, Birliğin Durumu konuşması sırasındaki tutumlarını eleştirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Dün gece son derece önemli ve güzel bir etkinlik olan Birliğin Durumu konuşmasında İlhan Omar ve Rashida Tlaib’i histerik şekilde bağırırken izlediğinizde, gözlerinin kan çanağına dönmüş, adeta akıl hastaları gibi göründüğünü fark edersiniz. Açıkçası bir akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor gibi duruyorlar.”

Trump ayrıca, “Robert De Niro ile birlikte bir tekneye binsinler. De Niro takıntılı, hasta ve akıl sağlığı bozuk bir başka kişi. Son derece düşük bir zekâ seviyesine sahip olduğunu düşünüyorum. Ne yaptığının ya da ne söylediğinin farkında değil; söylediklerinin bazıları ise ağır suç niteliğinde” sözleriyle eleştirilerini sürdürdü.

Öte yandan De Niro, katıldığı podcast programında ‘ülkesi tarafından ihanete uğramış’ hissettiğini dile getirerek, ‘temel değerlere’ dönülmesi gerektiğini vurguladı.

De Niro, “Her şey mükemmel olmak zorunda değil ama bize gücümüzü ve insanlığımızı veren değerlere geri dönmeliyiz. Liderlerimizin hesap verebilir olmasını istiyorsanız, Anayasa’ya ve hukukun üstünlüğüne bağlıysanız ve ABD’nin sevginize layık olmasını istiyorsanız, birlikte sokaklara çıkmaya hazır olun; ülkemizi geri alacağız” dedi.

İki Oscar ödüllü oyuncu De Niro, özellikle 2024’te ikinci kez seçilmesinden önceki süreçte Trump’a yönelik eleştirileriyle biliniyor ve başkana karşı açık muhalefetini sık sık dile getiriyor.


Ürdün, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olan "İslami Hareket Cephesi" partisinin adının değiştirilmesini talep etti

2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
TT

Ürdün, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olan "İslami Hareket Cephesi" partisinin adının değiştirilmesini talep etti

2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)
2011 yılına ait bir fotoğrafta, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler ve siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisinin Amman'daki genel merkezi görülüyor (AFP)

Ürdün Bağımsız Seçim Komisyonu Komiserler Kurulu dün yaptığı açıklamada, yasaklı Müslüman Kardeşler'in siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi partisine, adını "dini, mezhepsel veya etnik çağrışımlardan arındırılmış" bir isimle değiştirmesi gerektiği konusunda bildirimde bulunduğunu duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Komisyon, 2022 tarihli 7 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine dayanarak, İslami Hareket Cephesi partisine ihlalleri bildirim tarihinden itibaren 60 gün içinde düzeltmesi gerektiğini bildirdi.  

Açıklamaya göre, “Parti, ihlaller konusunda daha önce 17 Şubat tarihli Sicil Memurundan bir mektupla bilgilendirilmişti.”

Açıklamada ayrıca, ihlalin partinin tüzüğü ve adıyla ilgili olduğu, bunların Siyasi Partiler Kanununa aykırı olduğu belirtildi. Kanunda, “bir partinin dini, mezhepsel, etnik veya sınıfsal temellere veya cinsiyet veya köken ayrımcılığına dayalı olarak kurulamayacağı” hükmü yer almaktadır.

Konsey, “partinin adının tüzüğünün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve siyasi kimliğini ifade ettiğini, bu nedenle dini, mezhepsel, etnik veya ayrımcı çağrışımlardan arındırılmış olması gerektiğini” belirtti.

Ayrıca, partinin Yüksek Mahkemesi ve Merkez Mahkemesi'nin oluşumuyla ilgili diğer ihlallere de işaret eden yetkili, bu kurulların, Genel Kurul tarafından seçilmediğini, bunun da iyi yönetişim ilkelerini ihlal ettiğini ve bağımsızlıklarını zayıflattığını belirtti.

Nisan 2015'te faaliyetleri yasaklanan Ürdün'deki Müslüman Kardeşler'in siyasi kolu olan İslami Hareket Cephesi Partisi, ülkenin en önde gelen siyasi ve muhalefet partisi olarak kabul ediliyor.

16 Temmuz 2020'de Ürdün yargı makamları, daha önce faaliyetlerine müsamaha göstermiş olmasına rağmen, yasal statüsünü düzeltmemesi nedeniyle Müslüman Kardeşler'i feshetme kararı aldı.

Müslüman Kardeşler'in feshedilmesinin ardından, İslami Hareket Cephesi partisi lisanslı bir siyasi parti olarak yasal statüsünü korudu ve adayları Eylül 2024'teki son parlamento seçimlerine katılarak Temsilciler Meclisi'ndeki 138 sandalyeden 31'ini kazandı.


Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.